reklam

EHİL İNSAN DADAŞ

/ 16 Kasım 2017 / 24 / yorumsuz
EHİL İNSAN DADAŞ
reklam

EHİL İNSAN

Şekli olarak insan olan kişi, ruhi manada insan olma şerefine ulaşıncaya kadar sefil bir varlıktır. Hayvani nefsin arzularının peşinde koşarak çevresine saldıran, âlemi kendisinin mülkü gibi görüp, çıkarı uğrunda kullanan, gücünün yettiğini ezip gücünün yetmediğine kulluk eden bu sefil varlık, ancak İslamiyet’le şereflendiği zaman yücelir.

Muhterem okurlarım yüce Peygamberimiz Hz Muhammed(SAV) efendimiz “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” demiştir. Demek ki İslamiyet aslında bir ahlak dinidir. Resulü Ekrem efendimiz iman etmedikçe cennete gidemezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız diye buyurmuştur. O zaman İslam’ın temeli olan iman aslında sevgidir. Aşktır. Demek ki âleme, çevresine, topluma, kişilere muhabbet duymayan bir insan iman etmiş olamaz. Bu noktadan baktığımız zaman iyi bir Müslüman çevresine karşı muhabbetli olan, iyi ahlak sahibi insandır.

Muhterem okurlarım dağ köyünde başlayan imamlık vazifemi, değişik il ve ilçelerde devam ettirdikten sonra, Şehitler diyarı Çanakkale de İmam hatip olarak emeklilikle sonlandırdım. Erzurum’da başlayan hayatım, Çanakkale’de devam ediyor. Elhamdülillah evlatlarım burada ev bark sahibi oldular, evlendiler, yuvalarını kurdular, iş hayatına atıldılar. Erzurumlu olmamız nedeniyle görev yaptığımız yerlerde bana, eşime ve evlatlarıma dadaş olarak hürmet ettiler. Bazen dadaş hakkında soru sordular, elimden geldiği kadar cevap verdim. Verdiğim bu cevapların merkezinde hep iyi bir Müslüman’ın ahlaki yapısı vardı.

Muhteremler; dadaş iyi bir Müslüman’dır. Bu kadar medreselerin, camilerin olduğu okunan ezanlarla beraber camilere koşan cemaate, mübarek Ramazan’ı coşkuyla karşılayan insanlara sahip bir şehrin çocukları elbette iyi bir Müslüman olacaktır. Elhamdülillah bir sürü medreseye sahip, bağrında birçok değerli insan çıkaran, insanlara nasihat veren, onlara örnek olup, irşat eden o kadar âlim ve evliya yetiştiren Erzurum’un elbette evlatları Müslüman olacaktır. Bu açıdan baktığımız zaman dadaş denilen şahsiyetin iyi bir Müslüman olması, İslam terbiyesinden geçip, İslam ahlakı ile ahlaklanması gerekir.

Dadaş; peygamberimizin ahlakınızı güzelleştirin emrini duyandır. İyi bir ahlak sahibi olan kişi ibadetlerini aksatmaz; namazında, orucunda, zekâtında gevşeklik göstermez, gücü yeterse hacca gider, kurbanını keser ama bunu riyadan uzak bir şekilde yerine getirir. Vatanını ve milletini müdafaa eder. Bu konuda üstüne düşen vazifelerini ihmal etmez. İslam yurdunu korumak için gönüllü olarak vazife almak, vatana karşı ilahi bir ahlaki vazifedir. Resulullah efendimiz bir hadisi şeriflerinde müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dinlerinizle cihat edin diye buyurmuştur. İslam dininde askerliğin, İslam dinine ve vatanına karşı ne kadar kıymetli bir vazife olduğunu bilmeyen Müslüman yoktur. Erzurum insanı bu görevini en iyi şekilde eda etmişlerdir. Tabyalar bunun şahididir. İşte dadaş vatanını ve milletini muhafaza etmek için her an gönüllü olarak vazife almaya hazır olan ve alan kişidir. Resulullah efendimiz çocuklara silah kullanmayı öğretmeleri konusunda öğütte bulunmuştur. Erzurum’a gelen seyyahlardan İsmail Habib Sevük ise Dadaş’ın iyi silah kullanmayı bildiğini söylemiştir.

İyi bir Müslüman ahlaki vazifelerini en iyi şekilde yerine getirmek için nefsi ile mücadele etmelidir. Asıl yiğitlik nefis ile mücadelede ortaya çıkar. Nefsini terbiye edemeyen bir insan vatanına, dinine, milletine, halkına ve çevresine karşı olan vazifelerini hakkıyla yerine getiremez. Dadaş vasfını taşıyan insanlara dikkat ettiğimiz zaman vazifelerini hakkıyla yerine getiren insanlar olduğunu görürüz.

İyi bir Müslüman’ın bedenine dikkat etmesi gereklidir. Yüce peygamberimiz(SAV) kuvvetli olan mümin zayıf olan müminden daha hayırlı olduğunu buyurmuştur. Bundan dolayı dadaş kuvvetli olmak zorundadır. Kuvvetli olmak için helalinden beslenmeli, gıdasına dikkat etmeli, alkol ve sigara gibi haram ve mekruh olan zararlı alışkanlıklar edinmemeli, vücudunu yıpratmamalı, iradesini kuvvetlendirmelidir. İradesi kuvvetli olan bir insan ancak zararlı alışkanlıklardan kendisini koruyabilir. İradesini kuvvetlendiren kişi hakkın yanında durması daha kolay olur. Muhteremler dikkat buyurursanız; Erzurum’a gelen tüm seyyahlar Erzurum insanını güçlü, kuvvetli, sağlıklı, iradesine sahip insanlar olarak tarif etmişlerdir.

İslam ahlakı açısından aile önemlidir. İyi bir Müslüman ailede; eşler birbirine karşı saygılı, birbirlerinin namus ve şereflerini koruyan, kanaatkâr, israftan uzak duran karı ve kocalardır. Ana ve babalar güçlerinin yettiği kadar çocuklarının ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılarlar, çocuklarına sevgilerini gösterirler ve çocuklar arasında ayrım yapmazlar. Onları isyana götürmeyecek şekilde terbiye ederek imanlı, ahlaklı ve faziletli birer insan olarak yetişmelerini sağlarlar. Çocuklar ise ana ve babalarına ve onların dostlarına saygı gösterirler. Ana ve babalarının ihtiyaçlarını giderirler ve onlara öf bile demezler. Kardeşlerini severler, yardım ederler ve aralarındaki bağı koparmazlar, dünyalık menfaat için birbirlerine kötülük etmezler. İslam dininde hizmetçilerde ailenin bir parçasıdır; onlara da sevgi ve iyilikle yaklaşılır ve hizmetçilerde yanlarında bulundukları aileye saygı ve sadakatle davranırlar. Dadaş; böyle bir aile ortamında yetişen ve böyle bir aile kuran ve reislik eden kişidir.

İyi bir insan toplumsal görevlerini aksatmaz. Bu toplumsal görevlerinin başında insan hayatına duyulan saygı vardır. Hiçbir insan haksız yere öldürülemez, bir insanı öldüren bütün bir insanlığı öldürür. İsmail Habip Sevük, Dadaşlıkta esas olanın korkmamak ve insan öldürmemek olduğunu söylemiştir. Müslüman ahlakının bir başka vazgeçilmez olan toplumsal vazifesi ise insanların hürriyetlerine saygı duyulması ve esir olan insanların hürriyetlerine kavuşturulmasıdır. Erzurum canlı bir ticaret merkezi olmasına rağmen köle pazarları fazla gelişmemiş, Erzurum insanı köle edinmeye sıcak bakmamıştır. Dadaşlıkta insan hürriyetine saygı esastır. En büyük zulüm insanları haksız yere öldürmek ve hürriyetlerinden alıkoymaktır. Dadaş’ın ise tabiatında zulme karşı durmak vardır. Toplumsal ahlak içerisinde insanların vicdanlarını temiz tutmak ve bu vicdanların kirlenmesini önlemek için sabır ve hakkı tavsiye etmek vardır. Ancak bu tavsiye hiçbir şekilde insanların vicdani değerlerini sorgulamak ve bu vicdani hürriyetlerini baskı altına almak şeklinde olamaz. Dadaş tıpkı iyi bir Müslüman gibi bulunduğu topluma karşı vicdani rahattır ve çevresine sabrı ve hakkı tavsiye eder. Müslüman ahlakı fertlerin namus ve şereflerini ve bunların yanı sıra malını mülkünü gözetmek, bunlara kem gözle bakmamak ve gerektiğinde bunların müdafaasını yapmak için namus, şeref ve hak sahibine yardım etmeyi emreder. Siz hiçbir dadaş’ın bir başkasının malına, namusuna, şerefine göz diktiğini gördünüz mü? Eğer görmüşseniz bilin ki bu kişi ne iyi bir Müslüman’dır nede dadaştır. Herkes Allahın (CC) taksimine razı olmalı ve helali ile çalışmalıdır. Bu Müslümanlığın gereğidir ve dadaşın prensiplerindendir.

Dadaş iyi bir Müslüman’dır dedik. İyi bir Müslüman çevresiyle iyi geçinir, insanlara tatlı dilli güler yüzlü davranır, eziyet etmez, onlardan gelen kötülüğe sabreder, kötülüğe karşı iyilikle yaklaşır, darılmaz ve dargınları barıştırır. Dadaş iyi bir Müslüman olarak insanların kusurlarını araştırmaz, tam tersine onların kusurlarını örter, dostlarını arkadan savunur.

Dadaş; dininin gereği olarak kötü alışkanlıklardan ve insanlara suizan yaptıracak yerlerden uzak durur. İnsanların hal ve durumlarına uygun olarak sohbet eder ve muhatabına göre duruş sergiler. Yaşlılara saygıda kusur etmez. Çocuklara sevgi, düşkünlere merhamet ve şefkat gösterir. Komşu haklarını gözetir, hastayı ziyaret eder, eş, dost, komşu cenazelerine katılır, davetlere icabet eder.

Dadaş; hayırseverliği ve cömertliği ile meşhur bir Müslüman olarak bilinir.

Dadaş; imanın gereği olarak temizdir. Hem kalben, hem bedenen hem de üst baş ve oturduğu yer açısından temizdir. Bakımına dikkat eder.

Dadaş saygılı ve edeplidir. Davet edildiği toplantıya yıkanarak, temiz üst baş giyinerek katılır. Katıldığı toplantıda ilim sahipleri ve yaşlıları baş tarafa geçirir, gerek olmadıkça söze karışmaz, gittiği toplantıda kendisine gösterilen yere geçer, iki kişinin rızası olmadan onların arasına girmez. Bir başka kişinin yanında bir diğer kişiyle sessiz konuşarak suizan oluşturmaz. Meclise girenlere karşı ayağa kalkarlar, ilim sahibi ve yaşlı insanların ellerini öperler.

Dadaş müminlerin şu sıfatlarını üzerinde taşıyan insandır.

  • Allahtan korkan bir muttaki olarak takva
  • Güzel bir terbiyeye sahiptir ve güzel huylarla vasıflanmış edep
  • İnsanlara iyilik eder, onlara bol bağış yapan ihsan
  • Başladıkları ve yaptıkları her işte halisane niyetli olan ihlâs
  • Her işte adalet ve doğruluk üzerinde bulunan din ve akıl çerçevesinde işlerini yürüten istikamet
  • Allaha(CC), Peygambere (SAV) ve ululemre itaat eden, itaat
  • Güzel ve doğru hareketlerle herkesin güvenini kazanan itimat
  • Gereğinden fazla veya noksan olarak harcama yapmaktan kaçınan iktisat
  • Kendisine uygun muhataplar bulup bunlarla güzel şekilde konuşan ülfet
  • Doğru olduğundan dolayı insanların emanetlerini hakkıyla saklayan emniyet
  • Adalet içinde hareket eden insaf
  • Güler yüzlü ve güzel bir hale sahip beşaşet
  • Edep ve ahlak üzere kendisini ve çocuklarını yetiştiren tedib
  • Bir işte acele etmeyip düşünerek hareket eden teenni
  • Hürmete değer insanlara saygılı davranışlarda bulunan tazim
  • Düşünen ve fikir geliştiren tefekkür
  • Kendini büyük görmeyip, bulunduğu dereceden aşağı sayan tevazu
  • Allaha güvenen ve kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allahtan bekleyen tevekkül
  • Sözünde duran, verilen sözü yerine getirmek için uğraşan ve işinde, inancında düşüncesinde kararlı olan sebat
  • İnsanların ihtiyaçlarını bildirmelerine fırsat vermeksizin onlara ihsan ve ikramda cömert davranan cud
  • Tedbirli davranan ve sonucu belirsiz olan işlerden uzak duran hazm
  • İnsanlara iyi niyet besleyen hüsnüzan
  • Dilini gereksiz sözlerden koruyup gereğinden fazla söz etmeyen hıfz-ı lisan
  • İlmiyle amelini birleştiren hikmet
  • Şiddete sabreden, nefsini öfke ateşinden koruyan hilm
  • Kutsal değerleri, namus ve şerefi, milletin haklarını koruyan hamiyet
  • Utanma, hicap, ar, namus duygularına sahip haya
  • Hakka boyun eğen, tevazu sahibi korku ile ümit arasında saygılı bir tavır takınan huşu
  • İnsanlara sürekli iyilikte bulunan hayır
  • Arkadaşlarına sevgi ve bağlılık duyan dost
  • Dini İslam’ın emirlerini yerine getiren diyanet
  • Allah CC ve Hz. Muhammedi ve onların dostlarını sürekli olarak anan zikr
  • Allahtan gelenlere hoşnutlukla kabul eden rıza
  • Yumuşak, yavaş, nazik ve tatlılıkla iş yapan rıfk
  • Maksadına ulaşmak için çalışan say
  • İnsanların kusurlarını örten sır
  • Gerektiğinde tehlikelere atılabilen, yiğit kahraman şecaat
  • Başlarına felaket gelen insanlara korku ile karışık merhametle birlikte acıyıp esirgeyen şefkat
  • Yapılan iyiliğin kıymetini bilen şükür
  • Acılara ve belalara karşı dayanan sabır
  • Devletinin, milletinin, dostlarının çıkarlarını sonuna kadar savunan sadakat
  • Kutsal saydığı değerleri korumak için metanetli olan salabet
  • Akrabalarını sürekli olarak ziyaret eden sıla-i Rahim
  • İnsanlara karşı kibar ve ince bir zeka ile yaklaşan zarafet ehlidir
  • Haksızlıktan kaçınan ve hak sahibine hakkını teslime çalışan adalet
  • Her işe kesin bir başarı niyetiyle başlayan azim
  • Mukaddesata karşı aşırı meyilli olan aşk
  • Günahlardan kaçınan ismet
  • Namus ve haya sahibi iffet
  • Kendisine karşı suçları bağışlayan af
  • Yaptığı sözleşmelere uyan ahd
  • İlim ahlak ve irfan bakımından yüksek derecelere bağlı olan fazilet
  • Dostlarının kusurlarını af edecek kadar iyi, yiğit ve cömert olan fütüvvet
  • Bir insanın ahlak ve davranışını yüzünden anlayacak şekilde, bir olayın akıbetini kolayca anlayacak kadar zihin uyanıklığına sahip feraset
  • Herkesin gerçek yerini ve değerini bilerek ona göre muamele eden kadirşinas
  • Kısmete razı olan, ihtiyaçlarını lüzumu kadar karşılayabilen kanaat
  • Değer verdiği şeyleri gönül hoşluğu ile verecek kadar cömert olan kerem
  • Yumuşaklıkla, iyilik ve güzellikle hareket eden lütuf
  • İnsanların gönlüne dokunmayan, onları kırmayan güzel şakalar yapan, nüktedan latife ve mizah ehlidir.
  • Takdir edilmeye değer yüksek şeylere sahip olmaktan dolayı övünen muhabat
  • Sağlam ve dayanıklı olan metanet
  • İnsanları yaptıkları güzel işlerden dolayı öven medh
  • İnsanların yüzüne gülen müdara
  • İnsanların fikirlerini sükunet ve anlayışla dinleyen ve karşılayan mümaşat ehlidir
  • İnsanlara, hayvanata, nebatata ve eşyalara sevgi ve dostlukla yaklaşan muhabbet
  • Çaresizlerin hallerine merhamet ederek acıyan onlara şefkat ve iyilikle muamele eden merhamet
  • İnsani vasıflara uygun şeyler yaparak, yerilecek olan şeylerden çekinen mürüvvet ehlidir
  • Bir işe girmeden ehil insanlara danışan müşavere
  • İyi işlerde insanlara yardım eden muavenet
  • Yapılan iyilikleri unutmayan onlara kötülükle cevap vermeyen minnet
  • Şeref, iffet, edeb, haya, emniyet, istikamet sahibi namus ehlidir
  • Verilen sözü yerine getirerek aldığı borcu ödeyen vefa
  • Yaptığı işlerde tedbirli ve yavaş davranan, ağırbaşlı davranan vakar ehlidir
  • Yüksek bir irade ile Allaha yönelen himmet ehlidir
  • Yapılan işleri kolaylaştıran yüsr

Velhasıl velkelâm Dadaş ehil olan insandır. Ehil bir insan olabilmek için ise ilk önce hak dine mensup olmalı, bu dinde kemale ermiş insanların tedrisatından ve sohbetlerinden geçmelidir. Kuran ahlakı ile ahlaklanmalı ve kâmil insan yolunda ilerlemelidir. Şehri mübarek denilen Erzurum yıllarca bu hak dinin manevi ikliminden beslenmiş ve hak dostu erenlere ev sahipliği yapmıştır. İster istemez bu şehrin insanı ve onların oluşturduğu toplum kemale kavuşacaktır. Bundan dolayı Erzurum ve Erzurum insanına Dadaş demek, bunların sergilediği hal ve hareketlere ise dadaşlık demek bir büyüklük sıfatı olarak doğrudur. Sayılan sıfatlar ve ahlaki değerleri üzerinde barındırmak kolay değildir. Bunun için dadaşlık öyle sıradan bir vasıf değildir. Dadaş; müminlere Erzurum’da verilen isimdir. Allaha hamdolsun ki böyle bir şehrin evladı olarak doğmuş ve büyümüşüz. Memleketimizin ekmeğini ancak yirmi beş yıl yiyebildim. Yirmi beş yıldan sonra gittiğim vazife yaptığım her yerde bu ekmeğin bana verdiği itibarı üzerimde taşıdım. Bana dadaş olarak seslenenlere karşı hep utanarak baktım acaba bu sıfatı hak ediyor muyum diye. Muhterem okurlarım kendime dadaş demeye her zaman çekindim ama dadaşlığından asla şüphe duymadığım Ömer Nasuhi Bilmen hocam ile Diyanet Reisliğinden emekli olduğu 1961 yılında kendisiyle tanışma ve görüşme şerefine nail oldum. Bana dadaş kimdir diye soran herkese de onun ilmihal kitabından cevap verdim. Konuya ilişkin daha ayrıntılı bilgiyi edinmek isteyenlerin ve ameli konuda eksikliklerini gidermek isteyen okurlarıma kendi cami cemaatlerime de bulunduğum gibi onun yazdığı ilmihal kitabını tavsiye ederim. Allah onun ve diğer İslam alimlerine rahmet etsin.  Bizleri Resulullah efendimizin şefaatine nail etsin.

Ali Gündüz AKALIN

Emekli İmam ve vaaz

reklam