PARTİLER ÜSTÜ ADAY

/ 21 Nisan 2018 / 266 / yorumsuz
PARTİLER ÜSTÜ ADAY

Birisinin partiler üstü aday olması, hem kibir hem de riyakarlık örneği bir iddiadır. Niye partiler altı değil de üstü oluyorsun? Seni birkaç partiden üst eden nedir? İsmini geldiğin yeri hangi camiaya borçlusun? Adınla bir defa olsun girip de kazandığın bir seçim oldu mu? Geldiğin her yere bir başkasının adıyla ve himmetiyle geldi isen bu hava bu kibir nereden çıktı?

İnsanın içinden geldiği camiaya karşı bir vefa bir minnet borcu olmaz mı? Böylesi bir yükümlülükten yoksun birisi nasıl birisidir? Her hangi bir yere aidiyeti olmayan bir şahsı aidiyeti olanların da ciddiye alması için bir neden yoktur. Partilerüstü adaylık iddiası ile kendini aday gösterecek bir dizine partiyi seçimde kurtaracağını zannediyor olmalıdır. Sendeki bu kurtarıcı yeteneği o partiler şimdiye kadar keşfedememişler. Yazıklar olsun o partilere. Ama sen de bu kurtarıcılık yeteneğini bu kadar yıl sakladığın için şimdiye kurtarmaya heveslendiğin kesimlere partilere karşı büyük haksızlık etmişsin. Doğrusu ayıp etmişsin. Yazık etmişsin.

2014’te Türkiye partiler üstü bir aday denemesi daha yaşamıştı. 17 partinin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu idi. O partilerin atamamı da İhsanoğlu’nun başarısı ile kurtulacaktı. Lakin İhsanoğlu ne kendisini ne de on yedi partiyi kurtaramadı. Sonunda Devlet Bahçeli’nin özel lutfuyla isimsiz iddiasız bir milletvekili olarak emeklilik günlerini Ankara’da tüketmeye başladı.

Partiler üstü aday ne demektir? Diyelim ki tarafsız demektir. İyi de yakın zamana kadar partili değil miydin? O partili iken sahip olduğun fikirlere ne oldu? Onları silip atmayı mı başardın yoksa o parti iken bile fikirsiz zikirsiz birisi miydin? Diyelim ki o partide iken bile fikirsiz zikirsiz birisi idin. Teslim edilmeli ki bu halinle o partilileri fena halde işletmişsin. Adınla olmayan şanınla asla gelemeyeceğin yerlere gelmişsin. Bu senin işletme yeteneğin kadar o partililerin de fena halde işletilme yeteneği olmalıdır. Her iki tarafı da kutluyorum.

Ey partiler üstü aziz aday bir partinin adayı ve en tepe noktaların sahibi olduğun yıllarda akılda kalacak bir tek iş yaptın mı? Ey ahali ben işte bu işi yaptım diyebileceğin bir tek örnek aklına geliyor mu? Hayır gelmiyor. Gelseydi söylerdiniz. Ne oldu o yıllara? Elbette yazık oldu. Seni o tepe noktalara taşıyanlara karşı bir zırnık kadar da karşılık vermedin. Buna rağmen o sessiz o sakin çoğunluk sana saygı duydu. Şimdi o saygının ne kadar haksız yersiz anlamsız olduğunu bütün cihana bu arada o sessiz çoğunluğa gösteriyorsun. O çoğunluk uçup giden yıllara da sana gösterdiği saygıya da ne kadar ah vah etse azdır.

Tepe noktaya tırmanırken engel olmaya çalışanlar taze taze muhtıralar patlatanlar da yanılmışlar. O dönem senin için boşu boşuna üzülenler şimdi senin adaylığınla serinleyip rahatlamaktadırlar. Böylece geçmişte üzdüğün kesimleri şimdi mutlu ederek telafi ediyorsun.

Seni tepe noktaya taşımak için canla başla uğraşanlar nasıl bir yanılgıya maruz kaldıklarını ancak on bir yıl sonra görüyorlar. Bu da onların yanılgısı katlayıp arttırmaktadır. Sen onlar için tarihi/geçmiş bir yanılgı olmanın yanında şimdinin de yanılgısı olmayı başardın.

Partiler üstü aday gösteren partilere ne denebilir? Kendi partilerinden aday gösterecek evsafta, çapta birisi yoktur, kendi partilerini var eden ilkelere bağlılığı olmayan birisinin adaylığı daha kazançlı sayılmaktadır. Bu durumda o partilerin ilkeleri de fasa fiso olmaz mı? Kendi partisinin ilkelerini değerli bilenlerin, halkı o ilkelere çağıranların sonradan o ilkelerle ilgisiz olan birisini aday yapmaları açıkça kendi ilkelerinin önemsiz olduğunu göstermektedir. O halde bu partileri, bir parti saymak bile parti kavramı ile uyumsuz olabilir. Partiler üstü aday gösterdikleri şahsın üstün değerleri özellikleri karşısında mest olup kendilerinden geçerek onu aday yaptıkları var sayılsa bile yetmişine ulaşmış bu değerli zatın değerini bu saate kadar keşfedememiş olmaları da o partiler için hüzün verici değil midir? Demek oluyor ki bu baskın, üstün değerlerin sahibini yetmiş yılda zor bela hem de iktidar adayının galebesiyle ancak fark etmiş olan bu partilere halk nasıl güvenecektir? Böyle bir zatın değeri için yetmiş yıl beklemiş olmaları büyük bir zaman kaybıdır. Seçim sonuçları bekledikleri gibi olmayınca hem kaybetmelerine hem de baskın değerli bir zatı da harcamış olmalarından dolayı aylarca yas tutmaları gerekecektir. Şimdiden yas elbiselerini hazır etmeleri iyi olacaktır.