AFRİN’DEN VİETNAM ÇIKMAZ

/ 27 Ocak 2018 / 283 / yorumsuz
AFRİN’DEN VİETNAM ÇIKMAZ

Türkiye’de bazı çevreler nedense “Suriye’nin toprak bütünlüğü” vurgusundan Esat’ı anlıyorlar. Hemen Esatlı fotoğrafları sallamaya başlıyorlar. Belli ki bunlar için Suriye demek Esat demektir. Esat’a itiraz etmekten ise Suriye’nin birkaç parçaya bölünmesini çıkarıyorlar. İnsan beyni bu kadar yanlışa ayarlanmış ise doğrusunu anlatmak giderek güçleşiyor. Türkiye’yi bir kişinin özel mülkü bilenler ilginçtir ki aynı bakışları ile Suriye’yi de görüyorlar. Suriye adlı coğrafyada 23 milyon civarında bir halk var. O coğrafyada doğal olarak işte bu halkındır. Yoksa fotoğrafı sallanan o mahlukun değildir. Zaten o mahluk doğrudan kendi halkına karşı hiçbir yabancı düşmanın işleyemeyeceği kadar suçu işlediğinden Suriye halkının geleceğindeki yeri sabah akşam lanetlenmektir. Üstelik Esat iktidarına amigoluk etmeyi “Türkiye’nin toprak bütünlüğü” gibi bir iddiaya dayandırma çabası da hem gülünç hem de bir aldatmacadır. Bu gülünç iddiaya bakılırsa Türkiye kendi toprak bütünlüğü için, Esat gibi bir katil tiranın iktidarına muhafızlık edecektir. TSK ile birlikte can pahasına savaşan ÖSO mensuplarını da ABD lehçesi ile cihadist sayan ve Esat’a karşı olmaları nedeniyle düşman gibi gören bu Esat amigolarına göre Suriye’de meşru bir güç olarak yalnızca Esat ve şebbihaları varken ona karşı olan herkes de behemehal elkaideci ya da IŞİD’çidir. Bu bakış açısı Müslüman ve komşu bir Arap halkına karşı son derece düşmanlık ve kin doludur ki tam da Kemalizmin ayarıdır. Oysa Müslümanın namazcısı, oruçcusu olmayacağı gibi cihadcısı da olmayacaktır. Çünkü Müslüman, İslam’ın bütün ilkelerini kabullenen ve uygulayan demek değil midir?

Türkiye’de ki Esat lobisi, Esat’a muhalif olan herkese düşmandır. O kadar ki Esat2a karşı mücadele eden bütün gruplar bu arada ÖSO’da bunlara göre IŞİD’in uzantısından başka bir şey değildir. Bu yüzden onları sömürgecilerin diliyle, cihatçı gibi suçlamaları ile mahkum etmeye aşağılamaya çalışmaktadırlar. Bunlar aslında sömürgecilerin kaygılarıdır.

Suriye halkının ne istediğinin, yedi yıldır ölümlerden ölüm beğendirilen, milyona yakını katledilen, nüfusunun yarısı içerde ve dışarıda göçmen edilen Suriye halkının ne istediğinin, istemediğinin bunlara göre hiçbir önemi yoktur. Yeter ki katil Esat iktidarda kalmaya devam etsin. Bu bakış açısının siyasi takıntıdan öteye ciddi bir insanlık sorununa dönüştüğü açıktır.

Dikkat edilirse bu çevreler bir mikrofon görür görmez, utanmaz bir şekilde Türkiye’nin Esat ile işbirliği yapmasını savunmaktadırlar. Suriye’deki büyük felaketten Esat ve ortakları Hamaney ve Putin’i değil özellikle Türkiye’yi ve CB Erdoğan’ı sorumlu tutmaktadırlar. Suriye’nin şimdi ABD eliyle doğrudan PKK lehine bölünüyor olmasının sorumluluğunu da Türkiye’ye CB Erdoğan’a yıkmaya çalışmaktadırlar. Suriye’nin parçalanması ise doğrudan Türkiye’nin beka sorunuyla kuşatılması demek olacaktır. Bu çevrelerin takıntılarına göre bu beka sorununu aşmanın bir tek yolu vardır ki o da Esat ile işbirliği yapmaktır. Hatta bu çağrılardan hızını alamayan İlker Başbuğ ise “Türkiye’nin denetimindeki yerleri Esat’a bırakmasını ve Esat’ın yeniden Türkiye ile komşu olacak şekilde güçlenmesinde gördüğünü” ilan etmiştir.

Özetle Suriye’de ölen yüz binlerin hiçbir kıymeti yoktur, Suriye’nin baştan sona bir enkaz yığını haline gelmesinin de bir önemi yoktur. Yeter ki Esat’ın kanlı saltanatı devam etsin.Türkiye’yi kuşattığını söyledikleri beka tehdidi için, Türkiye’ye değil Esat’a güvenmektedirler. Elbette içlerinde Genel Kurmay Başkanlığı bile yapmış olanlarında bulunduğu bu çevrelerin Türkiye’yi beka sorunuyla tehdit ederek Esat’ın kanlı saltanatına razı etmekten başka bir kaygılarının olduğunu söylemek zordur.

Türkiye’nin Zeytin Dalı Hareketiyle, “ABD’nin Vietnam, Rusya’nın ise Afganistan çıkarmasına benzer bir sonuçla karşılaşacağını” iddia edenler de kendi heveslerini sayıklamaktadırlar. Türkiye bir işgale karşı mücadele etmektedir. Türkiye Suriye’nin boğulmasına karşı savaşmaktadır. Kimin için? Elbette Suriyeliler için. Nitekim Suriyeliler de böyle inandıkları için Türkiye’nin denetimine giren şehirlerden kaçmıyorlar aksine daha önce Esat, PKK ve IŞİD’den kaçmış olanlar Türkiye’nin denetimindeki bölgelere, kasabalara geri dönmektedirler. Ortada Vietnam, Afganistan benzeri bir sonuç yoktur. Aksine Türkiye’nin fedakarlığı ile Suriye’nin Suriye halkının kurtulma mücadelesi sürdürülmektedir.

Türkiye’ye yöneltilebilecek en doğru eleştiri, onun Suriye’ye geç müdahale etmesidir. Türkiye Zeytin dalı hareketiyle ABD’nin kağıttan bir kaplan olduğunu, komşusu olan ve PKK işgaline karşı olduğunu söyleyen İran’ın da aslında gizli bir PKK müttefiki olduğunu dünyaya göstermiştir. Türkiye ilk etapta Fırat’ın batı bölgesini ABD lejyonerleri olan PKK’dan temizlerse, hem kendisine rağmen bir şey yapılamayacağını göstermiş hem de kendisi aleyhine oluşturulmaya çalışılan Beka tehdidini bütün bileşenleri ile tarihin çöplüğüne atmış olacaktır. Allah doğru olanların yardımcısıdır.