Erzurum Vilayetinde Kıtlık

/ 15 Ocak 2018 / 1.028 / yorumsuz
Erzurum Vilayetinde Kıtlık

I. Araştırmanın Konusu ve Sınırları

Kıtlıklar meteorolojik şartlara baglı olarak ne zaman nerede ve hangi durumlarda ortaya çıkacagı önceden bilinmedigi ve ölümcül neticeler verdigi için aynı zamanda bir afet olarak da degerlendirilir. Kıtlıkların ortaya çıkmasına sebep olan olaylar oldukça fazladır ve bu olaylarda çogu kere bir dogal afettir.1 Sel, yangın, kuraklık, deprem, çekirge istilası, salgın hastalıklar, aşırı soguk ve sıcaklıkların da kıtlık hadiselerine yol açtıgı bilinmektedir. Ayrıca eşkıyalık olayları, isyanlar ve harpler gibi siyasal ve sosyal olayların da kıtlık hadiseleriyle yakın ilişkisi vardır.2 Bu tür olayların arkasından da kıtlıklar yaşanmaktadır. Bu sebeple kıtlık olayları, bir dogal afetle baglantılı olarak ortaya çıkmaları durumunda insanların iradesi dışında oldugu için dogal afet olarak kabul edilir. Ancak, siyası ve sosyal olayların sonucunda ortaya çıkması durumunda insanların iradesi dâhilinde oldugu için bir afettir, ancak dogal degildir.3

Tarihi süreç içerisinde dünya üzerinde çeşitli sebeplerden dolayı kuraklık ve onun tabi bir neticesi olan kıtlık hadiseleri görülmüştür.4 Dogal afet olarak adlandırabilecegimiz kuraklık, etkisi altına

1 ?ahin, Cemalettin, Türkiye Afetler Cografyası, Ankara 1991, s. 3–6.

2 Erler, Yavuz Mehmet, “XIX. Yüzyıldaki Bazı Dogal Afetler ve Osmanlı Yönetimi”, Türkler, c.13, Ankara 2002, s.762–771.

3 Kılıç, Orhan, “Osmanlı Devleti’nde Meydana Gelen Kıtlıklar”, Türkler, c.10, Ankara 2002, s.718–730. aynı yazar, “Mühimme Defterlerine Göre 16. Yüzyılın Ikinci Yarısında Osmanlı Devleti’nde Dogal Afetler (Fırtınalar, Su Baskınları, ?iddetli Soguklar ve

Yıldırım Düşmesi Olayları)”, Pax Ottomana Studies in Memoriam Prof. Dr. Nejat Göyünç,( edit. Kemal Çiçek,) Ankara 2001, s.793–820.

4 C.Mıller, Joseph, “The Significance of Drought, Disease and Famine ın the Agriculturally Marginal Zones of West-Central

Afrıca”, Journal of African History, 23 (1982),s.17–61; Kershaw, Ian, “The Great Famine and Agrarian Crisis in England 1315– 1322”, Past and Present, no. 59 (May.1973), s.3–50; Steven, L.Hoch, “Famine, Disease and Mortality Patterns in the Parish of Borshevka, Russia, 1830–1912”, Population Studies, 52 (1998), s.357–368; Gılles, Veınsteın, “Karadeniz’in Kuzeyinde Büyük 1560 Kuraklıgı: Osmanlı Yetkililerinin Durumu Algılayışı ve Gösterdigi Tepkiler”, Osmanlı Imparatorlugu’nda Dogal Afetler (editör. Elızabeth Zacharıadou),

– 145 –

aldıgı cografi alanın boyutuna göre tesiri büyük, orta veya küçük ölçeklerde olmuştur.5 Bu afetlerin neticesinde; göç hareketleri, yiyecek fiyatlarının artışı, karaborsacılık, aç kalan insanların hayatta kalabilmek için degişik beslenme yolları araması, salgın hastalıkların zuhuru, açlık veya açlıgın sebep oldugu kötü şartlardan dolayı ölüm hadiseleri ortaya çıkmıştır. Kıtlıklar, sadece kıtlıklar döneminde kendini hissettirmemekte ve etkisi sadece ortaya çıktıgı an ile sınırlı kalmamaktadır. Kıtlıkların ortaya çıktıgı dönemlerde, toplum sosyo-iktisadi açıdan derinden etkilemiş ve açmış oldugu yaraların sarılması uzun yıllar almıştır.6

Dünyanın çeşitli yerlerinde, degişik dönemlerinde kuraklık ve kıtlık hadiseleri ortaya çıkmıştır. Genellikle ülke ekonomilerinin tarıma dayandıgı ve insanların büyük bir kısmının toprak ürünlerinden geçim kaynagını temin ettigi7 ülkelerde kısa dönemler halinde beliren kuraklıgın birkaç yıl arka arkaya görülmesi kötü sonuçlar dogurmakta hatta insanların açlık tehlikesiyle karşı karşıya gelmesine yol açmaktadır.8

Bulundugu konumu itibariyle Anadolu cografyası farklı iklim ve yagış rejimlerine sahiptir. Anadolu’da kurak ya da yarı kurak olan bölgeler; Orta Anadolu, Tuz Gölü çevresi, Balıkesir merkezi ile Ege kıyıları ve Güneydogu Anadolu bölgesidir. Ayrıca çevresine göre havza görünümünde olan, ya da deniz etkisinden uzakta daglarla çevrili alanlar olarak doguda Malatya, Elazıg, Erzincan ve Erzurum yöreleri de negatif su bilânçosu ile yarı kurak iklim bölgesi özellikleri taşımaktadır.9 Ilkel tarım usulleri; vilayet dâhilinde yapılan ziraatın hemen hemen tamamı dogal yagışlara baglı olarak yapılmaktaydı. Sulama sistemlerinin yetersizligi veya bulunmaması, gelişmiş tarım aracı ve üretim tekniklerinin kullanılmaması üretim potansiyelini etkilemiştir.

1. Erzurum Vilayetinde Kuraklık ve Kıtlık

Kıtlık; kelime manası olarak herhangi bir ihtiyaç maddesi veya hizmetin temininde yaşanılan güçlüktür. Arşiv belgelerinde kıtlık; “kaht”,10 “kaht ü galâ”,11 “illet-i galâ”12 ve “fıkdân”13 şeklinde daha çok yiyecek maddelerinin piyasa ortamından ve stoklarda az bulunması durumunu ifade etmektedir.

Tarihin her dönemin Osmanlı topraklarında geniş alanları içerisine alan veya dar kapsamlı bir veya birkaç yıl devam eden kuraklık ve kıtlık hadiselerine14, Erzurum Vilayeti’nde de rastlanmıştır. Bölgede meydana gelmiş olan kıtlık ve sebepleri arşiv belgelerinden elde edilen bilgiler dogrultusunda tablo haline getirilip degerlendirme yoluna gidilmiştir.

Istanbul 2001, s.297–305.

5 Ülgener, F. Sabri Darlık Buhranları ve Islam Iktisat Siyaseti, Ankara 1984, s.45–48.

6 1885 senesinde Osmanlı topraklarının neredeyse tamamında hüküm süren kuraklık ve kıtlık olaylarının etkisi 1886, 1887, 1888,

1889 ve 1890 senelerinde de etkisini hissettirmiştir. Erzurum Vilayetin de görülen 1892 senesi kuraklıgının izleri 1893, 1894’de ve 1906 senesi kuraklıgının etkisi ise 1907, 1908 ve 1909 senelerinde devam etmiştir.

7 Güçer, Lütfi, XVI-XVII. Asırlarda Osmanlı Imparatorlugu’nda Hububat Meselesi ve Hububattan Alınan Vergiler, Istanbul 1964.

8 Tümertekin, Erol, “Türkiye Kurak Bölgelerinde Bugday Yetiştirme Devresi ile Kurak Devre Arasındaki Zaman Münasebeti”,

Türkiye Cografya Dergisi, c.3,13–14, s.107–124.

9 Nişancı, Ahmet, “Türkiye’de Kurak (Yâda Nemli) Alanların Dagılışı”, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, sa.7, (1976), s.235–241.

10 BA. A.MKT.4/140, 8/142, 24/147; BA. DVN. MHM. 31/6; BA. C.AS. 33328/786.

11 BA. MKT. 96/1513, 92/1495, 65/1663, 1680/25, 1618/15, 1535/38.

12 BA. DH. MKT. 29/5, 2014/117, 2013/65.

13 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.3; BA. ML. MSF. d. 18344.

14 Kılıç, Mühimme Defterleri’ni esas alarak yaptıgı çalışmada Osmanlı Devleti’nde meydana gelen kıtlık hadiselerini ve sebeplerini

incelemiştir. Bu çalışmaya göre; 1564, 1565, 1566, 1571 1574, 1579, 1580, 1583, 1585, 1592, 1593, 1596, 1757 senelerinde Osmanlı topraklarının muhtelif bölgelerinde kuraklıgın sebep oldugu kıtlık hadiseleri görülmüştür. Kılıç, “Kıtlıklar”, s.718–730. Bir kısım araştırmacılar agaç kütüklerini laboratuar ortamında inceleyerek 350 yıllık tarihi süreç içerisine Anadolu’da ki yagış rejmini tespit yoluna gitmişlerdir. Bu çalışmaya göre; 1676, 1679, 1715, 1725, 1746, 1757, 1797, 1815 ve 1887 yıllarının kurak geçtigini belirlemişlerdir. Akdemir, Ünal, Nesibe Köse, Aliye Aras, H.Nüzhet Dalfes, “Anadolu’nun 350 Yılında Yaşanan Önemli Kurak ve Yagışlı Yıllar”, Türkiye Kuvarterner Sempozyumu, TORQUA-V, ITÜ. Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü 2–5 Haziran 2005, s. 129–

135. Osmanlıda Kuraklık ve Kıtlık üzerine çalışma yapan Erler’e göre; 1838, 1841, 1845, 1850–51, 1853, 1855, 1859, 1860, 1862, 1864, 1865, 1867, 1871, 1872 ve 1874 senelerinde Osmanlı Devletinin muhtelif topraklarında kuraklıklar olmuştur. Erler Yavuz, Mehmet, Ankara ve Konya Vilayetlerinde Kuraklık ve Kıtlık (1845 ve 1874 Yılları), Samsun 1997, (Basılmamış Doktora Tezi), s.82–

89. Bruce, McGowan, 18. yüzyılda Osmanlı Devletinin büyük bir kısmında dogal afetlerin yaşandıgını belirilmektedir. Osmanlı

Imparatorlugu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, (editör. Halil Inalcık-Donald Quataert), c.2, 1600–1913, Istanbul 2004, s.774.

– 146 –

Tablo 1: Tarihi Süreç Içerisinde Erzurum Vilayetinde Kıtlık Olayları

Tarih Kıtlık Bölgesi Kıtlık Çekilen Madde Kıtlık Sebebi
175315 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık
179016 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık ve Pahalılık
179217 Erzurum, Erzincan Bugday, Arpa Kuraklık ve Ulaşım
181318 Erzurum Zahire Ulaşım ve Kış
183919 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık
184020 Erzurum Zahire Kuraklık
184221 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık
184722 Erzurum, Hasankale, Beyazıt Zahire Çekirge Istilası
185623 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık
187424 Erzurum Zahire Kuraklık
188225 Erzincan, Refahiye, Iliç ve Kemah Zahire Kuraklık
188726 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık ve Çekirge

Istilası

188927 Erzurum Vilayeti Zahire Çekirge Istilası
1892–189328 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık
1906–190829 Erzurum Vilayeti Zahire Kuraklık

Tabloda da görüldügü üzere kıtlıkların temel sebebini kuraklık oluşturmakla beraber, çekirge istilası, kış şartlarına baglı zahire sevkıyatıyla ilgili problemler ve pahalılık gibi sebepler de rol oynamıştır. Bulundugu cografî konumu itibariyle Erzurum Vilayeti, Osmanlı topraklarının genelinde görülen kuraklık ve kıtlık olaylarından yalnızca 1887 senesi hariç pek etkilenmemiştir. Vilayette kuraklıgın hüküm sürdügü seneler genellikle bir yıldır. Ancak incelemede de esas alınan 1892–1893 ve 1906–1907 senelerinde ki kuraklık olayları ikişer yıl devam etmiş ardından da kıtlıklar yaşanmıştır. Kıtlıkların temelini zahire eksikligi oluşturmaktadır. Kuraklık ve kıtlık hadiseleri vilayet genelinde görüldügü gibi bazen de cografi sahanın genişligi sebebiyle vilayetin farklı sancak, kaza ve nahiyelerde de münferit olarak görülmektedir.30

15 BA. C.ML. 18999/466.

16 BA. C.ML. 26884/657.

17 BA. C.AS. 33328/786.

18 BA. HAT. 34392-C/722.

19 BA. C.DH. 15380/308.

20 BA. C.IKTS. 2103/43.

21 BA. I.DH. 3108/63.

22 BA. A.MKT.4/140, 8/142, 24/147; BA. DVN. MHM. 31/6.

23 BA. A.MKT. UM 37/274.

24 BA. ML. MSF. d. 18344.

25 BA. Y.PRK. AZJ. 8/87.

26 Bu dönem Osmanlı topraklarının neredeyse tamamında kuraklık ve o baglı olarak kıtlıklar yaşanmış ve Erzurum Vilayeti bu felaketi hafif atlatmıştır. BA. MKT. 96/1513, 92/1495, 65/1663, 1680/25, 1618/15, 1535/38.

27 BA. MKT. 65/1663.

28 1892 ve 1893 senelerinde meydana gelen bu kuraklık hadisesi yalızca Erzurum, Van ve Bitlis Vilayetleri’nde görülmüştür. BA. DH. MKT. 2005/98, 2013/65, 1219/77, 1306/16; BA. DH. MKT. 192/58; BA. Y.PRK. A. 9/21.vb.

29 Bu kuraklık ve kıtlık hadisesi Erzurum Vilayetiyle sınırlıdır.

30 1874 senesindeki kuraklık Erzurum Kazasıyla sınırlıdır. BA. ML. MSF. 18344. 1882 senesinde ki kuraklık ise Erzincan, Gercanis, Kemah ve Kuruçay Kazaları ve köylerinde görülmektedir. BA. Y.PRK. AZJ. 8/87.

– 147 –

1.1. Devletin Kıtlıklar Karşısında Aldıgı Tedbir ve Yardımlar

Bu çalışmada, Erzurum Vilayeti’nde ilki 1892 senesinde görülüp etkileri 1893,1894 senelerinde devam eden ve ikincisi 1906 senelerinde başlayıp 1907, 1908 ve 1909 senelerinde etkisini sürdüren kuraklık ve neticesinde kıtlıgın etkileri incelenmiştir.

Erzurum Vilayeti, kapladıgı yüzölçümü ve barındırdıgı nüfus itibariyle Osmanlı vilayetleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Erzurum Vilayeti’nde31 tarihi süreç içerisinde bir takım idari degişiklikler olmasına ragmen, incelenen dönem içerisinde cografi alan sınırlılıgı açısından; Erzurum, Erzincan, Bayburt, Bayezıt, Kızuçan (Pülümür), Pasinler, Kemah, Kuruçay (Iliç), Gercanis (Refahiye), Kigı, Narman, Tercan, Ispir, Keskim, Tortum ve Hınıs Kazaları ve bunlara baglı nahiye ve köylerinden oluşmaktadır.32

1892–1906 yıllarına ait yaşanan kuraklık ve kıtlık olayları, Erzurum Vilayeti’nin her bölgesinde aynı şiddette yaşanmamıştır. Ancak küçük farklılıklar olmasına ragmen her iki kuraklıktan etkilenen bölgeler benzerdir. Özellikle, Erzurum ?ehri ve ona baglı Ova Kasabası ve ova köyleri, Pasinler Kazası’na baglı köyler, Kemah Bogazı boyunca uzanan vadinin her iki kenarlarındaki köyler, Ispir ve köyleri, Beyazıt Kazası özellikle Karaköse, Diyadin, Eleşkirt Nahiyeleri ve baglı köyleri, Erzincan ?ehri ve köyleri, Tercan, Hınıs, Refahiye, Pülümür, Narman, Tercan Kazaları ve baglı köyler, Bayburt Kazası ve yakınındaki Kelkit ve ?iran havalisinde kuraklık ve kıtlık olayları şiddetli hissedilmiştir. Vilayete baglı ancak, bu bölgeler kadar kuraklıgı şiddetli hissetmeyen bölgelerde bulunmaktadır. Bunların arasında, Karadeniz’in dogu art bölgeleri olarak adlandırılan Keskim ve Tortum Kazaları’nın yanı sıra ve cografi konum olarak ta farklı bir bölgede bulunan Kigı Kazası sayılabilir.

Zahire Yardımı: Devletin, afetler dönemlerinde yaptıgı ilk işlerden birisi bölgedeki afetin boyutlarını tespit etmek olmuştur. Hatta bu uygulama bir defa ya mahsus olmayıp senenin belirli dönemlerinde, bilgileri güncellemek için bazen yerel yöneticilerin raporlarına33 bazen de Istanbul’un gönderdigi üst düzey yetkililerin bölgede yapmış oldugu tahkikatların neticelerine dayanmaktadır.34 Devletin afet bölgesi hakkında bilgi edinmesindeki amacı, afetin boyutlarını tespit etmek ve afetzedelere yerinde ve daha etkin yardım ulaştırmaktı. Bu tahkikatlar neticesinde afet bölgesindeki ihtiyaç sahipleri tespit edilip ve bu kişiler inan defteri adı verilen kütüklere kaydedilerek, yapılan yardımlar bu defterlere göre yapılmaktaydı.35

Devlet, kıtlık zamanlarında kullanılmak üzere ambarlarda belirli bir miktarda zahire depolanmıştır. Osmanlı yönetimi kıtlık esnasında direk merkezden degil, afetin meydana geldigi bölgede afetzedelere yardım amacıyla tam yetkilerle donatılmış idari yapıları oluşturmuş olması, devletin meseleyle ilgi önceki tecrübelerinin bir sonucu oldugu fikrini vermektedir.36

Bu amaçla, Erzurum Vilayeti’nde hem askeri ve maarif nezareti bünyesinde, hem de belediye ve bankaların bünyesindeki ambarlarda zahire stok edilmiştir. Ambarlarda zahire bulundurulması, kıtlık dönemlerinde veya piyasadaki zahire fiyatlarının kontrol edilmesinde alınmış önemli tedbirlerdendi.37 Ancak birkaç yıl devam eden umumi kıtlıklarda ambarlardaki zahire stokları genellikle yetmemekte idi.

Bu dönemlerde afet bölgesinde ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar, “ayni” (bugday, arpa, mısır, un ve çiftlik hayvanı) ve bankalar aracılıgıyla “nakdi” (para) şeklinde olmuştur. Yapılan ayni yardımların çok büyük bölümünü bugday ve arpa oluşturmaktadır. Yapılan yardımlar kurumsal bir organizasyon olarak, Iane Komisyonu vasıtasıyla yapılmıştır.38 Yardımlar; “iane” (karşılıksız), bazen de “tavizen” (faizli bazen de faizsiz) kredi şeklinde de olmuştur. Halka yapılan yardımların önemli bir kısmı Ziraat Bankası Sandık ve ?ubeleri’nden, kefalet senetleri karşılıgında olmuştur. Halkın bazen yüksek düzeyde kredi ve zahire talebi karşında isteklerin tamamının karşılanmasında zorluklar yaşanmıştır.39

31 Aydın, Dündar, Erzurum Beylerbeyligi ve Teşkilâtı (Kuruluş ve Genişleme Devri 1535–1566), Ankara 1998.

32 Karpat, H. Kemal, Osmanlı Nüfusu (1830–1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri, Istanbul 2003, s. 160, 164, 200, 208, 233.

33 BA. Y. PRK. HR. 18/48.

34 1892 senesinde ki afetin boyutlarının tespiti için Maliye Nezareti azalarında Ibrahim Efendi bölgede inceleme yapmıştır. BA. Y. PRK. A. 9/21. belge.20.

35 BA. DH. MKT. 1513/96, 1306/16.belge.1; BA. I. HUS. 22/1311/N–51.

36 Inbaşı, Mehmet, Ukrayna’da Osmanlılar Kamaniçe Seferi ve Organizasyonu (1672), Istanbul 2004, s.217; Işbilir, Ömer, XVII.

Yüzyıl başlarında Çark Seferinin Iaşe, Ikmal ve Lojistik Meselesi, (Basılmamış Doktora Tezi), Istanbul 1997, s.1–4; aynı yazar “Osmanlı Ordularının Iaşe ve Ikmali: I. Ahmed Devri Iran Seferleri Örnegi”, Türkler, c.10, Ankara 2002, s.151–159.

37 BA. DH. MKT. 2005/98, 2013/65, 1219/77.belge.7, 1306/16.belge.3.

38 Erler, Kuraklık ve Kıtlık, s.138.

39 BA. DH. MKT. 2014/117, 2013/65.

– 148 –

Devletin yardımlarının yanı sıra halk tarafından da ihtiyaç sahiplerine yardımlar yapılmış ise de yöredeki bu münferit yardımlar belgelere intikal etmedigi için boyutları bilinmemektedir.

Devlet, afet bölgesine zahire tedarikini iki usulle yapmıştır. Birincisi çevre vilayetlerden veya ülkelerden bölgeye zahire sevkidir. Bu tedarik şeklinde; hem nakliye ve hem de ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında zahire maliyetleri oldukça artırmıştır. Diger yardım şekli ise; hükümetin bankalara para sevk ederek ve buradan da halka krediler açılarak, halkın ihtiyacı olan zahireyi bizzat tüccardan alması şeklidir. Bunun yanı sıra; ya devlet tayin ettigi mahalli idareciler vasıtasıyla civar illerdeki mültezimlerden zahire satın alarak kendi denetimleriyle halka zahire dagıtmış ya da piyasadan alınmak üzere bankaların verdigi krediler ile ahali dogrudan zahire alımı yapmıştır.

1892 ve 1906 senelerinde kıtlıgın ilk yıllarında vilayet dâhilindeki ambarlardan piyasaya zahire sürülmüştür. Ancak takip eden senelerde kıtlık kendisini daha şiddetli hissettirmeye başlamış ve vilayet dâhilindeki zahire stokları tükenmiştir. Bunun üzerine çevre vilayetler veya Osmanlı topraklarının diger bölgelerinden zahire temini yoluna gidilmiştir. Kıtlık dönemlerinde bölgeye, Diyarbakır, Izmit, Sivas, Izmir, Samsun ve Trabzon, Iran ve Rusya’dan zahire nakil edilmiştir. Sivas, Diyarbakır, Trabzon, Iran ve Rusya’dan kara yoluyla, Izmir, Izmit ve Samsun’a gelen zahire deniz yoluyla Trabzon limanına, buradan da vilayetin muhtelif bölgelerine kara yoluyla sevk edilmiştir.40

Bütün bu önlemlere ragmen yardımlarının dagıtılmasında bir takım aksaklıklar meydana gelmiştir. Bu olumsuzluklar arasında; özellikle vilayette yeterli ulaşım agının bulunmaması, şiddetli kışa baglı soguk hava şartları ve yagışlar, zahire dagıtımında idarecilerin adil davranmaması ve vilayet dışından gelen zahire sevkıyatlarının gecikmesi gibi sebepler sayılabilir.41 Bu gibi sebeplerden zahire yardımını almakta geciken yöre halkı, kuraklık sonucu meydana gelen kıtlıgın yol açtıgı açlık nedeniyle yaşamını yitirmekte ya da çareyi yeterli gıdanın bulundugu yörelere dogru göç etmekte bulmaktaydı.42

Işte bu durum içerisinde 1893 senesinde “iane” olarak Efrenç tüccarları vasıtasıyla Trabzon iskelesine 60 bin kile zahire nakil edilmiştir. Zahirenin, Trabzon limanından Bayburt’un Balahor köyüne kadar sevki bölge insanı ve idarecileri tarafından yapılmıştır. Zahirenin buradan Erzurum’a kadar nakli ise Erzurum Kazası’nda ki ahali tarafından yapılmıştır.43

Kuraklık esnasında yapılan yardım sevkıyatları Osmanlı maliyesine yeni külfetler getirmiştir. Askeri birliklerin elinde bulunan nakliye hayvanları yardımların ulaştırılmasında yetersiz kalınca, halkın elinde bulunan yük hayvanlarının kiralanması veya hangi güzergâhtan geçecekse o bölgenin halkı sevkıyatları yapılmıştır. 1893 senesinde Diyarbakır Vilayeti’nden Erzurum Vilayeti’nde dagıtılmak üzere yemeklik ve tohumluk 10 bin kile zahirenin nakline karar verilmiştir. Zahirenin toplanıp ve nakledilmesi için 300 bin kuruş sarf edilmiştir.44

Vilayette kıtlıktan dolayı yardıma muhtaç olanlar için yardım miktarı tespit edilmiş, ancak meblagın yüksek olmasından dolayı ilk etapta belirlenen yardımların yarısı yapılabilmiştir. 1892 senesinde Erzurum ?ehri ve baglı köylerinde 10 bin kişinin yardıma muhtaç oldugu tespit edilmiştir. Muhtaç olan bu nüfusa, kişi başına 100 kuruş yardım yapılmasına karar verilmiştir. Toplam 1 milyon kuruş tutan bu yardımın ancak 500 bin kuruşu vilayette teşkil edilmiş olan komisyonlar tarafından karşılanmıştır.45

Ahaliye dagıtılacak olan zahirenin genellikle bir bölümü yemeklik diger bölümü ise tohumluk şekline olmuştur. 1893 senesinde vilayet dâhilinde muhtaçlara dagıtılmak üzere 70 bin kile zahire yardımına karar verilmiştir.46 Gönderilecek olan bu zahirenin 15 bin kilesi tohumluk olarak ayrılarak, 55 bin kilesi ise yemeklik olarak dagıtılacaktır.47 Ancak bu güne kadar zahirenin 1500 kilesi Erzurum’a ulaşmıştır. Gelen ilk zahire yardımı ise Pasinler Kazası’nda perişan bir durumda olan ahaliye adaletli bir şekilde dagıtılmıştır.48 Pasinler’e yapılan zahire yardımı yeterli olmamış bir yıl sonra 40 bin kile zahireye

40 BA. Y. PRK. A. 9/21belge.2,4,7.vb, 192/58.belge.2; BA. Cevdet Iktisad. 2103; BA. Cevdet Dâhiliye 15380; BA. DH. MKT. 155/127.vb.

41 Erzurum kıtlık çekenler için gönderilecek zahirenin kış gelmeden sevk edilmesinin elzem oldugu Istanbul’a bildirilmiştir. BA.

I.MMS. 94/3932.belge.8, 9,11; BA. I.DH. 1051/82512.

42 BA. DH. MKT. 192/58.belge 6,; BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.1,3,7.vb.

43 BA. Cevdet Iktisad. 2103; BA. Cevdet Dâhiliye 15380.

44 BA. Y. PRK. A. 9/21.belge.7.

45 BA. DH. MKT. 2054/58.

46 BA. Y.PRK. HR. 18/62.

47 BA. DH. MKT. 192/58.belge.8.

48 BA. Y. PRK. A. 9/21.belge.2, 192/58.

– 149 –

daha ihtiyaç duyulmuştur. Gelen zahire, askeriyenin ambarlarında muhafaza edilip, şiddetle ihtiyaç duyan ahaliye dagıtılacaktır. Ancak zahire gelene kadar acilen askeri ambarlardan 4 bin kilenin halka dagıtılması kararı alınmıştır. Zahirenin her kilesi yarımşar lira itibariyle 20 bin liraya karşılık gelmektedir. 49

1893 senesinde Erzurum ?ehri’nde çok ihtiyacı olan ahaliye, askeri ambarlardan gelecek zahiren alınmak üzere iane olarak 1000 kilenin dagıtılmasına karar verilmiştir.50 Aynı yıl Erzurum’a baglı ova köyleri ahalinin tohumluk zahireye ihtiyaç duydukları için Ziraat Bankası ambarlarından rayiç fiyatla, faizli olarak halka zahire verilmiştir. Ancak ahaliye dagıtılan zahire bedelinin geri tahsili hususunda Ziraat Bankası’nın “Idare-i Umumiyesinden” uyarılarda bulunulmuştur.51 Bazen de yardımlar dakik (un) şeklinde olmuştur. ?iddetli ekmek ihtiyacından dolayı, Istanbul’dan Trabzon Vilayeti’ne un satın alınıp Erzurum’a gönderilmek üzere 550 bin kuruş havale edilmiştir.52

Aynı yılın Ekim ayında Erzurum’dan Ticaret ve Nafia Nezaretine çekilen telgrafta; kuraklıktan dolayı her nevi hayvanat ve mahsulâtın yüzde kırk ve ellisinin noksan oldugu ve karantina uygulamasından dolayı mahsulâtın bostan ve tarlalardan toplanmasında zorluk çekildigi ifade edilmiştir.53 Bunun üzerine ahalinin ihtiyacının giderilmesi için Ziraat Bankası tarafından 200 bin kile bugday ve arpa alınarak ihtiyaç sahibi olan fakirlere dagıtılmıştır.54

Kasım 1893 senesinde yardım komisyonu vasıtasıyla inan defterleri oluşturularak mültezimlerden satın alınan 70 bin kilelik bugday ve arpa Erzurum ?ehri halkına dagıtılmıştır.55 Mart 1894’te çift hayvanlarını kuraklık şartları nedeniyle kaybeden çiftçiye bedeli sonradan ödenmek şartıyla çift hayvanı tedarik edilmiştir. Bu maksatla tüccar Yasin Efendi’den üç yaşından beş yaşına kadar alâ cinsinden 200 adet öküz ve 200 adet manda (çamuş) alınmıştır.56

1906–1908 senelerinde vilayetin çeşitli kazalarına zahire yardımlarının hemem hemen tamamı “tavizen” şeklinde verilmiştir. 1907 senesinde banka sandıklarından 20 bin kuruş nakit para ile yine bankanın ambarlarından 250 bin şinik bugday ve arpa Erzurum ve Erzincan Kazaları’na gönderilmiştir.57 Ancak, Erzincan Sancagına baglı Pülümür Kazası’na baglı Tizik köyünde muhtaç her hane için 300 kuruş verilmesi kararlaştırılmış, bu oranın yetmeyecegi anlaşıldıgından hane başına 500 kuruş olmak üzere toplam 650 bin kuruş kredi verilmiştir.58 Aynı tarihlerde Erzincan Mutasarrıflıgı’ndan gönderilen telgrafnameye göre Refahiye ahalisine bir haftaya kadar yetiştirilmek üzere toplam 100 bin şinik zahireye gönderilecegi bildirilmiştir.59

1907 senesinde Pasinler ahalisine yemeklik ve tohumluk için 600 şinik bugday ve 400 şinik arpa yardımı yapılmıştır. Aynı tarihte Tercan Kazası’nda 1000 hane halkına ve Keskim Kazası’na baglı iki köye zahire yardımında bulunulmuştur.60 Kazalardan sürekli yardım talepleri gelmektedir; Bayburt Kazasına yemeklik ve tohumluk zahire için faizle 222711 liraya, Erzincan merkez kazası için 71930 şinik bugday ve 21 bin şinik arpaya şiddetle ihtiyaç duyuldugu belirtilmektedir. Kigı Kazası’nın hasat sonuna kadar 10 bin şinik bugdaya ihtiyaç oldugu kazadan çekilen telgraftan ögrenilmektedir.61 Ancak banka ambarlarında 12 bin şinik zahire bulundugu bildirilmiş, nakit ve zahire ihtiyacının tamamının karşılanamayacagı belirtilmiştir.62

1908 senesinde tohumluk ve yemeklik olmak üzere, Kemah Kazası’nda 15 bin hane halkına 25600 şinik bugday, Kuruçay Kazası halkına 20 bin şinik bugday, Pülümür Kazası halkına 40 bin şinik zahire, Bayezıt Sancagı Eleşkirt Kazası’na 80 bin şinik zahire hem nakdi hem de ayni olarak ihtiyacı olan ahaliye dagıtılmıştır.63

49 BA. DH. MKT. 192/58.belge.11.

50 BA. I.HUS. 20/1311/B–34, 21/1311/Ç–88.

51 BA. DH. MKT. 205/51.

52 BA. DH. MKT. 155/127.

53 BA. DH. MKT. 2005/98.

54 BA. DH. MKT. 2013/65.

55 BA. I.HUS. 22/1311/N–51.

56 BA. DH. MKT. 1513/96 (1886 senesi).

57 BA. DH. MKT. 1306/16.belge.1.

58 BA. DH. MKT. 1306/16.belge.4

59 BA. DH. MKT. 1306/16.belge.6

60 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.4.

61 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.19.

62 BA. DH. MKT. 1219/77.belge6.

63 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.24.

– 150 –

1908 senesinde Pasinler Kazası halkına dagıtılmak üzere tohumluk ve yemeklik bedeli olarak kefalet ile 625950 kuruş kredi verilmiştir.64 Aynı tarihte Ispir Kazası’nda dagıtılmak üzere 1500 kile bugday ve 300 kile de arpa yardımı yapılmıştır.65 Tortum Kazası ahalisinden 201 hane halkına 35080 kuruş kredi verilmiştir.66 Erzincan Kazası’na baglı Til ve Zekkih köyleri ahalisine tohumluk ve yemeklik için yardımda bulunulmuştur.67 Bayburt Kazası ve köylerindeki ahaliye 31400 kile zahireye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu zahirenin bedeli 10 bin lira olup, Bayburt’ta ki banka şubesi yalnızca bu bedelin 1000 lirasını karşılayabilmiştir.68Ayrıca Narman Kazası’na baglı Ügimi köyünde 35 haneye 7150 kuruş, Kefami köyünde 44 haneye 6550 kuruş, Reşim köyü ahalisine 8650 kuruş, Tepiker köyü ahalisine 7500 kuruş, Süleymanlı köyü 6000 kuruş zahire alınmak şartıyla kredi verilmiştir. Ayrıca kazaya baglı Geçerek, Çanak ve Surya köylerine de yardımlarda bulunulmuştur.69

Devlet kıtlık esnasında bugday ve arpa tohumların ıslahı hususunda da bir takım önlemlerde almıştır. 1893 senesinde Izmir’den Erzurum Vilayeti’ne askerî şahaneye ait ambarlarda depolanmak amacıyla zahire alınmıştır. Gelen zahirenin çok temiz ve nefis oldugu, ambarlardaki zahirenin muhafaza edilip, bu gelen zahirenin çiftçilere tohumluk olarak dagıtılması kararlaştırılmıştır.70

Kıtlık esnasında, halk durumlarının perişan oldugunu ileri sürerek yardımların tavizen olarak degil de, iane olarak dagıtılmasını talep etmiştir. Örnegin; 1893’de Kuruçay Kazası’na 20 bin kile zahire gönderilmiştir. Gelen zahirenin halka dagıtılmasında kefalet senetleri istenmiş, ancak halk bu yardımların karşılıksız yapılmasını talep etmiştir.71

Bölgede zuhur eden kıtlık yalnızca ahaliyi degil askeri birlikleri de oldukça sıkıntıya sokmuştur. Bayezıt Sancagı’nda sınırda görev yapan sınır kumandanlıgına baglı askerler arasında kıtlık baş göstermiştir.72 Askeriyenin tayınatını karşılamak için Amasya ve Samsun’dan alınan ön görülen 300 bin şinik bugdayın 200 bini ve 100 bin şinik arpanın tamamı vilayet dâhilindeki askeri birliklere dagıtılmıştır.73

Diger Yardım ve Tedbirler: Kıtlık dönemlerinde devlet tarafından yapılan zahire yardımlarının yanı sıra başka tedbirlerinde alındıgı görülmektedir. Bu tedbirler arasında; Kıtlık ve yokluk içerisinde bulunan bir kısım bölge insanı için istihdam tedbirleri alınmıştır. Bu maksatla, Nafia Nezaretince yol inşasında birçok magdur ailenin fertleri çalıştırılarak maişetlerinin temin edilmesi yoluna gidilmiştir.74 Silâhaltına alınarak sevki kararlaştırılan redif askerlerinin perişan olmaması için kıtlık ve kuraklık geçinceye kadar evlerinde kalmalarına müsaade edilmiştir.75 Afet dönemlerinde egitim ve ögretim faaliyetlerinde de aksamalar görülmüş, bunun üzerine vilayet dâhilinde magdur olan talebelerin egitimlerinin devamı için geçici olarak başka vilayetlere gönderilmişlerdir.76 Ziraat Bankası’ndan kredi kullanan ahalinin borçları geniş zaman dilimine yayılarak tahsil yoluna gidilmiştir.77 Kıtlık musibetine ugrayan ahalinin ihtiyaçlarını hafifletmek için bastırılan piyango biletlerinin vilayet ve mutasarrıflıklara dagıtılıp satılmasıyla hâsıl olacak “iane” akçesinin vilayetlerdeki komisyonlar vasıtasıyla muhtaçlara tevzi ve taksimi yapılmıştır.78 Kuraklık, kıtlık ve pahalılık dolayısıyla Müslim ve Gayr-i Müslim ahalinin vergi oranları düşürülmüş ve borçları ötelenmiştir.79 Bu dönemlerde yagmur duasına çıkılmış ve Ankara’dan bölge görülen çekirge istilasına karşı Sıgırcık Suyu getirilip dua edilmiştir. 80

Devletin yardım ve önlemlerin yanı sıra özellikle dar ölçekli kıtlıklarda bölge insanlarının sosyal dayanışması üst noktalara çıkmaktadır. 1847 senesindeki Erzurum bölgesinde yaşanan çekirge istilası

64 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.11

65 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.2.

66 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.9.

67 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.16.

68 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.5.

69 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.10,16, 19, 20, 22, 24, 27.

70 BA. Y.PRK. ASK. 97/50, 94/50.

71 BA. DH. MKT. 192/58.belge.2,8,11,13vb.

72 BA. I.HUS. 20/1311/B–67.

73 BA. DH. MKT. 155/127.

74 1908 senesindeki kıtlık esnasında vilayet dâhilindeki ahalinin bir kısmı yol inşasında istihdam edilmiştir. BA. DH. MKT. 54/2700.

75 BA. DH. MKT. 1428/55 (1886).

76 Erzurum’da “mekteb-i i’dâdî”, “mekteb-i rüştiye”de yatılı okuyan talebeler yiyecekle ilgili olarak ciddi sıkıntılar yaşamışlardır. Bu talebeler iki yıl süre ile başka bir vilayette egitimlerini devam etmeleri kararı alınmıştır. BA. MF. MKT. 222/27.

77 BA. I.DH. 1051/82512.vb.

78 BA. MV. 22/80 (1886).

79 1753 senesinde vilayetindeki kuraklıktan dolayı vergi indirimine gidilmiştir. BA. C.ML. 18999/466.

80 “1886 senesinde Erzurum Vilayeti’nde çekirgenin kaldırılması için Ankara’dan Sıgırcık Suyu götürülerek dua edilmesi için Sıgırcık Suyu Çeyhi Hüseyin’den yardım alınmıştır.” BA. DH. MKT. 65/1663.

– 151 –

sonucunda yaşanan kıtlık dönemlerinde halk çareyi akraba ve komşularının yanına gitmekte bulmuştu. Felaketten daha az etkilenen aileler muzdarip olan aileleri yanlarına almışlar ve felaketin olumsuzluklarını en aza indirmeye çalışmışlardır. Bu arada Erzurum valisi vakit geçirmeksizin ihtiyaç sahiplerini tespit ettirerek gerekli gıda yardımının yapılması saglamıştır.81

2. Kıtlıgın Neticeleri

      1. Göçler

Bir bölgede özellikle dogal afetlerden dolayı kıtlık ortaya çıktıgında ve bu olaylar birkaç yıl üst üste devam etmesi durumunda, o bölge insanlarının bölgeyi terk ederek bir başka tarafa göçmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. XIX. yüzyıl dünyasında açlık sebebiyle işsiz güçsüz ve herhangi bir meslegi olmayan insanların yerlerini terk ederek başka yerlere gidip yeniden düzen kurmaları oldukça zordur.82 Yapılmaya çalışılan bütün yardımlara ragmen XIX. yüzyılda Erzurum Vilayeti’nde meydana gelen kuraklık, kıtlık ve neticesindeki göç olayları yaşanmıştır. Yokluk önce köyleri, ardında şehirleri etkilemiştir. Köylerdeki halk bu dönemlerde öncelikle vilayet dâhilinde diger kasaba ve şehirlere, ardından ise yakın vilayetlere göç etmişlerdir. Devlet genellikle göç hadiselerini desteklememiştir. Çünkü göç eden halk gittikleri yerlerdeki sınırlı gıda ortamını tüketerek açlıgın yayılma alanlarını genişletebilecekleri gibi, bölgeler arası salgın hastalıkların yayılması, güvenligin zedelenmesi, göç veren bölgenin nüfusunun azalması, buna baglı olarak kıtlık döneminden sonra tarım potansiyelinin düşmesi ve toplanacak vergi miktarının azalması gibi birçok olumsuzlugu beraberinde getirmekteydi.

Kuraklık ve akabinde oluşan kıtlık ortamı bölge insanı arasında huzursuzluga sebep olmuştur. Bu durum ülke içinde ve ülke dışındaki birçok yayın organının dikkati çekmiş, bölgede olan hadiseleri haber olarak manşetlerine taşımışlardır. Özellikle, Istanbul’da yayın yapan Tanin Gazetesi83 Ingiliz ve Avrupa’nın muhtelif basınında84 vilayet dâhilinde umumi bir heyecanın oldugu ve göç hadiselerinin meydana geldigine dair abartılı haberler çıkmıştır. Bunun üzerine hükümet tarafından vilayete gönderilen telgraflarda durumun araştırılması istenmiştir. Mahalli idarecilerin hükümete gönderdigi raporlarda, vilayet dâhilinde ki şehirler ve köylerde yapılan tahkikat neticesinde huzursuzlugun kuraklık ve kıtlıktan meydana geldigini ifade etmişlerdir.85

1892 senesinde başlayan kuraklık 1893 senesinde de devam etmiştir. Iki yıl ard arda meydana eden bu afet karşısında halk 1893 senesinin Temmuz ayı ortalarından itibaren ahalinin bir kısmı yurtlarını terk ederek vilayet dâhilinde veya yakın vilayetlere göçmek mecburiyetinde kalmışlardır. Belgelerde vilayet dâhilinde göçlerin nerelere dogru oldugu belirtilmemiştir. Vilayet dışına yönelen göçlerin büyük kısmı çevre vilayetlere oldugu görülmektedir. Bu vilayetler arasında; Sivas, Tokat, Ankara, Yozgat, Çorum, Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Malatya86 ve Diyarbekir bulunmaktadır. Gayr-i Müslim ahali ise ismi belirtilen bu vilayetlerin haricinde Rusya ve Amerika’ya da göç etmişlerdir.87 1906–1908 senelerinde ise başka bölgelere göç hareketleri münferit olup, 1893 senesindeki göçlerle kıyaslanamayacak kadar azdır.

Vilayet dışına giden göçlerde dikkati çeken husus vilayetin farklı bölgelerindeki ahalinin kendilerine mesafe olarak yakın olan bölgeleri tercih etmesidir. Hınıs ve Bayezıt sakinleri, Diyarbakır88, Tercan, Erzincan, Bayburt ve Kelkit ahalisi genellikle başta Trabzon olmak üzere Karadeniz sahilleri,

81 BA. A.DVN. MHM. 6/31.

82 Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele dönemlerinde göç hadiseleri ve yaşananlar hakkında geniş bilgi için bkz. Kaya, Erol,

Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele’de Türk Mültecileri, Vilâyât-ı Çarkiye ve Aydın Vilayeti Mültecileri (1915–1923), Ankara 2007, s. 81–101.

83 “Mayıs 1893 senesinde Erzurum Vilayeti’nde Müslümanlar ve Ermeniler arasında kıtlıktan dolayı heyecan olduguna ve ahalinin Yozgat, Tokat ve Ankara Vilayetlerine hicret ettiklerine dair Tanin Gazetesi’nde haberler çıktıgı ve bu haberlerin dogru olup

olmadıgı sorulmaktadır.” BA. DH. MKT. 196/23; BA. Y.MTV. 188/121.

84 “Haziran 1893 senesinde Istanbul’dan Erzurum, Van ve Bitlis’e gelen gayet gizli bir yazıyla vilayetlerdeki durum sorulmuştur. Kıtlıgın hangi derecede oldugu, Avrupa basınında çıkan haberlerin dogru olup olmadıgı, göçler var ise miktarları ve hangi yöne

olduguna dair bir an evvel rapor edilmesi istenmektedir.” BA. Y.PRK. A. 9/21. belge.5.

85 BA. Y.PRK. EÇA. 49/103.

86 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.16.

87 “Erzurum, Van, Bitlis ve Gümüşhane’de kuraklık olması nedeniyle ahalinin bir kısmının Ankara, Tokat, Yozgat, Trabzon’a ve bir kısmının da Amerika’ya göç ettikleri” anlaşılmaktadır. BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.14. (1893senesi).

88 “Temmuz 1893 senesinde Istanbul’dan Diyarbakır’a çekilen telgrafta Beyazıt ve Hınıs Sancakları ve mülhakından Diyarbakır

Vilayeti’ne kıtlıktan dolayı kaç kişinin hicret ettigi ve bunların iş ve maişet durumlarının temin edilmesi istenmektedir.” BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.8.

– 152 –

Erzurum, Pasinler, Erzincan, Kemah ve Refahiye ahalisi genellikle Sivas, Tokat89, Ankara,90 Yozgat91 ve Çorum92 vilayetlerine göç etmişlerdir. Kemah, Iliç, Keskim, Pülümür ve Kemaliye ahalisi ise Malatya taraflarına, Narman, Tortum ve Ispir ahalisi Rize ve Batum bölgelerine göç ettikleri anlaşılmaktadır. Erzurum Vilayeti’nden kıtlık sebebiyle göç eden ahalinin yogun olarak sıgındıgı vilayetler Sivas, Trabzon ve Tokat olmuştur.

Bu göçler esnasında insanların bir kısmı salgın hastalık, gıdasızlık ve diger olumsuz şartlardan dolayı gidecegi yere varmadan ölmüştür. Göçmenler arasında saglıklı olan kişilerin yanı sıra, kadın, çocuk, ihtiyar, sakat gibi aciz ve korumasız olanların bazıları uzun yolculukların zorluklarına yenik düşmüşlerdir. Göç ettikleri vilayetlerde bir meslegi olan kişiler iş güç sahibi olup hayatlarını idame noktasında kısmen başarılı olurken, vasıfsız olanlar ise sokak aralarında perişan bir vaziyette ya yakalandıkları hastalıklar ve dogal şartlar ya da açlıgın pençesinde perişan olmuşlardır.

Devlet tarafından afetler belirli bir plan içerisinde yönetildigini merkezin vilayetlerle yapılan yazışmalardan anlamaktayız.93 Devletin afet yönetimini o günün şartlarına iyi yapmış oldugu anlaşılmaktadır. Çünkü kıtlık esnasında devlet yalnızca Erzurum Vilayeti’ne yardımlarda bulunmamış, göç edilen bölgelere de yardımlar yapılmıştır. Ayrıca göçmenler vasıtasıyla salgın hastalıkların başka bölgelere yayılması, kıtlıgın başka bölgeleri etkisi altına alması, güvenlik ve iskân meseleleri gibi birçok hususu devlet, teşkilatları vasıtasıyla sevk ve idare etmeye çalışmıştır.

Göçmenler vardıkları vilayetlerde, bir köy, bir kasaba veya bir şehirde toplanmalarına izin verilmemiştir. Göçmenler orantılı bir şekilde köy, kasaba ve şehirlere taksim edilmiş ve bölgede çıkabilecek kıtlık ve asayişsizlige ait olumsuzlukların önü alınmak istenmiştir. Çünkü o dönemin üretim tarzı ve zirai potansiyeli bir vilayetin, dışardan gelebilecek büyük nüfus yogunlugu birkaç aydan fazla idame etmesi mümkün olmamıştır. Bu durum o bölge yöneticilerinin raporlarında ki ifadeler anlamaktayız.94

Kıtlık esnasında göçmenlerin vardıkları yerlerdeki durumlarını dramatik şekilde tasvir eden kayıtlar bulunmaktadır. Örnegin; 1842 senesinde bölgeden Iran ve Rusya topraklarına göç eden muhacirlerin bir kısmı bu yolculuklar esnasında yaşamlarını yitirmişler ve kıtlık sona erdikten sonra ise halkın çok büyük bir kısmı eski yerleşim yerlerine geri dönmüşlerdir.95

1893 senesinde Erzurum, Bayburt ve Erzincan Kazaları’ndan, Sivas havalisine birkaç bin nüfus göç etmiştir. Bu göçmenler arasında bulunan; çocuk, sakat, hasta, ihtiyar ve kadınların pek çogu Sivas şehrinde sokak aralarında perişan bir vaziyette kalmışlardır. Sivas halkı kendi iaşelerini bu insanlarla bölüşmüşler ve gelen göçmenler üçer beşer nüfus halinde kaza ve köylere dagıtılmışlardır. Ancak bu göçmen nüfusa yenileri de eklendiginden, bunlara yetebilecek birkaç aylık erzaklarının kaldıgı bölge yöneticileri tarafından beyan edilmiştir.96

1893 senesinde ki göç dalgasının yöneldigi diger bir bölge ise Trabzon Vilayetiydi. Trabzon’dan Istanbul’a yazılan raporlarda; geçen sene kuraklık nedeniyle Gümüşhane, Kelkit, ?iran, Bayburt, Tercan Kazaları ahalisi den bir kısmı, maişetlerini temin için aileleriyle beraber Trabzon ve sahil boyundaki yerleşim bölgelerine sıgınmışlardır. Saglıklı olan kişiler rençper ve hamallık işleriyle ugraşıp geçimlerini temin etmektedirler.97 Yurtlarından kopup gelen birçok aile Kelkit ve Kop Ovası’nda zaruret içinde bulunduklarından bazıları ölmüştür. Böyle giderse telefatın artacagı, bölgede otuz bin civarında göçmen oldugu belirtilmiştir. Göçmenler başta Trabzon ?ehri ve köylerine dagılmış ve gelenler göçmenler kayıt

89 “Mayıs 1893 senesinde Sivas Vilayeti’nden Dâhiliye Nezaretine gönderilen haberlerde Erzurum ahalisi arasında kuraklık ve kıtlıktan dolayı bir heyecan oldugu ve Erzurum ve Erzincan’da Tokat taraflarına gelen mülteciler hakkında ne yapılması gerektigi sorulmaktadır.” BA. DH. MKT. 196/23.belge.3

90 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.4.

91 “Mayıs 1893 senesinde Ankara Vilayeti’nden Dâhiliye Nezaretine çekilen telgrafta Yozgat Mutasarrıflıgı’ndan gelen haberlere göre Erzurum ve Erzincan cihetlerinden kuraklıktan dolayı Müslim ve Ermeni nüfusun Yozgat ve mülhakına sıgındıkları” beyan

edilmiştir. BA. DH. MKT. 196/23.belge.5.

92 “Erzurum Vilayeti’nde kıtlık oldugundan dolayı, Yozgat ve Çorum havalisine birçok göç gelmektedir. Gelen göçmenler kazalar dâhilinde muhtelif köylere taksim edildikleri ancak mezkûr vilayetten göçlerin devam ettigi, kar yagışının başladıgı ve göçmenlerin

perişan oldukları” bildirilmiştir. BA. DH. MKT. 155/127.belge.5.

93 Devletin bir dogal afeti nasıl yönettigi ve halk ile olan iletişimi hakkında geniş bilgi için bkz. Erler, Yavuz Mehmet, “Meşrutiyet

Idaresi Altında, Erzurum Sel Baskını, 1910”, Uluslar arası Sosyal Araştırmalar Dergisi-The Journal Of International Social Research Volume 1/2 Winter 2008, s. 114–140.

94 BA. DH. MKT. 192/58.belge.11

95 BA. I.DH. 63/3108.

96 BA. DH. MKT. 192/58.belge.3.

97 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.2.

– 153 –

altına alınmış ise de bu oranın hızlı bir şekilde yükseldigi ifade edilmiştir. Vilayete ulaşan çaresiz aileler arasında ölümler başlamıştır. Tabiplerin ifadesine göre göçmenlerde birçok hastalıgın bulundugu ve hastalıkların şehre sirayet edilmesinden endişe edilmiştir. Trabzon ve çevresine ulaşan göçmenler ile Kelkit, Kop Ovaları’nda bekleyenler ve yollarda bulunan ahaliye günlük bir ekmek verilmesinin zaruri oldugu, bu meblagın ise 100 bin kuruş civarında tuttugu belirtilmiştir.98

Bu dönem de bir takım göç hareketlerinin ise sadece kuraklık ve kıtlıktan olmadıgı da anlaşılmaktadır. 1893 senesi Eylül ayında Pasinler, Narman ve Tortum Kazaları’nda dört yüz civarında hane ahalisi Sivas, Tokat ve Malatya taraflarına göç etmiştir. Bu göç hadiseleri yalnızca kıtlıktan olmayıp, göç eden ahaliye komşu olan ekrad taifelerinin bölge insanı üzerindeki baskılarından da kaynaklanmıştır.99 Ayrıca, Tortum, Keskim ve Ispir Kazaları ahalilerinin bir kısmı mevsimlik iş bulmak ve ticaret yapmak için, her sene güz ayında Rize ve Batum taraflarına mevsimlik göç etmektedirler. Ancak bu sene kıtlıktan dolayı miktarları daha da çok olmuştur.100

Devlet kıtlık dolayısıyla başka bölgelere göç eden ve işsiz kalan insanların istihdamı noktasında etkili olmaktadır. 1893 senesinde Istanbul’dan Erzurum valiligine gelen telgrafta Müslümanlar ve Ermeniler arasında kuraklık ve kıtlıktan dolayı heyecanın devam edip etmedigi sorulduktan sonra, vilayetten gelen muhacirler hakkında şu bilgiler beyan edilmiştir; Erzurum Vilayeti dâhilinden göçler yogunlukla Tokat, Yozgat ve Ankara’ya dogru oldugu, Erzincan’dan gelen göçmenlerin bir kısmının Ankara şimendiferinde amele olarak çalışmaya başladıgı ve şimdilerde ise Erzurum’dan Yozgat’a Islam ve daha ziyade Ermeni geldigi ve bu ehl-i Islam’dan bir kısmının Bursa’ya gitmek üzere oldugu belirtilmiştir.101 Ayrıca, Tercan Kazası’ndan iki hanenin Bogazlıyan Kazası’na, Kuruçay Kazası’ndan Bayram adlı kişinin 15–20 kişilik bir grupla ve Erzurum’a baglı Ilıca nahiyesinden Çeyh Bazanlı aşiretinden bir grubun da Sungurlu Kazasına göç ettigi ve bu göçmenlerin muhtelif işlerde çalıştıkları belirtilmiştir.102

Bu göçler zaman içerisinde varılan bölgenin demografik yapısını etkilemiş olmalıdır. Kıtlık olaylarından sonra, göçmenlerin geldiklere yerlere yeniden iskânı için devlet gayret sarf etmiştir. Ancak geri dönen nüfusun göçen nüfustan oranın oldukça düşük oldugunu söylenebilir. Özellikle göçler nedeniyle bölgenin demografik yapısında önemli degişikliklerin oldugu söylenemez. Çünkü Erzurum Vilayeti’nde nüfus oranında XIX. yüzyıl boyunca önemli bir degişiklik görülmemektedir. Vilayet; 1886’da 588000103, 1899’da 687322104 ve 1914’de ise 673297 kişilik nüfusu barındırmaktadır.105 Dogal afetler neticesinde vilayetten başka bölgelere göç hadiseleri kesin olmakta beraber, ancak bu yüzyıl içerisinde afet dönemler hariç, başka bölgelerden Erzurum Vilayeti’ne göç hadiseleri olmuş mudur? Eger göç hadiseleri olmuş ise vilayetin demografik yapısını hangi ölçüde degiştirmiştir gibi soruların cevapları araştırılmalıdır.

      1. Ölüm Hadiseleri

Kuraklıgın yol açtıgı kıtlık ortamında aç kalan ve sıhhatsiz bir şekilde beslenen insanoglu ve diger canlılar zayıf düşmüş106 ve bu nedenlerde bir takım hastalıklara yakalanarak yaşamlarını yitirmişlerdir. Açlıgın savunma metabolizmasını tahrip ederek hastalıklara karşı dirençsiz hale getirdigi insanlar, gerek temizlige riayet edemedikleri için, gerekse kuraklık nedeniyle hızlı üreyen bakteri ortamı

98 “Trabzon Sancagı ve havalisine perişan bir vaziyette 30 bin insanın sıgındıgı bunların 7 bin kişisine devlet tarafından iaşe dagıtıldıgı, digerlerine ise bölge insanının yardımları oldugu belirtilmiştir. Bu göçmenlerden eli iş tutanlar iş bulup çalışmakta, digerleri ise köy kenarları ve ormanlık arazilerine siperlenip sıgınmaktadırlar. Ancak kışın şiddeti karşında kolera ve humma hastalıkları ve soguktan bu gruplar arasında ölümler olmaktadır. Her köye üçer beşer kişilik gruplar halinde göçmenler dagıtılarak iskân edilmişlerdir.” BA. DH. MKT. 155/27.belge.4; BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.9.

99 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.17.

100 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.8.

101 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.13.

102 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.3.

103 BA. DH. MKT.1525/16, 1436/100.

104 Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830–1914), s.245.

105 Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830–1914), s. 208.

106 XIX. yüzyılda vilayet dâhilinde çiftlik hayvanları arasında “karasıgır vebası” oldukça yaygın oldugu ve bu hayvanların bedelleri sahiplerine ödenmek şartıyla itlaf edildikleri anlaşılmaktadır. BA. DH. MKT. 1874/115, 1809/11, 1882/18, 1803.

– 154 –

içerisinde salgın hastalıklara tutulmuşlar107, ya da düzensiz beslenmenin yol açtıgı sindirim sisteminde meydana gelen bozukluklar nedeniyle hastalanıp vefat etmişlerdir.

Kuraklık ve bunun dogal bir sonucu olan kıtlık dönemlerinde ölüm hadiseleri vuku bulmuştur. Belgelerin bir kısmında ölümlerden bahsedilmiş ancak miktarı verilmemiş, bir kısım belgelerde ise ölümlerin miktarı belirtilmiştir. Netice itibariyle kıtlıga baglı olarak bu dönemlerde vilayette ölüm hadiselerinin oldugu kesindir. Ölüm hadiselerine, Bayezıt, Erzincan, Hınıs Sancaklarına baglı nahiye ve köylerde rastlanmıştır.

Kıtlık dönemlerinde ölüm hadiseleri; 1. Kıtlıgın hüküm sürdügü bölgelerde, 2. Göçler esnasında, 3. Göçmenlerin hicret ettikleri bölgelerde ki kötü yaşam şartları ve muhtelif sebeplerden kaynaklandıgı görülmektedir.

Kıtlık döneminde açlıktan ve hastalıklardan ölüm hadiseleri meydana gelmiştir. Aralık 1893 senesinde Bayezıt Sancagına baglı köylerde birçok insanın açlıktan hayvan leşlerine müracaat ettigi ve açlıktan ölümlerin vuku buldugu belgelere yansımıştır.108 Eylül 1908 senesinde Erzurum’dan Istanbul’a çekilen telgrafta vilayet dâhilinde kıtlıktan dolayı bazı ölüm hadiselerinin vuku buldugu ahalinin büyük bir kısmının ise açlık tehlikesiyle baş başa kaldıgı ve acilen yardım yapılması gerektigi beyan edilmiştir.109 Eylül 1908 senesinde Erzincan, Refahiye, Kemah, Kuruçay ve Pülümür Kazaları’nda hasat zamanın yeni geçmiş olmasına ragmen açlıgın görüldügü ve bu sebepten dolayı Erzincan Sancagına baglı bu yerlerde otuz iki kişinin açlık yüzünden öldügü, acilen kaza ve köylere yardım yapılması belirtilmiştir.110 Kasım 1908 senesinde açlık ve kolera illetinden dolayı Kemah’a baglı Pagnik ve Pekeriç köylerinde birçok insan ölmüştür.111 Kasım 1908 senesinde Hınıs Sancagı merkeziyle köylerinde kıtlıktan yedi kişinin öldügü ve bazılarının ise açlıktan hayvan leşleri yedikleri ifade edilmiştir.112

Birçok göçmen çetin yol şartlarından dolayı daha gitmek istedikleri yerlere varamadan yollarda ölmüşlerdir. Ocak 1893 senesinde Sivas Vilayeti’ne göç etmek isteyenler insanlar arasında yolculuk esnasında soguk hava şartları ve kolera hastalıgı, alcıktan ölümlerin oldugunu ve acilen gerekli tedbirlerin alınması gerektigi hususunu Sivas askeri tıbbiye raporlarından ögrenmekteyiz.113

Göçmenlerin bir kısmı vardıkları vilayetlerde yetersiz beslenme, muhtelif hastalıklar ve zorlu tabiat şartlarından dolayı ölüm vakaları görülmüştür. 1893 senesinde Trabzon’a göç edenler arasında soguk hava şartları, humma ve koleradan dolayı ölümler olmuştur.114 Benzer durumun Aralık 1893 de Yozgat Vilayeti’ne gelmiş olan göçmenler arasında da meydana geldigini Yozgat Mutasarrıflıgı’nda Dâhiliye Nezaretine gönderilen raporlardan anlamaktayız.115

      1. Fiyatların Yükselmesi ve Muhtekirlik (Karaborsacılık)

Bütün toplumlarda oldugu gibi Osmanlı toplumunda da haksız kazanç saglamak isteyen bazı kişilerin piyasadan yiyecek maddelerini yüksek fiyat vererek toplayıp, bunları daha sonra çok yüksek fiyata satmak üzere depoladıkları görülmektedir. Işte piyasadan çok fazla yiyecek maddesinin bu yolla çekilmesi arzın talepten az olmasına sebep olmuş ve bunun bir neticesi olarak ta kıtlık olayları yaşanmıştır.116

Kıtlık ortamının neden oldugu gıda maddelerine duyulan ihtiyaç ve akabinde baş gösteren arz talep dengesinin bozulması, fiyatların yükselmesine sebebiyet vermiştir. Kıtlık sahasında bulunan insanların açlık endişesiyle zahireyi depolama teşebbüsleri, tüccarların kar amacıyla ellerindeki zahireyi

107 XIX. yüzyılda vilayet dâhilinde kolera başta olmak üzere birçok hastalık bölge insanın ölümüne sebep olmuştur. BA. HR. MKT. 75/47; BA. A.MKT. UM. 209/34; BA. A. MKT. NZD. 394/59;BA. A. MKT. MHM. 336/98, 338/41, 326/38, 337/26; BA. A. MKT. NZD. 90/30; BA. A. MKT. MHM. 358/2;BA. Y.PRK. BÇK. 16/45; BA. DH. MKT. 1837/105, 1971/28; 1972/10, 1982/44, 1969/24, 1999/22, 2006/64; BA. Y.PRK. ZB. 10/82; BA. I.DH. 1283/100977;BA. Y. PRK. SH. 3/58; 3/61; BA. Y. PRK. ASK. 84/12; BA. I.HUS. 5/1310/R–046; BA. Y.PRK. UM. 25/6; BA. I.PT. 1/1310/S–12; BA. A. MKT. 1982/44.vb.

108 “Bölgede görev yapan askerleri birlikleri de kıtlık hadiselerinden etkilenmişlerdir. Tayınatlarında sabahları sogan, akşam ögününde ise pirinç yerine bulgur tüketilmek zorunda kalınmış ve askeri ambarlarda zahire stoku bitme noktasına gelmiştir. ” BA.

I.HUS. 20/1311-B.167.

109 BA. DH. MKT. 2701/6.

110 BA. DH. KMS.48/38.

111 BA. DH. MKT.2770/102.

112 Ölümlerin artmasını önlemek ve ihtiyaç sahiplerine eşit şekilde tevzi edilmek üzere öncelikle 10 bin kuruşluk zahire yardımında bulunulmuştur. BA. DH. MKT.2738/6.

113 BA. DH. MKT. 202/69.

114 BA. Y.PRK. A. 9/21.belge.11.

115 BA. DH. MKT. 155/127.belge.6.

116 “Kılıç, “Osmanlı Devleti’nde Meydana Gelen Kıtlıklar”, s.720.

– 155 –

daha yüksek bir fiyattan satabilmek için uygun zamanı beklemeleri gibi sebeplerden dolayı piyasadaki mevcut zahireye olan talep artmış ve fiyatlar yükselmiştir.

Denetimsiz ve bilinçsizce yapılan zahire ticaretinin yol açmış oldugu zahire kıtlıgını artırıcı boyuttaki faaliyetler devlet tarafından uygulanan zahire ihracı gibi tedbirlerle önlenmeye çalışılmaktaydı.117 Devletin bütün önlemlerine ragmen bu şekilde ticaret yapanlar kıtlık bölgesinde halka çok yüksek fiyatlarda zahire satma yoluna gittikleri gibi kıtlık görülmeyen bölgelerde de zahire fiyatlarının artmasına sebep olmuşlardır.118

Kuraklık ortamının neden oldugu üretim rekoltesindeki düşüş, artış gösteren talep karşısında ihtiyaca cevap verememiştir. Devlet zahire kıtlıgına meydan vermemek ve aşırı fiyat artışını önlemek için bir takım önlemler alınmıştır. Bu önlemler arasında, vilayet dâhilindeki muhtelif ambarlardan ve yurt içi veya dışından zahireyi piyasaya sürerek gıda maddelerinde meydana gelen aşırı fiyat artışını durdurmaya çalışmıştır.119 ?ehir merkezlerinde ki kapan ve pazarlarda120 yeterli miktarda zahire bulundurulmaya çalışılmıştır. Vilayetin dışına zahire sevk edilmesi yasaklanmış121 ve Iran ve Rusya’dan tüccarlar vasıtasıyla ucuz zahire getirilerek piyasaya sürülmüştür. Bu tedbirlerin yanı sıra Bayezıt’tan, Karahisar-i

?arkî Kazası’na kadar olan bölgelerde zahire ticareti vergi ve gümrükten muaf tutulmuştur.122 Halkın kendi geçimini saglamasına yetecek miktardan fazla zahirenin depolanması yasaklanmıştır.123

Yukarıda belirtilen tedbirler sayesinde devlet, zahire ve gıda fiyatlarını belirli düzeyde tutmaya çalışmış ve kıtlıgın daha da derinleşmesine engel olmuştur. Kıtlık olaylarının neticeleri arasında sayabilecegimiz karaborsacılıgın önlenmesi yolunda alınan tedbirler aynı zamanda kıtlıgın önlenmesine de yönelik olmuştur.124

Ancak alınan önlemlere ragmen bu dönemlerde aşırı fiyat artışı ve karaborsacılık hadiseleri görülmüştür. Işte bu şekilde zahire ticareti yapan kişiler kıtlık dönemlerinde ortaya çıkmışlar, yerel idareciler125, eşkıya ve bazı devlet adamlarıyla da iş birligi yaparak büyük kazançlar elde etmişlerdir.126 Devlet ise halkın bu kişiler hakkındaki şikâyetleri bütün samimiyetiyle algılamış bu gibi kişiler karşı mücadele etmiştir. Ancak tam anlamıyla bu işin üstesinden gelinemedigi de anlaşılmaktadır.

1792 senesinde Erzurum’da kıtlıktan dolayı fiyatlarının artışını önlemek için şehirdeki miri ambarlardan rayiçle ahaliye zahire satışı yapılmıştır.127 Bazen de kuraklık sahasında bulunan mahalli idareler, bazı durumlarda muhtekirlerin elinde stoklanmış vaziyette bulunan zahireye alış fiyatları ödenmek suretiyle el koyup ihtiyaç sahiplerine dagıtmıştır.128

1886 senesine ait Erzurum’a gelen bir emirde vilayet dâhilinde kıtlıktan dolayı zahirenin karaborsaya düşmemesi için gerekli tedbirlerin alınması istenmiştir.129 Mart 1892 senesinde Istanbul’dan

117 Kuraklıktan dolayı Erzurum Vilayeti dâhilinden başka bölgelere zahire ihracı yasaklanmıştır. Bu sebepten dolayı vilayet ve komşu vilayetlerdeki askeri zümrenin bu konuda tahkikat yapması lüzumu görülmüştür.” BA. DH. MKT. 1988/2 (1892).

118 Öztürk, Mustafa, “Osmanlı Iktisadında Fiyatları Etkileyen Unsurlar”, Prof. Dr. Çerafettin Turan Armaganı, Antakya 1996, s.213–219.

119 BA. DH. MKT. 1219/77.belge.13.

1201886 tarihinde bölgede zahire kıtlıgı çekilmemesi için Erzurum, Erzincan ve Bayburt’ta ki zahire kapanlarında zahirenin bulundurulması istenmektedir.” BA. DH. MKT. 1406/12, 2/1988, 2014/117, 2013/65, 2740/7812.

121 1887 tarihli emirde Erzurum Vilayeti’nden harice zahire ihracına dair yasagın vilayette zuhur eden kuraklıktan dolayı alındıgı

bildirilmiştir. BA. DH. MKT. 1461/15, 96/1513, 1988/2.

122 “1908 senesinde Erzurum Vilayeti dâhilinde kuraklık ve kıtlık oldugundan Rusya’dan getirilecek olan zahire ve un’dan bu seneye mahsus olmak üzere Karahisar’a kadar gümrük ve resimlerden alınmayacagı Istanbul’dan gelen tezkerede bildirilmiştir.” BA. DH.

MKT. 1306/16, 2671/44. Gümrük vergisinin alınmamasına ait uygulamayı 1908 senesinde de görmekteyiz. “Tüccardan Balasanyan Efendi’nin Rusya ve Iran’dan getirecegi zahire kıtlık dönemi boyunca vergi alınmamıştır.” BA. DH. MKT. 1306/16.

123 BA. DH. MKT. 155/127.belge.3.

124 “Bazı mültezim ve tüccarların kıtlık zamanını fırsat bilip, fahiş fiyatla zahire satarak ihtiyaç sahiplerini zorda bırakmışlardır. Bu gibi kişilerin tespit edilip cezalandırılmıştır.” BA. DH. MKT. 1548/47.

125 “1893 senesinde Kuruçay kaymakamı kıtlık nedeniyle gönderilen zahireyi ihtiyaç sahiplerine dagıtmayarak zenginler ve kendi

adamları arasında dagıttıgı, fakir halkan bunun bedelini tahsil etmeye çalışgına” dair halkın dilekçesi üzerine kazada tahkikat yapılmıştır.” BA. DH. MKT. 243/29.

126 “Kemah Kazasına baglı köylerde kıtlık ve pahalılık çok oldugundan insanlar kepek yiyerek hayatta kalmaya çalışşlardır.

Kazada mahalli hükümete gelince memurların cümlesi eski muteber hırsızlardan oluşmaktaydı. Yaptıkları işlerden dolayı hiçbir memur tutuklanmadı. Tahir Paşa’nın adamları kan emiyorlar, bunlar Tercan ve Ovacıgın Kürt aşiretleriyle bir olup, Tahir Paşa’nın nezaret ve emriyle etraftaki köyleri tahrip ve talan ediyorlar. Tahir Paşa’nın istedigi para, zahire verilemediginde adı gecen Kürt aşiretleri o köyler üzerine gönderiliyordu. Bu sebepten yüzlerce kişinin yerini yurdunu terk ettigine dair” Kemah Kazasına baglı köylerin ileri gelenleri durumu dilekçeyle Istanbul’a bildirmişlerdi. BA. DH. MKT. 2770/102 (1909 senesi).

127 BA. C.AS. 33328/786.

128 BA. DH. MKT. 2/1988, 2014/117.

129 BA. Y.PRK. KOM. 5/40.

– 156 –

gelen diger bir emirde ise kuraklıktan dolayı vilayette zahire fiyatlarının aşırı artışını önlemek için gerekli bütün tedbirlerin alınması istenmektedir.130 Ekim Erzurum’a gelen diger bir emirde kışının yaklaştıgını ve bu aylarda yollar kapanacagından dolayı ahaliye zahire sıkıntı çektirilmemesi ve fiyatların yükselmemesi için her türlü önlemin alınması istenmektedir.131

Haziran 1893 senesinde Kemah ve Egin Kazasına baglı birçok köyün önde gelen kişileri müşterek Istanbul’a arzda bunmuşlardır. Ahalinin istekleri arasında, arazilerinin ekip biçmeye çok müsait olmadıgını ve kıtlıktan dolayı fiyatların aşırı şekilde yükselmesinden dolayı perişan bir vaziyette bulunduklarından bahisle bir miktar yardım ve vergi affı talep etmişlerdir.132 1893 senesinde Erzurum da ekmek fiyatlarının aşırı artmasına engel olunmaya çalışılmış ve ihtiyaç sahiplerine faizle kredi verilmiştir.133 1908 senesinde Kuruçay Kazası’nda kuraklıktan dolayı zahire sıkıntısı çekildigi ve tüccarların yüksek fiyatla zahire satışı yaptıkları hususunda bölge ahali, Erzurum valiligine dilekçeyle müracaat etmiş ve bu şikâyet üzerine gerekli tedbirler alınmıştır.134

1908 senesi kıtlıgı esnasında Kemahlı bazı muhtekirler Refahiye Kazası ve köylerinde yüksek fiyatla zahire satmakta olduklarından ahali bu kişiler hakkında şikâyette bulunmuştur. Bunun üzerine tüccarlar hakkında Kemah’ta kurulan bir komisyon vasıtasıyla tahkikat yapılmıştır.135

SONUÇ

Insanoglunun herhangi bir sebeple ihtiyacını duydugu bir mal ve hizmetin temininde yaşanılan güçlükler olarak nitelendirilebilecegimiz kıtlık olayları, tarihin her devrinde meydana gelmiş ve özellikle dogal sebeplerden kaynaklanan kıtlıklar, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Bu tabiat olayları neticesinde görülen kıtlık hadiseleri ırk, cins ve tür ayrımı gözetmeden tabiattaki bütün canlıları etkilemiştir.

Kuraklık ve onun neticesi olan kıtlık karşısında magdur olan halk yardıma muhtaçtır. Bu yardım geniş çaplı masraflar, yatırımlar ve teşkilatlanmayı zorunlu kılmıştır. Bu dogal afet karşısında devlet, geniş kadro ve imkânları ile halkın yanında yer almıştır. Osmanlı idaresi altında yaşayan vatandaşlar devletin yardımını bu dönemlerde görmüştür. Bu türden davranış devletin magdurlarına karşı sorumlu ve hoş görülü oldugunun bir ifadesidir. Yardımların ulaştırılması esnasında yaşanan bir takım olumsuzluklar, imkânsızlıklar ve bireysel hatalardan ibaret olup, devletin genel anlayışını etkilemez. Önemli olan devletin ayrım yapmadan bütün imkânları ile seferber olarak magdurlara yardım elini uzatmasıdır.

Çiftçinin üretime devam etmesi Osmanlı Devleti için önem arz etmektedir. Dogal afetlerden etkilenen üretici, devletin yardımını hissetmekte gecikmedi. Genellikle zahire şeklinde yapılan yardımlar yemeklik ve gelecek yıl ekilmek için tohumluk şeklinde olmuştur. Bölgede ziraat faaliyetlerinin kesintiye ugramaması için gayret sarf edilmiştir. Hatta ekilebilecek tohumun ıslahı yoluna da gidilmiştir.

Kıtlık dönemlerindeki olumsuzluklardan toplumun bütün katmanları etkilenmiştir. Kıtlıktan magdur olan insanlar, bu dönemlerde hayatta kalabilmek için farklı beslenme yöntemlerine yönelmişlerdir. Tanınmayan bitki ve bitki kökleri, degişik un ve ekmek türleri ve çeşitli yabani türlerinin canlı ve ölmüş leşlerini yiyerek hayatta kalma mücadelesi vermişlerdir.

Bu dönemlerde sosyal ve ekonomik hayat derinden etkilenmiştir. Kıtlık bölgesinde yaşayan zengin olarak adlandırabilecegimiz grupların işlerinin aksaması ve kıtlıgın fiyatları yükseltmesi nedeniyle, birçogu sermayelerini yitirmekte ve gelir düzeyleri azalmakta hatta iflas etmekteydiler. Bu zümrelerin kıtlık dönemlerinde gelir kaybına ugraması bölge ekonomisini durgunlaştırmıştır.

Orta ve fakir durumdaki halk beslenebilmek ve yeniden tarım yapabilmek için Osmanlı ve Ziraat Bankası şubeleri aracılıgıyla krediler almışlar veya karaborsacıların eline düşerek aşırı derecede borçlanmışlardır. Bunun yanı sıra halkın büyük kısmı yiyecek bulmak amacıyla ya göç etmiş veya yeterli

130 BA. DH. MKT. 2013/65.

131 BA. DH. MKT. 2014/117.

132 BA. DH. MKT. 239/20.

133 BA. DH. MKT.2008/43.

134 “Kazada muhtekirler zahirenin kilesini üç kuruşa satmakta iken buna da kanaat etmeyerek kilenin fiyatını tutturduguna sattıkları için ahalinin artık hayvanlarını satıp zahire almak zorunda kalındıgı ve bu zulmün durdurulması” için Erzurum ve Istanbul’a

şikâyet etmişlerdir. BA. DH. MKT. 2669/16.

135 BA. DH. MKT.292/38.

– 157 –

gıda bulamadıkları için yaşamlarını yitirmişlerdir. Vilayet dâhilinde kıtlıgın etkileri uzun süre devam etmiş ve bozulan sosyo-iktisadi hayatın normalleşmesi kolay olmamıştır.

Kuraklıgın ardından gelen kış aylarında kıtlık kendisini iyice hissettirmektedir. Gönderilen zahirenin zamanında ihtiyaç bölgelerine ulaşmaması açlıgın diger bir sebebidir. Kuraklık esnasında bölgedeki bitki örtüsü etkilenmiştir. Muhtemelen bölgedeki yaban hayvanları başka bölgelere göç etmiş bu durumda kıtlıgı derinleştirmiştir. Kıtlık dönemlerinde yiyecek bulabilmek ve hayatta kalabilmek için yöre insanı göç etmek mecburiyetinde kalmıştır. Göç esnasında kaç kişinin hangi bölgeye gittigine dair detaylı istatistik cetvellerine ulaşılamamıştır. Ancak bu dönemdeki göç hadiseleri, vilayetin demografik yapısını etkileyecek düzeyde olmadıgı anlaşılmaktadır. Bu dönemlerde halk arasında kötü beslenme, salgın hastalıklar ve hava şartları nedeniyle vilayet dâhilinde ve göç esnasında ölüm hadiseleri de görülmüştür.

KAYNAKÇA

  1. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, Istanbul.

Mektubî Kalemi Nezaret ve Devâir Evrakı: (A. MKT. NZD.) 90/30, 394/59. Mektubî Mühime Kalemi: (A. MKT. MHM.) 336/98, 338/41, 326/38, 337/26, 358/2.

Mektubî Kalemi Evrakı: (A.MKT.) 4/140, 8/142, 24/147, 65/1663, 1680/25, 1618/15, 1535/38, 96/1513, 1982/44, 92/1495.

Mektubî Kalemi Umum VilâyâUM.) 37/274, 209/34. Cevdet Askeri:(C.AS.) 33328/786.

Cevdet Dâhiliye: (C.DH.)15380/308. Cevdet Iktisat: (A.MKT. d: (C.IKTS.) 2103.

Cevdet Maliye:(C.ML.) 18999/466, 26884/657.

Dahiliye Nezaret Mektubî Kalemi: (DH. MKT.) 29/5, 292/38, 1443/51, 1219/77, 192/58, 2054/58, 205/51, 1306/16, 54/2700, 1428/55, 65/1663, 2005/98, 1513/96, 155/127, 196/23, 1525/16, 1436/100, 292/38, 2770/102, 2701/6, 2738/6, 202/69, 1406/12,

2014/117, 2013/65, 2740/7812, 1461/15, 1988/2, 1306/16, 2671/44, 1548/47, 243/29, 239/20, 2669/16, 2008/43, 1874/115,

1809/11, 1882/18, 1837/105, 1971/28, 1972/10, 1969/24, 1982/44, 1999/22, 1982/44, 2006/64.

Dîvân-ı Hümâyûn Mühimme Kalemi:(DVN. MHM.) 31/6. Hatt-ı Hümâyûn:(HAT.) 34392-C/722.

Hariciye Nezaret Mektubî Kalemi: (HR. MKT.) 75/47.

Irade Dâhiliye:(I.DH.) 3108/63, 1051/82512, 63/3108, 1283/100977.

Irade Hususi:(I.HUS.) 20/1311/B–34, 21/1311/?–88, 22/1311/N–51, 20/1311/B–67, 5/1310/R–046.

Mesârifât Defterleri:(ML. MSF. d.) 18344. Meclis-i Vükelâ Mazbataları:(MV.) 22/80.

Yıldız Perakende Evrakı Askeri Maruzat:(Y. PRK. ASK.) 84/121, 92/58, 97/50, 94/50. Yıldız Perakende Evrakı Sıhhıye: (Y. PRK. SH.) 3/58, 3/61.

Yıldız Mütenevvi Maruzat Evrakı:(Y.MTV.)188/121.

Yıldız Perakende Evrakı Arzuhal ve Jurnaller:(Y.PRK. AZJ.) 8/87.

Yıldız Perakende Evrakı Mabeyn Başkitabet Dairesi Maruzatı:(Y.PRK. BÇK.) 16/45. Yıldız Perakende Evrakı Elçilik ?ehbenderlik ve Ateşemiliterlik: (Y.PRK. EÇA.) 49/103. Yıldız Perakende Evrakı Hariciye Nezareti Maruzatı:(Y.PRK. HR.) 18/62, 18/48.

Yıldız Perakende Evrakı Umum Vilayetler Tahriratı:(Y.PRK. UM.) 25/6. Yıldız Perakende Evrakı Zaptiye Nezareti Maruzatı:(Y.PRK. ZB.) 10/82.

  1. Araştırma Eserler

Aydın, Dündar, Erzurum Beylerbeyligi ve Teşkilâtı (Kuruluş ve Genişleme Devri 1535–1566), Ankara 1998.

Bruce, McGowan, Osmanlı Imparatorlugu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, (editör. Halil Inalcık-Donald Quataert), c.2, 1600– 1913, Istanbul 2004.

– 158 –

Erler, Yavuz Mehmet, Ankara ve Konya Vilayetlerinde Kuraklık ve Kıtlık (1845 ve 1874 Yılları), (Basılmamış Doktora Tezi),

Samsun 1997.

, “Meşrutiyet Idaresi Altında, Erzurum Sel Baskını, 1910”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi-The Journal Of International Social Research Volume 1/2 Winter 2008, s. 114–140.

, “XIX. Yüzyıldaki Bazı Dogal Afetler ve Osmanlı Yönetimi”, Türkler, c.13, Ankara 2002, s.762–771.

Güçer, Lülfi, XVI-XVII. Asırlarda Osmanlı Imparatorlugu’nda Hububat Meselesi ve Hububattan Alınan Vergiler, Istanbul 1964.

Kaya, Erol, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele’de Türk Mültecileri, Vilâyât-ı Çarkiye ve Aydın Vilayeti Mültecileri (1915– 1923), Ankara 2007.

Kershaw, Ian, “The Great Famine and Agrarian Crisis in England 1315–1322”, Past and Present, no. 59 (May.1973), s.3–50.

Inbaşı, Mehmet, Ukrayna’da Osmanlılar Kamaniçe Seferi ve Organizasyonu (1672), Istanbul 2004.

Işbilir, Ömer, XVII. Yüzyıl Başlarında Çark Seferinin Iaşe, Ikmal ve Lojistik Meselesi, (Basılmamış Doktora Tezi Istanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü), Istanbul 1997.

, “Osmanlı Ordularının Iaşe ve Ikmali: I. Ahmed Devri Iran Seferleri Örnegi”, Türkler, c.10, Ankara 2002, s.151–159.

Joseph, C.Mıller, “The Significance of Drought, Disease and Famine ın the Agriculturally Margınal Zones of West-Central Afrıca”,

Journal of African History, 23 (1982), s.17–61.

Karpat, H. Kemal, Osmanlı Nüfusu (1830–1914) Demografik ve Sosyal Özellikleri, Istanbul 2003. Kılıç, Orhan, “Osmanlı Devleti’nde Meydana Gelen Kıtlıklar”, Türkler, c.10, Ankara 2002, s.718–730.

, “Mühimme Defterlerine Göre 16. Yüzyılın Ikinci Yarısında Osmanlı Devleti’nde Dogal Afetler (Fırtınalar, Su Baskınları,

?iddetli Soguklar ve Yıldırım Düşmesi Olayları)”, Pax Otomana Studies in Memoriam Prof. Dr. Nejat Göyünç, edit. Kemal Çiçek, Ankara 2001, s.793–820.

Nişancı, Ahmet, “Türkiye’de Kurak (Yâda Nemli) Alanların Dagılışı”, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi, sa.7, (1976), s.235–241.

Öztürk, Mustafa, “Osmanlı Iktisadında Fiyatları Etkileyen Unsurlar”, Prof. Dr. Çerafettin Turan Armaganı, Antakya 1996, s.213– 219.

Steven, L.Hoch, “Famine, Disease and Mortality Patterns in the Parish of Borshevka, Russia, 1830–1912”, Population Studies, 52 (1998), s.357–368.

?ahin, Cemalettin, Türkiye Afetler Cografyası, Ankara 1991.

Tümertekin, Erol, “Türkiye Kurak Bölgelerinde Bugday Yetiştirme Devresi ile Kurak Devre Arasındaki Zaman Münasebeti”,

Türkiye Cografya Dergisi, c.3,:13-14, s.107-124.

Ülgener, F.Sabri, Darlık Buhranları ve Islam Iktisat Siyaseti, Ankara 1984, s.45–48.

Ünal, Akdemir, Nesibe Köse, Aliye Aras, H.Nüzhet Dalfes, “Anadolu’nun 350 Yılında Yaşanan Önemli Kurak ve Yagışlı Yıllar”,

Türkiye Kuvarterner Sempozyumu, TORQUA-V, ITÜ. Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü, 2–5 Haziran 2005, s. 129–135.Imparatorlugu’nda Dogal Afetler (editör. Elızabeth Zacharıadou), Istanbul 2001, s.297–305.                                                                                       Araş.Yazar.Abdulkadir GÜL(Hocamıza Araştırmalarından Dolayı Teşekkürü Borç Biliriz)