O ESKİ GÜNLER

/ 27 Nisan 2018 / 467 / yorumsuz
O ESKİ GÜNLER

Bugün, eski günlerden söz edeceğim sizlere. Hani nerde o eski bayramlar derdik ya, aynen öyle, nerde eski günler. İnsanın eski günler veya bayramlar diye aradığı, aslında o günlerdeki gönül temizliğidir. Yoksa gün aynı gün, bayram aynı bayram… Ama biz aynı insan değiliz. Örfümüzü,Adetlerimizi,Gelenek ve göreneklerimizi Unutur olduk ne yazıkki Çocukluğumuzdaki gibi masum ve günahsız değiliz. Eskiden Hayattan beklentilerimiz ve hesaplarımız büyük değildi. Büyüdük, hırslarımız büyüdü. Fakat ruhlarımız aynı oranda büyümeyip güdük kaldı. Beslemedik ki büyüsün. Hal böyle olunca da günü, bayramı veya ramazanı suçluyoruz değilmi Ruhumuza atılan madde çengelinden kurtulduğumuz an, çocuklaşır yine saflaşırız. Tövbelerimizle belki günahsızlaşırız. Ara ara çocukluğumuza inelim derim. İçimizdeki çocuğu büyütelim, basit şeylerden mutlu olmak neymiş, tekrar hatırlayalım. Yani eskiyi getirmek mümkün olmasa da, bizim eskiye gitmemiz mümkün. Eskiden Dışarlarda oyunlar oynar, acıkınca eve gelirdik yada Komşuların birinin evine dalardık yabancılık çekmezdik niyemi Çünkü Komşularımız bizim için Ayse Ezemiz,Fatma Bibimiz,Eyüp Dedemiz,Ömer Emi’mizdiyler hiçmi hiç yabancılık çekmezdik suyumuzu içer karnımızı doyurur öyle çıkardık onlardan Ne döner ekmek isterdik, ne köfte ekmek.Komşularımız ve Annemizin, ekmek arasına koyduğu peynirin yanına bir domates bulduk mu, değmeyin keyfimize mutluluktan uçardık yine Akşamın karanlığına kadar oyunlarımıza devan ederdik  Birde İspirtoyla çalışan gaz ocakları vardı. Çalışınca ses çıkarırdı. Eğer gaz ocağı çalışıyorsa, anlardık eve misafir gelmiş yahut babamız çay demliyor. Hemen gelip kurulurduk başköşeye. Misafire ikram bahanesiyle, döner dolaşır, ne eder eder, muhabbet sofrasına ortak olurduk.  Bir saygı, sevgi ve hürmet vardı, büyüklere karşı. Küçüklerde o biçimdi bir sevgi. Dışarıda kavga etsek, dövsek de, dövülsek de evde beşkardeş hazırdı ozamanlar. Öyle şimdiki gibi “benim çocuğa, senin çocuk bulaşmış” diye, ev basan kazmalar yoktu. Çok ayıp karşılanırdı, bu tür kaba davranışlar. Yaz aylarında ise Piknik İçin Abdurrahman Gaziye ve Ya Fidanlığa,Kösk’e çıkılırdı Piknik Yapılırdı Semaverlar Yakılır Su kaynayınca Çayı demler Çökmesi beklenirken Et getirenler Mangal Yakarlardı Pişen etler Çoğunlukla Paylaşırlardı. Paylaşma nedir, çocukken büyüklerden görerek tahsil ederdik. Geceleri İse Bir tek elektrik lambasının olmadığı Zamanlarda Gaz Lambası, Fener veya Löküs ile aydınlanılırdı evlerimiz yatacağımız zaman gazlanbalarımız Löküşümüz idareye(kısılırdı) alınır öyle yatılırdı.Güzel bir gelenekte Ev Misafirliği vardı ozamanlar Komşularımıza ve ya akrabalarımıza gidilirdi Büyüklerimiz Hekat anlatırlardı bizlerde dinlerdik çok keyif alırdık Uzayıp giden sohbetlerden gecenin zifiri karanlığını delip geçerdi zaman bizlerde evlerimize döndüğümüzdede yataklar serilirdi ve yataklara uzandığımızdada dinlediğimiz Hekatları göz önüne getirerek hayeller kurarak uyurduk sabahleyin uyandığımızdada mutlu uyanırdık nede Güzel günlerdi insanın hafızasından silinmiyor.Sizlerede Tavsiyem Hadi Çocukluk Anılarımızı İçimizde tutmayalım Ya yazalım Yada çocuklarımızla paylaşalım derim.Mutlu kalın Hosca kalın Can Hemşehrilerim…

Etiketler