ERZURUMUN SON FAYTONCULARI

/ 5 Ocak 2018 / 1.420 / yorumsuz
ERZURUMUN SON FAYTONCULARI

BAŞLARKEN

Son faytoncularla, Yenikapı semti taş ambar karşısında bulunan yıllarca fayton
durağında iş bekleyen faytonculara mesken olmuş çayevinde buluşuyoruz. Onlar için fayton
bir yaşam biçimi, geçim kapısı ellerinde bir sihirli değnek olsa ilk yapacakları iş motorlu
taşıtları ortadan kaldırıp tekrar o eski günlere dönmek olacaktır. Tabii bu işin latife kısmı,
böyle bir araştırma yapmak istediğimi onlara söylediğim zaman inanın gözlerindeki sevinç i
anlatmam tarif etmem mümkün değil. Eski faytonculardan Nahit çekenoğlu’na (82) (kel
Nahit) ilerleyen yaşına rağmen hasta yatağından kalkıp geldi ve sohbetimize katıldı. Yıllarca
faytonculuk yapmış bu meslekle dünya namına bütün ihtiyaçlarını karşılamış ve motorlu
araçların çoğalmasıyla faytona ilgi çok azalmış bir dönem gelmiş ki tamamen gözden düşmüş
ve yüzlerce kişinin ekmek yediği faytonculuk artık birkaç kişinin ekmek yediği turistlik gezi
arabası haline gelmiş. Hal böyle olunca bu meslekten ayrılan kişiler geçimlerini sağlamak için
farklı mesleklere geçiş yapmışlar. Kimisi ehliyet alarak şoförlüğe, semt pazarında esnaflığa, at
arabacılığa, devlet dairelerinde memurluk, işçiliğe başladılar sonuçta hayat devam ediyordu
fakat bir gerçek vardı, faytonculuk artık bitmişti.
Bu araştırma vesilesi ile aramızda kalan birkaç faytoncuyla bir araya gelerek o
güzel günleri, kahvenin ortasında bulunan kömür sobasının etrafına sandalyelerimizi çekerek
ses kayıt cihazını açarak sorular sorarak uzun bir sohbete başladık.                                                                                                                            Ben sordun onlar cevapladılar. 
Not: sohbetimiz 1950-1980 yılları arasında faytonculuk yapmış kişilerin bilgilerini kapsamaktadır.
Fayton nedir?
. Fayton dört tekerlekli; ön tekerlekleri küçük, arka tekerlekleri büyük, tek oklu ve
çift at koşulu araçtır. Fayton dört kişilik arabadır. İkişer kişilik kanepeler karşılıklıdır. Körük,
yağmurlu havalarda çekilip açılır. Arabacının yerinin her iki tarafında birer fener vardır. Üstü
açık olan faytona “lando”, üstü kapalı olana “kupa” denir. (Erzurum’da üstü açık faytona
“doruk” denirdi.)( kaynak kişi: 1) Fayton hang i parçalardan meydana gelirdi, isimleri nelerdi?
Fayton 3 kısımdan meydana gelirdi
a) Ahşap kısmı b) Demir aksamı c) Saraç( deri malzemeleri)
Ahşap kısım: gergi ağacı, koltuk iskeleti, sürücünün oturduğu sandık
Demir aksamı: şorni, bağlar, üst yaylar, alt Yaylar, alt yastık, üst yastık, horoz,çark, demirden oluşurdu.
Saraç malzemeleri: körük, minderler, iç döşeme, yolcu koltuğu kılıfları, başlık,
hamut, terbiye, gömlek, dişle kayışı, belletme, mastırınga, koladan oluşurdu.(kaynak kişi: 3)
Erzurum’da kullanılan Fa yton çeşitleri nelerdi?
Erzurum’da kullanılan faytonalar iki çeşitti. Üstü açık olana ‘’LANDO’’ üstü kapalı olana ‘KUPA’’ denirdi.
 Kullanım amacı olarak iki çeşitti
1) Ticari amaçlı umuma açık para karşılığı halkın kullandığı faytonlar                                                                                                                           2) Konak faytonları: şehirde ileri gelenlerin varlıklı ailelerin kendi şahsına ve özel işlerinde kullandığı faytonlardı.
O dönem fayton belli başlı birkaç varlıklı ailenin elindeydi ve o ailelerin her
birinde 8-10 fayton 20-25 de atları bulunuyordu, herkesin alabileceği bir araç değildi.(kaynak kişi:2)
Fayton bakımını kimler yapardı?
Fayton bakımını Erzurum’da birkaç kişi yapardı bunlar; Nalbant Nuri demirciler
çarşısında dükkânı vardı ve onun üzerine nal çakan yoktu. Yine demircilerde bulunan Lal
oğlan lakaplı demirci ustası faytonun demir aksamını yapardı. Fayton tamir işlerini Abit usta,
Bayburtlu Ali Kil usta, körük-sandık ustası Mustafa usta idi. Faytonda bir arıza çıksa parça
kırsa ustalardan gün alınırdı işleri çok yoğundu en erken 3-5 güne sıra verilirdi. Faytonun tüm
aksamı Erzurum’da yapılabiliyordu. Çevre illerde tamir ve fayton yapımını Erzurum’a
yaptırırlardı.(kaynak kişi:4)
Fayton durakları nerelerdi?
Yenikapı, cırcır, taş han, Çavuşoğlu garajı(pelit meydanı otel Polat karşısı olan
bölge Erzurum ilk otobüs terminali) dabak hane, Gürcü kapı, Dadaş Sineması, gez mahallesi,
Tebriz kapı, da duraklar vardı faytonlar bu duraklarda müşteri beklerlerdi. Bu duraklar
belediyeye aitti ve her faytoncunun belli bir aidatı vardı. Aynı zamanda ‘’DAFFAYTONCULAR
DERNEĞİNE’’ üye idiler oraya da ayrıca para ödüyorlardı. (kaynak kişi:2)
                                                                           (Tebriz kapı Narmanlı Camii yanındaki fayton durağı)

En çok kazanan duraklar nerelerdi?
Gez mahallesi. Dadaş sineması, Yenikapı, dabakhane en çok kazanan duraklardı
çünkü şehrin zenginleri varlıklı kişiler hep bu muhitte oturuyorlardı.(kaynak kişi:3)

Faytonlarda plaka var mıydı? Evet, plaka vardı her faytonun günümüz araçları gibi her faytonun kendine ait plakası vardı.(kaynak kişi:2)
Dördüncü Toplantı: 11 Kasım 1937 Perşembe

Erzurum Belediyesi Zabıta Belediye ve Sıhhiye Talimatnamesi:
Umumi Maddeler:
Madde 97: Numara levhaları şu şekilde olacaktır:
Resmi otomobillerde zemin beyaz, yazı kırmızı; hususi otomobillerde zemin kırmızı, yazı beyaz; taksi otomobillerde zemin kırmızı, yazı beyaz; resmi faytonlarda zemin beyaz, yazı kırmızı; hususi faytonlarda zemin beyaz, yazı kırmızı ve H işareti, taksi faytonlarda zemin kırmızı, yazı beyaz olacaktır. Bunların her birinin ebatları farklıdır.

Mesaf e ücretleri ne kadardı?
Şehir fazla büyük olmadığı için hep kısa mesafe çalışırdık, ara sıra aileleri piknik
için Abdurrahman Gazi türbesine, boğaz mevkiine, ılıcaya götürürdük. Yeni kapıdan istasyona
2,5 lira, Mahalle başına 3 lira, Gürcü kapıya 50 kuruş, Çavuşoğlu garajına 50 kuruş, piknikler
ise gidiş dönüş olduğu için 7-10 lira arasında değişirdi. (kaynak kişi:1)
Erzurum’da şehir içinde çalışan faytonların tarifesiz çalışmaları ve yolculardan
diledikleri kadar ücret talep etmeleri, ele alınan dönemin genel şikâyet konularından birisidir.
Bu mesele ilk kez 1935 yılında belediye daimi encümeni tarafından ele alınmış ve faytonlar
için durak yerleri ve ücret tarifesi tespit edilmiştir. Yapılan bu ilk tarifeye göre şehir içinde
faytonun bir saatlik kirası 50 kuruştu. Fayton durak yerleri şu şekilde tespit edilmişti: Gürcü
Kapısı’nda eski hapan yeri, Hükümet Meydanı’nda belediye dairesi yanı, Tebriz Kapısı’nda
eski mal meydanı ve Mahalle başındaki meydan. Tarifeye göre belediye dairesi önünden
Köşk’e kadar 25, Kars Kapısı’na kadar 30, İstasyona kadar 30, Gürcü Kapısı’na kadar 15 kuruş;
Gürcü Kapısından Kars Kapısına kadar 25, istasyona kadar 25, yeni yapılan mezbahaya kadar
25 kuruş fayton ücreti alınacaktı. Durak yerlerinden Boğaz’a kadar gidiş geliş 175, Ilıcaya gidiş
geliş 200, yarış yerine 50, Abdurrahman Gazi’ye 200 kuruş olacaktı. Bu tarifenin 25 Temmuz
1935 tarihinden itibaren geçerli olmasına karar verilmişti. Varlık, 25 Temmuz 1935; Bu
tarifenin ve getirilen düzenlemenin uygulanmadığı Hilmi Güllülü’nün 1948 tarihli yukarıdaki
şikâyetinden anlaşılmaktadır. Şunu ilave etmek gerekir ki; Erzurum’da ancak 1953 yılında
fayton servislerinin yerini taksi servisleri almaya başlamıştır. Bu tarihte Erzurum Şoförler
Cemiyeti, şehir içi ve şehir dışı çalışmak üzere ilk taksi seferlerine başlama kararı almıştır.
Doğu, 14 Temmuz 1953; Taksi seferlerinin başlamasıyla birlikte şehirde fayton-taksi rekabeti
yaşanmaya başlamıştır. Önceleri ortalama 100-150 kuruş olan taksi ücretleri fayton
ücretlerinden düşük olmakla birlikte, muhtemelen petrol ve benzeri maddelerde yaşanan
sıkıntı yüzünden, şehirdeki fayton sayısı sonraki birkaç yılda giderek artmıştır. Öyle ki 1956
yılı itibariyle Erzurum şehir merkezinde 1.780 fayton bulunmaktadır. Hürsöz, 16 Ocak 1956;
Bu rakam 1950’lerin sonlarına doğru düşmeye başlamıştır. 1963 yılı itibarıyla şehirde 569 fayton bulunmaktadır.
İlçelere gidiyor muydunuz?
İlçelere çalışan arkadaşlarımız vardı. Onlar sadece il ve ilçelere çalışırlardı yazın
bildiğimiz at arabası, kışın da ‘’ZANKA’’ denen öküzlerin çektiği kızaklı öküz arabası her tarafı
kapalı içinde soba yakılan arabalardı. Zorlu kış şartlarına dayana bilecek tertibata sahipti.
Zankalar genellikle Rus yapımı idi. (kaynak kişi:3)
Dışarıya faytonla gidilmezdi tek veya çift öküzün çektiği yazın öküz arabaları kışın
da kızaklarla çevre il ve ilçelere giderdik. Hınıs, Tekman, Muş, Varto, Bulanık, Bingöl, Çat kara
köse (ağrı)Eleşkirt, gidiş ve dönüşlerimiz günlerce sürerdi, çok meşakkatli bir yolculuk olurdu.
Kışın çok zahmetli olurdu tipi ve yağışlarda ölümle burun buruna gelirdik. Bu yolculuklar uzun
olduğu için belli başlı köylerde konaklardık bu vesile ile toplumda bir kaynaşma olurdu bir
kelime Kürtçe bilmediğimiz halde Hınıs veya Tekman’ın köylerinde misafir edilirdik hizmette
kusur edilmezdi hayvanlarımıza çok iyi bakılırdı. Onlarda şehre geldiğinde bizlere misafir
oluyorlardı ve bu vesile ile birçok kız alınıp verildi Akrabalık bağları kuruldu. Dayı yeğen
muhabbetiyle samimiyet artmıştır. Tabi o zaman kırsalda kürtçülük Türkçülük yoktu sadece
İslam kardeşliği vardı. (kaynak kişi:3)
Atlar akşamları nereye bırakılırdı ?
Şehrin muhtelif yerlerinde hanlar vardı. ama faytoncular genellikle atlarını
evlerinin yakınlarındaki ahırlarda beslerler idi. Tebriz kapı ’da şu an Narmanlı camii yanında
bulunan musalla taşının olduğu bölgede hacı Sabri’nin hanı bulunurdu. Tebriz kapı da
bulunan Gani beyin köşkünün tam karşısın da başka bir han bulunuyordu, kavak
mahallesinde de han vardı. En konforlusu hacı Sabri’nin hanıydı üst katta insanlar alt katta ise
atlar ve diğer hayvanlar bulunuyordu.(kaynak kişi:4)
Atlar ne ile beslerdiniz?
Atların yiyecekleri arpa, yulaf, saman, yonca, idi. Yonca atlar için ilaç
hükmündeydi. Ve bu yiyecekler her gün alınırdı, günlük kazancın büyük bir kısmını atların
yem parası tutardı. Bazen hiç iş olmazdı kazandığımız paranın tamamını alaftarlara verir eve
ekmek bile alamazdık çünkü at güçsüz düşerse toparlanması uzun zaman alıyordu öyle bir
durumda ekmek kapısı kapanırdı. Yeri gelirdi yemezdik atlara yedirirdik.(kaynak kişi:1)
Bir cemiyet veya derne ğ iniz var m ı yd ı ?
Evet, cemiyetimiz vardı ismi Erzurum daf faytoncular cemiyeti idi. Cemiyete
faytoncular, furguncular, at arabacılar kayıtlı idi toplam üye sayısı 1000-1100 kişiydi. Ve
hepsinin aidatı yaptığı işe göre değişirdi. (kaynak kişi:4)                                                                         Arabacılar ve faytoncular Derneği üye kayıt defteri .                                                                          Otobüs İşletmesinin Kuruluşu ve Faytoncular Cemiyeti
Erzurum Belediyesi 1950 öncesinde birkaç otobüs alarak halkın hizmetine
sunmuş, fakat bu hizmet uzun soluklu olmamıştı. 1950’ye gelindiğinde şehir halkı, belediye
otobüslerinden mahrum ve geleneksel faytonlara mahkûm bir halde bulunmaktaydı. Gerçi
Erzurum Şoförler Cemiyeti, 1953’te halkın ihtiyacına binaen taksi seferleri koymuştu. Fakat
bu uygulama da uzun ömürlü ve etkili olmadı.
Doğu, 15 Temmuz 1953, 1, Çarşamba, Erzurum’da taksi seferleri başladı. Şehir içi
100-150 kuruş olan taksi bedelleri fayton ücretlerinden düşüktür. Bu gidişle Erzurum’da
fayton kalmayacaktır. (fakat muhtemelen petrol sıkıntısı gibi nedenlerle fayton sayısı giderek artmıştır)2
Faytoncularda yardımlaşma ve dayanışma nasıldı ?
Faytoncularda yardımlaşma ve dayanışma çok güzeldi. Samimi ve içtendi
birbirlerinin dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle sevinirlerdi. Maddi ve manevi her türlü
sıkıntılara beraber katlanırlardı. Arpanın yulafın karaborsa olduğu dönemlerde toprak
mahsulleri ofisi derneğe kayıtlı her faytoncuya yıllık 200 kg arpa verirdi. Ve parasını taksitli
bir şekilde geri ödenirdi. Faytoncular cemiyetinin kendine ait 14 atı vardı., bu atları sürekli
yedekte tutar üyelerinden birinin atı ölür ise yeni bir at alana kadar o kişiye verirdi. Bu
durumda atı ölen şahıs hemen işine devam eder ve ekmek teknesi kapanmazdı.
İşe çıkamayan, hastası olan, rahatsızlanan faytoncunun faytonuna bir faytoncu
ayarlar ve fayton kapıda bağlı kalmazdı. Süren kişi kazandığını akşamları kendi yevmiyesini,
atın arpasını alır geri kalan parayı fayton sahibine verirdi.
Faytoncunun ölümü halinde ise ailesine büyük yardımlar yapılırdı. Bu yardımlar
hem maddi, hem manevi yardımlardı. Nöbetçi faytonlar dışında iki gün işe çıkılmazdı atlara
 siyah bez parçaları bağlanır yaslı olduklarını belli ederlerdi. Ölen kişinin oğlu varsa onu
arabaya çıkarır ona mesleği öğretilir sürekli ona iş verilir ki evin geçimini sağlasın eğer
okuyorsa cemiyet ayrıca yardımlarda bulunur yazın çalışmasına izin verirdi. Çünkü yaşı küçük
ve ehliyeti olmayanlar cemiyet çalışmalarına izin vermezdi ama istisna dışındakiler ayrı
tutulurdu. Ailedeki kardeşler arasındaki dayanışma nasılsa faytoncular arasında da öyle idi.
Kardeşten de ileri bir muhabbet bulunurdu
Ölen faytoncunun borcu var mı yok mu araştırılır borçlular bulunur ailenin
durumuna göre ya aile öder veya ailenin durumu kötü ise el birliğiyle o borç bir şekilde
ödenir. Bu koordinasyon faytoncular cemiyeti yürütürdü.
Faytoncunun cenazesi olduğunda cemiyet ‘’YİĞİTBAŞLARI’ ’aracılığıyla bütün
faytonculara haber gönderir ‘’filan arkadaşımız ölmüştür yarın ikindi namazına müteakip
Narmanlı camiinde kaldırılacaktır her kesin katılması sağlanırdı’ ’gelen faytonlara siyah bir
flama bağlanır muntazam bir şekilde konvoy kurulur cenaze üstü açık (KONYA) at arabasına
bindirilir çünkü o dönem belediyenin cenaze taşıma aracı yoktu. Mezarlığa gidilir cenaze
defin edilir. Ölü evinin önünde aileye başsağlığı verilir. Cemiyet cenaze evinin önüne 3 gün
boyunca bir faytoncu görevlendirir cenaze hizmetinde kullanılırdı. (kaynak kişi:1-2-3-4-)

Nöbetçi faytonculukta neydi?
O dönem devletin imkânları kısıtlı olduğu için büyük illerde dahi motorlu araçlar
birkaç tane idi. Kolluk ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için cemiyet tarafından
faytonculara nöbet çıkarılırdı nöbetçi olan fayton gün boyunca ve gece olmak üzere gün aşırı
nöbet tutardı. Nöbet tutulan yerler:
Hasta hane kapıları, karakollar, adliye, Mareşal Fevzi çakmak hast. Zabıta karakollarında nöbet tutulurdu. Yapılan yolculuklarda tarife üzerinden parası alınırdı.(kaynak kişi:1)
1960’ların ortalarında taksi seferleri de başlamıştır. Fakat geceleri şehirde araba veya fayton bulmak mümkün olmadığından, geceleri şehrin belirli yerlerinde nöbetçi fayton ve nöbetçi taksilerin bulundurulması kararlaştırılmış ve konunun emniyet müdürlüğüne yazılması kararlaştırılmıştır.3
1 . Osman Arıkan, Erzurum Şehrinin Ekonomik Esasları, Ankara, 1973, s.92. 2 Doğu, 14 Temmuz 1953. 3 Erzurumun Sesi, 4 Şubat 1960.     Kışın faytonculuk nas ı l yapılırdı ?
Kışın faytonların yerini kızaklar alırdı. Kışın faytonculuk çok zordu. Eski Erzurum
kışları çok sert ve uzun geçerdi belediye imkânları kısıtlı olduğundan şehirde kar temizlemesi
yapılamazdı. İklime en uygun kızaklı araçlardı 4-5 kişilik kızaklarla çalışılırdı. vel hasıl faytoncu
için kış zulümden başka bir şey değildi. (kaynak kişi:2)
                                                                                 (kışın fayton yerine atlı kızak koşulurdu)

Fayton atlarının yedekleri var mıydı?
Bütün faytoncuların yedek atları vardı. Çünkü faytonculuk zor bir işti akşama
kadar çalışan atlar bazen dinlenmeye bırakılır yedek atlar koşulurdu. Yedek atlar kişinin
durumuna göre değişirdi çünkü ne kadar at o kadar masraf demekti. Ortalama yedek sayısı 2
10 arsında değişirdi. Kişinin elinde bulunan fayton sayısıyla orantılıydı(kaynak kişi:4)
Fayton sayısında sınırlama var mıydı?
Fayton sayısı cemiyetin kontrolü altında idi. Her durağın belirli çalışanı vardı.
Çalışanlar Yiğitbaşları tarafından sürekli kontrol edilirdi. 1950-1960 yılları arasında 350 fayton
450-500 faytoncu ehliyetine sahip cemiyetin üyesi vardı. (kaynak kişi:2)
Faytoncu olmak için bir eleme, sınav , seçme şekli varmaydı ? Yoksa ben faytoncu olmak istiyorum deyip te faytona binilirmiydi ?
Faytoncu olmak için faytoncular cemiyetinin yeterlilik belgesini alması gerekiyordu.                                                                                               Bu yeterlilik belge sınavı almak için birkaç aşamadan oluşuyordu. O aşamaları gecen kişi
yeterlilik belgesini (fayton ehliyeti)alırdı.                                                                                                                                                                Cemiyetin yetkili komisyonu ve trafik şube  tarafından yapılan sınavda katılan kişilere  
1) atların faytona bağlanması için belirli bir süre verilirdi o süre zarfında atları
faytona bağlaması gerekiyordu. Süreyi aştığı an elenirdi.
2) faytonun herhangi bir tekeri çıkarılır, o tekeri tekrar yerine takılması için süre
verilir ve o süreyi aşmaması gerekiyor.
3)ata bağlanan koşu takımlarının düzenli bağlanıp bağlamadığı kontrol edilirdi.
4) atların nalları gösterilir nal değişmeye gerek olup olmadığı sorulurdu.
5)şehir içinde fayton ile gezdirilir. Faytona hâkimiyeti ölçülürdü.
6) kaba atın (gösterişli at) hangi tarafa bağlanması gerektiği sorulurdu. Kaba at
sürekli faytoncuya göre her zaman sağda bulunurdu çünkü zayıf atı bu şekilde korurdu.
7)18 yaşına girmesi gerekiyordu. 18 yaşından küçüklere ehliyet verilmezdi
Bu aşamalarda geçen faytoncu adayı, savcılıktan alacağı temiz kâğıdıyla belgeyi
almayı hak ederdi. Daha sonra hapishaneye, emniyete giderek parmak izi verirdi. Ehliyetini
alır, cemiyete kaydını yaptırır, plakasını alır, temiz kâğıdını ve işletme defterini alır iş başı
yapar. bu işin maddi boyutu idi birde manevi boyutu vardı o daha önemliydi faytoncu olacak
kişi öncelikle ahlaklı, sağlam bir kişiliğe sahip olması gerekiyordu çünkü halka mahsus olan
faytonlara binen kadın, çocuk, yaşlılara güven vermesi gerekiyordu. Bunu sağladıktan sonra
artık faytoncu olmuş demektir (kaynak kişi:1)
FAYTONCU EHLİYET VE RUHSATIAtların bakımı nasıl yapılırdı?
İşe çıkacağı zaman erkenden kalkılır, hamutu bezle tertemiz silinirdi. At tepeden
tırnağa silinmeden tımar edilmeden koşu takımı vurulmazdı. Soğuk suyla Arap sabunuyla
tertemiz yıkanır kurutulur her tarafı temizlenirdi. Özellikle yaz sıcağında bu temizliğe çok
dikkat edilirdi ve her gün mutlaka yapılırdı pis kokan bir faytona kimse binmezdi. Bu bakımlar
her gün ortalama 1,5- 2 saat sürerdi. Çünkü fayton ne kadar bakımlı atlar ne kadar temiz
olursa o kadar müşterisi çok olurdu. Faytona binen kişiler öncelikle temizliğe dikkat ederlerdi
özellikle düğün merasimlerinde bu faytonlar günler hatta aylar öncesinden ayarlanırdı.
Atlara ve faytona temiz bakan kişi eğer çalışan yevmiyeli kişiyse hiçbir zaman işsiz kalmazdı,
çünkü piyasada aranan kişiydi. (kaynak kişi:3)

Ahırda atların bakımı nasıl yapılırdı?
İşten gelen atlar önce ahıra alınır, yonca verilir at tepeden tırnağa tımar edilir.
Sonra bir ağız kepek ve saman verilir çünkü yoncadan sonra ağız değişikliği olsun diye. Ata su
verilir atın önündeki yem elekten geçirilir ki içindeki yabancı maddeler ata zarar vermesin.
Atın altına kuru hayvan gübresi serpilir ki geceyi rahat geçirsin. Geceyi rahat geçiren at sabah
olduğunda ahırdan hoplaya hoplaya çıkar. At ne kadar sağlıklı olursa o kadar sahibine para
kazandırır.(kaynak kişi:2)                                                                                                                                                                                                      Usta çırak ilişkisi nasıldı ?
Usta çırak ilişkisi en güzel örneği belki de faytoncular arasında yaşanırdı.
Çırakların ahlaklı, erdemli, güzel bir huya sahip olmaları ustaları tarafından verilmeye
çalışılırdı. Çıraklar saygıda ve hürmette kusur etmezlerdi. Ustaların yanında seslerini
yükseltmez, yanlarında sigara içmezler, izinsiz hiçbir iş yapmazlar. Buna karşılık ustaları
tarafından en iyi bir şekilde yetiştirilirlerdi. Fayton sahipleri kimlerdi?
Fayton almak, fayton sahibi olmak o dönem çok külfetli bir işti ve bu işler şehrin
zenginleri tarafından sağlanırdı getirilen veya yaptırılan faytonlar yevmiye karşılığı çalışan
kişilere verilirdi gelen kazanç %50 sürücüye, %50 yem ve fayton sahibine verilirdi.
1960-1970 li yıllarda en çok faytonu olan fayton sahipleri
Polis cemil
Alkol cemal
Mühendis Sabri( gavurboğanlı Sabri)
Mühendis İbrahim Bey
Hakkı bey
Eleşkirt’li Hamdi Bey
Gemalmazlar
(kaynak kişi:2-4) Faytoncuların lakapları nelerdi?
Hemen hemen her faytoncunun bir lakabı vardı lakapsız kimse tanımazdı illaki
lakabını kullanmak gerekiyordu. Aklımda kaldığı kadarıyla lakaplar
Abamüslüm emi ——-al horoz
Seyfettin emi———–ola oğul Seyfettin
Kemal Varacak———-dabanca kemal
Kemal Tekmanlı ——gangaster kemal
Kemal omac ———-kel kemal
Zıfanslı deli memmed
Antebli Hasan
Deli Ömerli esko
Pisik ömer
Tıppiş şefik
Deli ibo
Berber naci
Bıtto
Kokoç remzi
Kürt Hüseyin
Beli kırık
Altı aylık
Sütü bozuk
Kel naid
Kor Hafız
Mıdo Ali
Kıtkıt şefik
Kara murat
Gâvur Ali
Ve uzayıp giden bir liste bir çoğu aramızdan ayrılmış kendileri gitmiş namları
kalmış. Yiğit namıyla tanınır (kaynak kişi:1-2-3-4-)
Faytoncularda yiğitbaşı kimdi ne iş yapardı ?
Yiğitbaşı aynı zamanda faytoncu başı da denirdi. Faytoncular arasındaki itilafı
çözer faytoncular arasında düzeni sağlardı. Gerektiğinde ceza bile verirdi verdiği ceza yerine
getirilirdi. Çalışma iznini iptal edebilirdi. Her durağın bir yiğitbaşısı vardı. Başlarında lacivert
bir şapka(daha önce orta ve lise talebelerinin taktığı şapkalardan) ve üzerinde ‘’yiğitbaşı’
’ibaresi bulunuyordu. Yiğitbaşlarını cemiyet tarafından tayin edilirdi. Cenaze ve düğünlerde
konvoylarda görev alır düzeni sağlarlardı. Cemiyetin duraklardaki muhatabı Yiğitbaşları idi
her türlü sorunda onunla görüşürdü. Ve cemiyet başkanları sürekli halkın içinde dolaşır halkın
faytoncu esnafından şikayeti olup olmadığı sorulurdu.
Düğün merasimleri nasıldı ?
Düğüne giden kişiler tarafından aylar veya günler öncesinde fayton kiralanırdı.
Düğün günü aile üyeleri ile birlikte faytona binilir, erkek evinin önünde toplanılır yiğit
başlarının kontrolünde konvoy oluşturulur düzen sağlandıktan sonra hareket edilir.
Yiğitbaşının belirlediği sıra kesinlikle bozulmazdı. Faytonlardan birine davul ve zurna bindirilir
hareket halinde çalarak gelin almaya gidilirdi. Gelin alındıktan sonra aynı sıra şeklinde konvoy
oluşturulur erkek evine gelinirdi. Gelin indirilir gençler kapıda davul zurna eşliğinde bar oynar
ve düğün alayı dağılırdı. Şayet yiğitbaşı gelin alındıktan sonra yarış yapılacak demişse erkek
evine kadar faytonlar yarıştırılırdı. Erkek evine ‘’YASTIK getiren ’’ müjdeyi getiren faytoncu
sağdıçlar tarafından bahşiş verilirdi. Atın boynuna bir yazma veya eşarp atılırdı. Sünnet
merasimlerinde de sünnet olacak çocuklar kirveleriyle beraber faytona bindirilir şehirde tur
atılır daha sonra evinin önünde davul zurna eşliğinde bar oynanırdı. Konvoyda faytoncular
arasında bir dargınlık oluşursa yiğitbaşı tarafından barıştırılmadan ayrılmazlar.(kaynak kişi:3)                                                                                      BİR SÜNNET DÜĞÜN MERASİMİ

Cemiyetin , faytonculara suç ve hata işlediklerinde yaptırımı  ne idi?
Yüz kızartıcı bir hareket faytonculuk mesleğine yakışmayacak bir hareket
yapıldığında cemiyet o kişinin bütün kayıtlarını anında siler, ehliyetini iptal eder, çalışma
iznini elinden alırdı. Hiç kimse artık ona iş vermez, selam dahi verilmezdi. Artık o camiadan
kovulur bütün hakları elinden alınırdı. Ve o kişi değil fayton Erzurum’da at arabası bile kullanamazd (kaynak kişi: 2)
Alaftarlar (yem satıcıları) kimlerdi?
1960 lı yıllarda Erzurum’da 12 alaftar vardı. Bunlar aklımda kaldığı kadarıyla.
Alftar şahabettin
Nuri elgin
Alman fikri
Kazım
Uzun mevlit
Abamüslüm
(kaynak kişi: 1)
Para almadan götürdü ğ ü n ü z yolcu oluyor muydu ?
Bazen acil durumlarda para beklemiyorduk mesela doğuma gidecek yanında eşi
olmayan bayandan para istenmezdi. Hastaneden başka bir hastaneye hasta taşıdığımızda
para istemezdik ama zaman sonra bakıyordun biri gelir ‘’ya bizim hanımı hastaneye
götürmüşsün Allah razı olsun der çıkarır 2 katı 3 katı bir para verirdi. bezende hiç kimse
aramazdı ama biz o durumlarda para versin vermesinler yine aynı hareketi yapıyorduk.(kaynak kişi:1)
Posta arabaları nasıldı?
Posta arabaları o dönemde merkezden ilçelere yük ve posta taşırlardı. Örneğin
Erzincan’a gidecek bir posta Erzurum’dan yola çıkan posta Aşkale’ye kadar gider o postayı
Aşkale’de başka bir postaya devir eder, Aşkale’deki postacı onu Tercan’a götürür Tercan’da
bırakır Tercan’daki posta onu alır Erzincan’a götürürdü. Çünkü atlar uzun yolculuğa
dayanmadığı için bu nöbetleşe yapılırdı. Erzurum’un köklü ailelerinden Gemalmazlar posta
arabalarını ve telefon direklerinin taşınma ve dikilme işlerini yapıyorlardı. Posta arabacılığı
başlı başına bir meslekti. (kaynak kişi:3)
Furgun arabaları nasıldı?
Furgun arabaları 4-6-8- atın bağlandığı büyük arabalardı. Furgunlar zenginliğin ve
gösterişin en güzel örneğiydi. O dönem furgun kullanan tek kişi Dilaver emmi adlı
faytoncuydu onun ölümünden sonra Kürt Sabri’nin oğlu ape Hüseyin kullandı. Ticari değildi
Erzurum’un kurtuluşlarında gösteri amaçlı kullanıldı.(kaynak kişi:4)
Faytoncular dernek binası nerede idi?
Tebriz kapı ’da bulunan dabak hane çeşmesinin karşısın da bu günkü çapa
marketin olduğu yerde idi. Dernek binası büyük bir kahvehane idi. İşe çıkmayan, faytonu
olmayan faytoncuların takıldığı kahvehaneydi. (kaynak kişi: 2)
Dernek başkanlığını kimler yaptı?
Sabri yılmaz
Drej memmed
Hakkı bey
Talebe Mustafa
Hulusi seven
Muammer bey
Aklıma gelen bunlar(kaynak kişi:3)

Günümüz de faytoncuların yerini ticari taksiler aldı, ticari taksi ile faytonculuğun arasındaki farklar nelerdir?
Faytonculukta büyükler büyüklüğünü ve küçüklerde küçüklüğünü bilirdi. Herkes
haddini bilirdi. Gençler büyüklerin yanında sigara içmezdi gizliden gizliye sigaralarını içerdiler.
Eğer bir yanlışları olursa onu gören büyüğü tarafından uyarılır sucun durumuna göre bazen
tokatlardı sonra babasına havale ederdi. Babası tarafından da aynı şekilde tepki güründü
bunun üzerine kişi kendine çeki düzen verirdi. Yeri geldiğinde oğlunun hatasını görüp onu
tokatlayan kişiye teşekkür ederdi bir daha aynı hatayı görürse daha şiddetli uyarılması için
tembihlerdi. Böyle durumda gençlerin saygısızlık ve terbiyesizlik yapması engellenirdi. Ama
şimdi taksicilere bakıyorsun ağızlarında sigara teyp sonses açık sağa sola rahatsız edici
bakışlarla trafikte ilerliyorlar. Bu işlere bakan kişiler çevresine güven vermeli yeri geliyor
vatandaş eşini çocuğunu sana emanet ediyor ve o kişiye güven vermelisin. Bizim faytonlara
binen kişilere öyle nazik, hürmetli davranırdık ki çünkü müşteri velinimetimizdi ona hainlik,
yan bakamazdık aldığımız terbiye elvermiyordu. Korkuyorsun ki bir gence bir şey söylemeye
anında tepki veriyor işi kavga boyutuna getiriyor ve o günkü gençleri arıyoruz.
Unutulmuş bu meslek hakkında böyle bilgiler toplayıp bizleri ziyaret edip hal hatır
sormanız beni çok duygulandırdı. Gençler bizimle dalga geçiyor’’ faytonda arabamı ılıcaya bir
günde gidiyormuşsunuz doğrumu emi ‘’deyip takılıyorlar (kaynak kişi:1)
Şehrin büyümesi ve nüfusun artması ile birlikte belediye toplu taşımacılıkta yeni
arayışlara başladı. Bunun üzerine şehre yeni otobüsler ve otomobiller getirdi.                                                                                                             O dönemin belediye meclis kayıtlarına bakalım Onuncu Toplantı, 2 Mart 1956, Cuma 
1955 yılında şehir otobüs işletmelerini bir şirket eliyle özel şirket eliyle
yürütmeyi düşünen belediye, 1956 yılında 2 otobüs satın aldığı ve 3 otobüs daha alacağı
için, bu işi belediye eliyle yürütmeye karar vermiştir. Böylece 5 otobüsle otobüs seferleri
ihdas etme işini belediyenin yürütmesine karar verilmiştir. Ayrıca, 1956’dan itibaren ayrı bir
bütçeyle su, elektrik ve otobüs işletmesi kurulmasına karar verilmiştir. Bu tarihten önceki
dönemde belediyenin otobüs servisi bulunmamaktadır. İlk tarifeye göre tam bilet ücreti 25,
talebe bileti ücreti ise 10 kuruş olarak kabul edilmiştir. Birkaç yıl önce belediyenin otobüs seferleri vardı.
On üçüncü oturum, 15 Mart 1956, Perşembe:
Otobüslere polis ve zabıta memurları gibi görevlilerin ücretsiz binmeleri kabul
edilmiştir. Fakat her otobüse ikiden fazla bu şekilde polis ve zabıtanın binemeyeceği,,
bunların boş yer varsa oturacakları ve biletli yolcu gelmesi halinde ona yer vermeleri gerektiği belirlenmiştir.
Her otobüse ayakta ve oturan olarak kaç kişinin bineceği tespit edilerek otobüs
içine asılacaktır. Bunun haricinde ara duraklarda kaç kişi inerse,. Ancak o kadar yolu arabaya
alınacaktır. 4 yaşından küçük ve kucakta gidecek çocuklardan bilet parası alınmayacaktır.
Her otobüste bir şikâyet kutusu bulunacaktır.
Her otobüste birer tane sigara içilmez levhası bulunacaktır. Buna rağmen sigara
içmekte ısrar edenler otobüsten indirilecektir.
Otobüslerin şehir içindeki süratleri 20’yi geçmeyecektir.
Araba yürürken şoförün selam vermesi yasaktır. Şoförün gözü her zaman yol
istikametinde olacaktır. İtfaiye sesi, cankurtaran sesi işitilince, cenaze alayı veya askeri
birliklerin geçişinde, hayvan sürülerin geçerken ve İstiklal Marşı çalınırken, şoför arabayı
olduğu yerde durduracaktır.
Bu talimatname 20 Mart 1956’dan itibaren geçerli olacak şekilde düzenlenmiştir.
Belediyenin satın aldığı iki otobüs, 2 Mart 1956’da Erzurum’a getirildi.
Tren istasyonunda motorlar ısıtılarak çalıştırılan otobüsler, 25 senelik şoförler olan Şoförler
Cemiyeti Başkanı Sebahattin Yakınoğlu ve ikinci başkan Cevat Pirimoğlu tarafından büyük
bir titizlikle kullanarak şehirde bir gezinti yaptı.
Taksi seferlerinin başlamasıyla birlikte şehirde fayton-taksi rekabeti yaşanmaya
başlamıştır. Önceleri ortalama 100-150 kuruş olan taksi ücretleri fayton ücretlerinden düşük
olmakla birlikte, muhtemelen petrol ve benzeri maddelerde yaşanan sıkıntı yüzünden,
şehirdeki fayton sayısı sonraki birkaç yılda giderek artmıştır. Öyle ki 1956 yılı itibariyle Erzurum şehir merkezinde 1.780 fayton bulunmaktadır.4 Bu rakam 1950’lerin sonlarına doğru düşmeye başlamıştır. 1963 yılı itibarıyla şehirde 569 fayton bulunmaktadır. 5
Belediyenin otobüs servisi yapmaya karar vermesi, en çok Erzurum faytoncularını etkilemiştir. Faytoncular, bu karara açık veya gizli muhalefetlerini göstermişlerdir.                                                                                                                                                                                 Dönemin önemli gazetecilerinden Hikmet Barlıoğlu’nun Faytoncular Derneği Başkanı ile yaptığı röportaj, konumuz açısından son derece ilginçtir:
“Faytoncular Derneği ile Mülakat:
Gürcü Kapısında bir kahvehane. Muhatabım Faytoncular Derneği Başkanı Mehmet Cangil. Soruyorum:
-Faytonun memleketimizdeki önemi nedir?
-Payton yerli vesaittendir bey. Her sokağa her mahalleye girebilir. Körüğünden dingiline varıncaya kadar her şeyinin tamiri kolaydır.
-Mensuplarınız derneğe aidat öderler mi?
-Ayda 25 lira verirler.
-Derneğin üyelerine yardımı var mıdır?
-Vardır. Her türlü dertlerine çare bulmaya çalışırız. Hatta arpa ve yulafın kıt olduğu günler, alaftarlardan temin edemediğimiz günler oldu. Sağ olsunlar (Esnaf Dernekleri Birliği yetkilisi) Ahmet Polat Bey bu hususta bir alicenaplık yaparak valiyle görüşüp bu ihtiyacın teminine çalıştı. İyiliklerini unutmayacağız.
Dernek zengin midir?
-Hâlihazırda 850 lira parası vardır bey.
-Belediye şehre motorlu vasıta getirecekmiş, ne dersiniz.
4 Osman Arıkan, Erzurum Şehrinin Ekonomik Esasları, Ankara, 1973, s.92 5 Hürsöz, 24 Şubat 1960.
-Biz buna muhalifiz. Evvela otobüs paytonun işini göremez. Onun gibi en ücra yerlere giremez. Gelgelelim memlekette motorlu vasıtanın seyrüseferine müsait yol yapılmamıştır. Üstelik böyle bir şey olursa, 170 faytonunun6 çoluk çocuğu aç kalacaktır. Bu hususta elimizden geleni yapacağız. Ama ısrar ederlerse, kanun karşısında boynumuz kıldan incedir.
-Otobüs seferlerine karşı uygunsuz hareket edenler olursa…
-Belediyeden evvel dernek tarafından cezalandırılırlar. Ceza olarak üç gün işten men ederiz.
Gazete vasıtasıyla efkârı umumiye ye arz etmek istediğiniz hususlar var mı?
-Halk Bankasından şikâyetçiyiz bey. Bu banka gurup mukavelesi yaptı. Üç ay oluyor ki gurubu dağıttı. Bunu nasıl yapabildiğini anlamıyoruz. Borcunu yatıran arkadaşa bir daha da vermedi. Bunu gazetede yazın kâfi.” 7
Faytoncuların bütün itirazlarına rağmen, belediyenin satın aldığı otobüsler Mart ayı başlarında Erzurum’a geldi. Otobüslerin Erzurum’a gelişi en fazla faytoncuları üzmüştü. Bir faytoncu gazetecilere şu sözleri söylemişti:
“Bizler işsiz kaldığımız şu anlarda ilgililerin ne düşündüklerini bilmiyoruz. Bin nüfusu fayton işletmekle geçindiren bizler, ekmek paramızı nereden çıkaracağımızı düşünüyoruz. Dövizle ithal edilen otobüslere verilen para dışarı gitmektedir. Fakat bizim vasıtalarımız yerli mamulatı olup aldığımız paralar şehrimizde kalıyor.” 8
1955-60 arasında belediye başkanlığı yapan Edip Somunoğlu’nun önemli icraatlarından birisi, belediyeye ait çok sayıda toplu ulaşım aracının hizmete sokulmasıdır. Somunoğlu’nun Ankara’ya yaptığı ziyaretlerin en önemli meyvelerinden birisi, şehre yeni otobüsler getirmesidir. 1956 yılında belediye 2 Mercedes ve 2 Skoda otobüsle şehir içi ve çevresi servislerine başlamıştır. Eylül 1957’de ise 3 otobüs daha gelmiş ve belediyeye ait otobüs sayısı 7’ye yükselmiştir. Son olarak Şubat 1960’ta Erzurum için 3 yeni otobüs tahsis edilmiştir. Böylece şehir içinde oluşturulmuş 5 ayrı hatta çalışan otobüs sayısı 10’a yükselmiştir.9 Bu konudaki hizmetlerini sık sık vurgulayan Somunoğlu, görevden ayrılmadan kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, göreve başladığı zaman, belediyenin bir faytondan başka nakil vasıtası olmadığını belirtmiştir.10
6 Şehirdeki fayton sayısının 1950’ler boyunca arttığı görülmektedir. Nitekim 1954 yılı itibarıyla şehirde 123 fayton varken, bu sayı 1956’da 170’e kadar yükselmiştir 7 Faytoncular Derneği ile Mülakat, Hürsöz Gazetesi, 19 Ocak 1956 8 Hürsöz, 3 Mart 1956 9 Marcel Bazin, “Erzurum: Un CentreRégional en Turquie”, RevueGéographique de L’est, 1969, 3-4, s.292; Serhat, 18 Şubat 1960. 10 Erzurumun Sesi, 4 Şubat 1960
En şikâyetçi olduğunuz konu neydi?
Durakta bekliyoruz bakıyorsun bir çocuk geliyor ‘’ emmi babam fayton istedi
evde hasta var deyip biniyorlar. Faytona binip bizi bir sokağa götürüp emmi bekle haber
vereyim deyip gidiyorlar gidiş o gidiş bekle babam bekle ne gelen var ne giden eli boş durağa dönüyoruz.
Böyle durumlarda arkadaşlara alay konusu oluyorduk ama bu gibi olaylar hepsinin başından geçmiştir.
Verdiğiniz bu değerli bilgilerden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Ağzınıza
sağlık, yüreğinize sağlık Rabbim sizlere uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsin.
KAYNAK KİŞİLER
                                                                                           KAYNAK KİŞİ 1 : METİN TEKMANLI
Metin TEKMANLI (gangster Kemal’in oğlu) 1950 doğumlu ilkokul mezunu 1968
1982 arasında faytonculuk yaptı. faytonculuğun iş yapamaz hale gelmesi üzerine bir kamu
kuruluşunda işçi olarak çalışmaya başladı şu an emekli günleri Yenikapı’da bulunan çay
ocağına takılıyor.
                                                                                              KAYNAK KİŞİ 2: KEMAL VARACAK
:KEMAL VARACAK: (Kürt Hüseyin’in oğlu)1952 Erzurum doğumlu ilkokul mezunu
babasının faytoncu olmasından dolayı doğduğu günden beri faytonların arasında büyümüş
ehliyetli olarak 1970- 1985 yılları arasında faytonculuk yaptı. Halen at arabacılık ve tablacılık
yapıyor.                                                                                                   KAYNAK Kişi 3:NURİ EVGİN
NURİ BEY olarak tanınan Nuri evgin 1942 Erzurum deli Ömer tarlasında doğmuş.
Okuryazar faytonculuğa 1960 de aldığı ehliyet ile başlamış 1983 yılına kadar
bu işi yapmış geçim derdinden dolayı diğer faytoncular gibi yeni arayışlara
girerek ticarete atılır ve bağ-kurdan emekli Yenikapı çayevinin
müdavimlerinden.
                                                                                             KAYNAK KİŞİ 4: NAİD ÇEKENOĞLU
NAİD ÇEKENOĞLU (kel naid)1934 yılında cırcır da doğdu babası Rençber Araplar düzünde
(karayolları opet petrol arkası) tarla ekip biçiyordu kendine ait hiç faytonu olmadı sürekli
başkalarının faytonunu sürdü 1950-1985 yılları arasında faytonculuk yaptı daha sonra at
arabacılığa başladı yaşının ilerlemesiyle beraber çocuklara bıraktı . Yenikapı semtinde
oturuyor. Araş.Orhan ATMACA