FİLİSTİN’E EL SÜRÜLEMEZ

/ 10 Aralık 2017 / 281 / yorumsuz
FİLİSTİN’E EL SÜRÜLEMEZ
SELAMİ Saygin <selamisaygin@gmail.com>
Paz 10.12.2017, 16:22
                                                                    FİLİSTİN’E EL SÜRÜLEMEZ

Yeni Şafak gazetesi şaşırtmaya devam ediyor. Galiba şafağın yenilenmesi böyle oluyor. Son şaşırtması 9 Aralık 2017 Cumartesi günü “Atatürk’ün Avrupa’ya Filistin konusunda nota verdiği ortaya çıktı: Peygamberin son arzusu için kan dökmeye hazırız. İslam Dünyası ve Türkiye için her dönem büyük bir öneme sahip olan Kudüs ve Mescid-i Aksa için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Avrupa’ya rest çektiği ortaya çıktı.” başlığı ile haber olarak çıktı.

Haber Atatürk’ün sevdiği şarkılar ya da marşlar ile birlikte sunulsaydı belki daha heyecan verici olurdu. Ama nedense işin bu kısmı ihmal edilmiş. Bir daha benzer içerikte bir haber ile yeni Şafak’ın bu tür haberleri ile heyecanlanıp gözleri ıslananlar için gazetenin Rumeli türkülerinden bir demet gibi CD eşliğinde bir hediyeyi ihmal etmeyeceğini temenni ediyorum.

Böyle bir haber ancak cezbe halinde yazılabilir. Gazetenin cezbe haline yabancı olmadığını da söylemek mümkündür. Bir defa haberin başlığı bile büyük çelişkilerden oluşmuş. Atatürk Filistin için Avrupa’ya nota verdi ne demek? Avrupa dediğin 20’den fazla ülkeden oluşmaktadır, nota hangisine verilmiştir? Avrupa ülkelerinin tamamına verilmesi anlamsız olur. İçlerinden birisine, bir kaçına verilmiş olsa, Avrupa yerine onların adının zikredilmesi gerekmez miydi?

Üstelik 1937’lerde Filistin İngiliz mandası altındadır. Yani nota verilecekse onun muhatabı da İngiltere iken, bütün Avrupa’ya niçin verilmiş olsun? Türkiye Dış İşlerinin de cezbe hallerine uzak olmadığı hatırlansa bile yine de İngiltere dururken bütün Avrupa’ya nota vermek cezbe hallerini de aşan bir acaip durum olmalıdır.

Kamal Paşa daha Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresinde yaptığı konuşmada, İslam dünyası ile ilgili işler için savaşan fetihler yapan Selçuklu Osmanlı padişahları için “serseri” demişti. On dört yıl sonra onun serserilik vurgusu da artmışken tam tersini neden söylesin? “Kur’an-ı Türkçeye çevirterek Arap oğlunun hezeyanlarını Türk evlatlarına gösterdim” görüşünü 1932’de Türk tarih Kurumu başkanı Tevfik beye (Bıyıkoğlu) yazan Paşa durup dururken Avrupa’ya nasıl rest çekmiş olsun? O paşanın daha 1905’te gittiği Şam’da “biz buraları elde tutamayız gerekli de değil” düşüncesi ile “milli devlet fikrini” benimseyip geliştirdiği ders kitaplarında ki yerini bile korurken, Birinci Dünya savaşının son iki ayında Paşanın 7.Ordu ve Yıldırım Orduları grubu komutanlığı döneminde İngiltereye terk ettiği dört ülkeden birisi olan Filistin ve diğer Arap ülkeleri için Türkiye’nin hiçbir hak iddia etmeyeceğini Lozan anlaşmasında kayda geçirmişken şimdi Kudüs için neden savaşsın?

Yeni Şafak’ın şaşırtması bununla sınırlı değil: “Biz vakıa bir kaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik.”

1917/1918’den beri “İslam’ın kutsal yerlerinin” Hıristiyan nüfuzu altında, İngiltere mandası altında olduğunu kamal Paşa bilmez mi? Üstelik 1937’ye kadar bu mandaya hiç itiraz etmemiş olan paşa, sanki adı geçen yerler o tarihte “manda yönetimine” alınacakmış gibi itiraz ediyor. Keşke yeni Şafak okuyucularını şaşırtmak için böyle tarihin tahrifi yerine Yusuf Kaplan’a daha çok yazdırmış olsaydı. Zaten bunu hergün yaptığı için bu kadar şaşırtıcı olmazdı.

Sonradan anlaşıldı ki olayın hikayesi şöyledir, Hindistan Bombay’da yayınlanan chronicle adlı gazete, kemal Paşa’nın 27 Temmuz 1937’de TBMM’de bu içerikte bir konuşma yaptığını CHP’nin yayın organı Hakimiyet-i Milliye Gazetesinin yazdığını haber etmiş. Dönemin iç İşleri bakanı da bu gazete haberinin Türkçe çevirisini Başbakanlığa iletmiş. Üstelik Yeni Şafak’ın bu nadide haberini yarış halinde alıntı yapan pek çok yayın organında da hakimiyeti Milliye Gazetesi yerine Vakit Gazetesi’nin eski harflerle basılan bir nüshasına yer verilmiştir.

Hakimiyeti Milliye Gazetesi Temmuz 1934’ten itibaren Ulus adıyla yayın yapmıştır. O tarihte Hakimiyeti Milliye diye bir gazete bile yoktur. Temmuz Ağustos aylarında Türkiye’de meclis tatilde olduğundan Paşa’nın bu konuşmayı mecliste yapması da mümkün değildir. 1937’de Türkiye’de eski harflerle bir gazetenin çıkması da mümkün değildir.

Hadi diyelim ki Hindistan Bombay’da Chronicle’yi çıkaranlar bu ayrıntıları bilmemiş olsunlar ( eğer o gazetede de böyle bir haber çıktıysa) Yeni Şafak Gazetesinin bu ayrıntıları yok saymasına ne demeli? Türkiye’de milyonlarca insan Kemalist mitolojiye tutunmuştur. Yeni Şafak’ta haber yapanlar da bu mitolojiyi seçebilirler. Ama tarihi tahrif etmeleri tarih ile olmayan konuşma ile zorla Kamal Paşa’yı Kudüs için cihada göndererek okuyucu şaşırtmak kimsenin aklından geçmemiştir. Yeni Şafak’ın sahipleri bu içerikte bir gazete yerine taşımacılıkları, liman işletmecilikleri ile halka daha çok hizmet edebilirler. Halka Kemalist mitolojiyi anlatmak ise asla bir hizmet değildir.