Hocalı Soykırımı: Nedenleri, Sonuçları ve Uluslararası Arenada Tanınması

/ 26 Şubat 2018 / 333 / yorumsuz
Hocalı Soykırımı: Nedenleri, Sonuçları ve Uluslararası Arenada Tanınması

Hocalı Soykırımı: Nedenleri, Sonuçları ve Uluslararası Arenada Tanınması

Tarihî belgeler, Azerbaycan’ın Kara- bağ bölgesinin stratejik açıdan büyük önem taşıyan dağlık kesimlerine İran ve Türkiye’den kalabalık gruplar ha- linde Ermeni nüfusun göç ettirilmesi sürecinin 19. yüzyıl başlarından iti- baren başladığını göstermektedir. Söz konusu bölgede Ermeni nüfusun yapay bir şekilde arttırılması, Ermenilerin 20.yüzyıl başlarından itibaren Azerbaycan’a karşı toprak iddialarında bulunmasına ve saldırgan bir politika izlemesine sebebiyet vermiştir.

Azer- baycan halkı son 200 yılda Ermenilerin etnik arındırma, soykırım ve saldırganlık politikasına sürekli olarak maruz kalmış, tarihî yurtlarından çıkarılarak zorunlu göçmen ve mülteci durumu- na düşürülmüştür. Ermeni Taşnak Partisi’nin programında ortaya konan Büyük Ermenistan’ın kurulması hedefi doğrultusundaki çalışmalarını 20. yüzyıl başlarında daha da genişleterek Azer- baycanlı nüfusu kendi tarihî yurtlarından planlı bir şekilde zorla çıkarmak suretiyle etnik arın- dırma ve soykırım politikasını uygulamışlardır.

1905-1906 yıllarında Ermeniler Bakü, Gence, Karabağ, İrevan, Nahçıvan, Ordubad, Şerur- Dereleyez, Tiflis, Zengezur, Gazah ve diğer bölgelerde sivil Azerbaycanlı nüfusa katliamlar uygulamış, kentler ve köyler yakılıp yıkılırken, bu kentlerin ve köylerin halkı da acımasızca katledilmiştir. Silahlı Ermeni çeteleri Şuşa, Zen-gezur ve Cebrail kazalarında, İrevan ve Gence Guberniyalarında (vilayetlerinde) Azerbaycan- lıların meskûn bulunduğu 200’den fazla yer- leşim birimini harabeye çevirmiş, on binlerce Azerbaycanlı ata yurdunu terk ederek zorunlu göçmen ve mülteci durumuna düşmüştür.

 Er- meniler Azerbaycanlı halktan 200 binden fazla insanı çocuk, kadın ve yaşlı ayrımı yapmadan katletmek suretiyle, bu bölgelerde kendilerine Çarlık Rusya’sı tarafından vaat edilen Ermenis- tan Devleti’ni kurmak amacıyla etnik arındırma politikasını gerçekleştirmişlerdir.

Aynı politikanın devamı olarak, silahlı Ermeni çeteleri tarafından, 1917 yılı başlarından 1918 yılının Mart ayına kadar geçen sürede İrevan Guberniyası’nda 197, Zengezur Kazası’nda 109, Karabağ’da 157 köy yakılıp yıkılmış, bunların dışındaki bölgelerde daha 60 yerleşim birimi tahrip edilerek harabeye dönüştürülmüştür. 1918 yılı Mart’ın 31’inde ve Nisan’ın ilk günlerinde Bakü’de Ermeni-Bolşevik çeteleri tarafından 12 bin sivil Azerbaycanlı öldürülmüştür. Kanlı

olaylar sırasında insanlar evlerinde canlı canlı yakılmış, insanlık dışı işkencelerin kurbanına çevrilmişlerdir. Ermenilerin silahlı saldırıla- rı sonucunda 1918 yılının ilk beş ayında Guba Kazası’nda 16 bini aşkın insan sıra dışı aman- sızlıkla katledilmiş, 167 köy yakılıp yıkılmıştır ki bu köylerden 35’i günümüzde mevcudiyetini sürdürmemektedir.

Ermenilerin uyguladıkları toplu katliamla- rın 1918-1920 yıllarında Bakü, Guba, Şama- hı, Kürdemir ve Lenkeran’la beraber, Şuşa’da, İrevan Guberniyası sınırlarında, Zengezur’da, Nahçıvan’da, Şerur’da, Ordubad’da, Kars’ta ve diğer bölgelerde amansızlıkla sürdürülmesi sonucunda toplamda on binlerce Azerbaycanlı en acımasız yöntemlerle katledilmiş, 1 milyonu aşkın insan ata yurdunu terk etmek zorunda bı- rakılmıştır. Tarihî Azerbaycan topraklarında Er- meniler tarafından gerçekleştirilen bu vahşetler sırasında okullar ve camiler yakılmış, kültür anıtları mahvedilmiştir.

Güney Kafkasya’da Sovyet rejiminin tesisini kendi amaçları doğrultusunda kullanan Ermeni- ler, 1920 yılında Zengezur’un ve Azerbaycan’ın diğer birtakım bölgelerinin Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne ilhak edilmesini sağ- lamayı başarmışlardır. Bu sayede Nahçıvan, Azerbaycan’ın geri kalan bölümünden koparıl- mış ve aradaki kara bağlantısı kesilmiştir. Daha sonraki yıllarda Ermeniler, artık Ermenistan’a ilhak edilmiş olan Zengezur’da ve diğer böl- gelerde tarih boyu yaşamış olan Azerbaycanlı nüfusun bu topraklardan sürülmesi politikasını daha fazla genişletmişlerdir. Bu politikanın bir devamı olarak, Azerbaycan’ın Karabağ bölge- sinin dağlık kesimlerine 19. yüzyılda göç etti- rilen Ermenilere 7 Temmuz 1923 tarihinde oto-

nom vilayet statüsü verilmiştir. Bu karar Sovyet Rusya’nın himayesi ve katılımıyla gerçekleş- tirilmiştir. Oysa eski SSCB’yi oluşturan diğer Cumhuriyetlerde Karabağ’dakinden daha fazla Ermeni bulunmaktaydı. Diğer yandan, Ermenis- tan sınırları içinde tarih boyu meskûn bulunan Azerbaycanlı nüfusun sayısının Karabağ Erme- nilerinin birkaç katı olmasına rağmen, Azerbay- can bu nüfusa etnik temele dayalı bir ayrıcalık tanınmasını hiçbir zaman istemiş değildi.

Sonuç itibariyle, Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olan Karabağ, yapay bir şekilde ovalık ve dağlık bölgelere ayrılmış, Azerbaycan yö- netimi Karabağ’ın dağlık kesimlerine sonradan göç ettirilen Ermenilere muhtariyet statüsü ta- nımaya mecbur edilmiştir. Üstelik bu muhtari- yet uygulaması, Dağlık Karabağ’da tarih boyu meskûn bulunan Azerbaycanlı nüfusun reyi dikkate alınmadan ve hakları en kaba biçim- de ihlal edilerek gerçekleştirilmiştir. Bu durum yalnızca Azerbaycan’ın mülki yönetim yapısı- nın bozulması değil, Ermenilerin Azerbaycan’a karşı gelecekteki toprak iddiaları için bir araç olma anlamına da gelmekteydi, nitekim “Dağlık Karabağ” terimi aynı dönemden itibaren ortaya atılarak kullanılır olmuştur. Otonom Vilayet’in oluşturulmasına ilişkin resmî kararda vilayet merkezi olarak Hankendi kabul edilmiş, fakat kısa bir süre sonra, 18 Eylül 1923 tarihinde Dağ- lık Karabağ Vilayet Parti Komitesi’nin aldığı bir kararla Hankendi’nin ismi değiştirilerek Stepan Şaumyan onuruna Stepanakert yapılmıştır.

Sovyet döneminde Azerbaycan’ın Karabağ böl- gesinin dağlık kesiminde yerleşik bulunan Er- menilerin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki tüm meseleleri kapsayan bir muhta- riyete sahip bulunmalarına rağmen, Ermenistan

Azerbaycan’a karşı toprak iddialarını birkaç defa daha ortaya atmış, fakat amacına ulaşamamıştır. Bunun yerine, SSCB Bakanlar Kurulu’nun 23 Aralık 1947 tarihinde aldığı “Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden Kolhozlara Bağ- lı ve Diğer Azerbaycanlı Nüfusun Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Kura-Aras Ovasına Göç Ettirilmesine İlişkin Karar” doğ- rultusunda 1948-1953 yılları arasında Azer- baycanlı nüfus tarihî ata yurtlarından, özellikle İrevan’dan ve etraf bölgelerinden kitleler halin- de göç ettirilmiş ve sonuçta 150 bin civarında Azerbaycanlı nüfus, Azerbaycan’ın ovalık böl- gelerine sürülmüştür.

20. Yüzyıl Sonlarında Ermenistan’ın Azerbaycan’a Karşı Toprak İddiaları ve Askerî Saldırganlığı

20. yüzyılın 80’li yıllarının ikinci yarısında Er- meniler, “Büyük Ermenistan” hülyasını gerçek- leştirmek amacıyla, mevcut şartları kullanmak, yakın ve uzak yurtdışındaki himayecilerinden yardım almak suretiyle Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde hak iddia etmeye baş- ladılar. Karabağ üzerindeki toprak iddiaları her defasında dışarıdan, Ermenistan’ın propaganda- sı, kışkırtması ve baskılarıyla ortaya atılmıştır.

1988 olaylarının başlangıcında ortamı daha fazla germeğe ve kamuoyunu kendi arkalarına almaya çalışan Ermeni politikacılar ve bunların destek- çileri tarafından Dağlık Karabağ’ın geri kalmış- lığı bahanesi altında buranın Ermenistan’a ilha- kı amacıyla uzunca zamandan beri hazırlanmış olan plan doğrultusunda Hankendi ve Erivan’da grevler yapılmakta, işyerleri çalışmalarına ara vermekte ve büyük katılımlı mitingler teşkil edil- mekteydi. Fakat olayların daha sonraki gelişimi

Dağlık Karabağ Otonom Vilayeti’nin (DKOV) sosyal ve ekonomik açılardan geri kalmışlığına ilişkin olarak Ermeni politikacıların ve bunların Moskova’daki himayecilerinin ortaya attıkları iddiaların birer asılsız bahaneden ibaret olduğu- nu, başlıca gayenin Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı toprak iddiasının desteklenmesinden ibaret bulunduğunu gözler önüne sermiştir.

1988 yılının ikinci yarısında ortam fazlaca ge- rilmiş ve DKOV’nin Azerbaycanlı nüfusuna silahlı saldırılar gerçekleştirilmeye başlanmış- tır. Şöyle ki Ağustos sonu ve Eylül başların- da Ermenilerin Kerkicahan ve Hocalı’ya ka- labalık saldırıları gerçekleşmiştir. 18 Eylül’de Ermeniler Hankendi’nde meskûn yaklaşık 15 bin kişilik Azerbaycanlı nüfusu kentten zorla sürmüş ve evlerini ateşe vermişlerdir. Dağlık Karabağ’da durumun böylesine gergin olduğu bir dönemde Ermenistan Sovyet Sosyalist Cum- huriyeti Yüksek Konseyi 1 Aralık 1989 tarihin- de Azerbaycan’ın egemenlik haklarını kabaca ihlal etmek ve Anayasa’yı çiğnemek suretiyle DKOV’nin Ermenistan’a ilhakına ilişkin bir ka- rar almıştır. SSCB yönetiminin oldukça ciddi ve asla affedilemeyecek hataları ve Ermeni yanlısı politikaları 1990 sonunda ve 1991 başında du- rumun iyice çığırından çıkmasına neden olmuş, DKOV’de ve Azerbaycan’ın Ermenistan’la sınır bölgelerinde Ermeni saldırganlığı daha geniş boyutlar kazanmıştır.

Bu yıllarda Moskova-Bakü yolcu trenlerin- de, Tiflis-Bakü, Tiflis-Ağdam, Ağdam-Şuşa, Ağdam-Hocalı güzergâhlarında hareket eden taşıtlarda gerçekleştirilen terör eylemleri sonu- cunda Azerbaycanlı nüfustan yüzlerce kişinin hayatına son verilmiştir. Binlerce Azerbaycan- lı, Moskova’nın yönetim çevreleri tarafından

himaye edilen Ermeni işgal politikalarının kur- banına dönüşmüştür. Olayların henüz başında Ermeni ayrılıkçıların etkisiz hale getirilmemesi, durumun gitgide daha da kötüye gitmesine yol açmıştır. Sonuç itibariyle Ermeniler, Azerbay- can Hükümeti’nin kontrolü dışında kalan vila- yette, Ermenistan’dan gönderilen silahlı çeteler ve askerî araçlar yardımıyla Azerbaycanlı nüfu- sa karşı hep daha fazla kanlı cinayetler işleme- ye hız vermişlerdir ki bu durum da çatışmanın büyüyerek geniş ölçekli bir savaşa dönüşmesine yol açmıştır.

Karabağ’ın dağlık bölgesinde cereyan eden gerilim 1991 yılında daha fazla artmıştır. Aynı yılın Haziran-Aralık ayları arasında Ermeni si- lahlı kuvvetlerinin Hocavend’in Karadağlı ve Askeran’ın Meşeli köylerine saldırıları sonucun- da 12 kişi katledilmiş, 15 kişi yaralanmıştır. Yine aynı senenin Ağustos ve Eylül aylarında Şuşa- Cemilli, Ağdam-Hocavend ve Ağdam-Karadağlı güzergâhlarında hareket eden otobüslerin silahlı Ermeni çetelerince ateşe tutulması sonucunda 17 kişi hayatını yitirmiş, yaklaşık 90 Azerbaycanlı ise yaralanmıştır. 1991 yılının Ekim ayı sonunda ve Kasım ayı süresince Karabağ’ın dağlık böl- gelerindeki 30’u aşkın yerleşim birimi, bu arada Tuğ, İmaret-Garvend, Sırhavend, Meşeli, Ce- milli, Umudlu, Karadağlı, Kerkicahan ve bunlar gibi stratejik öneme sahip çok sayıda Azerbay- can köyü Ermeniler tarafından tahrip edilmiş, yakılıp yıkılmış ve yağmalanmıştır.

1992 yılı başlarından itibaren Ermenistan or- dusu Dağlık Karabağ’da Azerbaycanlı nüfusun meskûn bulunduğu son yerleşim birimlerini de birbiri ardından işgal etmiştir. Şöyle ki 12 Şubat’ta Şuşa’nın Malıbeyli ve Kuşçular köyleri Ermeni silahlı kuvvetlerince işgal edilmiştir. Ka-radağlı köyüne yapılan ve 13-17 Şubat tarihleri arasında devam eden silahlı saldırılarda 118 kişi (çocuklar, kadınlar ve yaşlılar) esir edilmiş, 33 kişi Ermeniler tarafından kurşuna dizilmiş, di- ğer yandan katledilenler ve yaralılar topluca bir sanayi kuyusuna atılarak üzerleri kapatılmıştır.

 Esirlerden 68 kişi amansızca öldürülmüş, 50 kişi ise büyük güçlükler pahasına esirlikten kurtarıl- mıştır. Kurtarılanlardan 18’i aldıkları iyileşmez yaralar sonucunda daha sonra ölmüştür. Tutsak edilenlere vahşice, insanlık dışı muamele edil- diği, insanların kafasının kesildiği, canlı gömül- düğü, dişlerinin söküldüğü, aç susuz bırakıldığı, işkencelerle öldürüldüğü durumlar Ermenilerin insanlık aleyhinde işledikleri ağır cinayetlerin bir bölümüydü. Karadağlı köyünde iki aileden 4’er kişi katledilmiş, 42 aile, reisini kaybetmiş, 140 kadar çocuk öksüz kalmıştır. Halkı Erme- nilerce gerçek bir soykırıma maruz bırakılan bu köylerde toplamda 91 kişi, yani her 10 kişiden biri katledilmiştir.

Hocalı Soykırımı 20. Yüzyıl Sonunda Ermenilerin Azerbaycanlılara Karşı Gerçekleştirdikler En Büyük Cinayettir

Ermenilerin 20. Yüzyıl sonunda Hocalı’da ger- çekleştirdikleri soykırımı, bugüne kadar insan- lık aleyhinde işlenen en büyük cinayetlerden biri olarak kabul edilmektedir. Hocalı faciası, tarihin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek olan Katın, Lidice, Oradour, Holokost, My Lai, Ruanda, Srebrenitsa katliamları gibi korkunç fe- laketlerden hiç farklı değil. Tüm bu olaylar, sivil nüfusa yönelik soykırımları olarak savaşlar tari- hindeki yerini almış ve dünya çapında büyük bir yankı uyandırmıştır.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde stra- tejik önem taşıyan bir nokta olarak Hocalı kenti Ermenilerin işgal planları önünde bir engel teşkil etmekteydi. Hocalı; Hankendi’nin 12 kilometre kuzeydoğusunda, Ağdam-Şuşa ve Askeran-Han- kendi ulaşım yolları arasında bulunmaktaydı. Kentin önemini arttıran bir husus da Dağlık Ka- rabağ’daki tek havaalanın burada bulunmasıydı. Bu nedenlerden dolayıdır ki Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin başlıca amacı Hocalı’dan geçen Askeran-Hankendi ulaşım yolunu ve Hocalı’da- ki havaalanını kontrol altına almaktı.

Diğer yandan, özellikle acımasızlıkla gerçekleş- tirilen Hocalı Soykırımı sonrasında Ermeniler, Azerbaycan’ın bu tarihî yerleşim birimini hari- tadan silmeyi kendileri açısından bir amaç edin- mişlerdi. Çünkü Azerbaycan tarihinin çok eski dönemlerinin izlerini kendinde barındıran Hoca- lı tarihî ve kültürel anıtlarıyla ön plana çıkmak- taydı. Tamamı Azerbaycanlılardan oluşan 7 bin kişilik nüfusa sahip olan Hocalı (yüzölçümü 926 kilometrekare), Ermenilerin yerleştikleri köyler- le çevrili bulunan en büyük ve en eski yerleşim birimiydi. Hocalı’da tarihin eski dönemlerine ait anıtlar günümüze kadar muhafaza edilmekteydi.

Bilindiği üzere, milattan önce 14-7. yüzyılla- ra ait bulunan Hocalı-Gedebey Medeniyeti’ne özgü izler Hocalı yakınlarında korunmaktaydı. 1992 Şubat’ında Ermeni Silahlı Kuvvetleri eski Sovyetler Birliği ordusunun 366 numaralı moto- rize alayının desteğiyle Hocalı kentinin nüfusu- nu vahşice katlederken, soykırımının en iğrenç aşamasına da geçerek tarihin izlerini silmeye çalışmış, hem Azerbaycan halkı, hem de insan- lığın bütünü açısından büyük önem taşıyan çok değerli tarihî anıtları da mahvetmişlerdir.

Daha facianın dört ay öncesinde, yani 1991 yılı Ekim ayının sonundan itibaren kente götüren tüm otoyollar kapatılmış ve Hocalı gerçekte ab- luka altına alınmış bulunuyordu. Diğer yandan, 2 Ocak tarihinden itibaren kentin elektriği de kesilmiştir. Hocalı kentinin Azerbaycan’ın diğer bölgeleriyle irtibatı koparılmış, helikopter tek ulaşım aracı olarak kalmıştır. Bir süre sonra heli- kopter ulaşımı da kesildi. 28 Ocak 1992 tarihin- de Ağdam’dan Şuşa’ya uçan “Mİ 8” helikopteri kente ulaşamadan, Halfeli köyü üzerinde bulun- duğu sırada Hankendi istikametinden ateşlenen bir roketle vurulmuş, helikopterdeki 3 mürette- bat ve 41 yolcu yaşamını yitirmiştir. Bu olayın ardından Ermenistan ordusu Dağlık Karabağ’da Azerbaycanlı nüfusun meskûn olduğu son yer- leşim birimlerini de arka arkaya işgal etmiştir. 1991 yılı sonlarında Karabağ’ın dağlık kesimin- deki 30’u aşkın yerleşim birimi ve bu arada Tuğ, İmaret Garvend, Sırhavend, Meşeli, Cemilli, Umutlu, Kerkicahan gibi stratejik açıdan önemli konuma sahip bulunan köyler Ermenilerce ya- kılıp yıkılmış, yağmalanmış ve harap edilmiştir.

1992 yılının 25 Şubat’ını 26’sına bağlayan gece Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Hankendi’nde konuşlandırılan eski Sovyetler Birliği 4. Ordu

23. Tümeni’ne bağlı 366 numaralı motorize ala- yın 10 tank, 16 zırhlı araç, 9 savaş otomobili, 180 askerî uzmanının katılımı ve kalabalık bir insan gücüyle Hocalı kentini çevirmiştir. En mo- dern silahlarla saldıran Ermeni kuvvetleri Hocalı kentini bütünüyle harap etmişlerdir. Çok sayıda ağır askerî gerecin kullanılması sonucunda kent büsbütün tahrip edilmiş, yakılıp yıkılmış, kent nüfusu ise olağanüstü bir acımasızlıkla katledil- miştir. Katledilenlerden çoğu kafası kesilerek, gözleri oyularak, derisi soyularak, canlı canlı yakılarak ve diğer işkencelerle öldürülmüştür.

Bu soykırımı eylemi sonucunda resmî verilere göre 613 kişi katledilmiştir ki bunlardan 63’ü çocuklar, 106’sı kadınlar, 70’si ise yaşlılardır. 8 aile tamamen mahvedilmiştir. 56 kişi özellikle acımasız işkenceler sonucunda öldürülmüştür. 27 aileden yalnızca 1 kişi hayatta kalmış, 25 çocuk her iki ebeveynini, 130 çocuk ebeveyn- lerinden birini, 230 aile ise reisini kaybetmiştir. 487 kişi sakat bırakılmıştır ki bunlardan da 76’sı çocuklardır. Bunların dışında, 1275 kişi esir edilmiştir ve esirlerden 150’sinin akıbeti halen bilinememektedir.

Güçlerin asla eşit olmadığı çatışmada Hoca- lı’daki yerel savunma kuvvetleri son kişi kala- na kadar düşman karşısında son derecede ciddi bir direnç göstermişlerdir. Bu direnç, aslında söz konusu dönemde kenti savunanların sergi- lediği büyük bir kahramanlık örneğiydi. Erme- nistan Silahlı Kuvvetleri’nin Hocalı’ya saldırısı sırasında etraftaki Ermeni köylerinin kuşatması altında kalan yaklaşık 3000 silahsız sivil canını kurtarmak umuduyla kenti terk etmiştir. Fakat ne acıdır ki hiçbir yerden destek görmeyen bu kentin sivil nüfusunun çok büyük bir kısmı Er- meni vahşetinden kurtulmayı başaramamıştır.

Hocalı cinayetinin araştırılması sürecinde elde edilen delillerden de görüldüğü üzere, saldırı kuvvetlerinin komutanı, diğer yandan Ermenis- tan Savunma Bakanı da olan Seyran Ohanyan’ın ve 366 numaralı motorize alayın 3. Taburunun komutanı Yevgeni Nabokihin’in emrinde 50 ki- şiden fazla Ermeni subay ve erbaş bulunmuştur.

Ermeni-Rus birleşik kuvvetlerinin Hocalı’da sivil Azerbaycanlı nüfusa karşı emsali görülme- yen ve hiçbir insanlık ölçütüne sığmayan acı- masızlığı, olayın kısa bir süre sonrasında dünya çapında etkin basın organlarının sayfalarında yankı bulmuştur.

 Ermeni lobisinin etkin olduğu Fransa’da yayınlanan “Valeurs Actuelles” der- gisi 14 Mart 1992 tarihli sayısında Ermenilerin sahip oldukları modern savaş teknolojilerinden ve paralı askerlerden bahsederken şöyle yaz- maktaydı: “Bu ‘otonom bölgede’ Ermeni silah- lı birlikleri Ortadoğu’dan gelenlerle beraber en modern askeri teknolojiye ve bu arada helikop- terlere de sahip bulunuyor. ASALA’nın Lübnan ve Suriye’de askeri kampları, silah ve cepha- nelik depoları bulunuyor. Ermeniler Karabağ Azerilerini mahvetmiş, 100’ü aşkın Müslüman köyünde katliam yapmışlardır”.

Diğer yandan, Fransa’nın “Le Monde” gazete- sinin 14 Mart 1992 tarihli sayısında Ermenile- rin yaptıkları vahşete ilişkin olarak şunlar yer almaktadır: “Ağdam’ı ziyaret eden yabancı ba- sın mensupları Hocalı’da katledilen kadınlar ve çocuklar arasında kafa derisi soyulan, tırnakları sökülen üç ceset görmüşlerdir. Bu, Azerbaycan- lıların bir propagandası değil, gerçeğin kendisi- dir”.

Ermenilerin yaptıkları vahşilikleri İngiltere’nin “The Sunday Times” gazetesi de 1 Mart 1992 tarihli sayısında, hayatta kalmayı başaran Ho- calıların dilinden şöyle nakletmiştir: “Ermeni askerler yüzlerce aileyi mahvetti. Hayatta ka- lanların anlattıklarına bakılırsa, Ermeniler 450 kişiyi aşkın Azerbaycanlıyı kurşuna dizmişlerdir ki bunların çoğunu kadınlar ve çocuklar oluştur- maktadır. Yüzlerce, belki binlerce kişi kayıplara karışmış durumdadır. Hocalı’dan kaçan diğer kadın ve çocuklarla beraber Ağdam’a ulaşan Raziye Aslanova, kendilerine durmadan ateş edildiğini anlatmaktadır. İnsanlar canlı canlı ya- kılmış, kafa derileri soyulmuştur. Kendisi koca-

sının, kayınbiraderinin ve eniştesinin katledildi- ğini, kızının ise kaybolduğunu söylemektedir.” Diğer yandan, Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin modern askerî araçlar kullanarak Hocalı’ya ge- niş çaplı bir saldırı düzenlediği ve onlarca ai- leyi mahvettiği haberi 28 Şubat 1992 tarihinde ABD’nin “Washington Post” gazetesinde, aynı senenin 8 Mart’ında İngiltere’nin “The Sunday Times” gazetesinde, 25 Mart’ında Paris’te çıkan “Krua l’Eveneman” dergisinin ve bazı diğer ba- sın organlarının sayfalarında esaslı kanıtlarla be- raber ifade edilmiştir.

Ermeni vahşetini gözler önüne seren haber ve yazılar hatta Rus basınında da kendine yer bul- muştur. “İzvestiya” gazetesinin 13 Mart 1992 ta- rihli sayısında bir Rus askerin dilinden şu bilgiler aktarılmıştır: “Binbaşı Leonid Kravets anlatıyor: Tepenin üzerinde yaklaşık 100 cesedi kendi göz- lerimle gördüm. Bu erkek çocuğun kafası yoktu. Her yerde özellikle amansızca katledilmiş olan kadınların, çocukların ve yaşlıların cesetleri var- dı.” Ermenilerin eseri olan vahşeti delilleriyle birlikte ortaya koyan Rus kökenli “Memorial Hukuk Merkezi”nin haberlerinde de dört gün boyunca Ağdam’a Hocalı’da katledilen yaklaşık 200 Azerbaycanlının cesedinin taşındığı, ceset- lerden onlarcasına hakaret edildiği ortaya kon- muştur. Ağdam’da 181 ceset (130 erkek ve 51 kadın, bunlardan 13’ü çocuk) adli tıp inceleme- sine tabi tutulmuştur. İnceleme sonucunda 151 kişinin aldığı kurşun yaralarından, 20 kişinin şa- rapnel parçası yarasından öldüğü, 10 kişinin ise kesici olmayan bir aletle vurularak öldürüldüğü tespit edilmiştir. Diğer yandan İngiltere’de çı- kan “Financial Times” gazetesinin 14 Mart 1992 tarihli sayısında Rus ordusu içinde Ermenilerin bulunduğu konusunda şunlar yazmaktadır: “Ge- neral Polyakov, 366 numaralı alayda görevli 103 Ermeni askerin Dağlık Karabağ’da kaldığını ifa- de etmiştir.”

Eski Sovyetler Birliği ordusuna ait bulunan 366 numaralı motorize alayın Hankendi’nden nakli sırasında 25 tank, 87 zırhlı araç, 28 askerî oto- mobil, 45 top bütünüyle yasadışı yollardan Er- menilere bırakılmıştır. Nitekim Hocalı saldırısı sırasında 366 numaralı alayın 3. Taburunda Er- meni kökenli onlarca subay ve erbaş bulundu- ğu kanıtlanmıştır. Hocalı soykırımının izlerinin kaybettirilmesi amacıyla Kızıl Ordu’dan kalma 366 numaralı motorize alay 2 Mart 1992 tarihin- de Gürcistan’ın Vaziani kentine nakledilmiş, 10 Mart’ta ise bu alay bütünüyle ilga edilerek heye- ti ve askerî araçları diğer birliklere dağıtılmıştır.

Hocalı’ya saldıran silahlı birlikler bu kentin sivil nüfusuna soykırım uygularken 111 kişiyi Hoca- lı kentinde öldürmüş, daha sonra ablukayı ya- rarak kaçmayı başaran sivilleri takip ederek 16 kişiyi Ketik ormanında, 130 kişiyi Nahçivanik yolunda, 23 kişiyi Karakaya civarında, 23 kişiyi Dehraz köyü yakınlarında, 8 kişiyi Şelli civarın- da, 6 kişiyi ise Askeran yolunun 86. kilometre- sinde öldürmüştür. Tutsak edilenlerden 18 kişi Askeran Bölge Polis Amirliği’nde işkencelerle öldürülmüştür. Cesetlerin dış muayenesi, adli tıp incelemelerinin sonuçlarını içeren raporlar, Hocalı halkından kurtulmayı başaranların ifade- leri Ermeni askerlerin ve 366 numaralı motorize alayda görevli askerlerin Azerbaycanlı nüfusa karşı yaptıkları akıl almaz işkence ve vahşeti belgelemektedir.

Ermeni saldırganlığı sırasında Dağlık Karabağ’da, Azerbaycan’ın Ermenilerce iş- gal edilen diğer bölgelerinde ve bu arada Ermenistan’da esarette tutulan Azerbaycanlılara da dayanılmaz işkenceler verilmiş, bunlardan bazıları öldürülmüş ya da sakatlanmıştır. 1988 yılından itibaren Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından Dağlık Karabağ’da, Azerbaycan’ın Ermenilerce işgal edilen diğer bölgelerinde ve bu arada Ermenistan’da esarette tutulan Azer- baycanlılara işkence yapıldığına, bunlardan bazılarının öldürüldüğüne ya da sakat bırakıl- dığına, provokasyon ve terör eylemlerine, sivil nüfusun zorunlu göçe zorlanmasına, yerleşim birimlerinde maddi varlıkların, tarihî ve kültürel anıtların tahrip edilmesine ve Ermenilerce işle- nen diğer suçlara ilişkin olarak ilgili Savcılıklar ve diğer kurumlar takibat ve incelemelere başla- mışlardır.

Takibat sonucunda Ermenistan Silah- lı Kuvvetleri’nin ve eski SSCB ordusunun Hankendi’nde konuşlandırılan 366 numaralı motorize alayı askerlerinin birlikte işledikle- ri suçun BM Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1948 tarihli Soykırım Suçlarının Önlenmesi ve Ce- zalandırılması Sözleşmesi’nde ve Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun 103. Maddesin- de ifade edilen soykırım suçu tanımına uyduğu tespit edilmiştir.

Suçun takibatı sırasında, Hocalı soykırımını ya- parken Ermenistan askerî birliklerinin, Dağlık Karabağ’daki silahlı birliklerin ve eski SSCB ordusunun Hankendi’nde konuşlandırılan 366 numaralı motorize alayı askerlerinin uluslara- rası hukuk normlarını bütünüyle ihlal ettikleri de tespit edilmiştir. Özellikle; 12 Ağustos 1949 tarihli Çatışan Silahlı Birliklerde Yaralıların ve Hastaların Durumunun İyileştirilmesi’ne, Savaş Esirlerinin Durumu’na ve Savaş Sırasında Sivil Halkın Korunması’na ilişkin Cenevre Konvan- siyonlarının ilgili maddelerinde göz önünde bu-lundurulan hususun, yani savaş operasyonlarına doğrudan katılmayan kişilerin canına kastetme- nin, herhangi bir şekilde bunların ölümüne ya da sakat kalmalarına sebebiyet vermenin, bunlara gaddarca muamele ya da işkence etmenin, insan onurunu küçük düşürücü şekilde hareket etme- nin yasaklandığı hususu oldukça kaba bir şekil- de ihlal edilmiştir.

Hocalı Soykırımı’na katıldıkları kesin bir şe- kilde kanıtlanan, 366 numaralı motorize alay mensubu ve diğer şahıslardan toplamda 38 kişi- nin Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun soykırımı suçunun cezalandırılmasını öngören 103. Maddesi, barış ve insanlık aleyhinde işle- nen suçların ve savaş suçlarının cezalandırılma- sını öngören 107. Maddesi (halkın mülteci du- rumuna düşürülmesi ve göçe zorlanması), 113. Maddesi (işkence) ve 115.4. Maddesi’nde (sa- vaş yasalarının ve kurallarının ihlali) öngörülen suçları işledikleri iddiasıyla soruşturulmalarına ilişkin karar alınmış, bunların gözaltına alın- malarına dair mahkeme kararları çıkarılmış ve uluslararası arenada aranmaları için gereken ev- rak İnterpol’ün Azerbaycan Ofisi’ne iletilmiştir.

Soruşturma kapsamında Hocalı Soykırımı konu- sunda 2213 kişinin tanık ve mağdur olarak ifa- desine başvurulmuş, 800’ü aşkın bilirkişi raporu alınmıştır. 366 numaralı motorize alayda görevli askerlerden ölen ve yaralananların listesinin ve- rilmesi, alayın savaş gereçlerinin Ermenilerce zorla alınmasına ya da bunlara verilmiş olma- sına, Azerbaycan yerleşim birimlerine 366 nu- maralı alaya ait bulunan savaş gereçleri kullanıl- makla ateş edilmesine ilişkin bilgilerin verilmesi gibi hususlarda Rusya Federasyonu, Özbekistan ve Kazakistan Cumhuriyetleri Başsavcılıkların- dan yardım talebinde bulunulmuş ve ilgili evrak gönderilmiştir.

Hocalı Soykırımı’na katılanlardan 366 numaralı motorize alayın 2. Tabur komutanı olan Binba- şı Seyran Ohanyan’ın (Ekim 2016 tarihine ka- dar Ermenistan Cumhuriyeti Savunma Bakanı görevini işgal etmiştir), 366 numaralı motorize alayın 3. Tabur komutanı Yevgeni Nabokihin ve diğerlerinin katılımına ilişkin delillerin toplan- masına, bunların Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde öngörülen suç- lardan sanık olarak mahkemeye çıkarılmalarına, diğer yandan esir ve rehinelere karşı acımasızca hareket eden ve bunlara işkence eden, Meşeli, Karadağlı, Bağanis-Ayrım ve diğer yerleşim bi- rimlerinde soykırım yapan, bu yerlerin Azerbay- canlı kökenli nüfusunu kendi yurtlarından zorla çıkaran ve göçe zorlayan ve diğer ağır suçları işleyen kişilerin tespitine ilişkin soruşturma ve incelemeler halen sürmektedir.

Hocalı Soykırımı’na İlişkin Gerçeklerin Dünya Kamuoyuna Duyurusu

Dünya kamuoyunun gözleri önünde gerçekle- şen bu korkunç soykırımının gerçek mahiyeti yalnızca Azerbaycan’ın Ulusal Lideri Haydar Aliyev’in 1993 yılında Azerbaycan’da iktidara dönüşünün ardından açıklanmış, 1994 yılının Şubat ayında Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi Hocalı Soykırımı’nın gerçek siyasi ve hukuki tanımını yapmıştır. Diğer yandan, tarih içinde çeşitli dönemlerde Azerbaycanlılara ya- pılan soykırımlara ilişkin olarak Ulusal Önder Haydar Aliyev’in 26 Mart 1998 tarihinde imza- ladığı bir kararnameyle 31 Mart Azerbaycanlı Soykırımı Günü olarak ilan edilmiştir.

Ulusal Önder Haydar Aliyev 25 Şubat 2002 tari- hinde Hocalı Soykırımı’nın 10. Yılı dolayısıyla Azerbaycan halkına seslenişinde, bu acımasız katliamın tarihî ve siyasal mahiyetini açıkça ifade etmiştir: “Hocalı faciası Ermeni şoveniz- minin yaklaşık 200 yıldan beri Azerbaycanlılara karşı düzenli bir şekilde uyguladıkları etnik arın- dırma ve soykırımı politikasının bir devamı ve en kanlı sayfasıdır.”

Hocalı Soykırımı’nı yapanların ifşa edilmesi ve bu soykırım konusunda dünya kamuoyunun ge- niş bir şekilde bilgilendirilmesi çalışmaları gü- nümüzde Azerbaycan dış politikasının öncelik- lerinden biri durumundadır. Hocalı Soykırımı’na ilişkin gerçeklerin dünya kamuoyuna iletilmesi, uluslararası arenada duyurulması ve bu soykı- rımı eyleminin dünya kamuoyu tarafından hak ettiği şekilde değerlendirilmesinin sağlanmasına yönelik çalışmalar da sürdürülmektedir.

Bu çerçevede Haydar Aliyev Vakfı’nın ve özel- likle Vakıf Başkanı, UNESCO ve ISESCO İyi- niyet Elçisi Mihriban Aliyeva Hanımefendi’nin çalışmalarının takdir edilmesi gerekmektedir. Haydar Aliyev Vakfı insanlık tarihinin en büyük facialarından bir tanesi olan Hocalı Soykırımı’na ilişkin gerçeklerin dünya kamuoyuna duyu- rulmasına yönelik olarak çalışmalarını sistemli bir şekilde sürdürmektedir.

Haydar Aliyev Vakfı öncülüğünde 26 Şubat 2007 tarihinde Brüksel’de düzenlenen “Saldırı Kurbanları” isimli fotoğraf ve çocuk resimleri sergisi de Hocalı Soykırımı’na ilişkin gerçekle- rin dünya kamuoyuna ulaştırılması çalışmaları- nın bir parçası olmuştur. Yine 2007 yılının 19- 26 Şubat tarihleri arasında Türkiye’nin İstanbul kentinde ve daha 25 ilde “Hocalı Haftası” isimli etkinlikler çerçevesinde Hocalı kurbanları anıl- mıştır. 14 Şubat 2008 tarihinde Berlin’de “Hoca Soykırımı ve 1915 Olaylarına Dair Gerçekler” konulu bilimsel konferans da Hocalı faciasının dünya kamuoyuna duyurulması açısından büyük önem taşımıştır.

Haydar Aliyev Vakfı’nın desteğiyle 2012 yılın- da Hocalı faciasının 20 yılı dolayısıyla soykırım kurbanları dünya üzerinde 100’ü aşkın noktada anılmıştır. Hocalı Soykırımı kurbanlarının anıl- masına yönelik diğer etkinlikler Haydar Aliyev Vakfı’nın hazırladığı tanıtım yayınları eşliğinde sürdürülmektedir. Hocalı Soykırımı gerçekle- rinin dünya kamuoyuna duyurulması amacıyla Haydar Aliyev Vakfı’nın çeşitli ülkelerde düzen- lediği kapsamlı etkinlikler sırasında olmak üze- re vakfın Rusya Şubesi, Leyla Aliyeva Başkan- lığındaki çalışmalarını, özellikle İslam İşbirliği Teşkilatı Diyalog ve İşbirliği Gençlik Forumu çerçevesinde verimli bir şekilde sürdürmektedir.

Hocalı Faciasını Soykırım Olarak Kabul Eden Uluslararası Bir Örgüt Olarak İslam İşbirliği Teşkilatı

8 Mayıs 2008 tarihinde, Şuşa kentinin Ermenis- tan Silahlı Kuvvetleri tarafından işgalinin 16. Yılında İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Foru- mu Kültürler ve Medeniyetler Diyalogu Genel Koordinatörü Leyla Aliyeva’nın girişimleriy- le “Hocalı’ya Adalet” kampanyası hazırlanmış ve bu kampanya 2009 Şubat’ından itibaren gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

“Hocalı’ya Adalet” adıyla gerçekleştirilen ulus- lararası bilgilendirme ve teşvik kampanyasının başlıca amacı dünya kamuoyunun Hocalı Soykı- rımı konusunda bilgilendirilmesinden, bu soykı- rımın uluslararası arenada siyasal ve insani yön- leriyle hak ettiği değeri almasını sağlamaktan ve Hocalı Soykırımı kurbanlarının anılmasından ibarettir.

Hocalı Soykırımı’nın insani, siyasal ve hukuki açılardan tanımlanmasını hedefleyen bu kampanya günümüzde pek çok ülkede başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Diğer yan- dan, İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu ile ISESCO arasında 2009 Temmuz’unda imzala- nan bir anlaşmayla Hocalı faciasına ilişkin bil- gilerin İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye ülkelerin okullarında okutulan tarih kitaplarında da yer alması konusunda mutabakat sağlanmıştır.

31 Ocak 2010 tarihinde İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin Uganda’nın başkenti Kampala’da gerçekleştirilen ve 51 ülkenin par- lamento heyeti başkanlarının katıldığı 6. Toplan- tısında Genlik Forumu’nun önayak olmasıyla İs- lam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imzalanmıştır. “Hocalı’ya Adalet” isimli uluslararası kampanya çerçeve- sinde imzalanan bu protokolde Hocalı faciası “Ermeni silahlı kuvvetli tarafından sivil hal- kın toplu katliamı” ve “insanlığa karşı işlenen bir cinayet” olarak tanımlanmıştır. “Hocalı’ya Adalet” uluslararası kampanyasının hem ulusal, hem de uluslararası düzeylerde desteklenmesine ilişkin paragraf da bu protokole dâhil edilmiştir. Söz konusu protokol, Hocalı faciasının uluslara- rası örgütlerce “insanlığa karşı işlenen cinayet” olarak kabul edildiğini belgeleyen ilk örnektir.

19 Ocak 2011 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi kentinde İs- lam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin

13. Toplantısında “Hocalı’ya Adalet” kampanya- sını destekleyen ve Hocalı faciasının “insanlığa karşı toplu cinayet” olarak tanınması önerisinde bulunan Abu Dabi Bildirgesi kabul edilmiştir. 31 Ocak 2012 tarihinde İslam İşbirliği Teşki-latı Parlamentolar Birliği’nin Endonezya’nın Palembang kentinde gerçekleştirilen 7. Top- lantısında da “Hocalı’ya Adalet” isimli ulus- lararası kampanyanın desteklendiği bir kez daha ifade edilmiştir.

 Son yıllarda “Ermenistan Cumhuriyeti’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’ne Karşı Saldırganlığı” adıyla sürekli olarak yine- lenen bildirgeye Gençlik Forumu’nun önerisiyle özel bir paragraf eklenmiştir. Hocalı faciasından bahsedilen bu paragrafta şunlar vurgulanmak- tadır: “26 Şubat 1992 tarihinde Ermenistan Si- lahlı Kuvvetleri tarafından sivil Azerbaycanlı halka yapılan ve soykırım özellikleri gösteren toplu katliamın 2012 yılında (Hocalı faciasının 20. yılında) bir soykırım olarak kabullenilmesi üye ülkelerin parlamentolarından istenmekte ve Hocalı katliamını yapanlardan hesap sorulması talebinde bulunulmaktadır.”

Bu ilerleme 2009 yılından itibaren etkin bir biçimde sürdürülen “Hocalı’ya Adalet” isimli uluslararası kampanyanın mantıksal bir sonu- cudur. Karabağ sorununa ilişkin uluslararası belgeler arasında ilk kez olarak söz konusu bil- dirgede Hocalı faciasının bir soykırım eylemi olarak siyasal ve hukuki açılardan tanımlandı- ğının da altını çizmek gerekmektedir. İslam İş- birliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin tüm dünya parlamentolarının dörtte birini kapsayan en büyük parlamentolar arası kurumlardan bir tanesi olduğu göz önünde tutulursa, söz konusu bildirgenin, Hocalı faciasının Ermeni faşistle- rince Azerbaycan halkına karşı yürütülen soykı- rım politikasının bir parçası olarak uluslararası arenada tanınması ve bu cinayeti işleyenlerden hukuk çerçevesinde hesap sorulması açısından büyük bir önem taşıdığı söylenebilir.

İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Kon-seyi 15-17 Kasım 2012 tarihlerinde Cibuti’de gerçekleşen 39. Toplantısında Hocalı faciasını ilk kez olarak soykırım olarak kabul etmiştir. Kon- sey, üye ülkeleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın alt kurumlarını “Hocalı’ya Adalet” kampan- yasına etkin bir şekilde katılmaya, kampanyayı desteklemeye, Hocalı Soykırımı’nın ulusal ve uluslararası düzeylerde “insanlığa karşı işlenen cinayet” olarak tanınması amacıyla çalışmalar yapmaya davet etmiştir.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın en üst kurumu olan, 6-7 Şubat 2013 tarihlerinde Mısır’ın başkenti Kahire’de devlet ve hükümet başkanlarının ka- tılımıyla gerçekleşen 12. Zirve’sinde de Hocalı faciası bir soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmiştir. Gine’nin baş- kenti Conakry’de 9-11 Aralık 2013 tarihlerinde 57 üye ülkenin katılımıyla gerçekleşen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi 40. Toplantısında Hocalı faciasının soykırım olarak tanındığı hususu bir kez daha ilan edil- miştir.

Toplantı bildirgesine “Hocalı’ya Adalet” kampanyasına ilişkin özel bir paragraf ilave edilmiştir. Bu paragrafta şöyle denmektedir: “İs- lam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Kon- seyi Hocalı’ya Adalet isimli uluslararası bilgi- lendirme kampanyasını takdir etmekte, Hocalı Soykırımı’nın ulusal ve uluslararası düzeylerde insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabulle- nilmesi amacıyla söz konusu kampanyaya etkin bir şekilde katınılması ve bu doğrultuda gereken çabanın gösterilmesi gereğini ifade etmektedir.”

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin 18-19 Şubat 2014 tarihlerinde İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleşen 9. Toplantısında “İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği ile İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Forumu Arasında İş-birliği” adıyla ilan edilen bildirgede Hocalı fa- ciası bir kez daha “soykırım eylemi ve insanlığa karşı işlenmiş suç” olarak değerlendirilmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Kon- seyi 27-28 Mayıs 2015 tarihlerinde Hocalı facia- sının bir soykırım eylemi olduğunu bir kez daha yinelemiştir.

Konsey’in Kuveyt’te gerçekleşen 42. Toplantısında imzalanan bildirgede üye ül- kelere ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın alt kurum- larına “Hocalı’ya Adalet” kampanyasına etkin bir şekilde katılma tavsiyesinde bulunulmuş ve Hocalı faciası sorumlularından hesap sorulması- nın önemi vurgulanmıştır.

İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği’nin 25 Ocak 2016 tarihinde gerçekleşen 11. Toplan- tısında “İslam İşbirliği Teşkilatı Gençlik Foru- mu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamentolar Birliği Arasında İşbirliği” isimli ve oybirliğiy- le kabul edilen bildirgede de Hocalı faciası bir soykırım eylemi ve insanlık karşıtı bir suç ola- rak tanımlanmıştır. Hocalı Soykırımı suçluları- nın cezalandırılmasını sağlamak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleri parlamentolarının ge- reken adımları atmasına yönelik bir çağrı da bu bildirgede kendi ifadesini bulmuştur.

“Hocalı’ya Adalet” isimli kampanya bu sene 9. Yılını doldurmaktadır. Bu sürede, kampanyanın hedeflerine ulaşabilmek için Gençlik Forumu farklı düzeylerde pek çok çalışma yapmıştır. Ho- calı Soykırımı’nın uluslararası arenada gereken siyasal, hukuki ve insani tanımının yapılmasını sağlamak amacıyla Gençlik Forumu, facianın uluslararası belgelerde bir “insanlık karşıtı suç” ve “soykırım eylemi” olarak tanımlanmasına yönelik çalışmaları öncelikli hedef olarak belir- lemiştir. Aradan geçen sürede yapılan çalışmalar sonucunda İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde ve bu arada Teşkilat’ın Zirve Toplantısı’nda da Hocalı faciası bir “soykırım eylemi ve insanlık karşıtı suç” olarak tanımlanmıştır.

Hocalı Faciasının Uluslararası Arenada Soy- kırım Olarak Tanınmasının Yaygınlaşması

Hocalı Soykırımı’nın dünya kamuoyuna duyu- rulmasına ve bu eylemin siyasi tanımının yapıl- masını sağlamaya yönelik çalışmalar şimdi daha ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Şöyle ki 14, 15 ve 16. yıldönümlerinde Hocalı Soykırımı Türkiye, Rusya, Almanya, ABD, Ukrayna, Kazakistan, Gürcistan, Kuveyt’te ve pek çok başka ülkede etkinliklerle anılmıştır.

2005 ve 2007 yıllarında Şubat ayı içinde TBMM’nin özel oturumların- da Hocalı Soykırımı konusu geniş bir şekilde ele alınmıştır. 19-26 Şubat 2011 tarihlerinde Türkiye’nin çeşitli kentlerinde “Hocalı Haftası” adıyla düzenlenen etkinlikler çerçevesinde Ho- calı Soykırımı kurbanları anılmıştır. Bu etkinlik- ler her yıl yinelenmektedir. Pek çok farklı ülke- de böyle etkinlikler gitgide daha geniş ölçekte düzenlenmektedir.

Hocalı Soykırımı’nın ABD’de kabul edilmesi- ne yönelik olarak ilk adım 2010 yılının 25 Şu- bat tarihinde atılmıştır. Massachusetts Eyaleti Temsilciler Meclisi aynı gün Hocalı’da katliam yapıldığı gerçeğinin kabul edilmesine ilişkin bir karar almıştır (50). 11 Haziran 2011 tarihinde ise ABD’nin Texas Eyaleti Ermenistan’ın Hocalı’da çok büyük bir cinayet işlediği gerçeğinin kabu- lüne ilişkin bir karar almıştır. Texas Eyaleti Tem- silciler Meclisi’nin aldığı 535 numaralı kararda Azerbaycan’ın Hocalı kentinde sivil halka yö- nelik Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından katliam yapılması kınanmıştır.

Bu sürecin devamı olarak 22 Şubat 2012’de NewJersey Eyaleti, daha sonra ise Georgia Eyaleti Hocalı katliamına ilişkin kararlar almıştır. Geor- gia Eyaleti Temsilciler Meclisi’nin 1594 numa- ralı kararı Azerbaycan ve Türkiye diasporasının yürüttükleri kampanya sonucunda alınabilmiştir. 23 Mart 2012 tarihinde ise bir ABD eyalet daha, Maine Eyaleti Temsilciler Meclisi Hocalı Soykı- rımı’nın 20. Yılı dolayısıyla bir bildirge yayım- lamıştır.

Hocalı Soykırımı’nın uluslararası arenada du- yurulması çalışmaları 2013 yılında daha fazla hız kazanmıştır. 2013 yılında ABD New Mexico Eyaleti Senatosu ve daha sonra Temsilciler Mec- lisi Hocalı Soykırımı’nın tanınmasına ilişkin ka- rarlar almıştır.

8 Şubat’ta ABD Arkansas Eyaleti Temsil- ciler Meclisi’nde, 11 Şubat’ta aynı eyale- tin Senatosu’nda, 25 Şubat’ta ise Mississippi Eyaleti’nde Hocalı Soykırımı’na ilişkin karar- lar almıştır. 4 Mart’ta Oklahoma Eyaleti’nde, 8 Mart’ta Indiana Eyaleti’nde, 18 Mart’ta Pen- silvanya Eyaleti Genel Meclisi’nde ve Tennes- see Eyaleti Temsilciler Meclisi’nde, 3 Nisan’da West Wirginia Eyaleti Temsilciler Meclisi’nde Hocalı faciasının 21. Yıldönümüne ilişkin karar- lar alınmış, 3 Mayıs’ta ise Connecticut Eyaleti Genel Meclisi Hocalı Soykırımı’nı resmen tanı- mıştır.

2015 Şubat’ında Arizona Eyaleti Senatosu Ho- calı olaylarının soykırım olarak tanınmasına ilişkin karar almış, aynı senenin Mart ayında Utah Eyaleti Valisi Hocalı Katliamı’nın tanın- masına ilişkin belgeyi imzalamıştır. 2016 yılın- da ABD’nin Nebraska, Hawaii, Montana ve Ida- ho eyaletleri Hocalı Soykırımı’nın tanınmasına ilişkin bildirgeleri kabul etmişler ki bu durumda ABD’de Hocalı Soykırımı’nı tanıyan eyalet sa- yısı 21’e ulaşmıştır.

20 Aralık 2011 tarihinde Meksika Kongresi Ermeni Silahlı Kuvvet leri tarafından Azerbay- can topraklarının işgalini, özellikle de Hocalı Soykırımı’nı sert bir dille kınayan karar almış- tır. 1 Şubat 2012 tarihinde Pakistan Senatosu da Hocalı Soykırımı’nın tanınmasına ilişkin karar almıştır. Pakistan Senatosu Dış İlişkiler Komi- tesi Ermenilerin sivil halka yaptığı soykırımını kınamıştır.

Latin Amerika ülkelerinden Meksika’nın ar- dından Kolombiya Senatosu da 2012 yılı 23 Nisan’ında Hocalı olaylarını soykırım olarak tanımıştır. Aynı yılın 28 Mayıs tarihinde Ürdün Senatosu Hocalı Soykırımı’na ilişkin bildirge yayımlamış, 13 Haziran’ında Peru Parlamen- tosu, 30 Temmuz’unda ise Kolombiya Kongresi Temsilciler Komitesi Dağlık Karabağ sorununa ve Hocalı Soykırımı’na ilişkin kararlar almışlar- dır.

Yine aynı yılın 13 Ağustos tarihinde Panama Ulusal Meclisi’nde “Ermenistan Silahlı Kuvvet- leri Tarafından Azerbaycan Topraklarının İşga- line İlişkin” 4 numaralı karar onaylanmıştır. Bu belgede de saldırgan ülkenin Hocalı’da Azer- baycanlı sivil nüfusa yaptığı soykırım sert bir dille kınanmış, diğer andan Ermenistan Cumhu- riyeti Hükümeti’ne BM Güvenlik Konseyi’nin malum 4 kararının yerine getirilmesi çağrısında bulunulmuştur.

17 Ocak 2014 tarihinde Honduras Ulusal Kong- resi Azerbaycan topraklarının Ermenistan tara- fından işgalinin ve Hocalı Soykırımı’nın tanın- masına dair 333-2013 numaralı kararı almıştır. Honduras Ulusal Kongresi’nin aldığı bu karar Kongre Başkanı ve Sekreterleri tarafından da onaylanmış, 24 Ocak 2014 tarihinde Honduras Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanı tarafından imzalanmasının ardından 13 Şubat 2014 tari- hinde bu ülkenin resmî yayın organı olan “The Gazette”de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve yasa statüsüne kavuşmuştur.

1 Eylül 2014 tarihinde Sudan Cumhuriyeti Ulu- sal Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin onayladığı belgede 1992 Şubat’ında Azerbaycan’ın Hoca- lı kentinde sivil halka karşı Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığı katliam bir soykırım ve insanlık karşıtı suç olarak tanımlanmıştır. Bu belgede Hocalı’da sivil halkın katledilmesi ve Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı saldırganlığı kınanmış, BM Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 numaralı kararlarına atfen Ermenis- tan Silahlı Kuvvetlerinin işgal edilmiş Azerbay- can topraklarından derhal, bütünüyle ve kayıtsız şartsız olarak çekilmesi talebinde bulunulmuş- tur. Yine aynı belgede Hocalı Soykırımı kur- banlarının ve bu kurbanların yakınlarının maruz kaldıkları manevi ve maddi kayıplar nedeniyle hukuk çerçevesinde adil bir tazminat almaları gerektiği de ifade edilmiştir.

Hocalı Soykırımı’nın dünya kamuoyuna duyu- rulmasına yönelik çalışmalar sürdürülmüş ve bu konu Avrupa ülkeleri parlamentolarında da tartışılarak birtakım kararlar alınmıştır. 12 Şu- bat 2013 tarihinde Romanya Parlamentosu’nda Demokrat Liberal Parti fraksiyonu tarafından “Dağlık Karabağ Çatışması” isimli siyasi bir bildirge yayımlanmıştır. Milletvekili Luçian Militaru bu beyanatı kürsüden okumuş, Hocalı kentinde Azerbaycanlı sivil nüfusa karşı özellik- le acımasız bir şekilde katliam yapıldığını söy- leyerek Hocalı Soykırımı kurbanlarına dair bilgi vermiş, bu olayın dünya kamuoyunca insanlık karşıtı bir suç olarak kabul edilmesinin önemine değinmiştir.

Avrupa Birliği üyeleri arasında Hocalı’da sivil nüfusa yapılan katliam nedeniyle Ermenistan’ı resmen kınayan ve Hocalı olaylarını insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak tanımlayan ilk ülke Çek Cumhuriyeti’dir. 7 Şubat 2013 tarihinde Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Uluslararası İlişkiler Komitesi, 21 sene önce Azerbaycan’ın Erme- nistan tarafından işgal edilen Hocalı kentinde 613 sivilin acımasızlıkla katledildiğine ilişkin kararı oybirliğiyle imzalamıştır. Bu kararla Çek Cumhuriyeti Dağlık Karabağ bölgesinin Azer- baycan Cumhuriyeti’nin bir parçası olduğunu, Ermenistan’ın bu bölgeyi işgal altında tuttuğunu ve Hocalı’da işlenen ağır cinayetin suçlusunun da Ermenistan Devleti olduğunu resmen ifade etmiştir.

Bosna Hersek Parlamentosu Halklar Meclisi’nin 26 Şubat 2013 tarihli oturumunda Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı saldırganlığına ve Hocalı Soykırımı’na ilişkin resmi bir belge olmak üze- re “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Egemenliğinin ve Toprak Bütünlüğünün Tanınmasına ve Bun- lara Saygı Duyulmasına İlişkin Karar” onaylan- mıştır. İsrail Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin 29 Ocak 2015 tarihinde BM Genel Kurulu’nda Ho- lokost kurbanlarının anılmasına ilişkin etkinlik- teki konuşmasında, dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan soykırımlar ve toplu katliamlardan bah- sederken Hocalı Soykırımı’nı da vurgulamıştır.

11 Ocak 2017’de Cibuti Cumhuriyeti Ulusal Kurulu’nun, 2 Şubat 2017’de ise Pakistan İs- lam Cumhuriyeti Ulusal Kurulu Dış İlişkiler Sürekli Komitesi’nin almış oldukları kararlarda

Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgal edilmiş olduğu gerçeği ve 26 Şubat 1992 tarihinde Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin Azerbaycan’ın Hocalı kentinin sivil halkına uyguladıkları katliam; soykırım eylemi ve in- sanlığa karşı işlenen suç olarak kabul edilmiş, suçluların ilgili uluslararası yöntemler çer- çevesinde cezalandırılmaları gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu kararlarda; Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin işgal edilmiş Azerbay- can topraklarından derhal, bütünüyle ve bila- kaydüşart çekilmesine ilişkin olarak BM Genel Kurulu’nun, BM Güvenlik Konseyi’nin ve diğer uluslararası örgütlerin almış oldukları kararların gereğinin yapılması talebi ifade edilmiş, diğer yandan dünya kamuoyuna ve uluslararası ör- gütlere, bu kararların gereğinin yapılması için Ermenistan’a baskı uygulama çağrısı da yapıl- mıştır.

Anlaşılacağı üzere, Hocalı Soykırımının ulusla- rarası arenada duyurulmasına ve siyasal açıdan değerlendirilmesine yönelik çalışmalar birtakım somut sonuçlar vermiştir ve bu süreç genişleye- rek devam etmektedir. Alınan neticeler elbette ki Azerbaycan Devleti’nin ciddiyetli çalışmala- rının ürünü olarak Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı saldırganlığının dünya kamuoyuna duyu- rulması açısından büyük önem taşımaktadır.

Ermenistan Devleti saldırgan politikasını 25 yılı aşkın süreden beridir dünya kamuoyunun gözü önünde sürdürmektedir. Sonuç itibariyle tek mil- letli bir devlet kurmayı başaran Ermenistan’ın Silahlı Kuvvetleri ve dış destekçileri Dağlık Karabağ’ın (4.4 bin kilometrekare) sınırları dı- şında kalan, Dağlık Karabağ’ın yüzölçümünün 4 katı büyüklüğünde yüzölçümüne sahip bulu- nan Laçin, Kelbecer, Ağdam, Fuzuli, Cebrail,Gubatlı ve Zengilan bölgelerini işgal etmişler- dir.

 Tüm bu topraklarda Ermeniler tarafından etnik arındırma politikası uygulanmıştır. Şöy- le ki, Ermenistan’ın toprak iddialarının konu- su olan ve Ermeni nüfusun kendi kaderini be- lirleme hakkı adı altında yürütülen bu süreçte, Azerbaycan’ın işgal edilen bölgelerinden 1 mil- yonu aşkın Azerbaycanlı nüfus (toplam nüfusun %15’lik bir bölümü) kendi yurtlarını terk ederek sığınmacı konumuna düşmüştür.

Ermenilerin gerçekleştirdiği bu işgal politika- sına, bütün dönemlerde olduğu gibi, kitlesel katliamlar eşlik etmiştir. Şöyle ki 1988-1993 yılları arasında Ermenistan’ın askerî saldırıla- rı sonucunda 20 bini aşkın Azerbaycanlı nüfus katledilmiş, 100 bin kişiden fazla insan yaralan- mış, 50 bin kişi ise çeşitli bedensel yaralar nede- niyle sakat kalmıştır. Öte yandan, devlet terörü ve soykırım politikası uygulayan Ermenistan rejimi ve işgal edilen Azerbaycan toprakların- daki ayrılıkçı rejim tarafından, çeşitli yerlerde (yolcu otobüslerinde, yolcu ve yük trenlerinde, Bakü Metrosu’nda, hava taşımacılığında, yolcu feribotlarında, yerleşim birimlerinde, sivil ku- rumlarda ve kamu kurumlarında) toplamda 373 adet terör eylemi gerçekleştirilmiş, bu eylemler sonucunda 1200 kişi hayatını yitirmiş, 1705 kişi yaralanmıştır.

Günümüzde Azerbaycan Cumhuriyeti toprakla- rının %20’den fazla bölümü Ermenistan Silah- lı Kuvvetleri’nin işgali altında bulunmaktadır. İşgal sonucunda 900 civarında yerleşim birimi, 22 müze ve 4 resim galerisi, tarihî önemi haiz 9 saray, nadir tarihî önemi haiz bulunan 40 bin müze eşyası, 44 mabet ve 9 cami tahrip edilmiş, yağmalanmış, ateşe verilmiştir. Bunların dışın- da, bölgede bulunan 927 kütüphanede 4.6 mil-yon adet kitap ve değerli yazma mahvedilmiştir.

 Henüz kesin olmayan sonuçlara göre, sebep ol- duğu manevi ve psikolojik sarsıntılar bir yana, Ermenistan’ın işgal politikası Azerbaycan eko- nomisine 320 milyar dolar zarar vermiştir.

Buraya kadar sıralanan veriler Ermenistan’ın saldırganlık politikası güttüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Ermenistan’ın bu canice siyase- tinin sürdüğünü kanıtlayan delillerden biri de, yalnızca 20. Yüzyılda Azerbaycanlıların 4 kez:1905-1906, 1918-1920, 1948-1953 ve nihayet

1988-1993 yıllarında Ermeni faşistleri tarafından işlenen soykırımın ve etnik arındırmanın hedefi- ne çevrilmiş olmasıdır. Uluslararası hukuka na- zaran, soykırım barış ve insanlık karşıtı işlenen bir suçtur ve en ağır cinayet olarak kabul edil- mektedir. BM Genel Kurulu bu konuda 9 Aralık 1948 tarihinde 260 (III) numaralı kararını onay- lamış ve 1951 yılından itibaren yürürlük kaza- nan Soykırım Suçlarının Önlenmesi ve Cezalan- dırılması Konvansiyonu’nda soykırım suçunun hukuki temeli tespit edilmiştir. Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı saldırganlığı sırasında, bu Konvansiyon’da tespit edilen ve soykırım cina- yetini oluşturan tüm tanımlar tatbik edilmiştir.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Hocalı Soykırımı’nın 20. Yılı dolayısıyla imza- ladığı kararda şöyle denmektedir: “Ermeni şo- venist çevrelerin Azerbaycan halkına karşı 19. ve 20. Yüzyıllarda aşamalı olarak uyguladıkları etnik arındırma politikasının bir parçası olan Hocalı Soykırımı’na ilişkin gerçeklerin dünya kamuoyuna, dış ülkelerin parlamentolarına du- yurulması, Azerbaycan halkına ve bütünüyle in- sanlığa karşı işlenen bu son derecede ağır askerî suçun uluslararası arenada siyasal ve hukuki ta- nımının yapılması gerekmektedir”.

Yazar Hakkında

1988 yılında M.V.Lomonosov adına Moskova Devlet Üniversitesi’ni, 1991 yılında aynı üniversit- enin aspiranturasını tamamlamıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof. Dr. Ali Hasanov, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Nezdinde Devlet Yönetimi Akademisi Uluslararası İlişkiler ve Dış Poli- tika Bölümü Başkanlığını yürütmektedir. Yazarın dış politika ve güvenlik konularını içeren 24 kitabı mevcuttur.