ORTA ÇAGDA ERZURUM KALESİ

/ 5 Temmuz 2018 / 351 / yorumsuz
ORTA ÇAGDA ERZURUM KALESİ

ORTA ÇAGDA ERZURUM KALESİ

Hamasi menkıbeler diyarı Erzurum, büyük askeri ticarI’ yolların üğürn noktasında bulunması bakımından asırlar boyunca kıymet e ehemmiyetini muhafaza etmiş, kadim bir Türk beldesidir.
Erzurum Kalesi’nin tarihi de şehrin tarihi ile at başı yürüyecek kadar eskidir. Bu şehre sahip ve Mkim olan milletlerin Erzurum Kalesi’nde payları vardır. Çalışmalarımızdatedkik ettiğimiz Avnik, Tortum, Oltu ve diğer kaleler de böyledir.
Erzurum şehri, haliyle Erzurum Kalesi birinci derecede ehemmiyetli yolların düğüm noktasında bulunması ve mevkiinin müdafaaya elverişli olması sayesinde, tarihinin devamı boyunca bazen askeri, bazen de ticari ehemmiyeti ön planda gelmek üzere büyük bir roloynamıştır. Gerçekten Erzurum, Kafkasya ve İran’dan gelen büyük yolların Anadolu’ya açılan yegane giriş kapısını teşkil etmekte olduğundan, İlk ve Ortaçağlarda şarktan Anadolu’ya girmek teşebbüsünde bulunana istila ordularına karşı Anadolu müdafaasının mukadderatını tayin eden başlıca kale olmak bakımından, büyük bir önem kazanmış ve Roma- İran, daha sonra Bizans, Selçuklu imparatorluklarının rekabeti burada karşılaşmıştır.
Erzurum, tarihi boyunca askeri bir şehir ve bir çok zamanlar da bir serhad şehri olmuştur. Doğu Roma ile İran arasında yapılan büyük savaşlarda Erzurum bir hudut kalesi idi. Birçok defalar doğudan gelen akınlar Erzurum önlerinde karşılanmıştır. Mutlaka bu nedenledir ki şehrin zikzaklı bir kaderi vardır.
Erzurum şehrinin bulunduğu mevkiide kurulmasının sebebi, yalnız ovanın Kara-Su yatağına yakın bataklık ve feyezana maruz alçak sahasından uzak, kendisine bol su te’min eden dağların eteğinde bulunması ile değil, üzerinde daha eski çağlardan beri İç-Kale’nin yükselmekte bulunduğu münferit tepenin mevcüdiyeti ile izah edilmek ıazım gelir.ı
Erzurum şehrini kuranlar, bir hisar yeri olarak, işte bu tabii araziyi seçmişlerdi?
Mevkiinin merkeziliği sebebiyle, Ortaçağ’da büyük bir ehemmiyeti kazanmış Erzurum’un adı; XI. asır ortasında Selçuklular tarafından tahrip edilmiş
• Atatürk Üniv. Fen-Edebiyat Fak. Tarih Bölümü Ögretim Üyesi. ı Besim Darkot ,”Erzurum.” Mad. İA. C.IV.s.340. 2 Besim Darkot, a.g.e., s.340.
G. Solmaz: Orta Caida Erzurum Kalesi -232
olan Arzen’in Meyafarikin ile Siirt arasındaki Erzen’dan ayırmak üzere Anadolu’ya aidiyetini belirtecek ROm kelimesi ilave edilerek, Erzen-al ROm denilmesinden çıkmışt~
Bugün şehrin üç kat surundan yalnız İç Kale ile dış surlara ait yıkılmamış birkaç duvar parçası ve surdan açılan kapıların adları (Tebriz Kapı, Gtlrcü Kapı, Erzincan Kapl,Yeni Kapı) kalmıştır. İç- Kale’nin esas duvarları bugün de şehrin manzarasına hakim bulunmaktadır. EvIiya Çelebi’de 210 kule ve 2080 bedenli olarak anılan İç Kale’nin güneybatı ucunda, şehrin en yüksek yapılarından sayılan Saat Kulesi /Tepsi Minere bulunur. Emıeniler’in Karin (Garin), Bizanshlar’ın TheodosiopoIis4 İslam müeIlif1erinin ” Kalıkala” şehri olarak andıkları Erzurunı hakkında X. Asır İslam co~afYacıları bize az çok bilgi vennişler ve do~da ev eşyasının en mühimi sayılan kah (halı ) nın burada yapıldığını ve adını bu şehirden alınış olduğunu söylemişlerdir.s Fillıakika, ermeni ve mmların bu şehirde hiçbir zaman Kahkala dememiş olduklarını ve bu şehrin müstahkem bir kalesi bulunduğunu ve her taraftan gelen gazilerin burayı nöbetle muhafaza ettiklerini yazarlar.6 Tarihin ilk çağlarında İskitlerin, Hititlerin ve Ortaçağ’ın başında Hazar Türkleri’nin ve IX. yüzyıldan sonra Oğuz Türklerin Erzurum ve civarında akın suretiyle kah yerleşip kaldıkları veyahut da bir müddet için yerlerini başka yabancı uluslara terkettikleri kaynakların verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır.7
Hz. Osman (644-646) zamanında 645 yılında Müslümanlar Erzurum’u savaşla almışlardır. Böylece Erzurum ilk defa Arap hakimiyetinde yeni bir çehreye sahip olmuştur.8 Şehir” İslamlar tarafından fethedildiğinden beri, ahalisi daima düşmanlarına karşı koydular şehirlerini korudular. Ancak H.133(750) de, RUm Kayseri şehrı kuşattıktan sonra şehir, RumIarın eline geçmiştir. Kayser şehiri yıkmış ahalisini Mezopotamya’ya silrmilşttır.9
3 Besim Darkot, a.g.e , s.342. 4 Bizanslılar, ellerindeki “Armenya “topraklarını iyi koruyabilmek için Doğu ordusu kumandanı Anatoliyus idaresinde, şimdiki Erzurum Kalesi’ni 415-422 arasında çok mUstahkem bir şekilde yaparak garnizon merkezi yaptılar. Anatoliyus, bu rnüstahkem şehri, genç Kayser II. Teodosiyus’un adıyla “Teodosiyo-Polis (. Teodos Şehri) adını verdi. (M.H.Yinanç, “Erzurum” Mad., İA, IV,345). 5 Belazuri”Erzururn emiri olan kocası ölünce, onun yerine kansı emir oldu. Onun adı Kali idi. Bu kadın, Kalıkala şehrini yaptırdı ve bu şehre Kalıkale adını verdi. Bunun manası: Kali’nin ihsanı, hediyesi demektir. Bu kadın, şehrin kapılarından birisi üzerine resmini yaptırdı. Araplar bu kelimeyi Araplaştırarak Kalikala demişlerdir.” diyor ( EI-Belazuri, Fütühu’l BUldan, çev.Mustafa Fayda, Ankarai987, s,282). 6 M.R.Yinanç” Erzurum” Mad.,İA.IV, 347. 7 A.ŞerifBeygÜ, ErzurumTarihi, Anıt!arı, Kitabeleri, İstanbul 1936.s.36. 8 Enver Konukçu Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, Ankara 1992, s.3. 9 El-Belazuri ,Fütı1hu’l Büldan s.321.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı II Enurum 1999 -233
Kaynaklarda 755 de Roma (Bizans) kıralı Constantına’nınzapt ile harebe olarak bıraktığı 1°756 da Halife Ebu Cafer ‘in (754-775) kalesini tamir ve tahkim ettiği, 818 de İmparator Theophilius’un surlarını tahribatla yıktığı, 840 da depremle surlarından 18 kulenin yıkıldığıllakabinde Halife al-Mu’tasım’m (833-842) büyük masraflarla(500 bin dirhem harcayarak) tAmir ettirdifti,12 928 lerde İslam Arap devletinin kuzeyde en uç karakollarının teşkil edildiği 3949 da İsHimların elinden çıkmasıyla, Bizanshlar’ın tekrar surlarını yıktlğı Kalıkale; X. asırda Bizans imparatorluğunun temlerinden birinin merkezi olmuş ve doğudan gelecek İslam akınlarma karşı yeniden tahkim edilmiştir.14
949 a değin 300 yıl süren Müslüman Emirliğinin merkezi iken, o tarihten beri Bizaslılar’m elinde yeni tahkimada daha çok kuvvetlendirmişti. Bizans İmparatoru II. Basileos (Basil) 1021 de Doğu’da görülmeden önce 1018 “Nikornit Hükümdarı” denilen birisini Erzurum’a göndermiştir. Bu zat büyük bir ordu toplayarak, kendileri için çok gerekli olan Teodosiopolis (Erzurum) şehrini yeniden inşaya başlamıştırIS.
Selçuklu Alonları : Oğuzların Kınık boyundan olan Selçuklular; İslam ve Bizans tarih yazarlarına göre 1048 ve Ermeni müverrihlerine nazaran 1049 senesinde Erzen-İ Rum (Erwrum) şehrini zapt ve tahrip etmişlerdir. Sultan Tu~l Bey’in (1037-1063) emri ile Bizans İmparatorluğu’nu istiHiya memur olan İbrahim Yinal gazii için Bizans’ın doğu sınırını geçerek Erzenü’r Rum’a kadar geldi. 16 Çokluklarından dolayı Theodosiopolis ( Erzen) surlarının içine sığınmaya lüzum görmeyen şehir ahalisi, Türk ordusu ile mücadeleye hazırlanmışlardı. Fakat şehrin dışında bir gün devam eden bu muharebelerden sonra, bozulup şehrin içine kaçmışlar ve burada mücadeleye 6 gUn devam etmişlerdir. İbrahim Yinal savaşın uzun sürdügUnü görünce, evleri ateşlernek için mancmıklarla yağlı paçavralar attırmıştır. Rüzgar tesiriyle büyük bir yangın ÇıkmıŞ ve şehir büsbütün yanmıştır. 17
Aynı olayı Urfalı Matheos da şu şekilde anlatmaktadır:
“ArtZIn (Erzen) denilen çok kalabalık ve meşhur ermeni şehrine geldiler. Türkler, Artzın’ı sursuz vaziyette lakin sayısız erkek ve kadın, hesapsız altm ve
LO Bar Harbraeus, Ebll’l Faraç Tarihi, C.ı (Tre: O.Rıza Doğru) Ankara 1987, 5.199. II Bar Harbraeus, Ebll’l Faraç Tarihi, C.ı S.29. 12 EI-Belazurl, Fürubu’l- BUldan, s.286. 13 E Honigmann, Bizan5 Devletinin Dogu Sının (Tre: Fikret lşıltan ) İstanbul 1970, s.40. 14 M.H. Yinanç ” Erzurum” Mad., tA.s. 347-348 15 Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, (Trc:Fikret ışıltan) İstanbul 1991,s.291-292; E. Honigmann, Bizans Devletinin Dogu Sınırı, 5.16 i. 16 İbn’UI Esir, EI-Kilrnil Fi’t Tarih .C.IX (Tre: A Özaydın, A. Ağırakça )İstanbul 1987.5.415. 17 M.H.Yinanç .”Erzurum” Mad. ,Ai, IV, 348.
G. Solmaz: orta çağdaErzurum Kalesi -234
gümüş ile dolu buldular. Şehir halkı Müslüman askerleri görünce, hep birlikte onlara karşı geldiler. Artzın çevresinde şiddetli bir çarpışma oldu. Mücadele bütün gün devam etti. Tarlalar kanla boyandı. Zira ne bir sıgınılacak yer, ne de yardım ümidi vardı. Artzınlar kuruluş çaresi olarak önlerinde sadece ölümü görüyorlardı. Şehrin savunucuları, sonunda Müslümanların çoklu~ altında, ezilerek fırara mecbur kaldılar. Ellerinde yalınkılıçları ile kaçanları takiben Artzın’a giren (Selçuklular) çok sayıda insanı öldürttüler. Ele geçirilen altını, gümüşü ve kıymetli kumaşları söylemeye gerek yoktur. Çünkü bunların miktarını kalem ile ifade etmek imkan haricindedir. Herkesin bu arada sık sık Davtugl David denilen korepiskoposun hazinesi ve evinden 800 altınlık öküz yükü çıkıyordu. Buna dair haberi ben şahsen duydum. Artzın’da baş iiyin icra edilen 800 kilise vardır. İşte güzel ve muhteşem Artzın şehri acımasız yok etme ve ölüm ile mahvolmuştur. Topraga gömülmeyip, hayvanlara yem olan ileri gelenlerin ve din adamlarının kaybı … Kadınlar ve çocuklar da birlikte esir olarak İran’a götürüldüler “. 18Selçuklular, Artze galibiyetinden sonra BasenanlPasin Ovası’na geçerek i 8 Eylül i 049 da Hasarıkale (Kapetro) Savaşını zafere dönüştüreceklerdir.
Bu yıkımdan soma bir daha Erzen/Arzen şehri şenlenmedi. Sağ kalabilen abaliSİ Karın ( Kalıkala ITheodosiopolis: Erzurum) şehrine çekilip yerleştiler. Bundan sonra, her halde ovada ve Erzuruın’a göre kışlak sayıldı~ından veya kuzeyde bulunduğundan 19veya yanıklığından dolayı ve toprağın karamsı olmasından dolayı 2°yıkık Arzen IArtzın şehrine Oğuzlar “Kara-Arzen/Arz” adını verdiklerinden, bugün buradaki köye” Karasi Karazı Kara-Arz” denilmektedir.
Arzenliler Karin/KarunlTheodosiopolis şehrine yerleşmesiyle, bu tarihten itibaren buraya da ” Arzen “adı verilip, RumIarın elinde bulunduğu için ve Müslümanlar idaresinde Siirt bölgesindeki Erzen’den ayırdedilmek üzere buraya İslam eserlerinde ve paralarda “Erze-Rum”. “Erzen RUm”, Erzen-ir Rum “manasına Erzurum denilmiş, yazılmış ve öyle tanınmıştır.21
Azimi’ye göre:h,439 (104711048) da Türklerin fethettikleri 22Erzurum Kalesi’nin, burçlarının metinliği ile alınmaz serhat şehri haline gelmiştir. Bu sebeple Xl. asrın ve hatta batısındaki şehirlerin ve kalelerin ekserisi Türkler tarafından fethedildiği halde Erzurum, uzun müddet Bizans hakimiyeti altında kalmıştır.
Bizanslıların doğu başbuğu Anatoliyus tarafından Sasanlılar’ın karşı bir ordugah şehri ve hudut kumandanlığı merkezi olarak 415-422 arasında sekiz yıl çalışılarak kale ve surların çok sağlarnca yapılıp “İkinci” ve “Genç” lakaplı Kayser Todosiyos’un adıyla buraya rumca “Teodosiyopolis (Teodosiyos- Şehri)adı
18 Urfalı Matheos. Vekayınfune, (Tre: Hrant D. Andreasyan) Ankara i 987.s. 86. 19 M.F.KırZloğlu, Kars Tarihi, e.ı. İstanbul 1953. s.322. 20 tHakkl Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum, ıstanbul 1960. 103. 21 Şemseddin Sami, Kfunus’ül -Alaro,e. II, İstanbul 1306.s. 829, M.H.Yinanç “Erzurum” Mad. İ, IV, 348; AfifErzeo, Streek. “Erzen” Mad., İA, IV, s. 337·338. 22 Azimı, Azimi Tarihi (Yay:Ali Sevim). Ankara, 1985, s.8.
A.Ü. Türkiyat ArastınnaIanEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 -235
verildigine yukarıda işaret edilmişti Yine ilk İslam fetihleri sırasında, dünyaca meşhur olan en iyi TUrkmen kablbablarının en iyi cinsinin dokundugu yer oldugundan Kab- Kal(k) (:KaIı/HaIı- Şehri) diye tanındıgına degindiğimiz bu müstahkem şehir 949’a değin300 yıl Müslüman emirliginin merkezi iken, o tarihten beri Bizanshlarm elinde yeni tahkimatla daha çok kuvvedenmiştir. Bu yüzde, kuşatması uzun sUrecek olan Erzurum!Arzenrum şehrini ada gibi ortada koyup burayla ugraşmayı sonraya bırakan Selçuklular, Pasın ve Erzurum ovalarına hakim olmuşlar, 1071 Malazgirt zaferi’nden sonra ele geçinceye değin burası, Rumiarın dayandıgı büyük askeri şehir ve hareket üssü ve vazifesinin görmUştür. 23 İbrahim Yinal’den sonra Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Bizans’i istiHiya karar vererek i 054 yazında Anadolu’ya ayak bastı.
Tuğrul Bey, Bizanslılar üzerine sefer edeceğinden; kale kuşatmaga ve dögmeye yarayacak arabalar, fıller, mengeneler ve mancıbklarla ilerleyip Bargiri (Muradiye ), Arceş (Erciş)’i abp Pasinlerden ve Avnik Kalesi önünden geçerek Erzurum’u kuşbakışı gören bir tepeye gelmiş, şehrin kalesini uzun uzun seyir ve temaşa ettikten sonra, bu metin kalenin zaptının uzun zaman alacağı düşüncesiyle, buranın muhasarasından vazgeçmiş ve Malazgirt’i almaya gitmiştir. 24
İbn’ül Esir, h. 446 (1054) yılına ait kaydında Selçuklu akınına temas ile “Tuğrul Bey, Anadolu gazası sırasında, Erzen-er Rum’a geldi,,?5diger bir müeııif Bar Herbraus da “Erzen er-Rum memleketini aldı. Burası bu ana kadar Romalıların (Bizans) elinde idi.,,26diye yazmaktadırlar.
Sultan Alp Arslan ve Sultan Melikşah zamanlarında, ne bizzat kendilerinin ve ne de Anadolu içlerine gazalarda ve fetihlerde bulunan ümerasının burayı muhasara ve fetih teşebbüsünde bulunduklarına dair bir kayda rastlamıyoruz.
Türkler, Anadolu’da birçok şehirleri ve kaleleri hatta Erzurum Kalesi’ne nazaran ikinci derecede ehemmiyete haiz kasaba ve kaleleri birer birer fethettileri halde Erzurum’a ugramamışlardır. Erzurum, adeta uzaktan mahsur bir hale getirilmek istenmiş, kendi kendine düşmesi için icab eden bütün tedbirler alınmıştır.
Bizans imparatoru Romanos Diogenes (Romen Diyojen) 1071 de Sultan Alp Arslan’la karşılaşmaküzere Malazgirt’e giderken Erzurum’a uğramıştır.27
1071 den 1080 e kadar Erzurum Kalesi gene Bizanslılar’ın elinde kalmış, ancak 1080 senesinde güzel Erzurum, Melikşah’ın kumandanlarından Emir Ahmed tarafından fethedilerek, bu havalideki hırıstiyan hakimiyetine kafi suretle nihayet
23 M.H.Yinanç,”Erzurum” Mad., İA,IV,348. 24 M.H.Yinanç, a.g.e. aynı yer. 25 İbn’ül Esir, El Kamil Fi’tTarih, C.IX,s.454-455. . 26 Bar Herbraus, Ebü’l Faraç Tarihi ,c. l.s.306. 27 M.H.Yinanç,”Erzurum” Mad., İA, IV, s.348; F.Sümer; Ali Sevim, İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt Savaşı, Ankara ı988, s.51.
G. Solmaz: Orta Çalda Erzurum KalesI ·236
verilmiştir. 2sDemek ki Erzurum Kalesi’nde Selçuklular’ın imar ve tahkim payı vardır. 29Bundan sonra Türkler, Erzurum ve havalisine geniş miktarda ve mikyasta yerleşmişlerve serpilmişlerdir.
Selçuklular Erzurum Kalesi’ne çok ehemmiyet vermişler ve burayı daimi suretle emniyet altında bulundurmak için Trabzon Bizanslılarma karşı Bayburt’u; Gürcüler’e karşı da Micingert, Avnik, Zivin Kalelerini çok saglam bir surette yaptıkları düşünülürse, Erzurum Kalesi’nin ne kadar üstün olduğuna şüphe yoktur. 30 Fakat, Rusların 1829 daki sebebiyle günümüze kadar hiçbir kitabesi kalmamıştır.
Saıtuldu çagı
Merkezi Erzurum olan Saltukoğulları emaretinin kuruyucusu olan Emir Saltuk’un dedesi Ebu’til Kasım’ın 1080 senesinden itibaren bu emareti kurmuş oldugu anlaşılmaktadır.3 !
Saltukoğulları, Erzurum Kalesi’ni (mahv ve isbat) yolu ile imar ve tamir etmişlerdir. Bugün ayakta kalan kalenin mühim kısmı Saltukogullarınındır. 32Kaledeki Saat Kulesi ITepsi Mimare de onlardan kalmalıdır. Bu beyliğin hakimiyet süresi 134 yıl sünnüştür.33 Bu emaretin dördüncü emiri İzz ed-Din (1132-1168) zamanında ve altıncı emiri Nasr ed- Din Muhammed (1 i 68-i 191) zamanlarında Gürcistan kraliçesi Tamara, Erzurum’a ordu göndermiş ise de kale önünde iki savaş verdikten sonra Gürcüler muhasara cesaret edemeyerek geri dönmüşlerdir. İbn’ül Esir İzz ed-Din zamanındaki savaşı 1153 yılında göstererek, “Arrneniadaki Gürcülerle Erzen ür-Rum hakimi Salık (Saltuk) arasındabu yıl çetin savaşlar oldu. Gürcüler onu esir aldılar. Fakat daha sonra salıverdiler.”demektir.34 Yine aynı emir zamanında i 161 yılında İbn’Üı Esir’in ifadesiyle “Gürcülerle Erzene’r-Rum hakimi Saltuk b. Ali arasında savaş ve çarpışmalar oldu. Sonunda Saltuk ve askerleri yeniidi. Saltuk esir düştü”,35 Bilahare Ahlat Mkimi eniştesi Şah-ı Ermen’in tavassutuyla serbest bırakıldı. 1i 68 de İzz ed-Din Saltuk’un veziri FirUz, Kars ve Bardız Kaleleri’ni tamir ettirIDişti. İzz ed -Din ‘in oğlu Nasır ed-Din Muhammed de Gürcü tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Gürclller cÜfetkiir bir hareket ile Erzurum kalesi önlerine kadar geldiler. Müteakiben kaleyi kuşatma hazırlığına giriştiler. Nasır ed-Din Muhammed
28 M.H.Yinanç, ” Erzurum” Mad. iA.IV, 5.349. 29 i.Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabe1eri ile Erzurum, s.104. 30 A.ŞerifBeygü,Erzurum Tarihi, Anıtları, Kitabeleri, İstanbul 1936, s.26. 31 M.H.Yinanç “Erzurum” Mad., tA, IV, s,349 32 İ.Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum, s. 104. 33 Saltuklular’m 1202 den sonra bir kolu bir sOre Micingerd’de devam etmiştir. 34 İbn’OI Esir, EI Kfunil Fi’t Tarih C.xI,164. 35 İbn’ül Esir, EI Kfunil Fi’t Tarih,C.xı.s. 329-330.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitÜ’iü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 -237
ve iki ogıu, ortahk agardıktan, güneş dogduktan sonra Erzurum dışına çıktılar. Yaya ve atlılar ile Gürcülere saldırdılar. Akşama kadar devam eden vuruşmadan sonra netice elde edemeyince Saltuklu cengaverleri kaleye döndüler, Şehir halkı kaleden olup bitenleri görmüş, “bu felaket bize nereden geldi. Memleketimizde hiç bir zaman hıristiyan görmemiştik” demişlerdir. Sabah olunca davul ve boru sesleri duyuldu. Kaledekiler de harekete geçtiler Herkes sur kapılarında toplanmaya başladı. Gürcülere karşı da şiddetle savunma yapıldı. Sonunda Gürcü komutanı David geri çekildi.36
Erzurum ve yöresindeki Bizanshlardan intikal eden kaleleri tahkim eden Saltuklulardan Erzurum’dakalan en önemli eser Saat KulesilTepsi Minare’dir.
1202 de Saltuklular’in ülkesi Anadolu Selçuklularma ilhak edildi.
1196 da Konya Selçuklu tahtına oturun Rükn ed-Din Süleyman Şah II, 1202 de Erzurum’a gitti. Buranın emiri el-Melik ibn Muhammed b. Saltuk’un ogıu Rükn ed-Dİn’i karşılamaya çıktı ise de Rükn ed-Din, onu yakalayıp hapse attı; ve şehri aldı. Bu zat Erzurum’daki bu hanedanın son hakimiydi.37
Bu şekilde Saltuklular’ın yıkılmasından sonra durumdan faydalanan Güneüler’in harekete gecip tehlike arz etmeleriyle Rukn ed-Din onlara gereken dersi vermek için Erzurum’dan hareketle Micingert Kalesi yakınındaki savaşı yapacaktır.
Böylece Türklerin Erzurum’da temelli olarak yerleşmesi 1071 de Selçuklu İmparatoru Alp Arslan’ın Malazgirt’te Bizans İmparatoru Diyojen ile yaptıgı büyük savaşta başlamış ve Saltuklu hakimiyeti tesis edilmiştir.
Saltuklu hakimiyeti 1202 yılına kadar devam etmiştir.
Saltuklular Erzurum Kalesi’nin tahkim ve tamiri ile beraber günümüze kadar gelen önemli eserler bırakmışlardır. Erzurum’dan başka Oltu, Bayburt, İspir,Tercan , Tortum, Micingert, Avnik, Zivin, Bardız, Kars Kaleleri onların eleyle revizyondan geçmiştir. Adı geçen kaleleri özellikle Gürcüler’e karşı tahkim etmişlerdir.
Saltuklular’ın yıkılmasıyla, Erzurum Selçukluları dönemi başlamıştır. (1202-1230).
Rükn ed-Din Süleyman, Erzurum’u kardeşi Mugis ed-Din Tugrul Şah’a verdikten sonra, Micingert savaşında yenildiginden bu acı ile hemen Konya’ya döndü, biraz sonra da kederinden öldü.
Mugis ed-Din Tugruı Şah’in ilk işi Pasinlerden Gürcüler’i çıkararak Saltuk’un yaptırmış oldugu Hasankale, Avnik, Zivin, Micingert kalelerini yeni baştan tamir ederek içlerine kiifi miktarda asker yerleştirdikten sonra, o sırada
36 M.Brosset, Histoire de la Georgie”, ı, St. Petersburg 1849; s.432, M.H.Yiuanç, “Erzurum” Mad., iA,ıV,349. 37 İbn UI-Esir, El Kamjl Fi’t Tarih Xn,146-147; Bar Herbreaus Ebü’l Faraç, c.n,s.474.
G. Solmaz: Orta ÇağdaErzurmn Kalesi -238
Erzurum’u kuzeyden tehdit eden Trabzon Rum kırallarına karşı müstahkem bir mevki haline getirdigi Erzurum ve Bayburt Kalelerini yeni baştan çok esaslı ve metin bir surette yaptırdı.
Mugis ed-Din Tuğrul(1202-1225), merkezi emareti olan Erzurum’u metin surlarla tahkim etmiş, şehrin içerisin e laik ve dini mebani ile süsülenmişse de zamanla, harpler dolayısıyla bunlar harap olarak bugün ortadan kalkmıştır.38
Erzurum Kalesi’ne birçok ilaveler yaptıgı, harap yerlerini tamir ve tecdit ettigi muhakkak olan fakat, kitasbeleri bize kadar gelmedigi için nereleri, hangi senelerde yapıldıgını bilemediğimiz39 Mugis ed-Din Tuğrul 1225 de ölünce yerine oglu Rükn ed-Din Cihan Şah (1225-1230) geçmiş ve Anadolu Selçuklu hükümdarı amcası Ala-ed-Din Keykubat( 1220-1237)’ın niyetinden şüphelenerek CeHU ed-Din Harzemşah ile işbirligi yapmış ve Yassıçemen’de onun mahiyetinde bulunmuştur. Amcası lehine savaşı kaybedince de Aıa-ed Din Keykubat’ın huzuruna çıkarılmıştı. Alıl-ed-Din Keykubat, onu alıp Erzunım’a gitmiş ve şehir hı1kimi olan kişi bu şehri etrafındaki kalelerle , içinde hazinelerle birlikte Ala-ed-Din Keykubat’a teslim etmişti.40
tbni Bibi’ye göre “Ala-ed -Din Keykubat, Erzurum’a dogro gelirken yolda bir haber işitti ki Erzurum’da bulunan ümera şehri müdafa edeceklermiş. Bahusus Yassıçemen’de bozulan bir kısım Harzem askeri Erzıırum’a kaçtığından burasını muharebesiz teslim etmek istemiyordu. Öteden beri müstahkem bir şehir olan Erzurum, son hadiseler üzerine bir kat daha tahkim edilmişti. Öyle ki gerek Harzem kumandanıarı ve gerek RUkn ed-Din ‘in şehirde bulunan askerleri ,şehrin kale ve surlarına son derece güveniyarlardı. Bunun üzerine bir elçi göndererek Erzurum’un teslim edilmesi, aksi halde şehre karşı şiddet kullanılacagı bildirildi. Erzurum’lular gerekli görüşmeden sonra şehre teslim edeceklerini bildirdiler. Bunun üzerine Sultan Alıl-ed-Din Keykubat, yanında Rükn ed-Din Cihan Şah ve diger maiyeti olduğu halde büyük bir ordu ile Erzurum Ovası’na indiler. Soma Erzurum Kale ve surlarına Selçuk askerleri yaklaştı. Askerlerin mızrakları sanki güneşin yüzünü kapıyordu. Nasıl ki yırtıcı kuşların kanatları gökyüzünde güneşe hail olursa bu askerlerin mızrak ve süngüleri de samılya öyle yükselmişti.
Şehrin kale ve surlarında askerler, Sultan’ın bu heybetli ordusu karşısında heykel gibi kaldılar. MUdafaa takatleri kalmadı. Bu korkunç kale surları, sanki göz açıp yummada sükilt etti. Büyük bir heyacan, sUrurla kale kapılarından şehre akın eden Selçuk askerleri, duvar diplerinde, kale bedenlerinde rastgeldikleri askerleri öldürdüler. ”
18 AŞerifBaygü, Erzurum, Tarihi, Anıtları, Kitabeleri, 8.47. 39 İ.Hakkl Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum, 8.104. 40 İbn’UI Esir, EI Kamil Fi’tTarih, c. XII, s.454.
A.Ü. Türkiyat Arastırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı II Erzuruml999 -239
İbni Bibi şehri tasvir ederek derki: “Şehrin etrafını çeviren daglar süreyya yıldızı gibiydi. Erzurum şehri Keşkeşan, Benatünna’ş yıldızları gibi bu süreyya yıldızının elinden tutmuş vaziyetini gösteriyordu.
Şehir halkı bu muzaffer ordusunu kahır ve gazabından korktukları için feryad ü figanları sanki asumaııa dogru yükseliyordu. Şehrin müdafileri Selçuk askerleri karşısında atılmış bir pamuk gibi oldular. Pek azı kılıçtan kurtuldu. Şehrirı ortasında yükselen kalenin, yüksek kulesi (bugtlnkü Saat Kulesi) üzerinde güneş ay şekli olan Selçuklu bayragı dalgalanıyordu. Bütün hisar kulelerinde bu bayraklar çekilmişti. (Nihayet) Sultan İç-Kale’ye girdi. Bir müddet istirahatten sonra, Rükn ed-Din Cihan Şah’ın ve babasının sakladıgı hazineleri meydana çıkartarak, hazinesine kattı.
Şehir ahalisi akın akın huzuruna gelerek Sultan’a sadakat ve kulluklarını arz ettiler. Sultan, bütün geçmiş vukı1atları affetti. Esir yegenini affederek Aksaray’a gönderdi. Sultan Erzurum ve Civarındaki beş kaleyi de aldı. Erzurum’a vali ve kumandan olarak gönderdigi liyakatıyle şöhret olan Emir Mübariz üd-Din Cavlı ta’yin edildi. 41
Bu suretle Süleyman Şah tarafından 1202 senesinde fethedilip kardeşi Tugruı Şah’a verilen Saltuk-ili Erzurum, onun ve oğlu Cihan Şah’ın elinde 28 kaldıktan sonra bir daha ayrılmamak üzere 1230 senesinde Selçuklu ülkesine katıldı. Bu zamanda Saltuk-ili’nin 35 kalesi oldugu rivayet edilir. 42
1080-1242 yılları arasında 162 yıl kadar münhasıran Türk hakimiyeti altında kalan serhat şehri Erzurum, tarihinin en sa!detli ve en bahtlı yıllarını yaşamış, hem mamur ve hem de zengin olmuştur. Burası Anadolu’nun en zengin, en büyük şehirlerinden sayılıyordu.43
1237 da Ala-ed-Din Keykubat zehirlenerek öldllkten sonra yerine ogıu lT. Gıyaseddin Keyhüsrev geçti.
Bu sırada Erzurum valisi olan Sinan ed-Din Yakut, Trabzon Rumlarıyla başarılı harpler yaparak, onları Erzurum hududuna yaklaştırmıyordu.
Birtakım siyasi ve diplomatik hadiselerin oluşumuyla, Mogolların Selçuklular aleyhine dönmesi sebebiyle çannagan Noyan’m, Baycu Noyan Kumandasında gönderdigi kuvvetler 1242 senesinin kışında Erzurum’u muharasara ettiler. Ala ed-Din Keykubat tarafından tahkim edilen Erzurum silrları bu korkunç düşmana karşı mukavemet edecek bir kudrete haizdi.44
41 İbni Bibi, EI-Evamirü’l- Ala’iyye,Fi’I-Umuri’I-Ala’iyye, (Haz: Adnan Erzi), Ankara 1956, s.403,406,409,416. 42 Osman Turan Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1971,5.374. 43 M.H.Yinanç, “Erzurum” Mad. İA,IV,5.349. 44 A.Şerif Beygü, Erzurum, Tarihi, Anıtları, Kitabeleri, 5.65.
G. Solmaz: orta çağdaErzurum Kalesi -240
Bar Hebraeus, 1240 yılına ait kaydında “Tatarlar geldiler, İberyalıların (Gürcülerin) memleketinden Erzen er-Rum hududuna kadar uzanan sahaları yagma ettiler,,45 diye yazmakta ve bu istilanın çarmagan (Cırmagun) Noyan tarafından idare edildiğini ifade etmektedir.
1239 da Gürcistan’ı işgal, Kars ve Ani beldelerini zapt eden Moğolların kumandanı çannağan (Cormagun / Cırmagun) Noyan yerine 1242 de Baycu Noyan ta’yin edilince Gürcü ve Ermenilerin de dahil bulunduğu Moğol ordusu 1242 sonbaharında hareket geçerek Erzurum önlerine gelmekte iken, kale kumandam Yakut da şehirdesavunma hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyordu.
Türkistan ve Türkiye kervan ve ticaret yolu üzerinde bulunan Erzurum, “ana beldelerden” sayılıyor, zenginligi ve Anadolu’nun kapısı olmakla her zaman ehemmiyetini muhafaza ediyordu.
Baycu Noyan, Erzurum’a varınca surlara karşı mancınık ve arrade (balistik makine)leri kurdurdu.
Moğollardan korkan ahali acınacak durumda batıya dogru kaçıyor ve fırsatını bulabilenler de kaleye iltica ediyordu. Baycu Noyan, Selçuklular’ın teslim olmayacağını görünce, hemen muhasaraya koyuldu. Baycu, arradeleri ile Erzurum surlarını döğmeye, gedikler açmaya çalışıyordu.
Muhasara ve savaşlar şiddetli cereyan ediyor; Türklerin kahramanlığı ve kış basması karşısında Moğolların cesareti kırılıyor; hatta dönmek niyetinde oldukları gözüküyordu. Şehrin sü-başısı Sinan ed-Din Yakut, istediği yardım kuvvetlerini bekliyordu. Bu bekleyişten doğan ümit de onların mukavemetini artırıyordu. Zira Babai isyam dolayısı ile Erzurum ordusunun merkeze çağrılması bu üssün zayıflamasına yol açmış ve henüz gereken miktarda askerin orada toplamasına imkan vermemişti. Baycu Noyan, Moğolların yenilmezliğine güveniyor, ama muhasaranın uzamasına da kızıyordu. Şehrin teslim olmasını teklif etti ise de; red cevabıalınca daha şiddetli hUcumlara giriştirler.
Baycu Noyan kumandasındaki Moğol askerleri şehrin surları karşısında taş yığdırarak büyük on iki mancınık ve arrade aletleriyle gece ve gündüz şehri taş yağmuru altına aldılar.46
Şehrin başkurnandanı Sinan ed-Din Yakut ile diğer hıristiyan kumandan İstankos; Türk ve hıristiyan askerleriyle şehrin surlarını, kulelerini cansiperane bir surete müdafaa ediyor, olağanüstü bir gayret ile surlar hemen tamir ediliyor ve Moğolların girmesine izin verilmiyordu. Bu kanlı boğuşmalardataraflardan epeyce zayiat oldu. Geceli gündüzlü devam eden ve çok sayıda insanın ölümüne sebep olan muhasara, içeriden ihanet sonunda Moğolların lehine gelişme arzetti. Baycu Noyan Selçuklu yardım kuvvetleri Erzincan’a vardığı sırada Erzurum’a girdi.
45 Bar Hebraeus,Ebu’l Faraç Tarihi,c.I1, (Çev.Ö.Riza Doğrul) Ankara 1950, s.539. 46 Ayni, İkd el- Veliyiddin Efendi no:291 (XIX,) 5.263-264.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurıon 1999 -241
İbni Bibi’ye göre Şehrin bir taraf sur ve kulesini müdafaa eden Erzurum şahnesi (valisi) olan Divrinli Şeref ed-Din, Sinan ed-Din Yakut ile arası açık olduğu ve kin beslediği için fırsatı ganimet bilerek; Yakut’dan intikam almaya karar verdi. Bir gece gizlice Baycu Noyan ‘a haber göndedrerek, “Eğer benimle akrabalarımın hayatına dokunmazsan müdafaa ettiğim kaleyi teslim ederim”teklifi ile Baycu’dan bir talimat aldıktan bonra savunduğu burç üzerine Moğol ordusunun içeri akmasını sağladı.
Bu teklifi memnuniyetle karşılayan Baycu Noyan, iki yü seçme askerini karanlık bir gecede teslimi vaad edilen kuleye gönderdi. Bu askerler merdiven ile burcun üstüne çıktılar. Kuleyi müdafaa eden askerleri öldürdüler. Kulenin kapı, pencerelerini kırarak içeriye girdiler. Buradan şelıre inerek müdhiş bir süratle yağma ve kıtale başladılar. Hıyanet haberi alan Yakut, derhal kuvvetlerini toplayarak çetin savaşlara girişti. Diğer burçları müdafaa edenler de mevkiilerini terk ederek savuştular. Bu mücalede hem Moğollardan hem de Selçuklulardan epeyce insan hayatını kaybetti. Birçok beyler de şehid oldu. Moğollar her taraftan şelıre girdiler, rastgeldeklerini kılıçtan geçirdiler. Şehrin üstüne Moğollar Bela bayrağını çekerek, şehrin kadınlarını esir ettiler. Çocukların başlarını keserek, kelleleri yere yuvarlandı. Bunların elinden her hangi yaşta olursa olsun hiç bir insan kurtulmadı. Şehrin her tarafı yağma edildi. Bu felaket, bu facianın korkunç saatlerinde, semaya yükselen ah ve feryat karşısında sanki güneş, ay küsufve husüfa uğradı. Moğollar hiç merhamet göstermediler. Şehrin her tarafı ceset yığınları ile doldu.
Soma şehrin bedbaht kumandanı Sinaneddin Yakut’u konağından çıkardılar, başı açık, küçük oğlunun elinden tutmuş idi. Böylece Baycu Noyan’ın huzuruna çıkardılar. Saraydaki kıymetli altın, gümüş ve daha nice eşyalarını kumandana getirdiler. Baycu, bu kadar gümüş paraların çokluğuna hayret ederek Sinan ed-Din’e dedi ki: “Niçin bu gümüş paralarla gününü kara ettin. ? Bunu ne için askerlerine dağıtmadın? Ve neden tasarruf ettin? Sinan ed-Din: “Bu paralar sana kısrnet imiş” cevabını verdi. Bunların ikisini de öldürdü.47Bundan soma.,Erzurum yakıldı. Surların yerle bir edildi.
Böylece Erzurum, Moğol istilasının ilk kurban oldu. Moğollar Türkiye’nin istila kapısını artık açmışlardır.
Erzurum’un kanlı bir suretle sukutu bütün Selçuklu sınırlarında müthiş bir sarsıntısı meydana getirdi. İbni Bibi’ye göre: “kafasında tam bir perişanlık” beliren Gıyas ed-Din Keyhüsrev, bu felaketi önlemek için Kösedağ”da, MOğollar”la yapılan bir savaşta (1243) büyük: bir hazimete uğradı.
Devrin tarilıçileri Erzurum yağmasına yer ayırmışlardır ve acılı satırlar ile olayı ebedileştirmişlerdir. Bunlardan Bar Hebreaus: “Bunlar bir kaç gün içinde bu müstahkem mevkii zaptederek erkek, kadın bütün ahaliyi kılıçtan geçirdiler ve
47 İbni Bibi, EI-Evlimiru’I-Ala’iyye Fi’!- Umuri’I·Ala’iyye, s.514-517.
G. Solmaz: Orta ÇağdaEczurum Kalesi -242
yalnız kölelige elverişli olan genç erkekler ve kızları korudular. Tatalar, Sinan ve genç ogıunu daöldürerek, burasını (Erzurum) harebe halinde bırakıp gittiler.,,48 Ebuıferec İbnü’l İbri de “Erzenu’r-Rum’u kuşatıp zorla burayı elde etti. Ve ahaliden birçok kimseleri kılıçtan geçirdi. Çocukları tutsak aldı ve şehrin her tarafını yagIDa etti. Ve sübaşısı Sinan’i dahi öldtirdü.,,49 demektir.
Genceli Kirakos ise bu konuyla ilgili olarak şöyle yazmaktadır.:
“Tatarlar Garin’e varınca, şimdi Garin denilen Theodosiopolis şehrini muhasara altına aldı. Teslim olmaları için ahalı nezdinde gôrUşme memurları gönderdi. Garinliler bu teklifi kabul etmedikten başka, onları hakaretle kovdular. Surların üstüne çıkarak Tatarlar’a seb ü setm etmege başladılar. Bunlar, sulhperverane tekliflerin reddedildigini gôrUnce surun yıkılması esbabını ihsar için genarellerinden emir aldılar.
Derhal faaliyete geçerek, birçok mancımk kurdular ve suru yıktılar Kale içine girerek ateşlediler. Burası birçok hıristıyan ahaliden başka, Tacikler ve onlara iltihak eden birçok havali halkı ile doluydu. Orada büyük-küçük kuvvetlerle sayısız Tevrat ve İncil buldular Düşmanlar pek kıymetli olan kitaplan yagmaladılar. Tatar ordusunda hizmet eden hıristiyan askere ucuz fiyatla sattılar. Bunlar o kitapları büyük bir sevinçle aldılar.,,50
Konya Selçuklu Hükümdarları İran Mog;olları diye de anılan İlhanhlarla bir antlaşma yaparak Selçuklu Devleti’ni İlhanh himayesine sokmuşlardl. İşte bundan sonra Erzurum şehri yeniden İskan edilmiş ve Anadolu Selçuklu Sultanhg;ı’nın inkırazına (1308) kadar, bu saltanatın bir vilayeti olarak kalmış ise de, Mogolların devamlı ugragı oldugu için, her zaman zarar görmüştür. Selçuklu Mnedanının saltanattan düşmesinden sonra, Erzurum İlhanlı valileri tarafından idare edilen Rum ülkesine baglı veililyetlerden birinin merkezi olarak kalmıştır. 51 İlhanblarm ilk hükümdarı (Han) Hülilgü’dür (1256-1264). O, İran da İlhanh Devletini kurduktan sonra, orduları ile Fırat ve Dicle havalisine hücum etti. Bu meydanda Erzurum’dan Sivas”a kadar akınıarda bulundu. Hmilgli’nOn “açtıg;! hanpler esnasmda harap olan şehirler,kısmen kendi saltanatı zamanında yeniden İDşll edilmiştir. ,,52tefsiriyle Erzurum’u da imar ettigini söyleyebiliriz.
Zaten İlhanhlar şehrin ve bu kalenin imarma büyük ehemmiyet vermişlerdir. Bilhassa Muhammed Ölceytü Han’ın (1304-1317) hakimiyeti
48 Bar Herbreaus, Ebu’i Faraç Tarihi, c.II, s.541. 49 Ebu’! Farac İhnU’! İbri, Tarih-i Muhtasanı’d-Oüvel (Çev: Şerafettin Yaltkaya), İstanbul 1941,s.l9. so Eduard Dulaurier, “Enneni Müverrihlerine Nazaran Moğollar”, Türkiyat Mecmuası İsİ. 1926. s. 117-118. sı M.H.Yinanç, “Erzurum” Mad. İA, IV, 5.350. S2 W. Barthold, “Hülagu” Mad., İA.V.s.58L.
A.Ü. Türkiyat Araştırma1anEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 -243
zamanında ilan edilen imar seferberliginde şehir cami, mescid, türbe, han, hamam gibi büyük ve abidevi eserlerle süslenmiş, kalesi tahkim edilmiştir. Avnik Kalesi’nde Ölceytü’nün kitabe parçaları bulunmuştur. Eger Erzurum un kale kitabeleri bize kadar gelseydi bunların arasında muhakkak İlhanlılar’ınki de bulunacaktl.53
İlhanh İmparatorlugunun inhilalı Uzerine vuku bulan büyük anarşi esnasında Erzurum ve havalisi Sutay Noyan’ın ogıu Emir Hacı Togay’ın eline geçmiş ve bu Hoca Togay’ıno@u Hasan, Erzurum’un dogusundaki Hasan-Kalesi’ni yaptırmışn. Fakat 1340 yılında Emir Çoban’nın torunu Şeyh- Hasan siiir yapılarla birlikte Hasan-Kalesi’ni de tahrip etmişti.
1340 dan i 358 senesine kadar Çobanhların elinde kalan Erzurum, bu sene içinde Celayırlılardan Sultan Üveys’in, Tebriz’i işgalini müteakip onların elinden çıkmıştır.54
1333-1334 yılları arasında Anadolu’yu gezen ve bu arada Erzuruın’a da uğrayan İbn Batüta, bu büyük şehrin mühim bir kısmının iki Türkmen oymagının (Akkoyuulu-Karakoyuulu ) mücadelesi yüzünden harap bir hale gelmiş oldugunu yazmaktadır.55
1360 yılından itibaren Eretna Devleti’nin idaresine geçmiş oldugu bildigimiz Erzurum Kalesi’nde ve şehirde eserlerinin bulundugu hakkında şimdiye kadar elimize, bizi aydınlatacak bir vesika geçmemiştir. 56
Erzurum’un kısa fasııalar hariç uzunca bir müddet Eretna Devleti’nin hakimiyetinde kaldıgı tahakkuk ediyor. Eretna valisi 1385 yıllarına kadar Erzuruın’a hiikim olmuş, ondan sonra şehir Karakoyuulular’ın koruyucusu Kara Mehmed’İn eline ve hakimiyetine geçmiştir. İşte bu sırada Timur, 1389’da Erzurum’a yürümüş ve Karakoyunlu Türkmenleri perişan ettikten sonra, “Avnik Kalesi’nden Erzurum’u “bir gün içinde gelip zapt ve yagIDa etmiştir. 57
Bir günlük bir savaşla kaleyi ve şehri zapt etmiş ve yagmalamış olan Timur’un, Erzurum’a karşı neden bu kadar acımasız davrandıgı Saltukname’de aşağıdaki gibi hikaye edilmektedir:
“Timur ve dahi Erzenü’r-Rftmi dahi yıktı. Anlarun fesadı ol idi kim götürü ehl-i sfik ve mizan ve hile ve bazar halkı hakimlerine rüşvet kesim virub, narh’ı eksigine satarIardI. Fukara hakkını yirIerdi. Hiyanet zür fesad ve birabın idiler. Pes,
sı M.H.Yinanç, “Erzurum” Mad. İA, IV, s.350. S4 Enver Konukçu,Selçuklulardan Cumhuriyete Erzurum, s.86. ss İbn Batüta, Seyahatnlime,C.I.( Trc:M.Şerif) İstanbul, 1335, s.329. S6 M.H.Yinanç “Erzurum” Mad. İA.IV,s.350. S7 Nizamilddin Şami Zafemame, ( Trc:Necati Lügal ) Ankara 1987.5.124; O.Turan, İstanbul Fethinden Önce Yazılmış Tarihi Takvimler, 2. Baskı Ankara 1984,5.81.
G. Solmaz: Orta çağda ErzıırımKalesi -244
Timur anlan şöyle kırdı kim, beşiginde oglancıklan bile öldürdi. Bazılar eyidür. Sivas’da ve Erzenü’r-Rum’da bir zulüm dahi vardı. Kim Hak Te’dla helakına ol kavmin anı sebeb itdi. Buydu kim kaçan kediler ve kelbler yavılsalar, sokaga bırakurlardı. Kedi ve kelpcUgezler çağıru can virürdü. TemOr anı işidüb gazab itmesine ol sebeb oldu, dirIer. Zira, Timur, ddillik davasm iderdi. Zerre kadar zulme iıab iderem, deyü söylerdü”.sB
1394’de Anadolu’ya tekrar girip, bu arada Avnik Kalesi’ni alan Timur’u 1402 yılında tekrar Erzurum’da görüyoruz. 1402 de gelişinde Tortum Kalesi’ni alarak Erzurum’daki işlerini yoluna koyduktan soma, buradan ayrılan Timur, Ankara Savaşı akabinde tekrar Erzurum’a uğradı. Bundan sonra Anadolu’dan ayrılırken Erzurum, Avnik, Kars, Ani, Sürmeli, Zivin, Micingert Kalelerine güvendiği kimseleri tayin ettiğinden, buralar bir müddet daha O’nun nüfuzunda kalacaktır.
Timurluların Erzurum Kalesi’ni tamir ve tahkim ettikleri nuhakkaktır.Bu zamanlarda Erzurum’un nüfusu çok azdı.59
Timur’unErzurum’dan ayrılmasındanbiraz sonra 21 Mayıs 1404 de buraya uğrayan, İspanyol Kıralı Don Henri’nin elçilik heyeti içindeki C1aviyo, Erzurum’un Yusuf Ali isimli Türkmen valisinden bahsettiği gibi, şehrin kuleli sUrlar ile çevrildiğini ve bir iç kalesi bulunduğunu yazmaktadır.60
XIX. Yüzyılda siyasi varlık olarak ortaya çıkan ve i380-1468 yılları arasında hüküm süren Karakoyunlular ile Timur’un oğlu Şah Ruh (1404-1447) 1421 yılında savaşmış; ve Karakoyunlu İskender’i (1420-1438) Eleşgİrt’de yenerek Horasan’a dönmüştü. Fakat Şah Ruh’un gidişinden sonra geri gelen İskender Bey, Erzurum’u zaptederek,6ı Duharlu Türkmen boyunun reisi olan pir Ahmed Bey’i, buraya vali tayin eylemişti.62 1434 de Şah Ruh, Karakoyunlulara karşı üçüncü kez yaptıgı Azerbaycan Seferi’nde, Akkoyunlu ulusu reisi Kara Yülük Osman Bey’i yardıma çağırmış, o da derhal bulunduğu Diyarbakır’dan, kalabalık bir ordu ile hareketle Erzurum önüne gelerek şehri kuşatmıştı. Erzurum’u İskender adma idare eden Duharlu Pir Ahmed, şiddetli bir ınüdafaa göztereli ise de; Akkoyunlular kullandıkları ınancımklar ile sur ve burçları döğmeğe ve akabinde de bir gedik açmağa muvaffak olmuşlardı. Mancmıklar, sUrların burçlarından birini de yıktığından, Akkoyunlular şehri almağa muvaffak 0ldular.63
58 Ebil’l Hayri Rumi, Saltukname,c.I. (Çvr. S.H. Akalın), Ankara,1967, s.157·158. 59 İbn Batuta, Seyahatname,e.I s.329 ; İ.Hakkı Konyalı, a.g.e., s. 109. 60 Klaviyo, “Timur Devrinde Semerkand’a Seyahat”,(Çvr. Ö.Rıza Dogroı) İstanbul 1975, s.78 61 Torna Metsopski; “Timurlenk ve Onun Haleilerinin Tarihi” (Ruscadan Tercüme; H.Bakihanov) Bakü 1957, s.33. 62 M.H. Yinanç, “Erzurum” Mad.İA. LV, s.351. 63 Ebu Bekr TihranL Kitab-ı Diyarbekriyya, C.I (Yay: N. Lügal; F. SUrner) Ankara 1993, s.107-108.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurwn 1999 -245
Akkoyunlu Beği Kara Yülük Osman, Erzurum’u oğullarından Şeyh Hasan’a verdi ve bu başarısını Şah-Ruh’a bildirdi.64 İskenderise Tebriz’e çekilmişti.
Böylece büyük bir emir olan Kara Yülük Osman Bey; Erzurum, Bayburt, İspir, Tercan’a da hakim olmuştu.65 Bu hadiseden biraz sonra, Karakoyunlu İskender Bey, Azerbaycan’a giren Şah Ruh’a karşı koyamayarak geri çekilip, Osmanlı diyarına gitmek üzere Erzurum’a dogrtı kaçtı. Şah Ruh,tskender’in Erzurum’a doğru kaçacağını tahmin ettiğinden, bu civarda bulunan Akkoyunlu Kara Yülük Osman’a onun yolunu kesmesini bildirdi. O da Erzurum’u tahkim etti. Yanında az bir kuvvetle, Erzurum ‘a doğru gelen İskender ile Kara Yülük kuvvetleri arasında Karaz’da çıkan çetin savaşta (1435) başından ağır yaralanan Kara Yfilük, muharebe meydanından getirildiği Erzurum’da vefat etti. 66Ayni gibi Memlük müverrihlerinin anlattıklarına göre: Kara Yülük boğazına uğradıktan sonra, Erzurum’a girmek isterken surların kenarlarındaki hendeğe düşerek ve boynu kırılarak ölmüştür.
Bu savaştansonra, ağır kayıplar veren Akkoyunlar, beğleri Kara YUlük’ün ölümü üzerine Erzurum’dankaçarak, gittiler. 67
Timurlu şehzadesi Muhammed Cuki, bu sırada Akkoyunlular.’a yardım için hareketle ancak Pasin’de Aras kenarına kadar gelmişti. Çoban Köprüsü’nU geçen Timurlu askerleri, Karakoyunlular ‘ın daha fazla zarar ziyan vermesini engellemek için Erzurum’a yürüdüler. Karakoyunlular ise, kalenin savunmasız bırakıldığını görünce, geçici olarak Erzurum’u ele geçirdiler. Yani, İskender Erzurum şehrini kalesiyle beraber aldı. Bu arada Kara YüJük Osman’m kabrini de tahrip ettirdi.
Timurlu kuvveti az sonra Erzurum önlerine gelmeğe başlarken, İskender de batıya doğru çekiliş emrini vererek, Osmanlı sınırlarına sığındı. Tokat’a kadar giderek kışlayan İskender, Timurlu tehlikesinin azaldığını görerek, sığındığı Osmanlı ülkesinden geri dönerek, Erzurum’a uğradı. Oradan da Avnik-Kağızman yolu ile SOrmeli- Çukuro’na gelerek 1437 kışını orada geçirdi.68 İskender Bey,1438 yılında oğlu Şah Kubat tarafından öldürüldü. yerine geçen kardeşi Cihan Şah (1438-1476), Karakoyunlular’ın son hükümdarıdır.
Şah Ruh’un oğlu Cuki, Erzurum kalesini tahkim ve tamir ettirmişti. Karakoyunlu hükümdarı İskender Bey de Erzurum kalesi’ni tamir ve termim ettirmiştir. 69
64 Ebu BelaTihrani, Kitab·ı Diyarbakriyya, I, 107; John E. Woods, Akkoyunlular, (Çev; Sibel Özbudun) İstanbul 1993 s.71. 65 Ebu BelaTihrani Kitab-ı Diyarbakrıyya, I, s.35. 66 Ebu BelaTihrani Kitab-ıDiyarbakrıyya,I, 107,111-114,115. 67 F.Somer, Karakoyunlular, 2. Baskı Ankara 1984,5.136; John E.Woods, Akkoyunlular s. 95-96. 68 Ebu BelaTihrani, Kitab·ı Diyarbakrıyya, I, 126-128. 69 tHakkıKonyalı,Abideler ve Kitabeleri ile Erzurum, 5. i ıo-ııı.
G. Solmaz: Orta CaıdaErzurum Kalesi -246
Karakoyunlu ve Akkoyunlu gibi iki rakip Türkmen devleti arasında zikzaklı bir alınıp verilme akıbetiyle başbaşa kalmış Erzurum’a Akkoyunlular’ın beşinci hükümdarıUzun Hasan (1453-1478) da sık sık hücumlar yapmış ve fakat bu kaleyi alamamıştır.
Cihan Şah ölünceye kadar Erzurum Karakoyunlular’ın elinde ve hakimiyetinde kalmıştır. Ancak Cihan Şalı’m ölümünden hemen sonradır ki Uzun Hasan, 1468 de diger Karakoyunlu topraklarıyla beraber Erzurum’u da almıştır. Erzurum, Akkoyunlu Devleti’nin son zamanlarına kadar, onların elinde kalmıştır. 70
1473 de Uzun Hasan, Odnkbeli ‘nde yenilince Osmanlılar ebedi olarak Erzurum’a sahip olacaklardır.
XLV. yüzyılın ilk yarısının ortalarında Akkoyunlular’ın yurdu Diyarbakır ve Erganı yöresiydi. Bu civara kuzeyden giden yaz ve kış odaklarının yolları Kemalı, Erzincan, Bayburt ve Erzurum cografyasından geçiyordu. Bu anlamda temel göç yolları üzerinde stratjik bir konuma sahip Erzurum, önemli ve çok sayıda daha küçük kalelerin’de denetimini saglıyordu. Bu sebeple Akkoyunlular için çok önemliydi. Çünkü Erzurum, Pasİn’den Palu’ya, Ergani’ye kadarki güçlü kaleleri;ve göç yolunun denetimini saglaması bakımından bulunmaz nitelikteydi.
Akkoyunlular için bir fetih ve genişleme çağı başlatan Kara Yülük Osman Bey, Karakoyunlu, Kara Yusuf’un savaşcı ogıu ve varisi İskender’le savaşlar yaparak 1434 de Erzurum’u Karakoyunlular’ın elinden geçici de olsa koparınayı başarmıştı. 1454 yılında da Karakoyunlu arazisinden olan Erzurum, Avnik, Bayburt havalisi Akkoyunlular tarafından talan edilmişti.72Yukarıda da belirtildigi gibi nihayet Erzurum, son Karakoyunlu Cihan Şah’ın ölümünden sonra Akkoyunlu idaresine geçince: hem Orta Asya’yı, Hindistan’ı, İran’ı batı İslam pazarlarına ve Avrupa’ya ba~layan hayati ticari yollar üzerindeki Akkoyunlu egemenliği saglamlaştırıldı; hem de doğudaki yazlık yaylalar ve Diyarbakır’daki kışlık bozkırlarm kesin denetimi saglanmış oldu. 73
Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran’a giderken ve gelirken yakınından geçtiği Erzurum şehir ve kalesi bu yıllardametruk bir kale idi ve tek bir nüfus yoktu.74
Kanuni çağında 1534 yılında Osmanlı idari yönetimine katılan Erzurum Kalesi tamir ve tahkim edilmiştir. Mo~ol istitası neticesinde yagma ve tahribe ugrayan, İlhanlılarm sukutundan sonra , onun ümerası tarafından: bilahare Karakoyunlular ‘ın eline geçen ve bilhassa Karakoyunlu İskender Bey tarafındanbir defa daha iyice yağma ve talırip edildiğinden büsbütün harap halde bulunan Erzurum şehir ve kalesi, 1534 de yeniden te’sis ve iskan edilmiş; istihkamatı tamir olunmuş
70 İ.Hakkı Konyalı, a.g.e.,aynıyer. 71 John, E. Woods, Akkoyunlular, 8.71,77,84. 72 Walther Hinz, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, (Çev.Fikret Bıyıkoglu).Ankara1992, 5.115. 73 John, E.Woods, aynı eser, 8.96-97. 74 İ.Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum, s. 113.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı 12 Erzurum 1999 -247
ve arazisi tahrir edilerek, sipahilere verilmiştir.75 Bu arada Erzurum Kalesi’nin yeniden bir surla tahkimi ihtiyacı İstanbuI’a bildirilmiş, bu sebeple 12 Nisan 1577 de İstanbul’dan gelen emirde Erzurum Kalesi’nin etrafına tabiyalar yapılması istenmişti.76
Erzurum askeri bir şehir olarak kurulmuş ve zaman zaman müdafaasının kuvvetini artırmak için şehrin etrafı ve içi kuleler, yüksek duvarlarla kat kat tahkim edilmiştir. Dogu Roma (Bizans )İmparatorluğu, İran ‘a karşı iki büyük şehrin müdafasında çok titiz davranmış, çok ehemmiyet vermiştir. Bu şehirlerin birisi Dıyarbakır, diğeri Erzurum’dur. Böylece iki hakumet arasında hudut olan Erzurum şehri etrafında kanlı savaşlar olmuştur.
Erzurum’da şimdiki halde saglaın olarak kalan İç-Kale’nin duvarlarıyla ve bir de ötesinde berisinde görülen sur parçalarından başka bir şey yoktur. Hatta bu parça surlar şehrin yakın zamanlarında yapılan imar çalışmalarında ortadan kalkmıştır.
Selçukluların yaptırdıkları kuleler ve yüksek duvarlar da bütün ortadan kalkmıştır. Yalnız İç-Kale surunun güneye uzanan duvarlarındaki kule kalmıştır ki burada Ebü İshaki Kazruni yatmaktadır.77 Bugün mevcud olan İç-Kale (zamanında mevcud olan )surların ortasında yükselen tepe üzerinde kurulmuştur. Kale dört köşedir. Bu kalenin duvarları yüksektir.
Şimdi yok olup da eskiden mevcut olan sur duvarlarının yerlerini bir çok araştırmalarneticesi 1936 da eserini yayınlayan A.Ş. Beygü bularak tarifetmiştir. 78 İç-Kale’den sonraki ikinci surun duvarı kuzey ve güney taraflarından İç Kale duvarına bitişikti. İkinci ve üçüncü surların üzerinde gerektiğinde konulan ve kaldırılan köprüler varmış. Surlar şehri düz bir daire şeklinde çevirmemiştir.; bir takım üstüvanı ve kah köşeli kuleler (surların ileri çıkıntıları köşeleridir. ) ile desteklenmiştir. Toplara karşı İç-Kale’nin hedef teşkil ettigi anlaşılınca ;’XIX.yüzyılda Erzurum surları önemini kaybetmiştir. İç-Kale’de evvelce bulunmuş olan anbar ve kışla duvarları 1829 Haziran ‘ındaki Rusların ilk işgalinde yakılmıştır.
Şimdiki halde mevcud sur parçalarında hiçbir kitabe yoktur. Halbuki Selçuklular Erzurum Kalesi’ne önem vermişler ve burayı daimi surette emniyet altında bulundurmak için Trabzon Rumiarı’na karşı Bayburt’u Gürcülere karşı da
75 M.F.Kırzlogıu, Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi (1451-1590) Ankara 1976, s.142; M.H.Yinanç,”Erzurum “, lV,352. 76 M.F.Kırzlogıu, Osmanlıların Kafkas-Ellerini Fethi (1451-1590), s. 265. 77 A.ŞerifBeygü, Erzurum, Tarihi, Anıtlan, Kitabeleri, s.19. 78 A.ŞerifBeygü, a.g.e.,s.22
G. Solmaz: orta çağdaErzurum Kalesi -248
Micingerd. Avnik, Zivin kalelerini çok saglam bir surette yaptıkları düşünüıürse, Erzurum Kalesi’mn bunlardan ne kadar üstün olduğu anlaşılır. Erzurum İç-Kalesi, hisariçeleri 1853 Kırım Harbi’nin başlayaeagı sıralarda ve harp içinde birinci defa; Kale ve surların ikinci defa olarak yıkılışı da 1865 yılında olmuştur. Bu zamanda çarlıgın istilasına karşı Erzurum’u tutabilrnek için o devrin tabiye usulüne göre şehir yeni baştan istihkii.ınlarla teehiz edilmege başlamıştır. Bu çalışma 1877 Harbi’ne kadar devam etmiştir. Bu yeni istihkfunlarda kullanılmak üzere surların kesme taşları kullanılmış, bu şekilde duvarların mühim bir kısmı yıkılmıştır.79 İç-Kale’den ve digerlerinden birbirlerine ve en sonunda da dışarıya muhtelif kapılar açılırdl..Bu kapıların adları da vakfiyelerde, Mülknamelerde ve halkın dilinde yaşamaktadır. Bahsedildiği gibi surlardan açılan kapılar şunlardır.: Tebriz Kapı, Gürcü Kapı, Erzincan Kapısı, Yeni Kapı. İç-Kale dogudan batıya dogru mustatil şekildedir. Kale; Ehmedekliginden, İç-Kale oluşundan çok bir şey kaybetmeden bize kadar gelmiştir. İç-Kale’nin kale kumandanının, dizdarın ve icabında hükümdarın ve serdarm oturdugu en müstahkem kısmı, Ehmedek’in güney dogu köşesinde idi. 8~uradaki kasır yıkılmış ve yok olmuştur. Yalnız hamamı kalmıştır. Buraya kalenin güney köşesinden batıya doğru açılan kapıdan girilmektedir. Kapının üstünde bulunan Tugralı Kitabenin kazınmak suretiyle yok edildiği görülmektedir.
Kale’nin güney duvarının camiin alt taraflarına, sağına ve soluna rastlayan kısımları yapı malzemesi ve inşa tarzı itibarıyle kuleye ve mlibede benzemektedir. O halde bu kısım duvarlarınSaltuklularn kuruyueusu Ebü’l Kasım’ınoğlu İnanç Biygu Alp Tugruı Bey tarafindan yaptırıldığına hiç şüphe yoktur. Yalnız kulenin hemen sağında güneyde, Kırklar Türbesine dogru açılan ve şimdi kapalı bulunan kapı ile duvarların bir kısmının daha sonradan yapılmış olduğu harcından ve mimari tarzından anlaşılmaktadır. 8ı
Evliya Çelebi, Kale Duvarlarının 60 arşın (445.48m.) oldugunu söylüyor. Erzurum Kalesi’nin İç-Kale’sinde İnanç Biygu Kulesi (Saat Kulesi)’nden başka hiç bir kitabesi bize kadar gelmemiştir. Avnıpalı ve Amerikalı bazı seyyahlar ve tarihçiler kale kapılarının üzerinde kitabeleri bulunduğunu yazıyorlar.82
Erzurum Kalesi’nin kitabeleri bize kadar gelseydi., kale tarihinin bir çok kördüğümleriçÔzUıürdü.
79 A.ŞerifBeygü, Erzurum Tarihi, Anıtlan, Kitabeleri, 5.26. 80 İ.Hakkl Konyalı, Abideler ve Kitabeleri ile Erzurum, s.93. 81 İ.Hakkı Konyalı, a.g.e., 5.93-94. 82 İ.Hakkl Konyalı,a.g.e., 5.95.
A.Ü. Türkiyat AraştırmalarıEnstitüsü Dergisi Sayı tl Erzurum 1999 -249
1878 den sonra Ruslarm yapmış oldukları Bakü, Tiflis, Batum demiryolu ile, sonradan bu yol Tebriz, Çulfa ile birleşerek Erzurum’un ticaretini azaltmış ve yavaş yavaş ehemmiyetini kaybetmiştir.
Askeri ehemmiyetine gelince: bu böyle değildir. Kalenin ve şehrin kuruluşu askeri bir maksada mebni olduğundan kale, dolayısıyla şehir, kurulduğu zamandan yani 450 senesinden şimdiye kadar bu önemini kaybetmiş değildir.
Bugün Erzurum Kalesi, modası geçmiş antik eşyaların sergilendiği meydanda şehre bakarken, başından geçenleri düşünüyor halde. Sanki ayası yere basmış bir elin şehadet parmağı misali; Tepsi Minare’si gökden uçan kuşlara, ben buradayım, der gibi Kim bilir? Sessiz bir dile karşı caddedeki Çifte Minare ile ne sohbetler yapıyordur .