JEO KÜLTÜREL VE TARİH AÇIDAN ERZURUM

/ 12 Aralık 2017 / 471 / yorumsuz
JEO KÜLTÜREL VE TARİH AÇIDAN ERZURUM

JEO KÜLTÜREL VE TARİH AÇIDAN ERZURUM

Erzurum her şeyden önce bir imparatorluk şehridir. Erzurum, birçok imparatorluklara ve medeniyetlere ev sahipliği yapan, Rus savaşları ve Milliyet isyanlarının etkisini yaşayan, çok kültürlü ve milletli olan Osmanlı imparatorluğunun yıkılış döneminde ilk antiemperyalist hareketin fikri yapısının oluşturulduğu ve bu hareketin başarıya ulaşması ile birlikte modern ulus devletin temellerinin atıldığı tarihi açıdan önemli bir şehirdir.

Bu tanıma dikkat edecek olursak Erzurum şehrinin aslında kendisinin tarihi bir değer olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu noktada böylesine önemli olan bir şehrin tarihi bir koruma alanı olması gereklidir. Böyle bir şehrin korunması ve başarılı bir stratejinin oluşturulması için şehir kimliği ve tarihsel belleğin oluşturulması şarttır. Böylesine önemli olan şehirlerde şehir coğrafyası ve şehir tarihine uygun bir şehir yaşantısının sürdürülememesi çatışmalara ve uyumsuzluklara neden olmaktadır.

Tarihin en derin zamanları içerinde gelmesine rağmen bu şehrin tarihi bir şehir olduğunu gösteren bütün emareler yok edilmiştir. Tarihi gelişimine ve yapısına uygun bir planlama ve şehir sistematiği oluşturulamamıştır. Bugün Erzurum jeo tarihi itibariyle değerlendirilememiş. Hakkında yeterli yerel ve şehir tarihi çalışmaları yapılamadığından dolayı hızlı bir şekilde tahrip edilmiştir. Bu yapılan ağır tahripler neticesinde şehir belleği ve mimarisi yok edilmiştir. Bu kapsamda yapılan en büyük hata ise Erzurum şehri ve halkı için ileride en ağır tarihi ve ekonomik tehdidi oluşturacak olan Ermeni iddialarına karşı elimizi kuvvetlendirecek olan Ermeni mezalimine ilişkin izlerin silinmesi olmuştur. Milli mücadelenin önemli şehri olan Erzurum bu konumunu cumhuriyet içerisinde pazarlayamamıştır. 19 Mayıs 11 Eylül tarihleri arasında önemli bir ayağı teşkil eden 23 Temmuz başta Erzurum halkı olmak üzere Türk halkına anlatılamamış, Milli mücadele dinamizmi ve coşkusu şehre aktarılamamıştır. Rus işgalleri ve Ermeni mezalimine ilişkin en kuvvetli direniş noktasını oluşturan aidiyet duygusu şehirden silinmeye başlamıştır. Bu hatalar Erzurum’un ileride uluslararası sistemde hak ettiği güçlü konuma gelmesinde karşılaşacağı en büyük olumsuzluk olarak durmaktadır.

Erzurum bir imparatorluk şehri olduğunu yukarıda söylemiştik. Bir imparatorluk şehri olarak Erzurum çok kültürlülüğe alışık bir şehir olarak karşımıza çıkmaktadır. Erzurum geniş bir coğrafyanın kilit noktası olarak uluslararası ticaretin merkezi olarak, geçmişinde kadim kültürlerinde geçiş noktası olmuştur.  Bu geçiş noktasında Dadaşlık kavramını besleyen sosyolojik ve kültürel değerlerini tarihsel birikimi ile birlikte coğrafi alanda uygulaması ile Erzurum dünya üzerindeki yerini belirler. Dolayısıyla Erzurum Dadaş kimliği ile hayat, tarihi ile bir hakikat, kültürü ile bir ülküdür. Bu ülkü Avrupa kültürü ile bütünleşme amacı doğrultusunda yürütülen etnik, mezhep ve yabancı kültürel amaçlı yapılanmalara karşı durarak Dadaşlık kültürünü ilk önce Türkiye’ye ve daha sonrada dünyaya açılması hedefini, etnik, dinsel ve siyasi çatışmalara girmeden, ayrımcılığa karşı birliği sağlamayı ifade edecek tarzda simgeleştirilmeli ve tanımlanmalıdır. Bu tanım ve simgeleştirme de tarihte batı medeniyetine karşıtlık oluşturan en büyük medeniyetin son güçlü temsilcisi olan Osmanlı devletinin ve bugün onun varisi olan Türkiye’nin kuzey doğu kesimindeki en büyük kültür, ekonomik, askeri merkezi olarak Erzurum kadim medeniyetlerin batı medeniyetleri arasında geçiş sağlayabileceği vurgulanmalıdır. Bu tanım ve simgeleştirme başarılı olduğu takdirde ilk antiemperyalist harekete ev sahipliği yapan ve emperyalist işgalden ilk kurtulmayı başaran şehir olarak Erzurum tanımlanabilir. Böylece Erzurum, emperyalist hareketler neticesinde batı medeniyeti etrafında toplanmak zorunda kalan medeniyetlerin kendi kültürel birikimleri ve tarihsel değerlerini aktarabilecekleri bir birleşim noktası olarak uluslararası sistemde tanınan bir şehir olarak ta ön plana çıkabilir. Bu şekilde içinde kuvvetli bir kültürel aidiyet duygusunu ifade eden Dadaşlık ile şehir kimliği birleştirilirse Erzurum dünya şehirleri içerisinde saygın bir konuma getirile bilinir. Bu saygın konumu ile Erzurum mahalli kültürlerin pazarlandığı bir Pazar durumuna getirile bilinir.

Bu noktada Türkiye ve Erzurum için sıkıntı çıkarabilecek iki ana unsur vardır. Bunlardan ilki Misak-ı Milli sınırlarını ve yeni oluşturulan ulus devleti koruma amacıyla batı eksenini rahatsız eden birçok milli ve manevi değerlerden vazgeçilerek oluşturulmaya çalışılan yeni kültürel yapıya yönelik temelsiz politikaların varlığıdır. Bu şekilde bir yaklaşım sürdüğü müddetçe Erzurum için bir kültürel merkez olma yönünde gerekli olan Devlet destekli politikalar üretilemeyeceği gibi bu şekilde bir kültürel sisteme sahip olan bir ülkenin şehri olarak uluslararası arenada gerektiği gibi inandırıcı bir pazarlama ve tanıtma çalışması da yapılamayacaktır. Bunda sağlıklı bir eğitim sistemi kuramamamız ve kültürel politikalar ve uygulamalar neticesinde elit kesimin üzerinde ciddi bir kimlik bunalımına düşürmesi nedeniyle kendi kültürünü ifade etme ve tanıtımına katkıda bulunmada yaşayacağı yetersizliğin payı yüksektir. Diğer sıkıntıya sebep verecek olan husus ise sürekli olarak farklılığına vurgu yaparak terör eylemleri düzenleyen PKK terör örgütünün varlığıdır. Bu Erzurum’un temsil etmiş olduğu coğrafik bölgede hem siyasi, hem ekonomik hem de kültürel açıdan sıkıntıya sebebiyet veren bir güvenlik sorunu olarak istikrarsızlığa neden olmaktadır.

Tavsiye

Su Böreği