ARAPLARIN DOSTLUĞU

/ 10 Mart 2018 / 234 / yorumsuz
ARAPLARIN DOSTLUĞU

Batının Türkiye’ye yapıp ettikleri söz konusu olduğunda daima sabır tavsiye edenler, batı ülkelerinde kamu oyu baskısının hükümet politikaları üzerindeki etkisi nedeniyle batıya karşı anlayış isteyenler hata bu ülkelerde bilmeme ne zaman yapılacak seçimlerle iktidarların değişmesine bağlı olarak bu ülkelerin Türkiye karşıtı siyasetlerinin de değişebileceğini sırf bu yüzden batı ile ipleri tamamen koparmanın rasyonel olmadığını iddia edenler sıra Arap ülkelerine gelince bu sınırsız iyimserliklerini bir kenara atarak söze Şerif Hüseyinden girere ve son günlerin bir moda figürü olan Muhammed bin Selman’dan çıkarak Arap ülkelerinin “Türk’e düşmanlığının tarihi köklerinden” bıkıp usanmadan bahsederler.

Müslüman dayanışması deyince niye herkesin aklına mevcut hain Arap rejimleri gelmektedir? Bu rejimler ile Müslüman dayanışması olmayacağını niye görmezlikten gelirler? Dayanışma ya bunlara rağmen ya da bunların rejimlerinin tarihin çöp sepetine yuvarlanmasından sonra olabileceğini bir türlü görmek istemezler. Bu rejimlerin idaresindeki ülkeler ne kadar Arap ülkesidir? Bırakın Türkiye’ye dostluklarını bu Arap rejimleri Araplara, biri birlerine dost mudurlar? Biri bilerinin can düşmanı değiller midir? Aslında bunları, dostluk ve düşmanlığa karar verecek iradenin sahibi bilmek de yanlıştır. Bu rejimleri hangi batı ülkeleri ayakta tutuyorsa, onların birer maşası, birer kuklasından başka bir şey değillerdir. Kime dost, kime düşman olacağını bu ülkelerin yöneticileri tayin etmez. Efendileri karar verir, bu karar doğrultusunda gevşetilen zincirlerine göre saldırı menzillerini de ayarlamış olurlar.

Hatırlanmalıdır ki işgalci Fransa’ya karşı Cezayirliler bir buçuk milyon can kaybı vermişlerdi. Birleşmiş Milletlerdeki oylamada Demokrat Parti yönetimindeki Türkiye, mağdur mazlum Cezayirlilerin değil Fransa’nın lehine oy kullanmıştı. O dönemin iktidarının bu rezilce siyasi tercihini Türkiye’de onaylayan var mıdır? Cezayirliler bu oylamaya bakarak, Türkler bize şöyle düşmandır, Fransa’ya şöyle kul köledir diyerek atıp tutsalar bu doğru olur mu? İnsani olur mu? Doğru da olmaz insani de olmaz.

Birinci Dünya savaşında Osmanlıya karşı savaşa sokulan Hintli Müslüman askerler gibi Türkistanlı Türklerden de Rusya ordusu içinde Osmanlıya karşı savaşanlar yok muydu? Vardı. Daha yakın zamana kadar Türkiye’nin en büyük hasmı Özbekistan Cumhurbaşkanı unvanlı İslam Kerimof değil miydi? Bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak bize ne Hintli/Pakistanlı Müslümanlar düşmandır ne de Türkistanlı Türkler düşmandır. Tarihte olup bitenleri o dönemin şartları içinde ve dönemin tağut yöneticilerinin marifetleri diye bilmek anlamak daha gerçekçi daha rasyonel değil midir?

Arap rejimlerinin Türkiye karşıtı tutumlarından yola çıkılarak bir “Arap düşmanlığı” havası estirmek doğru değildir. Arap rejimleri her şeyden çok biri birlerinin düşmanıdır. Onlardan hayırlı bir davranış beklemek de beyhudedir. Onlar Müslüman dayanışmasının önünde de en büyük engeldirler. Belki onlarla kurulacak dikkatli ince ayarlı siyasi ilişkiler onlardan gelecek şerlerin saldırıların azaltılmasını temin edebilir. Bundan ötesini beklemek saflıktan da öteye dünyayı Arap rejimlerini tanımamak olur.

ABD’nin, İsrail’in, İran’ın, Rusya’nın Arap ülkelerini yerle yeksan etmeleri, milyonlarca Arabın cansız bedenini çöllere hatta Akdeniz’in mavi derinliklerine gömmelerine ses çıkaramayanların Türkiye’nin Afrin Hareketine karşı dil uzatmalarını sahiplerinin sesi olarak bilmek icap eder. Onların kindar salyalı saldırılarına bakarak 200 milyonluk Arap alemini de suçlu bilmek büyük bir yanlışlıktır cehalettir.

Arap aleminin gerçek tercihini Arap sokağında aramak icap eder. O Arap sokağında Arap rejimlerinin kukla yöneticileri bir zenci futbolcunun sahip olduğu taraftar kadar bile taraftarı yoktur. Arap sokağının içinde debelendiği çaresizlik bunların saltanatlarından değil midir? Bu katil fasık güruhun tepkileri asla Arap sokağının tepkisi değildir.

Türkiye’nin Afrin vb hareketlerine Arap liderlerinden yükselen itirazları, muhalefetleri bu yüzden doğal saymak icap eder. Elbette bu liderler her türlü lanetlenmeyi, inkılapçı bir devrilişle devrilmeyi dünya da en çok hak edenlerdir. Bunların varlığı Müslüman dayanışmasının önünde öyle bir set oluşturuştur ki o setin yıkılması hem bunların sonunu getirecek hem de dayanışmanın belki en güzelini en kalıcı olanını ortaya çıkaracaktır.

Türkiye’nin resmi müttefiki olan yüz yıldan beri “muasır medeniyet” diye ve “Türkiye’nin yüzünün oraya dönük olduğu” nidaları ile teselli bulunulan batı ülkelerinin Türkiye’yi lime lime etmek için harcadıkları çabaları, çıkardıkları fitneleri azdırdıkları terör sürülerini buda sessizliği ile köle sabrı ile geçiştirenlerin, batılıların Türkiye’yi alt üst etme çabalarını “ne yapalım batı ailesi içinde olmanın sonuçlarına da katlanmalıyız” diyerek batılı sömürgeciler adına sabır ve anlayış dileyenlerin iki yüzlülüğü Arap rejimlerinden daha mı az tiksindiricidir?