Erzurum Ziraat Tarihinden Notlar: Zeyrek

/ 8 Temmuz 2018 / 334 / yorumsuz
Erzurum Ziraat Tarihinden Notlar: Zeyrek

Konuyu Takdim

Osmanlılar zamanı dikkate alındığında, Erzurum ziraat tarihi büyük nispette Doğu Anadolu ziraat tarihi demektir. Dolayısıyla, Erzurum tarihi içerisinde mütalaa edilen herhangi bir bitkinin, Doğu Anadolu‟nun birçok yerinde bulunduğu görülecektir. Bu etütte, Erzurum‟da yetiştirildiği halde, Türkiye‟de pek bilinmeyen ve bilindiği yerlerde de nerdeyse unutulan bir kültür bitkisi ele alınmaktadır: “Zeyrek”.

Bu makalenin konusu olan zeyrek, araştırılıp üzerinde durulmuş bir bitki değildir. Bu da, Türk ziraat tarihi üzerinde ciddi etütler olmamasından kaynaklanmaktadır. Türk ziraat tarihi bir yana, bir tarım devleti olan Osmanlı Devletinin ziraat tarihine dair hususi bir özet bile yapılmamıştır. Hatta, klasik Osmanlı devrine ait çalışmalarda, tarım ürünleri, “yetiştirilen ürünler” başlıkları altında geçiştirilmiştir. Diğer taraftan, defter veya belgelerde adı yazıldığı halde, nasıl bir bitki olduğu dahi bilinmeyenler vardır ve onlardan biri de zeyrektir. Osmanlılar devrinde bir sanayi bitkisi olduğu anlaşılan zeyrek, halkın günlük hayatında da epeyce yer tutmakta ve kullanılmaktadır.

Yrd. Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi, Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi. Yrd. Doç. Dr., Atatürk Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi.

Genel Bilgi

Zeyrek, anlaşıldığı kadarıyla, “yabani keten” için kullanılan bir addır. Bu bakımdan ketenle benzerliği açık olmakla birlikte, “ehil keten” değildir. Keten ve zeyrek tohumlarından, “beziryağı” denilen yağ çıkarılarak değişik alanlarda kullanılıyordu. Tohumdan beziryağının çıkarılması işleminin yapıldığı yere de, “bezirhâne” deniliyordu.

Keten (=linum usitatissimum), ekimiyle toplanması arasında 10-100 cm. boyunda bir kültür bitkisidir. Araştırmalara göre, zeyrek de ketenle hemen aynı boydadır; ancak, bölgelere göre de değişiklik göstermektedir. Mesela, Erzurum‟da yetişmiş zeyrek 50 santimi geçmemektedir. Zeyrek, hasat zamanı kirli sarı bir renk alır. Tohumları ise, mavi bir başak içinde ve susama benzer koyu kahverengidir. Anadolu‟nun muhtelif yerlerinde, keten ve zeyrek tohumlarına “bezir”, “sârek”, “segerek”, “seğerek”, “seğrek”, “seyelek”, “seylek”, “siyelek”, “zağrek”, “zârek”, “zegerek”, “zegir”, “zeğrek”, “zeprik”, “zerek”, “zeyerek”, “zeylek”, “zeyrek” ve “zigr” adları verilmektedir (Baytop, 1994, s.172, 292; TDK.DS, 1993, s.4349, 4355, 4363; Ögel, 1991, s.342; Kırzıoğlu, 1988, s.201; Pakalın, 1993: “Bezir Ġsi Mürekkep”; Ahmed Vefik, 2000: “Bezir”, “Keten (Tohumu)”).

Erzurum’da Zeyrek ve Beziryağı

  1. Tarımı

Zeyrek, buğday ve arpa gibi tahıllardan sonra, genellikle Nisan veya Mayıs aylarında ekilen bir bitkidir. Ekimin bu belirsizliği, esasında iklimle alakalıdır. Çünkü zeyrek tohumlarının yağmurlu zamanlarda ekilmesi, çürüme tehlikesi dolayısıyla mümkün olmamaktadır. Fazla ekilmeyen bitki olan zeyrek, buğday ve arpa nispetinde ekonomik olmadığı gibi, kullanım alanı da onlardan azdır. Diğer taraftan su istemeyen bir bitki olması sebebiyle “kıraç” ve hatta “taşlık arazide” bile tarımı yapılmaktadır. Dolayısıyla değerli tarım arazilerini işgal etmemektedir.

Hasadı elle yapılan zeyrek, diğer tahıllarla aynı zamanda kaldırılmaktadır. Tırpan veya orakla biçilmemesinin sebebi, asıl faydalanılan kısım olan tohumların tarlaya dökülmesini önlemektir. Fakat hasatta geç kalınması halinde orak veya tırpanla da biçilmektedir. Zeyreğin tarladan harmana ve oradan da içeri alınmasında çok acele edilir. Harmanda öküzlerin veya atın çektiği “gem” adlı aletle tohumu ayrılır ve hemen çuvallara doldurularak içeri taĢınır. Zira tohumların en ufak yağmurda bile birbirine yapışıp işe yaramaz hale gelmesi an meselesidir. Bunu önlemenin yolu da, çok sıcak ve açık havada hemen harmanlamak ve ara vermeden harmandan kaldırmaktır.

Çuvallara doldurularak içeri taşınan zeyrek, susam taneleri kadar küçük olmakla birlikte, ağırdır. Bundan dolayı, buğday ve arpanın ölçüldüğü büyük ölçekler yerine, “dandik”1 adı verilen küçük bir ölçekle ölçülür.

  1. Tarihi

Zeyrek veya keten bitkisinin, Erzurum ve aşağıda adı geçecek civar yerlerde ne zaman ekiminin yapıldığını tespit etmek şimdilik müĢküldür. 17. yüzyıl ortalarında Erzurum‟u ve bu arada yetiştirilen ürünleri anlatan Evliya Çelebi, keten veya zeyrekten bahsetmez (Evliya Çelebi, 1999, s.108-109)2. Fakat Evliya‟dan en az yüz yıl öncesine ait Osmanlı tahrir (=yazım) defterlerinde, Erzurum‟un yakın köylerinde yetiştirilen zeyrek ve buna bağlı olarak çalıĢtırılan bezirhaneler hakkında kâfi bilgi vardır. Erzurum kazasının 1540 (h. 947) yılına ait tahrir defterinde tamamen “segerek ( )” şeklinde yazılan zeyrek, nahiye ve köylere göre aşağıya çıkarılmıştır. Bu yazımda zeyrek miktarları “kile” ölçüsüyle gösterilmiş ve “kile başına beş akçe vergi” alındığı kaydedilmiştir:

Nahiyenin Adı

Köyün Adı (ġimdiki Adı)

Zeyrek

(kile)

Vergisi

(akçe)

Defterin

sayfası

Nefs-i Erzurum

Kân (Dadaş)

20

100

25

Müdürge (Çayırtepe)

5

25

26

Gez

20

100

28

Karaarz

Nefs-i Karaarz (Karaz)

50

250

31

Erkinis (Yerlisu)

5

25

32

Ortuzi (Çiçekli)

10

50

33

Tivnik (Altınbulak)

5

25

34

Salasor (Sarıyayla)

10

50

35

Haçevank (Aktoprak)

15

75

36

Kiğhor/Kevahor

(Ortadüzü)

10

50

36

Iğdasor (Arıbahçe)

5

25

37

Ümidim (Umudum)

5

25

39

Gecik

Gecik

10

50

40

Çipak (Çipak)

10

50

40

Tafta (Gökçeyamaç)

10

50

41

Kâmbur /Kamber

(Kırmızıtaş)

10

50

42

Dinarkom (Muratgeldi)

20

100

43

Köşk

10

50

44

Apgazi

10

50

45

Giregösek (YeĢildere)

20

100

45

Akdağ

20

100

46

Tuvanç /Tufanç (Güzelova)

10

50

47

Hins (Dumlu)

10

50

48

Konk (Altıntepe)

10

50

50

Gün

10

50

51

1 Dandik, ağaçtan yapılmıĢ küçük bir tahıl ölçme kabı olup, Erzurum‟da ¼ “urup” kadardır. Dandik veya daha ufak kaplar, genellikle değirmencilerin öğüttükleri tahıl karĢılığında tahıl sahibinden aldıkları “hak” için kullanılmaktadır. Erzurum‟da kullanılan zirai ölçü ve tartılar ayrı bir çalıĢmada incelenecek ise de, tahılların ölçüleri Ģöyledir: Kile (God, Kod)=2 Teneke=4 Urup (ġinik, Çinik).

2 Evliya Çelebi, Erzurum‟da, özellikle “kılçıksız” ve “devediĢi” nevileri meĢhur olan yedi çeĢit buğdayla birlikte

arpa, darı, çiriĢ, eĢhın, badıncan (patlıcan), lahana ve bazı sebzelerin yetiĢtirildiğini yazar (Evliya Çelebi, 1999, s.108- 109).

Cinis

Cinis

20

100

54

Evrenli (Atlıkonak)

15

75

56

Nerdüban (Merdiven)

5

25

56

Ziravank (Sorkunlu)

5

25

57

Tebrizcik

5

25

58

Çermik

5

25

59

Yahya Danişmend/diğer

adı Abdalcık (Abdalcık)

5

25

59

Mürskulu*

Haydari (Dereboğazı)

5

25

61

Künbed (Kümbed)

5

25

62

Müderris Kendi

5

25

63

Pulur (Ömertepe)

10

50

63

Özbek

5

25

64

Sakalı Kesük

10

50

65

Cebrail Kendi

10

50

66

Mördülük (Tınazlı)

20

100

67

SüngâriçSüngeriç

(Adaçay)

5

25

68

Çörmeli (TaĢpınar)

Kotanis

10

50

72

Sığırzindanı (Yeşilova)

10

50

73

Haküd (Kevenlik)

10

50

73

Mindivan (Buğdaylı)

10

50

73

Canviran/Canören

(Canören)

10

50

74

Çögender

10

50

74

Kurd Deresi

5

25

76

Asmasor

5

25

76

Söğüdlü

5

25

77

Toplam

540

2.550

Kaynak: BA.TD., nu. 205.

1540 yılına ait defterde, zeyrekten çıkarılan beziryağının işlendiği bezirhanelere dair herhangi bir kayıt bulunmamakla birlikte, bezirhanelerin varlığı şüphesizdir.

Erzurum kazasının yazıldığı 1591 (h. 1000) yılına ait bir defterde ise, zeyrek ve bezirhanelere dair daha ayrıntılı bilgiler vardır. Bu defterde tamamen “zegerek ( )” şeklinde yazılan zeyrek, evvelki defterdeki gibi “kile” üzerinden ölçülenmiş ve “kile başına yedi akçe vergi” alınarak geliri hesap edilmiştir. Bu deftere göre zeyrek yetiştirilen köyler ve zeyrek miktarları şöyledir:

Nahiyenin Adı

Köyün Adı (ġimdiki Adı)3

Zeyrek

(kile)

Vergisi

(akçe)

Defterin

sayfası

Nefs-i Erzurum

Kân

35

235

14b-15a

Müdürge

25

175

15a-15b

Gez

20

140

15b

Tasmasor

50

350

16a

Karaarz

Nefs-i Karaarz

50

350

19a-19b

Erkinis (Yerlisu)

15

105

20a-20b

Ortuzi

15

105

20a

Tivnik

10

70

21a-b

Kiğhor /Kevahor

20

140

23a

Özni (Beypınar)

30

210

23a-24a

* Bu nahiyenin adı çeĢitli araĢtırmalarda “Mereskulu”, “KaraĢkulu” vs. şekillerde okunmuş ise de, 17. yüzyıla ait bir Erzurum Defterinde, harekeli olarak “Mürskulu” şeklinde yazılmıĢtır (BA.MAD., nu. 5152, s. 130).

3 Sadece, yukarıdaki listede olmayan köylerin yeni adları eklenmiĢtir.

Erinkâr (Ocak)

30

210

24a

Norşen

20

140

24b

Sitavuh (Yolgeçti)

50

350

25a

Terkini (Yazıpınar)

30

210

25b

Komk

50

350

26a-b

Ebulhindi (Alaybeyi)

10

70

26b-27a

Kurnuç (Büyükdere)

5

35

27a-b

isavank (Özbilen)

20

140

27b

Arzvank

10

70

28a

Iğdasor

20

140

29b

Gideverek (Topalçavuş)

20

140

30a

Peskeriç (Düztoprak)

10

70

30a-b

BadiĢen (Çayırca)

10

70

30b

Mülk

20

140

30b

Köçegi

10

70

31a

Vağaver/Ağaver

(Demirgeçit)

20

140

32a

Titgir (Çiğdemli)

10

70

32b

Tosik (Kavaklıdere)

10

70

33a

Ümidim

10

70

33a-b

Gecik

Gecik

10

70

36a

Dinarkom

20

140

37a-b

KöĢk

20

140

37b-38a

Kevank (TaĢkaynak)

20

140

38a

Apgazi

20

140

38a-b

Giregösek

10

70

38b

Akdağ

20

140

38b

Tufanç

10

70

39b-40b

Hins

20

140

41a

Konkviran

20

140

41a-b

Mülk

20

140

41b

Bağçacık

20

140

42a-b

Arzuti (YeĢilyayla)

30

210

42b-43a

Hedelemek (Gülpınar)

20

140

43a-b

Zağgi (ġenyurt)

10

70

43b

Ahurcuk

10

70

44b

Kızılcakilise

20

140

45a-b

Cinis

Evrenli

20

140

47a-b

Tebrizcik

20

140

48b

Pırtın (Güllüdere)

20

140

47b-48a

Mürskulu

Mördülük

30

210

52b

Tuzcukendi (Tuzcu)

12

60

54a

Çörmeli

Sığırzindanı

20

140

59b

ġogayn

AĢkalası (AĢkale)

20

140

72a

Toplam

1.077

6.865

Kaynak: ATKGM.KKA.TD., nu. 41.

Bayburt sancağında yetiştirilen zeyrek ve buna bağlı olarak da bezirhaneler hakkında kâfi bilgi vardır. Söz konusu defterleri değerlendiren merhum ismet Miroğlu, bunların 1520, 1530 ve 1591 yıllarında düzenlendiğini belirtir (Miroğlu, 1975). Erzurum‟un sadece ġogayn (=Aşkale) kazası köylerini ihtiva eden bu yazımlarda Erzurum‟a ve buradaki zeyrek (ve keten) üretimine dair herhangi bir bilgi yoktur. 16. yüzyıl defterlerinde, Bayburt sancağına bağlı kaza ve köylerden, zeyrek (ve keten tohumu) üretimi yapılanlar şöyle tespit edilmiştir:

Sancağın Bayburt kazasının Balahor (Ģimdi AkĢar kazası) köyünde keten tohumu; Ardusta (incili), Çömürgi, Everek (Örence), Hanzar (Çağıllı), Hart (şimdi Aydıntepe kazası),

Kaliskavar (Kabaçayır), Keleverek (Sancaktepe), Aşağı Kırzı, Kopuz, Ostuk (NiĢantaşı), Pinçirge (Çiçekli), Pülürek (Yelpınar) ve Sinor (Çayıryolu) köylerinde ise zeyrek üretilmektedir.

Kelkit kazasının Ecmede (Gökçeköy), Gindehrek (ÖbektaĢ), Mormoç, Pekün (Dedeyolu) ve Posus (Salyazı) köylerinde zeyrek yetiĢtirilmektedir.

Tercan-ı Ulya (Yukarı Tercan) ve Tercan-ı Süfla (Aşağı Tercan) kazalarının Abrank, Corcun (Saraycık), Gürebağdı (Yaylakent), Espeverek (Verimli), Hayrani (Ozanlı), Kötür (Bağpınar), Pekeriç (Çadırkaya), Piriz (Çaykent), Tacik, Mans (Ģimdi Çayırlı kazası) ve Vartik (Beğendik) köylerinde zeyrek tarımı sözkonusudur.

Zeyrek ve keten tarımının yapıldığının tespiti 19. asırda daha kolaydır. Çünkü 1869 yılından itibaren vilayet matbaasında basılan yıllıklarda, bu hususta istatistik bilgileri vardır. Aşağıda sunulacak olan bu istatistiklerde, zeyrek ve keten tohumu ayrı yazılarak miktarları verilmiştir. Anlaşıldığına göre, Erzurum vilayetine bağlı Erzurum, Erzincan, Van, Muş, Kars, Bayezit ve Çıldır sancaklarının tamamında, miktarı değişik olsa da, zeyrek ve keten tohumu ekilmektedir.

Vilayetin tamamını alakadar eden birkaç kaydın aktarılması meseleye açıklık kazandıracaktır. Vilayetin 1887 yılında yayımlanan yıllığına göre; Erzurum sancağının Erzurum, Tercan, Hınıs, Kiğı, Pasinler ve Ova kazaları; Bayburt sancağının Bayburt ve Kelkit kazaları; Bayezit sancağının Bayezit, Tutak (Antap), Karakilise (şimdi Ağrı), Diyadin ve Eleşkirt kazalarında zeyrek tarımı vardır. Aynı yıllıktan, Erzincan sancağında zeyrek üretilmediği anlaşılmakta ise de, bu doğru olmamalıdır. Çünkü, zeyrek ve keten tohumunun varlığı bezirhanelerin varlığıyla teyit edilmektedir ve Erzincan kazalarının tamamında bezirhane vardır (ES, 1304, s.242-297).

19. yüzyıl sonunda (1899-1900) basılan Erzurum yıllıklarına göre de, vilayette zeyrek ve keten tohumu ekilen yerler Ģöyle tespit edilmiĢtir:

Erzurum sancağının Erzurum kazasında zeyrek, kazanın Ilıca nahiyesinde keten tohumu ve Aşkale nahiyesinde zeyrek ekimi yapılmaktadır (ES, 1317, s.166-180; ES, 1318, s.276-287). Sancağın Tercan (ES, 1317, s.183; ES, 1318, s.303), Bayburt (ES, 1317, s.192; ES, 1318, s.296), Ġspir (ES, 1317, s.198; ES, 1318, s.308), Pasinler (ES, 1317, s.211; ES, 1318, s.321- 322), Hınıs (ES, 1317, s.224; ES, 1318, s.335), Tortum (ES, 1317, s.230; ES, 1318, s.341) ve

Kiğı (ES, 1317, s.237; ES, 1318, s.347) kazalarında da zeyrek tarımı vardır.

Erzincan sancağının Erzincan, Kemah, Refahiye, Kuruçay ve Pülümür kazalarından, sadece Pülümür‟de zeyrek üretildiği (ES, 1317, s.253-258; ES, 1318, s.365-373) kayıtlıysa da, bunun doğru olmaması gerektiği yukarıda açıklanmıĢtı.

Bayezit sancağının Bayezit, EleĢkirt, Tutak, Diyadin ve Karakilise kazalarında zeyrek tarımı yapılmaktadır (ES, 1317, s.274-278; ES, 1318, s.390-393).

Yukarıdan beri sıralanan bilgilerden de anlaşılacağı gibi, Erzurum vilayetinin hemen tamamında zeyrek ve keten tohumu tarımı vardır. Ancak, bunların nispeti değişiklik gösterebilir. Bunu tespit için vilayet yıllıklarında yeterli bilgi bulunmaktadır. Erzurum yıllıklarının bazılarından aktarılacak aşağıdaki istatistikler, hem nerelerde zeyrek ve keten tohumu ekildiğini, hem de miktarlarını göstermek bakımından seçilmiştir.

Erzurum‟a ait 1871/1288 yıllığında, zeyrek için bir istatistik yoktur. Sadece “keten tohumu” miktarı sancaklara göre “kıyye”4 olarak yazılmıştır. Erzurum 9.842, Kars 1.920, Muş 29.881, Erzincan 1.600, toplam 68.053 kıyye. Demek ki, vilayette yaklaşık 87.312 kg. keten tohumu üretilmiştir. Fakat, bu yıllıkta, vilayete bağlı Van, Bayezit ve Çıldır sancaklarında keten tohumuna yer verilmemiştir (ES, 1288, s.155).

1873/1290 yıllığında, zeyrek ile keten tohumu miktarları ayrı yazılmıĢtır. Sancaklara göre üretilen “zeyrek” miktarı; Erzurum 32.000, Van 18.350, Erzincan 8.000, MuĢ 5.000 ve Bayezit 1.000, toplam 64.350 “kile”5 olarak kaydedilmiĢtir. Yıllıkta, Kars ve Çıldır sancaklarında zeyrek kayıtlı değildir. “Keten tohumu” ise; Erzurum 25.000, Van 27.940, MuĢ 30.000, Çıldır 1.000, Kars 1.000 ve Bayezit 1.000, toplam 85.040 kıyye olarak yazılıdır. Bu da yaklaĢık 109.106 kg. eder. Yıllıkta, Erzincan‟da keten tohumu miktarı yoktur (ES, 1290, s.154- 157).

1874/1291 yıllığında da, zeyrek ve keten tohumu miktarları ayrı gösterilmiştir. Sancaklara göre üretilen “zeyrek” miktarı; Erzurum 33.000, Van 16.460, Erzincan 5.450 ve Çıldır 600, toplam 55.510 “kile” olarak kayıtlıdır. MuĢ, Kars ve Bayezit sancaklarında zeyrek gösterilmemiĢtir. Sancaklara göre üretilen “keten tohumu” miktarı ise; Erzurum 25.000, Van 14.606, Muş 1.000, Çıldır 100, Kars 9.830 ve Bayezit 6.000, toplam 56.536 “kıyye” olarak yazılmıştır. Bu da yaklaşık 72.536 kg.dır. Yıllıkta, Erzincan‟da keten tohumu kayıtlı değildir (ES, 1291, s.144-147).

1875/1292 yıllığında da zeyrek ve keten tohumu miktarları ayrıdır. “Zeyrek” miktarı; Erzurum 8.900, Van 14.520, Erzincan 15.030, Muş 12.765, Çıldır 500, Kars 15.000 ve Bayezit 1.000, toplam 67.715 kile. Bu da, yaklaşık 1.422.070 kg.dır. “Keten tohumu” ise; Erzurum 22.000, Van 14.306, Muş 19.722, Çıldır 2.400 ve Kars 100, toplam 58.528 kıyye olarak

4 Kıyye, bir Osmanlı ağırlık ölçüsü olarak bir (1) okka veya 400 dirhem veya 1,282945 kilogram karĢılığıdır (Naumann, 1983:462).

5 Mahalli bir ağırlık ölçüsü olan kile, mahalli ölçmeye göre yukarıda açıklanmıĢtı. Kile‟nin kilogram karĢılığı buğday ve arpa için farklı, zeyrek için farkdır. Kırzıoğluna göre buğdayın kilesi 20, arpanın ise 1516 kilo kadardır (Kırzıoğlu, 1988, s.212-213). Fakat, 1875/1292 yılına ait Erzurum Salnamesinde, zeyrek miktarları gösterilirken “kile olarak yazılmıĢ ve beher kilesi 17 kıyye diye not düĢülmüĢtür (ES, 1292, s.152-153). Bu nota göre, bir (1)

kile zeyrek veya keten tohumu 21 kg. 800 gram etmektedir. Bundan sonraki “kile” karĢılıkları, bu nota göre verilmiĢtir.

kayıtlıdır. Bu da yaklaĢık 75.092 kg.dır. Yıllıkta, Erzincan ve Bayezit‟te keten tohumuna yer verilmemiĢtir (ES, 1292, s.152-155).

1876/1293 yıllığına göre üretilen “zeyrek” miktarı; Erzurum 11.700, Van 39.000, Erzincan 5.450, MuĢ 12.800, Kars 8.000, Bayezit 1.000, toplam 78.350 kiledir. Bu da yaklaĢık

1.708.000 kg.dır. “Keten tohumu” ise; Erzurum 1.860, Van 16.662, Bayezit 1.000, toplam

20.522 kıyye; yani, 26.330 kg.dır. Yıllıkta Erzincan, Çıldır ve Kars‟ta keten tohumu yazılmamıĢtır (ES, 1293, s.152-155).

Doksanüç Harbi denilen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşının yaşandığı yıla ait 1877/1294 yıllığında da zeyrek ve keten tohumu ayrı yazılmıştır. Fakat, daha evvel Erzurum vilayetine bağlı olan Van ve Muş sancakları vilayetten ayrıldığından, istatistiklerde onlara artık yer verilmemiĢtir. Ayrıca, anlaşma gereği Ruslara bırakılan Kars ve Çıldır (merkezi Oltu) sancakları da, doğal olarak vilayet istatistiklerinde yoktur. Bu seneki “zeyrek” miktarı; Erzurum 10.700, Erzincan 5.450, Çıldır 400, Kars 8.000, Bayezit 5.000, toplam 29.550 kile ki, yaklaĢık 644.190 kg.dır. “Keten tohumu” ise; Erzurum 1.500, Bayezit 1.000, toplam 2.500 kıyye. Bu da 3.210 kg.dır. Kars ve Çıldır‟da keten tohumu kayıtlı değildir (ES, 1294, s.136-139)6.

1882/1299 yıllığında keten tohumu istatistiği yoktur. Sancaklara göre üretilen “zeyrek” miktarı; Erzurum 7.000, Bayezit 3.700, Erzincan 2.520, Bayburt 100, toplam 13.320 kile. Bu da

yaklaĢık 290.380 kg.dır (ES, 1299, s.160)7.

1887/1304 yıllığında da keten tohumuna dair bir kayıt yoktur. Sadece “zeyrek” istatistiği verilmiş ve miktarı “şinik” olarak gösterilmiştir. Sancaklara göre; Erzurum 35.000, Erzincan 4.200, Bayezit 24.000, Bayburt 2.800, toplam 66.000 şinik zeyrek kayıtlıdır. Bu da,

yaklaşık 359.700 kg.dır (ES, 1304, s.324).

  1. Bezirhaneler ve Beziryağı

Arapça bir kelime olan “bezir”, “tohum” demektir. Beziryağı ise, keten veya zeyrek tohumundan elde edilen yağdır. Bunun yapıldığı işyerine de “bezirhane” denir. Yapılan derlemelere göre Erzurum‟daki bezirhaneler, işleyiĢi bakımından; su ile çalıştırılan ve hayvan gücüyle çalıştırılan olmak üzere iki türlüdür. iş kapasitesi açısından da; “çift baskılı (kapaklı)” ve” tek baskılı (kapaklı)” olarak yine iki çeşittir. Eski sözlüklerde “bezir tohumu” denen zeyrek‟ten beziryağı elde edilmesi, mutlaka “kavurma” işleminden sonradır. Yani tohumlar bitki sapından ayrıldıktan sonra kavruluyor, sonra da yağı çıkarılmak üzere bezirhaneye götürülüyordu. Tohumların kavrulmaması halinde beziryağı çıkarılamıyordu.

6 Bu yıllıkta, Kars sancağının karĢısına 300.000 kıyye gibi çok yüksek bir miktar yazılmıĢ ve bununla birlikte toplam üretim 302.500 kıyye olarak gösterilmiĢse de, bunun imkânsız olduğu açıktır.

7 Bu yıllıkta Erzurum vilayetinin rt sancağı vardır. Doksaç Harbinden sonra Rusyaya bırakılan yerler sebebiyle

vilayetin idari yapısı yeniden düzenlenmiĢ; daha önce Trabzon vilayetinin GümüĢhane sancağına bağlı olan Kelkit ve ġiran kazaları oradan ayrılarak Bayburt‟a bağlanmıĢ ve Bayburt sancağı teĢkil edilmiĢtir (Tozlu, 1998, s.55-61).

Erzurum ve çevresinde klasik Osmanlı zamanlarında bezirhanelerin bulunduğu ve iĢletildiği bilinmektedir. Bu bakımdan 1591 yılına ait Erzurum tapu yazım defterinde Ģu bilgiler vardır: Erzurum kazasına bağlı Tivnik Köyünde dört bezirhane olup, bezirhane baĢına 60 akçeden yıllık 240 akçe; Kân Köyünde iki bezirhaneden bezirhane baĢına 60 akçeden yıllık 120 akçe; Norşen Köyünde bir bezirhaneden yıllık 60 akçe; Terkini Köyünde bir bezirhaneden yıllık 30 akçe; Tufanç Köyünde bir bezirhaneden yıllık 60 akçe ve Hins Köyünde bir bezirhaneden yıllık 20 akçe vergi geliri kayıtlıdır8.

Bayburt sancağının 16. yüzyıl kayıtlarından nerelerde bezirhane bulunduğu tespit edilmiştir. Bayburt‟a bağlı Çömürge, Kopuz ve Balahor‟da birer, Siptoros‟ta iki ve Kısanta‟da üç bezirhane vardır. Bunların toplam yıllık geliri ise 880 akçedir. Kelkit‟e bağlı Gindehrek‟teki bezirhanenin yıllık geliri 35 akçedir. Tercan‟ın Espeverek, Tacik, Gürebağdı ve Vartik köylerinde birer, Pekeriç ve Piriz‟de ikiĢer, Kötür köyünde de üç bezirhane bulunmakta olup, yıllık toplam gelirleri 550 akçedir (Miroğlu, 1975, s.151-152). Gelirleri kayıtlı bu bezirhaneler dıĢında Bayburt‟un Everek köyünde iki, Keleverek, Ostuk ve Pülürek köylerinde de birer bezirhane vardır. Ayrıca Tercan‟ın Mans köyünde de bir bezirhane işlemektedir.

19. yüzyıldaki bezirhanelerin tespiti yıllıklardan rahat yapılmaktadır. 1873 yılında sadece Erzurum kazasına bağlı köylerdeki bezirhaneler kayıtlı olup, bunlar 23 adettir (ES, 1290, s.148). 1875 yılında Erzurum kazasına bağlı köylerde 23, Hınıs‟ta 30, Bayburt‟ta 3 ve Tercan‟da 23 olmak üzere, toplam 79 bezirhane vardır (ES, 1292, s.146). 1876 yılında merkez kazaya bağlı köylerde 23, Hınıs‟ta 30, Bayburt‟ta 3 ve Tercan‟da 25 olmak üzere, toplam 81 bezirhane yazılıdır (ES, 1293, s.140). 1877 yılında ise, merkez kaza köylerinde 24, Hınıs‟ta 30, Tercan‟da 15, Kiğı‟da 15 ve Bayburt‟ta 4, toplam 88 bezirhane kayıtlıdır (ES, 1294, s.131).

1882 senesi yıllığında Erzurum kazası köylerinde 24, Kiğı‟da 10, Hınıs‟ta 33 ve Tercan‟da 18, toplam 85 bezirhane vardır (ES, 1299, s.157). Bayburt ve Bayezit sancaklarındaki bezirhaneler yazılmamıştır.

1887 yılında ise, sadece üç kazadaki bezirhaneler; Ova kazasında 24, Hınıs‟ta 33 ve Kiğı‟da 10 adet olarak yazılmıştır (ES, 1304, s.242-263). Erzincan sancağının yalnızca merkez kazasına bağlı köylerde 17 adet bezirhane kayıtlıdır (ES, 1304, s.271-274). Bayburt sancağının merkez kazası köylerinde 3, Kelkit kazasında da bir bezirhane yazılmıştır (ES, 1304, s.283- 285). Bayezit sancağında ise, sadece Eleşkirt kazasında 9 adet bezirhane gösterilmiştir (ES, 1304, s.295-297).

1899-1900 yıllıklarına göre; Erzurum merkez kazasına bağlı köylerde 5-6, Ilıca nahiyesinde de 5 bezirhane vardır (ES; 1317, s.167, 173; ES, 1318, s.276, 280). Bayburt‟ta 3,

Hınıs‟ta 29 ve Kiğı‟da 12 bezirhane kayıtlıdır (ES; 1317, s.192, 224; ES, 1318, s.296, 335, 347).

8 ATKGM.KKA.TD., nu. 41, köylerin sayfa numaraları yukarıdaki ikinci tablodadır.

Aynı yıllarda Erzincan sancağı merkez kazası köylerinde 12, Kemah‟ta 11 ve Kuruçay‟da 6 bezirhane vardır (ES; 1317, s.253-257; ES, 1318, s.365-373)9. Bayezit sancağının Tutak kazasında 8 ve Eleşkirt kazasında 9 bezirhane yazılıdır (ES; 1317, s.274-278; ES, 1318, s.390- 393).

Değerlendirme

AnlaĢıldığı kadarıyla zeyrek ve bundan elde edilen beziryağı birçok alanda kullanılmaktadır. Erzurum ve çevresinde zeyrek ve buna bağlı olarak beziryağının birçok şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir. Hem bitkinin kendisi, hem de kullanım alanları hakkında yerinde yapılan derlemelerde elde edilen bilgiler, şüphesiz kitaplarda bulunmamaktadır10. Ancak Erzurum Ovasında artık ekimi yapılmayan zeyrek, birçok köylü tarafından bile yanlış hatırlanmakta ve başka bitkilerle karıştırılmaktadır. Bunu bir örnekle açıklamak yerinde olur: 21 Eylül 2002 tarihinde Erzurum ovasının Tivnik (Altınbulak), Mülk ve Erkinis (Yerlisu) köylerinde Selahattin Tozlu tarafından yapılan derlemelerde; eskiden “zeyrek” bitkisine “kendir” denildiği, görüşülen kimseler tarafından ifade edilmiştir. Halbuki, “kendir” ile “zeyrek” arasında hiçbir bağ ve benzerlik yoktur. Keza, aynı derlemelerde zeyreğin, buğdayın kaynatılarak haşlanmasıyla yapılan ve “hedik” denilen yiyeceğe karıştırılarak hediğin daha lezzetli olmasını sağlayan “çedene” ile de karıştırıldığı tespit edilmiştir. Bu da zeyreğin uzun zamandan beri ekilmediği ve bu sebeple ahalinin bitkiyi unutmasına yol açtığını göstermektedir. Çedene, “erkek kenevir” tohumuna verilen mahalli isimdir ve kısmen uyuşturucu özelliği vardır. Hatta tütün ve sigaralara karıştırarak içenler bile vardır.

Zeyrek, klasik Osmanlı kayıtlarına göre Anadolu‟nun bilhassa orta kesimlerinde yetiĢtirilmektedir ve bunun tespiti Şüphesiz özel bir incelemeye muhtaçtır. Kullanım alanları bakımından Osmanlılar zamanındaki kullanım alanları Erzurum‟dakilerle benzeĢmektedir ve bu da doğaldır. Ancak, sözü edilen bitkinin “bugünkü kullanım alanları” üzerinde ayrıca durulmalıdır. Birçok internet sitesi bilgisinde; zeyreğin kolesterol oranı en düĢük yağ bitkisi olduğu, Avrupa‟da bilhassa ilaç yapımında kullanıldığı ifade edilmektedir. Diğer yandan beziryağının, ahĢap malzemeyi korumak amacıyla hem tarihte hem de Ģimdi kullanıldığı da tespit edilmiĢtir. Hatta, lifli bitki olması dolayısıyla tohumu dıĢında kalan gövdesinden elyaf elde edildiği de bilinmektedir. ġüphesiz bütün bu hususlar ilgilileri tarafından etüt edilmelidir.

Derlemeler

  1. Selahattin Tozlu: 21 Eylül 2002 tarihinde; Erkinis Köyünden Mehmet oğlu 1935 doğumlu Hamdi Kaya ve aynı köyden Yusuf oğlu 1937 doğumlu Vahdet Damlakaya ile yaptığı

9 Sonki yıllıkta Refahiye‟de 10 bezirhane kayıtlıyken, Kemah‟ta hiç görünmemektedir. Esasında, yıllıklardaki bu nevi bilgiler gözden geçirilmeye muhtaçtır ve bazı yerlerde bu yapılmıĢtır.

10 Erzurum ve çevresinde yapılan derlemeler ve bunların kimler tarafından ne zaman yapıldığı, makalenin sonunda bulunmaktadır.

mülakatlar. Bu derlemeler Hins (Dumlu), Tufanç, Sitavuh (Yolgeçti) ve Alaca gibi birçok köyde de yapılmış, aynı bilgiler edinildiği için farklı kişiler buraya alınmamıştır.

  1. Şemsettin Çelik: 2002 yılında (tam tarih belirtilmemiş) Horasan ilçesinin Harçlı Köyünden 1951 doğumlu izamettin Gültekin ile yaptığı görüşmenin metni vardır. izamettin Gültekin tarafından verilen bilgilerin özeti şudur:

“Zegeregin bezirhanede yağı çıkarılır ve yağında “pişi” pişirilir. Hasankale‟nin Badicivan (Esendere) Köyünde Ali Kırmızı‟nın oğlu Hamza Kırmızı, bunların bezirhanesi vardı. “Şılka” ağacından sepet yapılır, zegerekler bu sepetlere doldurulur ve mengene ile sıkıştırılarak yağı çıkarılırdı. Geriye “gobden” denilen küspesi (posası) kalırdı. Bu posa camışlara yedirilirdi. Zegerekten “kavut” da yapılırdı. Beziryağını Çerkesler daha çok kullanırdı. Zegeregi hali vakti yerinde olanlar ekerdi, daha çok da camıĢı olanlar ekerdi. Çünkü camış, bezirsiz olmazmış. Beziryağı ile camışlar yağlanır, özellikle “tanhaç (karışım)” yapılarak sırtlarına ve boyunlarına sürülür ki yük taşımaktan dolayı sertle-şen kısımlar yara olmasın. Hem camış hem de insan yarasına, haşlanmış zegerek çekilirdi. “Bezir lambası” denen Ģamdanların haznesine beziryağı konularak ışıklandırmada kullanılırdı. Zegereğin boyu kenevirden küçük olup, fiğ kadardır. 1960‟lara kadar satılırdı. Kıraç yerlerde ekimi yapılırdı”.

  1. İbrahim Kırmacı: 2002 yılında (tam tarih belirtilmemiş) birkaç defa Pasinler (Hasankale) ilçesinin Baldızı Köyünden 1342/1926 doğumlu Tevhid oğlu Arif Kırmacı; aynı köyden 1342/1926 doğumlu Hasan oğlu Necati Karslı ve yine aynı köyden 1933 doğumlu Tahsin oğlu Ertuğrul Kırmacı ile yapılan görüşmelerde alınan bilgilerin özeti şöyledir:

“Yukarı Pasin Ovasında 1947 yılından zeyrek ekimi yapılmamıĢtır. Dönüm başına 7-8 kile (god, bir kile veya god 25 kg) ürün vermektedir. Badicivan Köyünde 1945 yılına kadar çalıştığı kesin olarak bilinen bezirhane bulunmaktadır. Bu bezirhane üç taşlı ve su ile çalışmaktadır. Hasankale‟nin içinde Çermiktepe denilen yerde hayvanla çalıĢtırılan bir bezirhane bulunmaktaydı, ancak burası Badicivan‟dan önce kapanmıştır. Zeyreğin ticareti gayriresmi olarak bir kiĢinin elinde olup, bu da Paşa Bey‟dir ve soyadı Mindivanlı‟dır. Paşa Bey, zeyreği satın alır, kavurtturur ve yağını çıkararak Rusya‟ya bile satar. En çok ekilen köyler Komasor ve Mindivanlı köyleridir. Yukarı Pasin‟de Sos, Çögender ve Müceldi köylerinde de ekimi yapılmaktadır. Sulu susuz tarımı yapılmakla birlikte, esasında susuz tarımı yapılmakta ve bir kere su vermek yeterli olmaktadır”.

  1. tfullah Mutafoğlu: 2002 yılının Ağustos ayında Erzurumun Ova Köylerinde yaptığı uzun derlemeler olup, görüşülen kimselerin künyeleri kayıtlı değildir. Zeyrek ile alakalı hemen her konuda bilgi bulunan bu çok kıymetli derlemelerin özü Şöyledir:

“Zeyerek, zegerek, zegrek adlarıyla söylenen bu bitkiye, özellikle ova köylerinde “zecereç11” denilmektedir. Susam Şeklinde olup, koyu kahverengine döner. Ekimi Nisan ve Mayıs aylarındadır. Ekimin bu iki ay arasında değişiklik göstermesi havanın durumuyla alakalıdır. Zira yağmurlu havalarda tohumun serpilmesi halinde tohum çürümektedir. Yetişme döneminde kuraklık isteyen bir bitkidir. Tarladan toplama zamanında boyu 50 santimi geçmemektedir. Ürün yetiştiği zaman bitki kirli sarı rengini alır. Zegeregin yetişmiş bitkisinin başakları leblebi Şeklinde olup, zegerek taneleri bu leblebi Şeklindeki başağın içindedir. Bu başaklar toplanır, harmana yayılır ve “gem” ile sürülerek zegerek taneleri başaktan ayrılır. Bu hale getirilen taneler, “tığ” yapılır ve “yaba” denilen aletle savrularak samandan ayrılır. Daha sonra “teç (tej)” yapılır ve çuvallara doldurularak içeri taşınır. Zegerek, buğday ve arpaya göre küçük olduğu halde, ağırlığı fazla olan bir bitkidir. Zegerek umumiyetle orakla biçilmekte, zamanı olanlar elle daha hassas toplamaktadır. Tırpan ile biçilmez, çünkü tırpanın sert darbeleri baĢaktaki zegereğin dökülüp zayi olmasına sebebiyet verir. Ancak zamanı dar olanlar tırpanla da biçmektedir12.

Zegerek Erzurum‟un Ova Köylerinde genellikle ekilmekteydi. Ova Köyleri arasında Ovacık tarafında Poççik Köyünden yukarı olan Dapkan (Daphan) Ovasında daha çok ekilmektedir. Zegeregin ovanın sulak köylerinde Dapkan Ovasına göre daha az ekilmesinin sebebi, su isteyen diğer bitkilere öncelik verilmesidir. Dapkan Ovasında ise sulama yapılamaması sebebiyle, kurak iklime uyum sağlayan ve fazla suya ihtiyaç duymayan zegerek ekilmektedir. Dapkan Ovasında zegerek ekimi yapılan baĢlıca köyler Meymansur, Yoncalık, Serçeme, Zuvans, Ecemansur, ġegav, Büyük Kâğdariç, Küçük Kâğdariç, Emrecik, Alaca, Titgir, Poççik, Erinkâr, Salasor, Ebilhindi ve Erçik köyleridir.

Zegerek günümüzde ya ekilmemekte yahut çok az ekilmektedir. Köylülerin ifadelerine göre; elde edilen ürün; ekim, bakım ve toplama masraflarını bile karĢılamamaktadır. Bundan dolayı Dapkan Ovasının tamamında yetiĢen zegerek, günümüzde birkaç köyde ekilmektedir ve bunlardan biri de Emrecik Köyüdür.

Zegeregin Üretilme Nedenleri ve Kullanıma Hazırlanışı: Zegerek, ilkin yağı (beziryağı), sonra da posası (gobden) için üretilir. Ayrıca tohumu satılarak da gelir sağlanır.

Zegerek, Erzurum Ovasında bulunan üç köydeki değirmenlerde (aslında bezirhanelerde) yağ haline getirilmekteydi. Bunlar Salasor, Erinkâr ve Alaca köyleridir. Köylüler, bu köylerin haricindeki köylerde zegerek değirmeni bulunmadığını söylemiĢlerdir. Bu değirmenlere zegeregi getiren köylüler, burada beziryağını çıkarttıktan sonra posasıyla birlikte alıp

11 Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolunun mühim bir kısmında ve bu arada özellikle Erzurumun Ova Köylerinde; “ge” harfi “ce”, “ke” harfi de “ç” Şeklinde telaffuz edilmektedir. Başka birçok hususiyeti bulunan bu “ağız değişikliği” çoğu kere yanlış yorumlanmış ve hatta isim verilememiştir. Bunun Akkoyunlu Türkmenlerinden kalma “Bayındır Ağzı” olduğu belirtilmelidir.

12 Metinde geçen mahalli ziraat deyimler Ģu kaynakta vardır (Aras ve Sönmez, 2009).

götürüyorlardı. Değirmenlerde camızların (camıŞlar) tarafından çevrilen değirmen taşı ile sıkıştırılan zegerek, bu yolla yağından ayrılıyordu.

Değirmen sahibine anlaşmaları çerçevesinde öğüttüğü zegeregin bir miktarı “hak” olarak verilirdi. Mesela; dört (4) god (kile) zegerek öğütülüp yağı çıkarılırsa, zegerekten bir (1) god miktarı değirmenciye hak verilirdi.

Zegeregin Kullanım Alanları: Zegeregin posası tekerlek Şekline getirilir, ihtiyaç oldukça elle ufalanıp samana karıştırılarak hayvanlara yedirilirdi. Zegeregin taneleri harmandan sonra kesinlikle yıkanmazdı, çünkü yıkandığında halinde ıslanan taneler birbirine yapışır, işe yaramaz hale gelir ve yağı çıkarılamaz olurdu. Bu mahzurdan dolayı sadece elekle elenerek değirmene götürülür ve yağı çıkarılırdı. Çıkan yağın alt kısmında kirli bir yağ tabakası çöker ki, buna “solobor” denmektedir. Yağın altına çöken solobor alınmaz, üstte kalan yağ alınarak kullanılırdı ki, bu kullanılan yağa “beziryağı” denilirdi. Solobor yağı, hayvanların kuyruklarından ense köklerine kadar olan sadece omur kısmına, bu kısım tıraĢ edildikten sonra sürülürdü. Bundan gaye hayvanların besiden dolayı sırtlarında oluşacak yaraları engellemek ve hayvanı rahat ettirmekti. Beziryağı ise kete, çörek, bazlama gibi unlu gıdaların tüketiminde lezzet vermek için kullanılırdı. Ağır bir yağ olarak algılandığından dolayı yemeklerde kullanılmazdı. Ayrıca lezzet versin diye, buğdaydan yapılan “kavurga”ların içine atılarak eğlence Şeklinde tüketilmektedir.

Beziryağının bazı hastalık ve rahatsızlıklara iyi geldiği de ifade edilmektedir: Bunlar kanlı basur, karın ağrısı, bağırsak düğümlenmesi, bağırsak böceğinin çıkarılması, kabızlık ve kaşıntılı basurdur. Köylüler, hapların bulunmadığı zamanlarda bu tür rahatsızlık ve hastalıkların beziryağı marifetiyle iyileştirildiğini söylemişlerdir. Diğer taraftan süt ile karıştırılarak (bu karıştırma işine tanhaç deniliyor) pıhtılaştırılıp kaynatılan zegerek taneleri, bir bez veya kâğıda sürülerek kişinin ağrıyan sırtına, beline veya herhangi bir yerine yapıştırılırdı. Böylece ağrı alınır veya köylülere göre belki de uyuşur. Çünkü bu ilacın sürülen bölgede fazla kalması rahatsızlık verir, bu sebeple de en fazla bir saat kalması gerektiği belirtilmiştir.

Ek-1 (Bir Yusufeli Türküsü: Zegerek)

Zegerek zegerek Dağ başında zegerek Zegeregâ su gerek (2)

Al beni uşağikân Yüzum yumuşagikân (2) Sonra beni neylarsın Buyuğum olur dikân (2) Zegerek zegerek

Dağ başında zegerek

Zegeregâ su gerek (2) Orta boyli yigida

inca belli gız gerek (2) Kayuği verdum suya Ha yuriya yuriya (2) Ben sani saramadum

Seni saran gollar çuriya (2)

Ek 2: Bezirhane Taşının Hayvanların Koşularak Döndürülmesi Durumundaki şekli ve Taşın Kesiti

Kaynakça

Ahmed Vefik (2000). “Bezir”, “Keten (Tohumu)”. Lehçe-i Osmani, haz.: R. Toparlı, Ankara.

Aras ve Sönmez, M. Sıtkı-Adem Yavuz (2009). Erzurum‟da Ziraat Kültürü, Mahallî Ziraat Terimleri. Ġstanbul: Dergâh Yayınları.

ATKGM.KKA.TD (Ankara Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü, Kuyûd-i Kadime ArĢivi, Tapu Defterleri), nu. 41. BA.MAD, (BaĢbakanlık Osmanlı ArĢivi, Maliyeden Müdevver Defterler), nu. 5152.

BA.TD (BaĢbakanlık Osmanlı ArĢivi, Tapu Defterleri), nu. 205. Baytop, T. (1994). Türkçe Bitki Adları Sözlüğü, Ankara.

ES (Salnâme-i Vilâyet-i Erzurum, Erzurum, Hicri 1288, 1290, 1291, 1292, 1293, 1294, 1299, 1304, 1317, 1318). Evliya Çelebi (1999). Evliya Çelebi Seyahatnamesi, III, haz. Z. KurĢun-S. A. Kahraman-Y. Dağlı, Ġstanbul: Yapı- Kredi Yayınları.

Kırzıoğlu, M. F. (1988). Lehce-i Erzurum Yazmasındaki Halk Sözleri. TDK. Belleten (1962), 2. baskı, Ankara: TTK. Yayınları.

Miroğlu, Ġ. (1975). XVI. Yüzyılda Bayburt Sancağı. Ġstanbul.

Naumann, Edmund (1983). Vom Goldnen Horn zu den Quellen des Euphrat. München und Leipzig.

Ögel, B. (1991). Türk Kültür Tarihine GiriĢ, II, (Türklerde Ziraat Kültürü). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Pakalın, M. Z. (1993). “Bezir Ġsi Mürekkep”, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I. Ġstanbul.

Türk Dil Kurumu (1993). Derleme Sözlüğü XI. 2. baskı, Ankara. Tozlu, S. (1998). XIX. Yüzyılda GümüĢhane. Erzurum                                                             Araş.Yazar :Selahattin TOZLU-Ümit KILIÇ Hocalarımıza Araştırmalarından dolayı teşekkür ederiz.