ERZURUM İLİ VAKFİYELERİNDE TAŞ ÖZETLER

/ 22 Ocak 2018 / 366 / yorumsuz
ERZURUM İLİ VAKFİYELERİNDE TAŞ ÖZETLER

ERZURUM İLİ VAKFİYELERİNDE TAŞ ÖZETLER*

Özet:

Doğu Anadolu Bölgesi’nde tarihî geçmişiyle önemli bir yere sahip olan Erzurum, içerisinde barındırdığı kültürel varlıkları ile de geleceğini belirlemiştir. Erzurum’da inşa edilen eserleri üç ana grupta değerlendirmekteyiz. İlk grubu Saltuklu dönemi eserleri oluşturmaktadır. İkinci grubu İlhanlı dönemi yapıtları meydana getirir. Üçün- cü grubu ise Osmanlı dönemi kültür varlıkları oluşturur. Taşa ve mermere işlenen vakfiyeleri ile Erzurum ayrı bir yere sahiptir. Bu vakfiyelerden ilki 1310 miladi ta- rihli Yakutiye Medresesi’dir. Yapının güney eyvanına yerleştirilen ve doğu, batı du- varlarındaki ikişer satırlık yazıt, Hoca Yakut’un Medresesi için düzenlettiği vakfının özetidir. Elbette sayfalar dolusu vakfiyelerinin tümünün taşa yazılması mümkün de- ğildir. Vakfiyelerdeki en önemli olumsuzluk, vakfiyenin kaybolmasıdır. Bu durumdan çekinmiş olmalılar ki özetlerinin taşa veya mermere yazdırılması, vakfiyenin âdeta ölümsüzleştirilmesidir.

İkinci örneğimiz Osmanlı dönemine ait XVII. yüzyıl eseri olan Caferiye Camii’nin mahfilinde, kuzey duvara yerleştirilen mermer üzerine yazılmış vakfiye özetidir. Gü- nümüze sadece camii ve çeşmesi ile gelebilen külliyenin diğer yapılarının ve vakfedi- len vakıf mallarının neler olduklarını belirleme imkânı sağlanabilmektedir.

Üçüncü örneğimiz dünyada bir başka örneğini görmediğimiz bir çeşme üzerinde yer alan vakfiye özetidir. XVIII. yüzyıl eseri olan Hacı Mehmed Ağa Çeşmesi üzerinde yine mermere yazılmış on satırlık vakfiye özeti ile Hacı Mehmed Ağanın yaptırdıkları ve bağışladıkları malların özetidir. Taş vakfiye özetleri, yazı tarzları yani hattatları ve taş yontucuları yani hakkâkları açısından da oldukça dikkat çekicidir. Bu üç örnek makalemizde ayrıntılı bir şekilde değerlendirilip irdelenecektir.

Anadolu’nun en önemli yerleşim merkezlerinden biri olan, tarihî geçmişi ve içinde barındırdığı kültürel varlıkları ile geleceğini de yönlendiren bir şe- hirdir Erzurum. Erzurum’da inşa edilen eserler üç ana grupta değerlendirile- bilir. İlk grubu Saltuklu dönemi eserleri, ikinci grubu İlhanlı dönemi yapıtları, üçüncü grubu ise Osmanlı dönemi kültür varlıkları oluşturur.

Bu makalenin konusunu Erzurum’da üç eserde görülmesi ile dikkat çe- ken taşa ve mermere işlenen vakfiyeler oluşturmaktadır. Bu vakfiyelerden ilki 1310 miladi tarihli Yakutiye Medresesi’dir. Yapının güney eyvanına yerleşti- rilen ve doğu, batı duvarlarındaki mermere yazılan ikişer satırlık yazıt, Hoca Yakut’un Medresesi için düzenlettiği vakfının özetidir. Elbette sayfalar dolusu

vakfiyelerinin tümünün taşa yazılması mümkün değildir. Vakfiyelerdeki en önemli olumsuzluk, vakfiyenin kaybolmasıdır. Bu durumdan çekinmiş olma- lılar ki özetlerinin taşa veya mermere yazdırılması, vakfiyenin âdeta ölümsüz- leştirilmesidir.

İkinci örneğimiz Osmanlı dönemine ait XVII. yüzyıl eseri olan Caferi- ye Camii’nin mahfilinde, kuzey duvara yerleştirilen mermer üzerine yazılmış vakfiye özetidir. Günümüze sadece cami ve çeşmesi ile gelebilen külliyenin diğer yapılarının ve vakfedilen vakıf mallarının neler olduklarını belirleme imkânı sağlanabilmektedir.

Üçüncü örneğimiz dünyada bir başka örneğini görmediğimiz bir çeşme üzerinde yer alan vakfiye özetidir. XVIII. yüzyıl eseri olan Hacı Mehmed Ağa Çeşmesi üzerinde yine mermere yazılmış on satırlık vakfiye özeti ile Hacı Mehmed Ağa’nın yaptırdıkları ve bağışladıkları malların hülasasıdır. Taş vak- fiye özetleri, yazı tarzları yani hattatları ve taş yontucuları yani hakkâkları açısından da oldukça dikkat çekicidir.

YAKUTİYE MEDRESESİ

Yeri: Erzurum şehir merkezinde, Cumhuriyet Caddesi’nin kuzey kenarın- dadır (Foto. 1).

Tarihçe: Taçkapı üzerindeki yapım kitabesine göre Sultan Olcaytu döne- minde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına 710 H.-1310 M. tarihinde Cema- leddin Hoca Yakut Gazanî tarafından yaptırılmıştır.

Kitabenin Okunuşu: “Emere bi imareti haze’l medfeni fi eyyami devlet-i Olcaytu Sultan halledallahu mülkehu min fevadili enami es-sultan Gazan ve Boluğan Hatun enare-llahu burhanehüma Cemaleddin Hace Yakut el-Gazani fi seneti aşere ve sebamiye.”1

Anlamı: “Bu medresenin yapılması 1310 yılında Sultan Olcaytunun-Al- lah mülkinü ebedi kılsın-hükümdarlık günlerinde, Sultan Gazan ve Bolugan Hatunun-Allah burhanlarını aydınlatsın-yüce ve ali cenap yardımları ile Ce- maleddin Hoca Yakut Gazani emretti.”

Kapalı avlulu Anadolu medreseleri içerisinde önemli bir yere sahip olan medresenin taçkapısı, minaresi, avlu örtüsü, ana eyvana doğu yönden bitişik olan türbesi ve figürlü süslemeleri ile çağının ve de günümüzün önemli eser- leri arasındadır.

Yakutiye Medresesi’nin mescit olarak kullanılan (Foto. 2) güney eyvanı- nın batı ve doğu duvarlarına ikişer satır olarak yazılan sülüs kitabe 4.50. m. uzunlukta, 0.45 m. genişliktedir (Foto. 3-4).

Eyvan duvarlarının vaktiyle çini kaplı olduğunu kalan izlerden anlaşıl- dığını belirtmektedir2. Mermer malzeme üzerine istiflenen yazı kabartmadır

XIV. yüzyılın başlarına ait olan bu taş vakfiyenin asıl metnini oluşturan ve kadılar tarafından tescil edildiği belirtilen taş vakfiye özetinden, kâğıt üzerine yazılmış asıl bir vakfiyesinin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak vakfiye günümü- ze kadar ulaşamamıştır.


Zaten taşa özetinin yazılmış olmasının da esprisi burada yatmaktadır. Bu- radan hareketle anlaşılmaktadır ki kâğıt üzerine yazılanların bir gün kaybol- ması ihtimal dâhilindedir. Nitekim bu istenmeyen durum gerçekleşmiştir.


Yakutiye Medresesi’nin taş vakfiyesi örnek alınmış olmalı ki bundan son- ra tanıtılacak iki taş vakfiye örneği de Erzurum’da yer almaktadır.

Kitabenin okunuşu şöyledir:3

“ Zikrullahi a’la ve bi’t-takdimi evla emere bi imareti hazihi’l-buka’ti’ş-şe- rifeti fi eyyami devleti’s-sultani’l-‘azami Olcaytu Sultan halledallahu mülke- hu min fevadili in’ami’s-sultan es-Said Ğazan ve Boluğan Hatun el-Horasa- niyyeti enarellahu bürhanehuma ve tabe serâhuma.

El mevlâ el-muazzamu Cemalüd-devleti ve’d-dini Hâce Yakut azze nas- ruhu ve vakefe alâ meslehatihâ cemie’l-kura ve’l-akâr feminha karyetu Her- tenef, ve karyetu Kinğfank bi vilayeti Pasin ve karyetu Segnariç ve Terariç bi Kasabati Erzeni’r-rum ve cemi’u’l-hani’l-kebiri ve’l-havaniti ve’l-hemmame- ni ve’l-mebkaleti ve’l-mesbeneti

Ve’l-haneyni limerbeti’l-cimal ve’t–tahuneti’l-vahideti bi(l) medine- ti’l-mezkureti ve cemi’u’l-kura el-kainatiti bi kasabati Bayburt ve hiye Hart ve Kirzo ve Fika’i’ ve Ermina ve Hınzaferek ve Havnus ve Ferakos ve ce- mi’u’l –hemmameyni’l-ma’rufeyni biinşai ‘l-vakıf i’l-mezkuri eyzan bi Bay- burt vakfen sahihen şeriyyen muhalleden la yubau’ vela yuresu vela yurhenu vela yustebdelu.

Bel yecri ala minvalihi ve ilâ tasarrufi’(l)-mesarifi’l-muayyeneti ve’ş-şu- ruti’l-mezbureti fil vakfiyyeti’l-müsecceleti bisicilli’l-kuzati’l-mahkumeti biha ibtiğaen livechillahi innallahe la yudi’u ecran men ahsene amela ferehi- mellahu men akrere ve rüttebi ve dea li vakifihi ve men sea’ fi ibtalihi ve’s-sar- fi bigayri şartihi fe aleyhi lanetullahi ve’l-melaiketi’l-mukarrebine ve’l-mur- seline ve’-nasi ecmaine ila yevmiddin.

Kitabenin dilimize çevrilişi şu şekildedir:

“ Allah’ı anmak çok iyidir ve bunu öne almak evlâdır. Bu şerefli Buka’nın yapılmasını yüce sultan Olcayto’nun-Allah mülkünü ebedi kılsın.- Saltanat yıllarında sultan-i sait Gâzân ve Horasan’lı Bolugan Hatunun – Allah bur- hanlarını (tanıklıklarını) ışıklandırsın. Toprakları iyi olsun – büyük ve güzel yardımları ile (fevazılı ile) yüce efendim, Cemal-üd Devlet-i ve’d-din Hoca Yakut, Allah desteğini aziz etsin – emretti. Buka’nın ihtiyaçları için akarlar ve şu köylerin hepsini vakfetti; “Pasin Vilayetinde (Hertenf) ve (Kingfank) köyleriyle, Erzen-ir-rum kasabasında (Süngenariç) ve (Terariç) köyleri, yine Erzen-ir-rum’da büyükhanın, dükkânların, iki hamamın, sebze tarlasının ve sabunhanenin, deve bağlamak için iki hanın (Deve Hanı) ve bir değirmenin tamamı ve Bayburt kasabasında Hart, Kurzo, Fıka’i, Ermina, Hınzaferek, Havnus, Ferakos köylerinin hepsini ve yine vâkıfın yapısı olarak bilinen iki hamamı Allah rızası için sahih, şer’i ve ebedi olarak vakfetti. Bunlar satıla- maz, irs yolu ile başkalarına geçemez, rehin bırakılamaz ve değiştirilemez. Ancak bunlar usulüne uygun olarak kadıların kütüklerinde tescil edilen vakfi- ye şartlarına göre ve muayyen masrafları yapılmak üzere cereyan eder. Allah iyi iş yapanın ecrini zayi etmez. Allah vakfiye şartlarına ve tertiplerine riayet edene ve vâkıfa dua edene rahmet etsin. Vakfın iptaline çalışana ve şartlarına aykırı şekilde tasarruf edenlerin üzerlerine kıyamete kadar Allah’ın mukarreb meleklerin, peygamberlerin ve bütün insanların lânetleri olsun”4.

Abidenin taç kapısında türbenin (medfen) 710 H. yılında yapıldığı açıkça belirtildiği halde vakfiyesinin özetinde vakf edilenin bir buka’ olduğu kayıt- lıdır. Arap dilinde (Buka’) ve (Bika’) şeklinde okunan bu kelimenin mânası hakkında “Şol arz kıt’asına denir ki yanlarında olan kı’taların hey’etine mu- gayir olmakla onlardan mümtaz ola. Cem’i (Bika’) gelir. Cibal vezninde.” Çevresindeki yerlerden farklı ve seçkin olan yere Araplar “Buka veya Bika” dediklerine göre, Yakutiye manzumesi de muhitindeki yerlerden ihtişamı ile farklılık gösterdiğinden bu şekilde tanımlanmış olabilir5. Ayrıca buk’anın bu anlamı dışında zaviye ile medrese – sıbyan mektebi arasında bir eğitim kuru- munu ifade etmek için kullanıldığı bilinse de6 Anadolu Selçuklu döneminde eğitim amacı ile kullanıldığına dair kesin bir bilgi mevcut değildir.

Tarihî dönemlerde bölgelere göre farklı anlamlar ifade ettiği anlaşılan buk’a kelimesinin “farklı ve seçkin olan yer” anlamından hareketle Yakutiye Medresesi’nin, Çifte Minareli Medrese’den önce yapılmış olduğu düşünüle- bilir. Çünkü Yakutiye Medresesi gibi bir yapının çevresinde ondan daha ih- tişamlı bir yapının olmaması halinde buk’a kelimesinin kullanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yakutiye Medresesi’nin taş vakfiyesinde geçen köy adları;

Erzurum’a Bağlı Olanlar:

SÜNGENARİÇ: Ankara Tapu ve Kadastro Umum Müdürlüğüne bağlı Kuyud-u Kadime arşivlerinde 41 no. da kayıtlı III. Murat adına tahrir emini Hüseyin tarafından hazırlanan Erzurum defterinde Erzurum evkafı yazılırken Süngen(l)ariç (Süngeriç) Köyünün malikânesinin Yakutiye Medresesinin vak- fı olduğu gösterilmiştir. Bu köyün adı medresenin taş vakfiyesinde (Süngena- riç) şeklinde geçer. Bugün yaşayan adı Süngeriç’tir7.

TERARİÇ KÖYÜ: Günümüzdeki adı Tebrizcik Köyü’dür. Erzurum Aziziye ilçesine bağlıdır. Halk dilinde Tevrücük diye anılmaktadır. Bu köyün adı başvekâlet arşivindeki 199 numarada da Terariç şeklindedir8.

Pasinlere Bağlı Olanlar:

HERTENF: Taş vakfiyede bu köyün adı “Hertenf” olarak geçmektedir. Bugünkü adı Otlukkapı’dır. Vakfiyede bu köyün tamamı Yakutiye Medrese- si’nin vakfı olduğu yazıldığı hâlde burada yalnız malikânesi gösterilmiştir ki sonradan değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır. Arşivdeki 538 numarada kayıtlı Pasin Livası Evkaf defterinde Kuzey Pasin nahiyesindeki vakıflar tespit edi- lirken aynen şu ifadeler geçmektedir; “Kariye-i Hertev. Malikâne vakf-ı med- rese-i Yakutiye der nefs-i Erzurum tabi-i kuzey”9.

KİNGFANK: Köyün adı daha sonra Kevank’e dönüşmüştür. Günümüz- deki adı Taşkaynak’tır. Yine defterde Pasin’in güney nahiyesine bağlı Kig- vank Köyü’nün malikânesinin de Yakutiye Medresesi’ne vakfedildiği ifade edilmektedir10.

Bayburt’a Bağlı Olanlar:

Vakfiyede Bayburt’taki köylerin tamamının Yakutiye Buka’sına vakfedil- diği gösterilmektedir. Aynı arşivde 46 numarada kayıtlı (Defter-i Mufassal-ı Bayburt Cilt 3) 6 köyün Yakutiye Medresesi’ne vakfedildiği gösterilmiştir. Taş vakfiyede bu köylerin tamamı vakfedildiği halde bu defterde köylerin malikânelerinin yalnız yarılarının ve dörtte birlerinin medreseye vakfolunduğu, diğer kısımlarının başka yerlerin vakıfları olduğu yazılmıştır. Bu köyler def- terdeki sıralarına göre şunlardır;

HART: Köyün adı taş vakfiyede ilk sırada geçmektedir. Günümüzde Bay- burt’un ilçesi Aydıntepe’dir. Bu köyün yarım malikânesinin dört parçasından bir buçuk parçası Yakutiye Medresesi’nin, bir buçuk parçası Cami-i Kebir’in bir parçası da bu köydeki mescidin ve pınarın (çeşmenin) vakfıdır11.

KÜRZO: Köyün adı günümüzde Yukarı Kirzi Köyü olup, Aydıntepe İlçe- sine bağlıdır. Taş vakfiye özetinde ikinci sırada yer alır. Bu köyün yarı malikâ- nesi Hoca Yakut’un Hankahının vakfı, diğer yarısı Divanı Timar’dır. Bu kayıt bizlere Hoca Yakut’un bir hankâhının olduğunu göstermektedir. Daha önce okunan taş vakfiyede hankâh bulunmadığına göre bunun başka bir vakfiye ile vakfedildiği anlaşılmaktadır. Bu hankâhın medrese ve türbenin yanında bulunduğu sonradan yok olduğu anlaşılmaktadır. 1000 H. – 1591 M. yıllarında hankâhın ayakta olduğu anlaşılıyor. Zaten Osmanlılar bu yerleri şenlendirmek için metruk ve harap tekkeleri ihya etmişler, bunları ayakta tutmak için senelik tahsisler yapmışlardır12.

FİKA’İ: Köyün adı taş vakfiyede üçüncü sırada geçmektedir. Zaman içerisinde Pika’i ve Pigeyi şekline dönüşmüştür. Günümüzdeki adı Ballıka- ya’dır13.

ERMİNA: Köyün adı taş vakfiyede dördüncü sırada geçmektedir. Köyün adı zamanla Ermene olmuştur. Günümüzde kullanılan adı Çatalçeşme’dir14.

HINZAFEREK: Köyün adı taş vakfiyede beşinci sırada geçmektedir. Bu adı kullanan iki köy vardır. Biri merkeze bağlı Taşkesen Köyü, diğeri De- miözü İlçesine bağlı Çatalçeşme Köyü’dür. Vakfiyedeki bahsi geçen köyün Taşkesen olduğunu tahmin ediyoruz. Malikânenin dörtte biri Yakutiye Medre- sesi’nin vakfıdır. Üç rubu malikâne ve divani timardır15.

HAVNUS: Köyün adı taş vakfiyede altıncı sırada yer alır. Günümüzdeki adı Sarımeşe’dir16.

FERAKOS: Köyün adı taş vakfiyede yedinci sırada geçmektedir. Daha sonra adı Farakos’a dönüşmüştür. Günümüzde ise Uğur Geçidi adıyla anıl- maktadır17.

Vakıf Defterlerinde Geçen Köy Adları:

KOPUZ KÖYÜ18: Köyün adı taş vakfiyede geçmemektedir. Bugün de aynı adı kullanmaktadır. Bu köyün yarım malikânesi Yakutiye Medresesi’nin vakfı, diğer yarısı da divanı tımardır. Bu köyün 240 vergi ile mükellef nüfusu vardır. Bunlar Bayburt Kalesi’ndeki miri evleri, ambarları ve suyollarını tamir etmek şartıyla her türlü Tekâlif-i Örfiyye ve Avariz-i Divaniye’den muaftırlar. Bu hususta ellerinde padişahın hükmü vardır.

CUMAVARKİ (Cumavank): Bugünkü adı Karlıca’dır. Köyün adı Taş vakfiyede geçmemektedir. Bu köyün malikânesinin dörtte biri Yakutiye Med- resesi’nin vakfıdır. Üç rub’u divanî timardır19.

Bölgenin tarihi-coğrafyası, eski adları, vakfa bağışlanan gayrimenkullerin neler olduğunun özetle bilinmesi açısından yukarıda açıklanmaya çalışılan taş vakfiye özeti varlığını yaklaşık 700 yıldır koruyabilmiş olması açısından da son derece önemlidir.

CAFERİYE CAMİİ

Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır ( Foto. 7).

Tarihçe: Cami giriş kapısı üzerinde beş satırlık nesih kitabeye göre Sul- tan İbrahim’in hükümdarlığı zamanında Erzurum Hazinesi Mukataa memuru Ebubekir oğlu Hacı Cafer tarafından 1055 H.-1645 M. yılında yaptırılmıştır (Foto. 8-9).

Kitabe metni şu şekildedir:

    1. Rabbena takabbel minna haze’l cami’eş şerif-el mescidel münife bi ka- bulin hasenin bi fadlike’l amimi ummere fi asri

    2. Sultanil berreyni ve hakanil Bahreyni hadimil Haremeyn eş şerifeyn es sultan ibni sultan sultan

    3. İbrahim Han min nesli ali Osman edamallahu saltanetahu ila yevmil mizan ve bena hasbeten Lillah ve taleben

    4. Li merdatihi ehkau külli men ahker el hac Cafer bin Ebibekr mukatea-i hazine-i Erzurum gaferallahu lehu

    5. Velivalideyhi ve ecdadihi vel müslimine ecmain bi hurmeti seyiidil mürselin littarihi takabbellahu el-celil anhu bi kabulin hasenin sene 105520.

Türkçe Anlamı:

“Rabbimiz bizden bu camii şerifi ve mescid-i münifi âm olan fazlınla hüs- nü kabul eyle. Bunu iki karanın sultanı, iki denizin hakanı, iki haremi şerifin hadimi sultanoğlu sultan, Sultan İbrahim Han asrında Allah saltanatını kıya- mete kadar daim etsin. Arz-ı Rum (Erzurum) hazinesi mukataası hakirlerin en hakiri Ebubekir oğlu hacı Cafer, Allah yolunda Allah’ın rızasını talep için mamur etti ve yaptı. Allah peygamberlerin efendisinin hürmetine kendisine, anasına ve babasına, dedelerine ve bütün Müslümanlara rahmet etsin. Şu tarih içindir (Celil olan Allah bunu hüsn-ü kabul ile kabul eyle sene 1055/1645).”

Caferiye Camii21 bir külliye olarak yaptırılmıştır. Ancak günümüze sadece tek kubbeli camii (çilehanesi), mektebi ile bahçe duvarına bitişik çeşmesiyle gelebilmiştir. Medresesi, hamamı, diğer çeşmeleri ve tuvaletleri yıkılıp orta- dan kalkmıştır. Vakfiyesinde belirtilen vakıf mallarının da akıbeti meçhuldür. Evliya Çelebi Cafer Efendi’den ve ziyafetinden bahsederek Erzurum mektep- leri arasında Cafer Efendi Mektebini de saymaktadır22. Cafer Efendi’nin kabri caminin son cemaat yerinin doğu tarafındadır.

Cafer Efendi, caminin mahfilinin kuzey duvarı üstüne nesih yazı ile Türk- çe olarak 14 satır halinde vakfiyesinin bir hülasasını kazdırmıştır.

Vakfiyenin çevirisi şu şekildedir:

1- VAKFİYE-İ CAMİ’ EL- HAC CÂ’FER

  1. Cami-i mezburun kıblisinde bina eyledüğüm ricale mahsus hamamı ve Tebriz kapusunun taşrasında olan debbağhane ile mumhane.

  2. Ve Gürcü kapusundan taşra-i kaladan çıkan su ile suvarılan çukur çevir- me bostan ve Erzincan kapusundan taşra handak kenarıyla aşağıya.

  3. Giden yola muttasıl çevirme bostan ve cami-i mezburun hareminin şi- malen dıvarına muttasıl üç kıta bakkal dükkânı ve kuyumcular çarsusunda üç dükkân köşeleri

  4. Ve Erzurum Nahiyesi karyelerinden Mülk nam karyede malikânemiz olan nısf çiftliği ve nahiye-i Tercanda mülk name-i hümayun ile temlikim olan Pürk nâm karyenin mahsulü

  5. Ve mersumatını ve sınorunda mâlım ile hafr ve ihraç eylediğim neft ku- yusuni ve mümkin olursa memlehasını ve Micingirt sancağında hâli ve harabe karyelerden ihya eyledüğüm

  6. Zanzak ve Alakilisa nâman karyelerin senede dimusiniyet şartı üzre yüz İstanbulî ğilâl-i mirîye verildikten sonra iki karyeden hâsıl olan mahsulât.

  7. Ve mersumatını ve bu mezkûrat ve müteallikatını hasbetenlillâhi Teâlâ ve taleben limerzatihi ğarik-i bahr-i isyan ve ümidvar-ı âfv ve ğufran kesirü’t- taksir ağnî el Hâc Cafer (İ)bni Ebi Bekr

  8. Avn-i Hâk ile Cami-i Kebir-i şerif mahallesinde binası müyesser olan cami-i şerife vakf ve haps eyleyüp ve bu evkaf-ı mezkûrata şart-ı tevliyetini evlâdımdan ve ütekamdan perhizkâr

  1. Ve dindar olana mahsus ettim her kanğısı perhizkâr olup şûruti yerine getirürse mütevellilik itibarı ana olup karabete itibar olmaya ve herkim evlâ- dımdan ve gayrıdan.

  2. Hilâf-ı şart-ı vakıfnâme tebdil ve tağyir ve yahut zarar kasdın ider olur ise Gazab-ı Hakka mazhar olalar eğer vakıfnâmede olan şûruti mütevelli yerine getürmede ihmâl

  3. İderse müstehakkın nasbı ve nâmahallin azlî çün Camiin vaız ve mü- derris ve hâtib ve eimme ve müezzinin ve cümle ehl-i vazaifini ve umumen cemaatini hasbî nâzır ve hâkim-i vilayet ve hâkim-i şer’

  4. Muin olmağı dahi şart ve tekayyütlerin emanet eyledim. Ve Camiin İyazenbillâhi Tealâ bir yeri yıkılurse tamir olmadıkca vezayif verilmeyüb ra- kabe oluna ve herkim

  5. Camie ve evkafa muin olup icrasına çalışurse muini Allah olup, dün- yadan ahirete iman ile gide cami ve evkafını ve kendümi ve umurimi

  6. Ve Cümlei Allah hazretine emanet verdim. El-vâki’ fi evahir-i şehri Cümazilulâ senete ihdâ ve sittine ve elf mine’l-hicreti’n-nebeviyeti aleyhi ef- dalü’l- üs-selâti ve ekmel-u’t-tahiyyeti23.

Vakfiyesi24

Câfer Efendi Vakfı’na ait vakfiye sûreti, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşi- vinde 582 numaralı defterin 414. sahifesinin 324. sırasında kayıtlıdır. Vakfi- ye, Evâil-i Muharrem 1061 / 25 Aralık 1650 – 03 Ocak 1651 tarihli olup üç sahifedir. Vakfın mütevellisi Mehmed Çavuş bin Mehmed Bey’in müracaatı ile Anadolu Kadıaskeri Abdurrahman ibn-i Hüsameddin tarafından tanzim ve tescil edilmiştir. Vakfiye, dönemin padişahı Sultan İbrahim tarafından vakıfla ilgili düzenlenen mühimme kaydı ile vakfın şeriyye siciline işlenmiş kaydının bir suretini ihtiva etmektedir.

Erzurum vilayet kâtibi ve hazine mukataacısı olması nedeniyle yüksek bir gelire sahip olan Câfer Efendi, yaptırdığı külliyesi için önemli gelir kaynakları vakfetmiştir. Vakfın evkafı şunlardır. İçerisinde boyahanesi olan Pürk25 Köyü bir tuzlaya ve bir neft kuyusuna sahipti. Bu köy ve içindekiler padişahın ha- vass-ı hümayunundandır. Câfer Efendi, kurduğu vakıf için, harabe bir hâlde bulunan ve gelir kaydı bulunmayan köyü, bir arzuhâl ile padişahtan kendisine temlik yapılması için talep etmiştir. Sultan İbrahim de 5 Zilhicce 1056/12 Ocak 1647 tarihli bir hatt-ı hümayûn ile Câfer Efendi’nin talebini olumlu karşılamışve köyün, haracı ödenmek kaydıyla geri kalan tüm vergilerden muaf olarak kendisine temlik edildiğini bildirmiştir.

Harabe hâlindeki köyü onartmış, neft (petrol) kuyusu işler hale getirilmiş, boyahane çalıştırılmıştır. Câfer Efendi, köyün tüm gelir kaynaklarını cami ve medresenin gerekli ihtiyaçlarını gör- mek için vakfetmiştir. Hamam, tabakhâne, çevirmeler / sebzelikler, mumhâne, dükkânlar alarak vakfetmiştir. Cafer Efendi’nin vakıf mülkleri şunlardır:

Pürk Köyü Erzincan /Tercan/Balıklı

Boyahane Pürk/Balıklı

Neft Kuyusu Pürk/Balıklı

Hamam Caminin Güney Sınırı

Tabbakhane Tebrîz Kapısı

Çevirme Gürcü Kapısı

Çevirme Erzincan Kapısı

Mumhane Tebrîz Kapısı

Dükkân Kuyumcular Çarşısı

Dükkân Caminin Bahçe Sınırı

Mülk Köyü /Yarım Çiftlik Erzurum

Zanzak Köyü Mahsulâtı Micingert Alakilise Naman Köyü Mahsulâtı Micingert

Camiye Vakfedilen Eşyalar:

Rahle ve Mushaf Süleyman Paşa

Rahle ve Mushaf Feridun Paşa oğlu Mehmed Paşa

Rahle ve Mushaf Mahmud oğlu Mehmed

Rahle ve Mushaf Hasan Kızı Meryem

Otuz Aded Kur’an Cüzü Câfer Efendi Dört Adet Bakır Şamdan İki Küçük Şamdan

Altı Büyük Halı Câfer Efendi

Beş Küçük Halı Câfer Efendi

Beş Kıta Yaygı Câfer Efendi

Câfer Efendi vakfında kalabalık bir görevli ve çalışan kadrosu bulun- maktadır. Vakfın ana idari unsuru olan mütevellilik görevi vâkıf tarafından Muhsinzâdelerden Mehmed Çavuş bin Mehmed Bey’e verilmiştir. Nazırlık ise vâkıfın kendisinde ve çocuklarında kalmıştır.

Câfer Efendi Vakfında Bulunan Görevliler ve Ücretleri:

Mütevelli

7

Nâzır

Müderris

10

Vâiz

7

Şeyh

7

Zâkir

3

Mafel Reisi

1

Hafız

1

Cüzhan

1

Noktacı

0,5

İmam

4

Hâtib

2

Müezzin

3

Salâhân

1

Farraş

3

Kâtib

4

Câbi

3

Su Yolcu

2

Dülger

1,5

Mimar

1,5

Vakfın Aydınlatma ve Tefriş Giderleri:

Mescid Yaygısı

500

Mum ve Yağ

1200

Balmumu

1800/900

Kandil Yağı

1200

Kubbe Mumları

400

Camide mahfil bölümünde bulunan ve vakfiyenin tanziminden dört ay sonra 22 Nisan – 1 Mayıs 1651 tarihinde yazdırılan vakfiye özeti olarak nite- lediğimiz kitabede, vakfiyede belirtilen evkafa ilaveten Erzurum’a bağlı Mülk Köyü’nden yarım çiftlik ile Micingert Nahiyesi’nden Zanzak26 ve Alakilise27 isimli köylerinin mahsulâtı da eklenmiştir. Ancak bu eklemeye ait taş vakfiye özetinin dışında elimizde bir kayıt bulunmamaktadır. Vâkıf, cami, medrese, çeşme ve diğer vakıf yapıları tamire ihtiyaç duyulduğunda mevcut gelirden harcanmasını, yetmez ise çalışanların ücretlerinden kesinti yapılmasını, o da yetmez ise bir süre ücret verilmemesini, ödemenin sonraya ertelenmesini, bütün bunlar mümkün olmaz ise vakıf gelirlerinin şehirde bulunan fukaraya vakfedilmesini şart koşmuştur28. Vakfiyenin şahitleri arasında Mehmed Vanî Efendi de bulunmaktadır29.

HACI MUHAMMED (MEHMED) ÇEŞMESİ (GÜRCÜ KAPI ÇEŞ- MESİ)

Gürcü Kapı Caddesi üzerinde bulunmaktadır ( Foto. 10).

Çeşmenin ayna taşı üzerine yerleştirilen 0.80 x 0.71 m. boyutlarında mer- mere yazılmış vakfiye özeti niteliğinde bir kitabesi bulunmaktadır (Foto. 11- 12).

Mermer üzerine sülüs harflerle yazılmış on satırlık kitabenin çevirisi şu şekildedir;

                                                                                                                       

Kitabenin Çevirisi:

    1. Sahibü’l- hayrat ve’l- hasenat Hâcı Muhammed bin Ali aleyhima rah- met ü’l-bârî tahsil-i beyt

    1. Eşeddi ihtiyaçlarına binaen “ve min el-mai küllü şeyin hay” fehvası üzre iptiğaen limerdatillahi Ayaz Paşa Güher

    2. Yurdi ve havalisinden hafr ve deyyayi pınarı kurbunda bina eylediği havza

    3. Savacakdan cari olmasını şart edüp ve medine-i mezkûrin harici sur ve etrafında

    4. Hasankalesinde bazen tamir ve bazen müceddeden on iki ve bil cümle altmış adet çeşmeler bina ve beş

    5. İcra-i miyah ve müceddeden iki mescid ve nemazgâhlar ve abdestha- neler ve kenefler ve Hasankalası

    6. Sarf içün Tebriz ve Gürci Kapuları haricinde yüz kırk iki adet dekâkin ve han Odaları

    7. Ve anbarlar bina eyledi imdi vakfullahtır mürur-i eyyam ile hayrat-i mezkurenin bazıları ta’mire

    8. Oldukta nazır olan ahali-i mahallin tashihlerinde ihtimam etmezler ise vakıf-ı mezkûr lanete

    9. Fi sene 113(4) ğurre-i muharrem cild Asitanede Anadoli muhasebesin- de mukayyed hülase-i vakfiyye

Türkçe Anlamı:

  1. Bu çeşmeyi yaptıran, hayır ve iyilikler sahibi Hacı Muhammed ibn-i Ali’dir. Allah’ın rahmeti onların üzerine olsun.

  2. Büyük ihtiyaçlardan dolayı ve «her şeyin sudan yarattık» hükmünce Allah’ın rızasını kazanmak gayesi ile Ayaz Paşa Güher

  3. Yurdu ve havalisinde yer kazarak elde ettiği suyun Deyya-ı pınar yakı- nında yaptırdığı

  4. Savacaktan akmasını şart koşarak ve adı geçen şehrin sur dışında ve etrafında

  5. Hasan Kalesinde bazısını tamir ettirdiği ve bazısını yeniden yaptırdığı 12 ve toplam 60 adet çeşmeler yaptırdığı, ayrıca 5 de,

  6. Su mecrası yaptırmış ve yeniden 2 mescit, namazgâhlar ve abdesthane- ler ve tuvaletler yaptırmıştır.

  7. Gelirleri bunlara ve Hasan Kale’deki evkafına sarf edilmek üzere Er- zurum’da Tebriz ve Gürcü Kapılar dışında 142 adet dükkân ve han odaları,

  8. Ambarlar da yaptırmıştır. Zaman geçtikçe vakfedilen bu hayır ve içti- mai yardım müesseseleri tamire (muhtaç)

  1. Olursa o civardaki halkın hepsi bunlara nezaretle ve kontrolle mükel- leftir. Bunu yapmazlarsa vâkıfın laneti (onların üzerine olacaktır).

  2. (Bu taşa yazılanlar) Evkaf İdaresi’ndeki Anadolu Muhasebesinde kayıtlı bulunan vakfiyesinde hülasa edilmiştir. (Hacı Muhammed evkafını) M.1723 yılında tesis etmiştir.

Vakfiyesinin bir özetini çeşme taşına yazdıran Hacı Muhammed, Kay- serili Mahmud’un oğlu Ali’nin oğludur. Kitabede verilen bilgiler ile vakfi- yesindeki bilgiler dikkate alındığında Hacı Muhammed Ağa’nın Erzurum’da pek çok çeşme, abdesthane, tuvaletler gibi su ile ilgili hayır müesseseleri tesis ettiği gibi mescid ve namazgâhlar da inşa ettirdiği anlaşılmaktadır. Bunların yaşatılabilmesi için ise çok sayıda dükkân ve han odası vakfetmiştir.

Vakfiyesinin bir özetini çeşme taşına yazdıran Hacı Muhammed, Top- hane Mescidi’ni inşa ettiren Abdülmennânzâde Hacı Osman bu eserini 1090 H.- 1679 M. yılında gerçekleştirmiştir. Kayserili Mahmud oğlu Ali oğlu Hacı Muhammed Ağa, Hacı Osman’ın yaptırmış olduğu tesislere birçok gelir vak- fetmiştir. Vakfiyede yapılan mescit ve çeşmeler hakkında şu ifadeler zikredil- miştir: “Hacı Osman Erzurum şehrinin suru dışında Şabhanenin üstünde Teb- riz kapısı diye bilinen kapının yanına bir mescid yaptı. Yine sur dışında Gürcü kapısı adıyla bilinen kapının yanında ve hamamın yakınında başka bir mescid daha yaptı. Ve şehrin dışında birçok yerlerde çeşmeler akıttı.”30 Kitabede ve- rilen bilgiler ile vakfiyesindeki bilgiler dikkate alındığında Hacı Muhammed Ağa’nın Erzurum’da pek çok çeşme, abdesthane, tuvaletler gibi su ile ilgili hayır müesseseleri tesis ettiği gibi mescit ve namazgahlar da inşa ettirdiği hem bu çeşmenin kitabesinden, hem de vakfiyesinden anlaşılmaktadır. Bunların yaşatılabilmesi için ise çok sayıda dükkân ve han odası vakfetmiştir. Günü- müzde yaptırdığı çeşmeleri net bir şekilde tespit etme imkânımız ne yazık ki mümkün değildir. Sadece tanıttığımız çeşmenin Hacı Muhammed’e aidiyeti kesindir31.

Çeşme enine dikdörtgen boyutlarında sivri kemerli olarak yapılmıştır. En üstteki profilli saçak silmelerinin altında iki sıra mukarnas dizisi yer almak- tadır. Çeşmenin her iki yanını oluşturan blok taşlar üzerine kemer örülmüş ve kemer kilit taşı üzerine bir palmet motifi işlenmiştir. Aynataşı üzerine yer- leştirilen 0.80 m. x 0.71 m. boyutlarında mermere yazılmış vakfiye özeti ni- teliğindeki kitabe hemen dikkati çekmektedir. Kitabenin altında çeşme tası için yapılmış niş bulunmaktadır. Bu nişin kitabeye yakın olması, kitabenin alt satırına büyük ölçüde zarar vermiştir. Son onarımda tas yeri kapatılmıştır. Alt bölümü iri blok taşlardan inşa edilen çeşme önceleri iki lüleye sahipken, son-radan şehir şebekesine bağlanmış, son onarımda ise üç lüleden yer suyu akıtıl- mıştır. Tekne kısmı çeşme ile aynı taştan yapılmış olup, toprağa gömülüdür32.

Erzurum çeşmeleri içerisinde, vakfiye özeti şeklinde verilen mermer kita- besi ile ayrı bir yere sahiptir. Vakfiyede belirtilen vâkıfın lanetine uğramamak için ilgililere sorumluluk yüklenmiştir. Çeşme düzgün bazalt kesme taştan ya- pılmıştır. Yer suyu akmaktadır. Çeşmeye, Ahmet ve Süleyman Yurttaş’a ait tapulu yer suyu bağlanmıştır.

Hacı Muhammed Ağa’nın yaptırdığı çeşmelerin yerlerini, ne kadar lüle suyun verildiğini, bu hayır yapılarının yaşatılmasının sağlanabilmesi için vak- fedilen malların neler olduğunu vakfiyesinden öğrenebilmekteyiz. 13 varak olarak düzenlenen vakfiyenin her sayfasında 11 satır bulunmaktadır. Nesih hatla yazılan belgede 13. varak boştur. Vakfiye 1134 H.- 1721-22 M. senesin- de düzenlenmiştir. Erzurum Arkeoloji Müzesinde 2838 numara ile kayıtlıdır. Vakfiye özetinde olmayan, ancak vakfiyesinde bulunan bazı ayrıntılar şöyle- dir33:

Vakfettiği taşınmazlar şunlardır:

Karaköse Mahallesi’nde bulunan Boyahaneyi, Tebrizkapı dışında 24 adet dükkân, Tebrizkapı iç tarafında, meydanın dört bir tarafındaki 50 adet dükkân, Tebrizkapı iç tarafında, yukarıdaki dükkânların karşısında altlı, üstlü 22 odayı içine alan han,

Erzurum’u çevreleyen dış surlar önündeki hendek içinde ahır ve ahır üze- rindeki 23 oda, dükkânlar üzerinde 11 oda, Tebrizkapı üzerinde 1 oda, Gür- cükapı’da 10 adet dükkân, Gürcükapı dışında hamam, Gümüşlü Kümbet ya- kınında Rehdardamı, Hasankale’de 4 taş ambar ve üzerinde 3 oda, 1 eyvanı, Hasankale’de ambarlara bitişik 5 oda,1 mutfak, 1 kiler, 1 hamam, 1 bahçe, 1

ahır, 1 merek, üstte 3 oda, 1 eyvan, 1 devehane, Hasankale’de devehane üze- rinde 1 mutfak, 1 oda ve 1 kiler, Hacı Muhammed Ağa vakfettiği gayrimenkul- lerin geliri ile Gürcükapı dışında 1 mescit ile Tebrizkapı dışında Şebhane’nin üstünde 1 mescit olmak üzere 2 mescit yaptırmıştır. Gürcükapı dışındaki mes- cidin hangisi olduğu tespit edilememiştir. Ancak Tebrizkapı dışında Şebhane üstünde olduğu ifade edilen mescit günümüzdeki Şafiiler Camii olarak anılan yapıdan başkası değildir. Caminin altında sıralanan 6 kemer gözlü Şabakhane Çeşmeleri Erzurum’un en meşhur sularındandır. İnşa ettirdiği mescitlerde gö- rev yapacak kişilerin ücretlerini ve hangi işle meşgul olacaklarını belirtmiştir.

Erzurum’un güneyindeki Palandöken dağ sırasının eteklerinden çıkan su- ları, kendi yaptırdığı pöhrenklerle (künk) yani su borularıyla şehre getirmiş, suların nerelerde akıtılacağını da açıkça belirtmiştir. Lüle olarak belirtilen çeşmelerin, XVIII. yüzyıl Erzurum’unda ihtiyaç duyulan yerlere akıtıldığı anlaşılmaktadır.

Bu ifadelerde günümüzde kullanılmayan yer adlarının belir- lenmesi, şehir dokusu açısından önemlidir. Suları götürüldüğü yerler ve lüle sayıları şöyledir:

Kızılyokuş üstünde 1 lüle ,Ağzıaçık denilen yerde yol ve harmanların üstünde 1 lüle, Deveboynu yakınında, Hatun Çeşmesi’nde 2 lüle, Rehdarlar damı hizasında 3 lüle, 2 tuvalet,Gülahmet Çarşısına varan Pasin yolu üstünde tarla başında 1 lüle, Gümrük yakınında, tarla başında 1 lüle,

Gümrük yakınında Molla Mustafa’nın kapısında 1 lüle, Topdağı taraflarında, Yeni Mahalle’de üç yerde birer (3) lüle, Poşa Mahallesi’nde Deliler Konağı yakınında 2 lüle, 2 tuvalet, Soğukçermik yolu üzerinde iki yerde 2 lüle,

Soğukçermik Köprüsü’nün başında 2 lüle, Yeni Mahalle’de iki yerde 3 lüle,

Nazır Kâtibi Mektebi yakınında 1 lüle, Kazancılar içinde 1 lüle,

Tüfekçi Ömer’in kapısında 1 lüle,

Tüfekçi Ömer’in kapısında, Derviş Ağa’nın yaptırdığı abdesthaneye ve tuvaletlere 7 küçük lüle,

Kasım Paşa Mahallesi’nde Cami yakınında 2 lüle, Perioğlu Muhammed Ağa’nın evi yakınında 1 lüle, Yorgazade Muhammed Ağa’nın evi yakınında 1 lüle, Nezaret Konağı kapısında 1 lüle,

Gümrük Kapısı’nda 2 lüle.

Molla Abdullah Camii yakınında Kefere Mahallesi’nde 1 lüle, Pervizzade hanı yakınında, Köprübaşında 1 lüle,

Hacı Mustafa’nın bostanı yakınında 1 lüle, Kân yolu üzerinde iki yerde birer (2) lüle, Şeyhkendi Yolu üzerinde 1 lüle,

Çiftlik yolu üzerinde 1 lüle, Çukur Pınar’da 3 lüle,

Dere Mahallesi’nde, sabunhane yakınında 1 lüle,

Darağacı Mahallesi’nde Nazmelikoğlu’nun bahçesi duvarında 1 lüle, Gülahmet Çarşısı yakınında, Kemhanoğlu Camii yakınındaki abdesthanede 4 küçük lüle,

Namervanizadelerin kapısı eve Camii yakınında 2 lüle,

Habib Efendi Mahallesi’nde Kumasori İbrahim Efendi’nin kapısı yakı- nında 1 lüle,

Habib Efendi’nin sabunhanesinden yukarı, dere başında 1 lüle, Yoğu Hacı Ağa’nın evinden yukarı, dere başında 1 lüle,

Recep Efendi’nin kapısı yakınında 1 lüle, Hasan-i Basri Mahallesi’nde 1 lüle,

Lazoğlu Hacı Hüseyin’in evi yakınında 1 lüle, Sarı Hacı Dervişin evi yakınında 1 lüle,

At Meydanında, dükkânlar önünde 2 lüle, Yeniden yaptırılan Şebhanede 10 lüle, Pasin Kazasındaki Şin isimli köyde 2 lüle.

Vakfiyede belirtildiği üzere Erzurum’un çeşitli yerlerinde toplam 67 büyük lüle, 11 küçük lüle su akıtılmıştır. Ayrıca 1 abdesthane, 4 tuvalet yaptırmıştır. Suların akıtıldığı yerlerde mutlaka çeşmenin bulunduğunu, yine vakfiyede geçen “…diğer çeşmelerin su yollarıyla, binaları…” ifadesinden anlaşılmak- tadır. Bu çeşmelerin büyük bir kısmı günümüzde mevcut olmalıdır. Anacak vakfiyede bahsedilen yerler tam olarak belirlenemediği için, Hacı Muhammed tarafından yaptırılan çeşmelerin hangileri olduğunu da belirlememiz mümkün olmamıştır. Bazı çeşmelerin ayaklarının, vakfiyede belirtilen yerlere akıtılma- sı istenmektedir. Çeşmenin ayağının akıtıldığı yerlerde ya bostan veya bahçe bulunmaktadır. Böylece suyun her damlası değerlendirilmekte, insanların ve hayvanların istifadesine sunulduktan sonara, boşa akan su, sulamada değer- lendirilmektedir. Çeşmelerin ayaklarının akıtıldığı yerler, Erzurum’da yerleşi- min bittiğine, tarla ve bostanların başladığına işaret etmektedir34.

Sonuç olarak, taş vakfiyeler Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dö- nemi içerisinde değerlendirilen diğer vakfiyelere göre daha kalıcı, vâkıfın ko- nuya gösterdiği önemi ve vakfın devamlılığını sağlayan korunması gereken çok önemli belgelerdir35. Vakfiyenin aslı ile özeti birlikte değerlendirildiğinde daha sağlıklı bilgiler elde edilmektedir. Caferiye Camii vakfiyesi ve cami mahfilinin kuzey duvarı üstüne nesih yazı ile Türkçe olarak 14 satır hâlinde yazılan vakfiye özeti ile Hacı Muhammed Ağa Çeşmesi vakfiyesi ve ayna taşı üzerine sülüs harflerle mermere yazılmış on satırlık vakfiye özeti bu hususta verilebilecek Erzurum’da bulunan iki güzel örneği teşkil etmektedir. Yakutiye Medresesinin ise asıl vakfiyesi elimizde olmadığından kapsamı bilemiyoruz. Taş vakfiye özetinde yer alan bilgilerin de az oluşu belirsiz noktaların tamam- lanabilmesi hususunda yeterli değildir. Buna rağmen bölgenin tarihi-coğraf- yası, eski adları, vakfa bağışlanan gayrimenkullerin neler olduğunun özetle bildirilmesi ve taş vakfiye özetinin varlığını yaklaşık 700 yıldır koruyabilmiş olması açısından son derece önemlidir.

Kaynaklar

CANTAY, Gönül; “Türkler’de Vakıf ve Taş Vakfiyeler”, XI. Vakıf Haftası Kitabı, Ankara, 1994, s. 147- 162.

EVLİYA ÇELEBİ; Seyahatname, C.1-2, İstanbul,1993. KAZICI, Ziya; İslâm Müesseseleri Tarihi, İstanbul, 1996.

İPŞİRLİ, Mehmet; “Buk’a” Mad., TDV. İslam Ansiklopedisi, C.6, İstanbul 1992, s. 386-387.

KILIÇ, Ümit; “Erzurum‘da Câfer Efendi Vakfı”, A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S.41, Erzurum, 2009, s.173-183.

KONYALI, İ. Hakkı; Abideleri ve Kitabeleri İle Erzurum Tarihi, İstanbul, 1960.

ÖZKAN, Haldun; “Erzurum Caferiye Külliyesi ve Restorasyonları”, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, S.34, Erzurum, 2015, s. 46-81.

TÜFEKÇİOĞLU, Abdülhamit; “Medeniyet Tarihimizde Taş Vakfiyeler”, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: I, Van, 2000, s. 33-52.

ÜNAL, Rahmi Hüseyin; Erzurum Yakutiye Medresesi, Ankara, 1993.

YURTTAŞ, Hüseyin – ÖZKAN, Haldun – KÖŞKLÜ, Zerrin vd.; Yolların, Suların ve Sanatın Buluştuğu Şehir Erzurum, Erzurum, 2008.

YURTTAŞ, Hüseyin – ÖZKAN, Haldun; Tarihi Erzurum Çeşmeleri Ve Su Yolları, Erzurum, 2002.

YURTTAŞ, Hüseyin; XVIII. Yüzyıl Vakfiyelerinde Erzurum ve Bir Vakfiye Örneği, Erzurum, 2001.                                                                                                                                               Hüseyin YURTTAŞ** Zerrin KÖŞKLÜ                                                                                                                                                (Hocalarımıza Çalışmalarından Dolayı Teşekkürü Borç Biliriz)