ERZURUM MAHALLE TARİHİ

/ 14 Kasım 2017 / 456 / yorumsuz
ERZURUM MAHALLE TARİHİ

Yazan: Taner ÖZDEMİR

CAFERİYE MAHALLESİ VE CİMCİME SULTAN KÜMBET ÖRNEĞİ İLE ERZURUM MAHALLE TARİHİ

Erzurum temel kuruluş prensipleri açısından diğer Osmanlı şehirleriyle paralellik göstermektedir. Osmanlı şehir geleneğinde gördüğümüz mahalle sistemi Erzurum’da da aynen uygulanmıştır. Şehir, merkezinde bir cami, medrese, mektep veya külliye bulunan mahallelerden meydana gelmiştir1. Genel çerçevede Osmanlı şehir karakterini yansıtan Erzurum, tabii şartların gereklerini de karşılayacak tarzda inşa edilmiştir. Ana yapı malzemesi taş seçilmiş, evler çoğunlukla bitişik nizamda, sokaklar insan ölçeğinde dar tutulmuştur. Sokakların kuruluşunda, hakim rüzgar yönünün de dikkate alındığı bilinmektedir2. Devletin minyatür tipi sayılan mahalleler Erzurum’da kültürel değerlerin yaşandığı ve saklandığı mahaller olmuştur. Erzurum da araştırmamıza konu olan mahallelerin oluşmasında, Büyük Selçukluların Karaz’ı3 ele geçirmesinin etkisi olduğu muhakkaktır. Karaz kaybedilince yöre halkı Theodosiopolis’e göç etmişlerdir. Buraya iltica eden ahali yeniden burada iskân edilerek memleketi tevsi’ etmişlerdir. Memleketin şarkındaki “Hatun çeşmesi, Tamgacılar, İğneciler” namıyla maruf olan arazi-i mazru’a halinde bulunan yerlerde yeni mahallatlar oluşmuştur. Şehrin, Osmanlı devleti egemenliğe altına girdikten sonraki ilk tahrirde yani 1520 yılında tespit edilen mahalle sayısı 12’dir.4 1540 yılında 27 mahalle, 1591 yılında ise toplam 20 mahalle tespit edilmiştir. Şehrin gelişmesine paralel olarak mahalle sayısı da değişiklik göstermiştir. Bu konu da en çarpıcı sayı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde verdiği sayıdır.  Çelebi,  XVII. yüzyıl da şehir de 70 Müslüman, 7 tane de Ermeni olmak üzere toplam 77 mahalle olduğunu ve mahallerde Yahudilerin olmadığını söyler.5 1642–1643 arasında tespit edilen mahalle sayısı ise sadece 20’dir6.

 

Bu mahallelerin 8 tanesi7 iç kale, diğerleri ise kalenin varoşlarında yer almıştır8. XVIII.yüzyıla ait Hacı Ali Ağa Medresesi Vakfiyesinde vakfın mallarının sınırları çizilirken “şehir suru içi”, “şehir suru dışı”, tanımlamasının yapılması yerleşimin sur dışına da taştığını göstermesi bakımından önemlidir9.

Bu gün şehirde ki mahallerin çoğu Osmanlı devleti döneminden kalma mahallelerdir. Osmanlı Devleti, Erzurum’u ele geçirmeden önce şehirde ortaçağdan beri takip edilen tarzı inşa el’an berdevam (sürmektedir)10. Sokaklar dar ve dolambaçlıdır. Bir iki, caddeden gayrı mahallerin mimarisi birbirine benzemekte ve halk alışkanlıkların haricinde önerileri de kabul etmemekteydi. Zamanla içerisinde mimari anlayış değişmemiş olsa da yeni mahaller kurulmuş ve şehir tamamen surların dışına çıkmıştır.  Şehir merkezinde 1880’lerin sonu 1890 yılların başında ise tespit edilen mahalle sayısı 50 olup şehir 10 km2’lik alana yayılmıştır. Bu dönem de varoşlarda yer alan mahalle ise sadece 4’tür. Müslümanlar iç kale içerisinde yer alırken, Hıristiyanlar ise şehrin kuzeyinde yer almıştır. XX. Yüzyılın başında ise şehir de tespit edilen mahalle sayısı 51 olarak belediye kayıtlarına yazılmıştır. 1935 yılında 51, 1961 yılında 5011, 1950 ve 1973 yıllarında ise tespit edilen mahalle sayısı 40’tır12.  Şehir de Cumhuriyet döneminde mahalle sayının artmasın da özellikle 1931 yılında yapılan yeni hükümet konağının etkisi büyüktür. Şehrin oldukça batısında inşa edilen vali konağı için tespit edilen yer oldukça önemlidir. Aslında bu konak, 1930’lar boyunca eski şehrin batısında kurulacak olan yeni mahallenin devlet mahallesinin uç noktasını teşkil etti. Belirtilen tarihlerde Cumhuriyet Caddesi’nin batı ucuyla vali konağı arasındaki bölgede birçok resmi daire inşa edildi. Bu resmi daireler arasında genel müfettişlik, kolordu, halkevi, tekel, kız muallim mektebi, erkek lisesi, doğumevi binaları bulunmaktaydı. Böylelikle cumhuriyet idaresi, eski “Osmanlı Erzurum”un batısında “Cumhuriyet Erzurum”unu kurmuş oldu13.

Mahalle sayısı gibi şehrin nüfus’u da yıllara göre değişmektedir. Erzurum’un nüfusunda devamlı bir değişikliğin olması şehrin askeri ve ticari öneme sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Erzurum’a gelen seyyahların verdikleri nüfusla ilgili bilgiler ve resmi kayıtlar da yer alan sayısal veriler yüzyıldan yüzyıla, yıldan yıla değişmektedir.  1540-1555 arasında şehrin nüfusu 2000-3000, 1642 yılında 7500-12000,  XVIII. yüzyılın başlarında 24000, 1829 yılında 100000, savaştan sonra ise 1835’te 15000’e kadar düşmüştür14. 93 Harbinde şehirde bulunan Charles S.Ryan ve ondan sonra şehre gelen Lynch’in verdikleri rakam ise 40000’dır.  93 harbinden sonra ise ilin nüfusu 20000’e kadar düşmüştür. 1880 ile 1890 yılları arasında ise toplam nüfus 39000’dır. 1913 yılında 60000, 1927 yılında ilk sayımda köylerle beraber 270000, 1935’te 326000, 1940 yılında ise 371000, 1945 yılında 396000, 1955 yılında 520000 ve 1960 yılında 569000,  1970 yılında ise 685000 olmuştur15. 1985 yılında nüfusu ise 856 000’dir16. 1990 yılında yapılan sayım da, nüfusunun 848 bin 200, 2000 yılında yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre, merkez nüfusu 561000 olan Erzurum’un, toplamda 937000, 2008 yılında ise 775000’ye gerilemiştir.17 Böylelikle Erzurum cumhuriyet Türkiye’sinin yaptığı ilk nüfus sayımında 14.sıradayken zamanla 63.sıraya kadar gerilemiştir. Bu sayılar gösteriyor ki Erzurum, yıllar boyunca savaşlar, istilalar, doğal afetler ve göçler yüzünden hiç rahat yüzü görmemiş, sürekli olarak akınlara uğramış, yakılmış ve yıkılmıştır18.

Şehirde nüfusun sürekli olarak değişmesi şehrin yerlileri ve sonradan şehre gelenlerin mahallerinin de belirlenmesinde rol oynayacaktır. Özellikle de köyden kente göç edenler ve farklı coğrafyalardan gelenler iskân edilmeyen yerleri tercih etmişlerdir. Halkta böylelikle yeni yerleşim yerleri ifade etmek için buralara isimler vermiştir. Mahallere isimler verilirken de bazen şehirde hizmetleri olan ve görev yapan devlet ve idare adamlarının isimleri, devrin bilginleri ve şeyhlerine ait isimler, halk inanışından kaynaklanarak evliya, baba, şeyh ya da derviş isimleri; herhangi bir zanaat kolundan kaynaklanan isimler; mahallenin arazi durumu ya da doğal özelliklerinden verilen isimler; eskiden beri Gayr-i Müslim halkın ikamet ettiği yerlerin isimleri; ayrıca muhtelif yerlerden gelerek yerleşenlerin geldikleri yerlerdeki isimler genelde, mahallere isim verilmesinde etkili olmuştur. Şehirde XVI. yüzyılda mahalle isimleri genelde cami, mescit ve zaviyeler isimlerinden oluşurken, XVII. yüzyılda ise mahalle isimleri şahıs ve yer isimlerinden oluşmuştur. Ali Paşa, Mirza Mehmet, Murat Paşa Mahalleri buna örnektir19. Özellikle yer isimleri bir memleketin, milletin tarihine ışık tutan kesin delilleri teşkil ederler. Bu suretle vatanın milli bir coğrafyaya sahip olması mümkün olur. Tarihimizde öyle isimler vardır ki, onların telaffuzu bile bir anda insanın gözleri önüne yüzyıllar boyu süre gelen kahramanlıkları, savaşları, acıları, şahlanışları getirir20. Şehirlerinde tıpkı insanlar gibi iyi ve kötü günleri ve netice de bir ömürleri vardır. Şehirlerin de iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel hayatları vardır. Tarihi geçmişleri, şan ve şeref dolu günleri vardır. Dostları ve düşmanları vardır. Şehirlerde bağırlarında barındırdıkları insanlardan sevgi, şefkat ve ilgi beklerler. Horlanmak, aşağılanmak ve itilip kalkınmak istemezler. Bunlar şehirlerin kimlikleridir. Bir şehrin markasının güçlü bir marka olabilmesi için öncelikle o şehre marka olmayı destekleyecek değerlerin ve niteliklerin bulunması gerekir. Şehir markası, şehrin görünüşü, insanların deneyimi, inançları ve davranışlarını da kapsamaktadır21.  İşte Erzurum’un marka bir şehir olmasındaki değerler mahalleler arasındaki tarihte saklıdır. Üç Kümbetler, Kale, Ulu Camii, Kurşunlu Medresesi, Tırhıçlı kapıları, mezarları, hanları ve hamamları ve nice sayılamayacak eserleriyle marka bir şehirdir. Erzurum. Mahalleler arasında kalan ve yenileşme adına tüketilen bu marka değerlere sahip çıkılmalı ki Anadolu’nun bir Türk yurdu olduğu belgelenebilsin.

CAFERİYE MAHALLESİ

Erzurum’da mevcut otuz altı mezarlık alanlarından biri üzerine kurulan Caferiye Mahallesi, Cumhuriyet Caddesinde, Cami-i Kebir Mahallesi’nin yanında yer alır. Mahalle önceleri Cami-i Kebir Mahallesine bağlıyken daha sonraları ismini Cafer Efendi’den alarak  onun yaptırdığı cami etrafında kümelenerek bağımsız olarak kurulmuştur. Cafer Efendi, XVII. yy’ da  Erzurum’un  önde gelen şahsiyetlerden birisi olup, alimliği ve hayırseverliği ile tanınan bir kişidir22. Nereli olduğu tam olarak tespit edilememiş olan Cafer Efendi’nin maliyeci olduğu ve 1635 yılında Erzurum mukataacılığına tayin edildiği bilinmektedir. Evliya Çelebi onu bilgin bir zat olarak anlatmakta,  mukataacılık ve vilayet muharrirliği uhdesinde bulunduğunu yazmaktadır. Cafer Efendi şehirde ilk olarak bugün Kaya Şeyh Mescidi23 karşısında yer alan Caferiye Camiisini yaptırmıştır24. Cafer Efendi, cami dışında da birçok hayır eseri de yaptırmış ve onların devamını sağlamak amacıylada padişahın temlik ettiği Tercan’ın Pürk köyü’nün tamamını  vakfetmiştir25. Aynı zamanda bu köyde yer alan boyahaneyi, tuzlayı ve neft kuyularını esaslı bir şekilde tamir ettireerek yüzyıllar önce Türklerin petrolle uğraşmasına vesile olmuştur. Cafer Efendi’nin hayır müesseselerinden birisi de camiye bitişik olarak yaptırılan; ama bugün ayakta olmayan hamamdır26. Hamam,  Erzurum’un en meşhur hamamlarından birisi olup  havası ve suyu güzel olduğundan  halkın rağbet ettiği yerlerden birisi imiş. Ama tarihe saygı  ve kültürel değerleri koruma anlayışından mahrum olduğumuzdan hamamdan  geriye  sadece  ismi kalmıştır27. Cafer Efendi’nin eserlerinden bir diğeri  Tebrizkapı dışında Çöplük Hamamı yanında yer alan Dabakhane ve surun dışında Mumhane ve mekteptir. “İlim tahsil etmek için Erzurum’un medreseleri, Dar-ül- Kurrası, Dar-ül Hadisi ve yüz on kadar mektebi vardır. Meşhurları Lalapaşa ve Cafer Efendi mektebidir.28 Bütün  bu hayır eserlerine imza atan Cafer Efendi mezar taşından anlaşıldığına göre zulüm ile şehit edilmiştir. Kabri ise Caferiye camiisinin son cemaat yerindedir. Anlatılan birçok olay Efendi’nin şehit edildiğini desteklemektedir. Cafer Efendi hakkında elde edilen bilgilerin büyük çoğunluğu Evliya Çelebi’den elde edilen bilgilerdir. Cafer  Efendi, Evliya Çelebi’nin  Erzurum’u  ziyaretinde onu misafir edip Nebi köyünde adına bir ziyafette vermiştir. Bu misafirperverliği Çelebi şöyle ifade eder : “Cafer Efendi bir azim ziyafet edip paşaya bir at, üç köle üç kese hediye verdi. Üç yüz haneli mamur ve abad bir köydü Nebi köyü.”29 Cafer Efendi’nin mahallesin de ortaçağdan kalma tek mimari yapı ise Cimcime Hatun Kümbetidir.

CİMCİME SULTAN KÜMBETİ

Kümbet, Cumhuriyet Caddesi üzerinde dükkanlarla çevrili iken 2009 yılında itibaren etrafı açılarak gün yüzüne çıkarılmıştır. Kümbetin  giriş kısmı caddeye bakan kısmın arka tarafındadır. Kümbetin asıl isminin “Hencal” ya da “Henkal” olduğu kaynaklarda belirtilmektedir30. Yapım tarihi olarak XIII. sonu XIV. yüzyıl başı olarak belirtilen kümbetin  kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. 2010 yılındaki rölüve ve peyzaj çalışmaları sırasında bulunan kitabede ki  bilgiler yapının İlhanlılar döneminde yapıldığını ortaya koymaktadır31. Kümbet, Erzurum’un yöresel Sivişli (Keverk) taşından yapılmış olup silindirik kaideli, içten ve dıştan silindirik gövdeli ve altta kriptası (cenazelik bölümü) bulunan iki katlı plan tipindedir.32 Kümbetin gövdesi birbirine bağlanmış yuvarlak kemerli sütunlarla bir revak konumuna getirilmiştir. Konik külahın altında dışa taşkın bir silmesi bulunmaktadır. Türbe kısmının zemininde silindirik kaide bulunmaktadır. Buradan dış bükey formlu kalın bir kaval silme ile silindirik gövdeye geçilmektedir. Gövde üzerinde, kalın profillerle oluşturulmuş on bir yuvarlak kemer bulunmaktadır33. Kümbetin cenazelik kısmı yarıya kadar toprağa gömülü olup, bu kısmı, şimdiye kadar inceleme olanağı olmamıştır.34 2009 yılı itibariyle Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından kümbet ve çevresinde yapılan rölöve ve peyzaj çalışmalarıyla yapının etrafı açılmış ve gömülü olan bu alanda da incelemeler yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalar sırasında  kümbetin  altında gizli bir oda da bulunmuştur. Kümbetin hemen altındaki gizli odada, iki adet mezar ve mumya odasına rastlanılmış ve kümbetin tarihini aydınlatacak kitabeye de ulaşılmıştır. Çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan kümbetin alt katındaki odaya ait tavanın, krita taşıyla örülü, kapısının dikdörtgen ve mezar kapısının da, kuzeye doğru açıldığı görülmüştür. Gizli odada ki  mezarların etrafının kiremitlerle örülü olduğu ve  kemiklerinde kıbleye doğru gömüldüğü anlaşılmıştır. Mezarların şeklinden anlaşıldığına göre, örme işi gelişigüzel biçimde, yığma olarak yapılmıştır. Odanın altında kapatılmış olan mazgallarda da, bazı iskelet kalıntılarına da rastlanılmıştır35. Kümbet içerisinde bulunan mezarların kime ait olduğu bilinmemektedir. Kümbete ismini veren Cimcime Sultan’ın ise kim olduğu belli değildir.36 Kimine göre Cimcime Sultan Anadolu’yu Türkleştirmeye gelen bir komutan kimine göre de alim bir zattır.37 Cimcime Sultan Kümbeti günümüze kadar gelmiş önemli ortaçağ eserlerinden biridir. Kümbet XX.yüzyılın başında yıkılma tehlikesiyle karşılaşmıştır. Yurttan Yazılar adlı eserin  müellifi İsmail Habip Sevük’ün eserin yıkılması önlemek için yaptıkları tarihe saygı ve gelecek kuşaklara bu eserleri bırakma çabası Cimcime Sultanı yok olmaktan kurtarmıştır. İsmail Habib Sevük sırf yol yapımı için kümbetin kaldırılmak istenildiğini eserinde şöyle dile getirir: “Sonradan açılan Cumhuriyet caddesi’nde yola çıkıntı yaparak kalmış eski bir Selçuklu kümbeti var. Mahrutlu (konik) çıplak başı üstünde dokuz asır dinleniyor. Tarihten yoğrulma bir topaç gibi duran bu hatırayı az kalsın yolun hendesesi namına kurban edeceklermiş.”38

DİPNOTLAR

1Turgut Cansever, İslam’da Şehir ve Mimari, İstanbul 1997, s.126.

2İshak Umut Kukaracı, Günümüzde Erzurum Evinde Geleneksel Unsurların Kullanımına Yönelik Bir Sentez Çalışması, Erzurum 2001, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), s.18.

3“Karaz höyüğü Erzurum’a en yakın prehistorik yerleşme yerlerinden biridir. Erzurum daha geç bir iskân yeri olduğuna göre ahalisi buradan göçmüş olabilir”, Hamit Zübeyir Koşay, Erzurum ve Çevresinin Dip Tarihi, Ankara 1984, s.30.

4“ Bab-ı Tebriz, Bab-ı Erzincan, Bab-ı Gürcü, Zaviye-i Melik Saltuk, Zaviye-i Ahi Pir Mahmut, Zaviye-i Sadri Han, Zaviye-i Edhem Şeyh, Zaviye-i Hasan-i Basri, Dabanoğlu,  Babakulu ve Kılıçoğlu”, Tarih Yolunda Erzurum, S.5–6, Erzurum 1960, s.10.

5“Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: Bursa-Bolu-Trabzon-Erzurum-Azerbaycan-Kafkasya-Kırım-Girit, (Haz:Yücel Dağlı-Seyit Ali Kahraman), Yapı Kredi Yay., İstanbul 2008, C:2, s.239-240

6 Pamuk, Age., s.107.

7“XVII. yüzyılda kale içi mahalleri şunlardır: Ayas Paşa, İskender Paşa, Çukur, Cami-I Kebir, Kara Kenise, Kul oğlu, Mirza Mehmet Mahalleleridir”, Bilgehan Pamuk, XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum, s.106.

8“ XVII. yüzyılda varoşlarda yer alan mahaller ise Ali Paşa, Cedir, Darağacı, Dönükler, El-Hac İlyas, Gez, Gürcü kapı, Hasan-ı Basri, Mehdi Baba, Murat Paşa, Mumcu ve Sultan Melik Mahalleleridir”,

9 Pamuk, XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum, s.106.

10 Hüseyin Yurttaş, Erzurum Hacı Ali Ağa Medresesi Vakfiyesi, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Yay., Erzurum 1999, s.6

Mehmet Nusret Som,  Tarihçe-i Erzurum,  Dergah Yay., (Haz: Ahmet Fidan), İstanbul 2005. s.55.

11 İhsan Ünüvar, Erzurum Vilayeti, Duygu Matbaası, İstanbul 1954, s.64.

12 Küçükuğurlu, Age., s.313.

13 Küçükuğurlu, Age., s.352.

14 Küçükuğurlu, Age., s.4.

15Ahmet Necdet Sözer, “Erzurum Coğrafyası: Tabii ve Beşeri Özellikler”, 50.Yıl Armağanı, Erzurum ve Çevresi I, Atatürk Üniversitesi Yay., Erzurum 1973, s.32.

16Osman Yalçın, Erzurum ve Doğu Anadolu, İstanbul 1987, s.14.

17“Erzurum VII. yüzyılda 200000 nüfusuyla dünyanın en büyük şehirlerinden biridir”, Gezi Rehberi, s.16.

18Yalçın, Age., s.26.

19Bilgehan Pamuk, XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum, s.107

20Selçuk Günay, “İsmide Kendisi Gibi Büyük”, Tarih Yolunda Erzurum, S.19, Erzurum 1989, s.42.

21Gökalp Selçuk, Erkan Sağlık, Nil Saraçoğlu, Çağla Uslu, Şehir İmajı, Erzurum Ölçeğinde Bir Uygulama, Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Yay., Erzurum 2010, s.6.

22Taşyürek, Erzurum Türbeleri ve Ziyarete Yerleri, s.85.

23“Cumhuriyet caddesinde Yayla Palas’ın bitişiğine düşen yerde bulunan Kaya Şeyh Mescidinin yeri işyerleri tarafından işgal edilmiştir. Mescidin mihrabı bir zamanlar mahallede yer alan Foto Celal’e ait işyerindeydi”, Zeki Başar, Tarih Boyunca Çeşitli Hizmetleriyle Camilerimiz, s.126.

24Mahalleye de ismini de veren  cami 1645 yılında Cafer Efendi tarafından yaptırılmıştır. Caferiye Camiisi, iç kaleye ve Ulu Camiiye yakın yerde olup  duvarları adi, köşeleri kesme taştan yapılmış, kubbeleri kurşunla örtülüdür.Minaresi ise muntazam kesme taştan yapılı olup, caminin kuzey tarafında sağ köşesinde yer alır. Evliya Çelebi camiden bahsederken camiyi şöyle tarif eder: “ Yeni yapı bir kubbe-i vale-ı camiidir. Yüksek bir minaresi vardır.  Bir kapılı, yeni tarz üzerine pencereleri demirli, şadırvanlı ferah verici bir yapıdır.” Cami içerisinde bir de çilehane vardır. Cami, Birinci Dünya Savaşında mühimmat, İkinci Dünya Savaşı sırasında ise sevkiyathane olarak da  kullanılmıştır.Caferiye camiinde bir zamanlar açık fikirliler diye adlandırılan gençler toplanır Edip Hocanın vaazlarını dinlerlermiş.   Bulut, Erzurum Çarşı Pazar, s.24; İl Yıllığı, 1967, s.336; Hancı, Age., s.77; Tanpınar, Age., s.182;  İbrahim Aydemir, Bir Vakitler Erzurum, Dergah Yay., İstanbul 2002, s.128.

25Özdemir, Kaybolan Şehir Erzurum, s.53.

26Hancı, Age., s.78.

27“Hamam 1913 yılında yolların genişletilmesi amacıyla yıkılmıştır”, Bilgehan Pamuk, XVII.Yüzyilda Bir Serhad Şehri, s.97.

28Hancı, Age., s.78.

29Özdemir, Kaybolan Şehir Erzurum, s.53.

30Muzaffer Taşyürek, Erzurum Türbeleri ve Ziyaret Yerleri., Palandöken Belediyesi Kültür Eserleri III, Erzurum 2010, s.43.

31Suat Bakır, Erzurum Röleve ve Anıtlar Bölge Müdürü

32Hamza Gündoğdu, Ahmet Ali Bayhan, Muhammet Arslan, Sanat Tarihi Açısından Erzurum, Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Yay.,Erzurum 2010,186.

33Hamza Gündoğdu, Ahmet Ali Bayhan, Muhammet Arslan, Sanat Tarihi Açısından Erzurum, Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Yay.,Erzurum 2010,187.

34Tülin Bildiren, Erzurum’da Selçuklu Dönemi Türbeleri, (Yayınlanmamış Lisans Bitirme Çalışması), Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Erzurum 1981, s.46.

35Hamza Gündoğdu, “ Sır çözülecek, tarih aydınlatılacak”, Erişim tarihi: 08 haziran 2010, www.erzurumgazetesi.com.tr

36“Bazı kaynaklarda ise yapının Firuze adlı bir kadına, bazı kaynaklarda ise, tarihe geçmeyen Erzurum emirlerinden birine ait olduğu ifade edilmektedir.” Hamza Gündoğdu, Ahmet Ali Bayhan, Muhammet Arslan, Sanat Tarihi Açısından Erzurum, Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Yay.,Erzurum 2010,186, Abdurrehim Şerif Beygü, age., s.140.

37“Cimcime Sultan Kümbeti ilk Selçuklu fatihlerinden birine aittir. Ermeni kaynaklarında Tuğrul Bey’in Anadolu gazasına memur ettiği beyler arasında Salar-i Horasan, Yusuf ve Cemcem, 1062 senesinde akınlar yapmış olup bu sonuncusunun burada şehit olduğu ve türbenin de kendisine ait bulunduğu anlaşılıyor”, İbrahim Konyalı, Abideleri ve Kitabeleriyle Erzurum Tarihi, s.35.

38Sevuk, Age., s.363.

 

 

 

KAYNAKÇA

Turgut Cansever, İslam’da Şehir ve Mimari, İstanbul 1997

İshak Umut Kukaracı, Günümüzde Erzurum Evinde Geleneksel Unsurların Kullanımına Yönelik Bir Sentez Çalışması, Erzurum 2001, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)

Hamit Zübeyir Koşay, Erzurum ve Çevresinin Dip Tarihi, Ankara 1984

Dabanoğlu,  Babakulu ve Kılıçoğlu Tarih Yolunda Erzurum, Erzurum 1960

Yücel Dağlı-Seyit Ali Kahraman Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi Yapı Kredi Yay., İstanbul 2008

Bilgehan Pamuk, XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum

Hüseyin Yurttaş, Erzurum Hacı Ali Ağa Medresesi Vakfiyesi, Atatürk Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Yay., Erzurum 1999,

Mehmet Nusret Som,  Tarihçe-i Erzurum,  Dergah Yay., (Haz: Ahmet Fidan), İstanbul 2005.

İhsan Ünüvar, Erzurum Vilayeti, Duygu Matbaası, İstanbul 1954

Ahmet Necdet Sözer, “Erzurum Coğrafyası: Tabii ve Beşeri Özellikler”, 50.Yıl Armağanı, Erzurum ve Çevresi I, Atatürk Üniversitesi Yay., Erzurum 1973, s.32.

Osman Yalçın, Erzurum ve Doğu Anadolu, İstanbul 1987

Selçuk Günay, “İsmide Kendisi Gibi Büyük”, Tarih Yolunda Erzurum, S.19, Erzurum 1989, s.42.

Gökalp Selçuk, Erkan Sağlık, Nil Saraçoğlu, Çağla Uslu, Şehir İmajı, Erzurum Ölçeğinde Bir Uygulama, Turizm ve Otelcilik Meslek Yüksekokulu Yay., Erzurum 2010

Muzaffer Taşyürek, Erzurum Türbeleri ve Ziyarete Yerleri,

Zeki Başar, Tarih Boyunca Çeşitli Hizmetleriyle Camilerimiz

Taner Özdemir, Kaybolan Şehir Erzurum

Hamza Gündoğdu, Ahmet Ali Bayhan, Muhammet Arslan, Sanat Tarihi Açısından Erzurum, Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü Yay.,Erzurum 2010

Tülin Bildiren, Erzurum’da Selçuklu Dönemi Türbeleri, (Yayınlanmamış Lisans Bitirme Çalışması), Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji ve Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Erzurum 1981,

İbrahim Konyalı, Abideleri ve Kitabeleriyle Erzurum Tarihi