reklam

Gavurboğan Muharebesi

/ 20 Aralık 2017 / 365 / yorumsuz
Gavurboğan Muharebesi
reklam

  Erzurum tarihi boyunca Ruslar tarafından (1828 – 1829, 1856, 1878-1879 ve 1914) tarihlerinde olmak üzere dört defa işgal edilmiştirBiz bu işgallerden 1856 yılında vuku bulan “Gavurboğan” muharebelerinden bahsedeceğiz. Öteden beri cihana hükmetmek için evvela Hindistan’a hakim olmak isteyen Ruslar bu hayallerini gerçekleştirmek için daima Türkiye ve İran’ı hedef seçmişlerdir. Hatta Çar Deli Petro sağlığında gerçekleştiremediği bu hayalini ölürken milletine vasiyet etmiştir. Çarlarının vasiyetnamesindeki isteklerini yerine getirmek isteyen Ruslar nihayet 1829 – 1829 savaşları ile Erzurum’u işgale muvaffak oldular. 2 ay 6 günlük esaretin ardından Fransa ve İngiltere’ nin aracılığı ile imzalanan Edirne muahedesi ile 14 Eylül 1829 tarihinde Ruslar Erzurum’u boşaltarak geri çekildiler. Edirne anlaşması ile işgalden kurtulan Erzurum 28 yıl huzur ve sükûn içerisinde yaşadı. Nihayet 1856 yılında Erzurumlular ikinci bir Rus işgali ile karşı karşıya kaldılar. 

      Ruslar 1856 yılında bir anlaşma ile askerlerinin Erzurum’da kışlamasını talep ederler. Bu talebin bir hile olduğunu anlayan Osmanlı hükümeti muvafakat vermeyince Ruslar Erzurum’u ele geçirmeyi planladılar. Böyle bir tehlikeyi sezen Erzurum’un kahraman evlatları, Gülahmet Caddesindeki Abdurrahman Ağa’nın Kırmacı Mahallesinde Ahmet Bey’in, Sıvırcık Mahallesinde Alemdar Ahmet Bey’in evlerinde toplanarak Rusların saldırıları karşısında halkın vereceği mücadeleyi planladılar.

        Şehre Kars kapıdan giremeyeceğini anlayan Ruslar güneyden taarruza geçtiler.  Saldırıyı haber alan Erzurumlular Rus ordusunu Hasan-i Basri Mahallesinde coşup taşan ve kabına sığmayan tüfeğe, süngüye, kılıçla, kordayla, değnekle, karşı koyan bir halk ordusu vardı. Düşmanla boğaz boğaza, gırtlak gırtlağa, dişe diş bir çarpışma sonunda azimli ve imamlı bu halk ordusu karısında bozguna uğrayan Ruslar çareyi geri çekilmede bulurlar. O gün tarih sayfalarına yeni bir kahramanlık menkıbesi yazılır. Ve de  “Hasan-i Basri Mahallesi”  halkın gönlüne “Gavurboğan Mahallesi” adıyla yazılır. Tarih boyunca bu mahalle bu isimle anılır.

          Eski Genel Kurmay Başkanlarından Erzurum’ lu Fevzi Mengüç Gavurboğan Muharebeleri hakkında düşüncelerini şöyle dile getiriyor: Rus ordusuna mensup bir Tümen gece karanlığında iki taburunu Toprak Tabya’ ya yaklaştırmıştı. Ermeni kılavuzların yardımı ile Toprak Tabyanın zayıf tutulan kısmından şehrin güney doğusundaki Hasan Basri-i Ülya ve Hasan Basri-i Süfla Mahallelerine girmeye muvaffak olmuşlardı. Rus askerleri burada Rabia Ana’nın kümbetini ve üst kısmını tahribe ve gece yarısı evlere saldırmaya başlamışlardı. Gecenin karanlığı içerisinde beklenmedik durum karşısında iki mahalle halkı gece yarısı evlerinden fırlayarak 7 yaşından 70 yaşındaki ihtiyarına kadar kadın erkek ellerine geçirdikleri sopa, kazma, baltadan başka bıçak, kılıç ve eski zaman şişhane tüfeklerine kadar ne buldularsa bu iki Rus taburunun hemen % 90 ‘ı katledildi veya yaralandı. Geriye kalan ancak birkaç yüz kişi Abdurrahman Gazi sırtlarına doğru güçlükle kaçarak canlarını kurtarabildi.

                    Kanlı olduğu kadar şanlı olan bu savaşı kazanmış ve Erzurum’un mübarek topraklarına Rusların ayak basmasına mani olmuştuk. Bizimde kadınlarımızdan, erkeklerimizden, genç ve ihtiyar bir kısım şehitlerimizde bulunmakta idi. Hasan Basri deresi Rus ölülerin çokluğu yüzünden gün boyu kanlı su olarak akmıştı.

Gavurboğan muharebelerini niye anlattım? Şimdi onu anlatayım.

    Tarihte 93 Harbi olarak bilinen 1877- 1878 Osmanlı Rus muharebelerinde Rusların Aziziye Tabyasına iki Ermeni’nin işbirliği ile gece saldırmaları yine saldırıyı haber alan Erzurumlu genç, ihtiyar, kadın eline geçirdikleri balta, nacak ve çeşitli silahlarla Aziziye Tabyasında Ruslara bir sürü zayiat verdirerek Aziziye’de Rusları geri püskürtmüşlerdir. Bu baskında ön plana çıkan Nene Hatun’un aziziye Tabyasındaki rölyefi aziziye baskınını çok güzel anlatmaktadır. Yine üçüncü ordu müfettişi Orgeneral Nurettin BARANSEL Tabyaya Aziziye Anıtını yaptırmak sureti ile destanlar yazdığımız Aziziye baskını abideleştirilmiş oldu.

       Diğer taraftan Üniversite kavşağında Aziziye Savaşının anısına dikilen anıtta Gazi Ahmet Muhtar Paşa ve ordu ile bütünleşen Erzurum halkı resmedilmiştir. Ancak bir başka destan yazdığımız “Gavurboğan Muharebeleri” adına herhangi bir anıt veya abide bulunmamaktadır. Tebriz Kapı meydanına yıllar önce dikilip Aziziye baskını ile uyuşmadığı için sökülüp yerine şalvarlı bir hanımla bir milis kuvveti mensubunun heykeli de bana göre hiçbir mana ifade etmiyordu. Kavşak düzenlemesi münasebeti ile daha sonra konulmak üzere kaldırılan heykelin yerine Büyükşehir marifeti ile yaptırılan havuz başındaki şehir meydanına “Gavurboğan Muharebelerini” anlatan ya bir heykel ya da bir rölyef yaptırılabilir.

    1976 yılında bir münasebetle gittiğimiz Macaristan’ın Eger şehrinin şehir meydanına Osmanlı Macar muharebelerini anlatan meçhul asker anıtı Macarların Osmanlılara karşı nasıl savaştığı resimde görüldüğü üzere saldıran Macar askeri bir Osmanlı askerini şehit ettiği diğerine de hamle yapmak üzere olduğunu çok güzel tasvir etmektedir. Mihmandarımız öğretim üyesi Maria Hanım’a Osmanlı bir kişiye hiçbir şekilde iki kişi ile saldırılmadığını dolayısıyla bu heykelin Osmanlı Macar savaşını anlatamayacağını söyledim. Karşılık vermedi. Netice olarak 1976 yılında komünist rejimle idare edilen Macaristan şehir meydanı yapmış ve böyle bir heykeli yapmışsa bizde yaklaşık 40 yıl sonra da olsa şehir meydanlarımıza “Gavurboğan Muharebelerini” anlatan rölyef veya heykeli Büyük Şehir Belediye Başkanı tarafından yaptırılması bu münasebetle Gavurboğan Muharebelerinin hatırasının yad edilmesi şayanı arzudur.

reklam