ŞEHRİ RAMAZAN ERZURUM

/ 6 Mayıs 2018 / 187 / yorumsuz
ŞEHRİ RAMAZAN ERZURUM

ŞEHRİ RAMAZAN ERZURUM

Oruç, insanların bireysel olarak yaptığı bir ibadet olmasına rağmen toplumsal etkileri ve yansımaları olan bir ibadet tarzıdır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir kutsî (öznesi Allah olan, Allah’ın buyurduğu) hadislerinde şöyle diyorlar: “İnsanoğlunun her amel ve ibadeti kendisi içindir, yalnız oruç müstesna; çünkü o, benim içindir, onun özel ödülünü de ben vereceğim. Oruç (koruyucu) bir kalkandır. Oruç günü olunca kimse kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, cahilce davranmasın. Birisi sataşır veya bulaşırsa, “Ben oruçluyum, ben oruç tutmaktayım!” desin. Bu ve benzeri hadislerle orucun amacı göz önüne alındığında kâmil bir orucun, yalnızca yeme içme ve cinsel teması terk etmekten ibaret olmadığı, oruç tutan müminin her zaman ayıp ve günah olan davranışlardan, oruçlu iken daha çok, daha titizlikle uzak kalmasını gerekli kılmaktadır. Oruç ibadeti insanların bireysel olarak yaptığı bir ibadet olmasına rağmen toplumsal etkileri ve yansımaları olan bir ibadet tarzıdır. Bu ibadeti hakkıyla yapan bir kişi bir ay boyunca eline ve diline sahip çıkarak kavga, gıybet, dedikodu ve benzeri hoş görülmeyen davranışlardan uzaklaşır. Çektiği açlık ve susuzluk sayesinde ise fakir ve yoksulları hatırlama fırsatını bulur. Onlara karşı merhamet duygusu gelişir. Bencillik ve cimrilik gibi kötü duygulardan kendini arındırır ve ahlakını güzelleştirir.

Yukarıda ifade edilen ve toplumsal yansıması Ramazan iklimi olarak nitelendirilen oruç ibadeti bir şehir ruhu ve kimliğinin önemli bir parçası olarak Erzurum’da yer etmiştir. Çok az şehre nasip olan bu başarı Erzurum’da acaba nasıl sağlanmıştır ve günümüzde bu başarı gerçekten devam etmekte midir?

Bu sorunun cevabını araştırırken bir yandan Erzurum şehrinin tarihi, kültürel ve toplumsal incelemesini yaparken diğer yandan da Erzurum ve Ramazan derken aklımıza neler gelir sorusuna verilen cevapları ve bu cevapların veriliş nedenlerini sıralamamız lazım.

Erzurum bir günde kurulmuş bir kent değildir. Binlerce yıllık sürece yayılan tarihi ve kültürel devamlılık vardır. Bu devamlılık içerisinde değişen toplumsal yaşantı harmanlanmış ve bir kod olarak Erzurum insanının genetiğine işlenmiştir. Erzurum her ne kadar yüksek rakımlı ve soğuk iklimin sürdüğü bir şehir olsa da bir ova üzerinde kurulmuştur. Ova üzerine kurulan her yerleşim merkezi gibi Erzurum’da tarım ve hayvancılıkla ön plana çıkar. Bundan dolayı Erzurum aynı zamanda toprak mülkiyetine dayalı bir toplumsal yaşantı merkezi haline gelmiştir. Toprak mülkiyeti olan bir şehir kendine özgü kuralları, gelenekleri olan bir şehirdir. Bu tür şehirlerde özellikle erkek egemen akrabalık ilişkilerini ortaya çıkarır. Bu tür akrabalık ilişkilerinin bulunduğu şehirlerde aristokratik bir toplumsal anlayış kendine yer bulur. Aristokratik yaşantıda insanlara verilen eğitimlerde erdemli ve soylu olma gibi özellikler kazandırılmaya çalışılır. Erzurum ulaşım kolaylığı göz önüne alınarak kurulduğundan dolayı önemli bir yol kavşağı olmuştur. Özellikle doğu batı uzantılı doğal yolların merkezinde olması Erzurum’u ticari ve kültürel açıdan gelişmesine neden olmuştur. İpek yolu, Baharat yolu ve Kürk yolu gibi kadim yolların üzerinde bulunması Erzurum’u bir ticaret şehri haline getirmiştir. Ticaretin canlı olduğu yerlerde kültürel hareketlilikte gelişir. Bir yerde ilmin gelişmesinin ilk şartı da farklı kültürlerin bir araya gelebildikleri ve birbirlerini etkileyebildikleri ve kendilerine ait ekonomik değerleri alış veriş yoluyla satabilmelerinden geçer. Erzurum bu yönden şanslı olan şehirlerden birisi olarak tarihte yerini almıştır. Erzurum insanı tarih boyunca şehrin bu nimetinden istifade etmiş ve kendilerini kişisel açıdan geliştirebilmiş ve birçok ilim ehlini bağrından çıkarabilmiştir. Ticaret, kültür ve ilmin gelişmiş olduğu bir yerde estetik anlayışta gelişir ve insan ruhunu tatmin eden bir noktaya ulaşır. İlmi, ticari, askeri yapılanmanın oluşturduğu bu toplumsal yapı yüksek bir ahlaki yapıya insanları kavuşturur. İşte Erzurum bu özellikleri sayesinde mikro bir kent medeniyeti kurmuş olan ender şehirlerden biri olarak karşımızda durmaktadır.

Bu kent medeniyetinin oluşmasında çarşı ve pazarın kontrolünü elinde tutan ahilik yapılanması, bu çarşı ve pazarlarda mallarının satmaya getiren dünyanın her yerinden gelen tüccarların, şehre taşıdıkları farklı dünya görüşleri elbette ki ilim meclislerini etkilemiştir. Bu meclislerden yetişen birçok mutasavvıf ve âlimin Erzurum’un dini yaşantısı ve toplumsal yaşantıyı nasıl etkilediği iyi tahayyül edilmelidir. Bunun için Alvar İmamı olarak bilinen Muhammed Lütfi Hazretlerinin Erzurum Destanı isimli eserinin çok iyi tahlil edilmesi gerekir. “Erzurum kilidi mülk-i İslamın” ve” Erzurum derbendi ehl-i imanın” ifadeleriyle Erzurum’un aslında askeri ve stratejik önemini vurgulamıştır. Birinci Dünya savaşında Büyük Kale olarak isimlendirilen Erzurum’un halifeliğin merkezi olan İstanbul ile İslam âleminin kutsal bildiği Mekke, Medine ve Kudüs şehirlerinin olası bir Rus işgaline karşı koruyan en önemli merkez olduğu unutulmamalıdır. Erzurum stratejik ve ticari önemi nedeniyle farklı İslam coğrafyalarından gelen ve İslam dininin farklı mezheplerine bağlı birçok âlimin ve mütefekkirin buluştuğu ilim meclislerine ev sahipliği yapmıştır. En büyük Mülki İslam imandır. İlimsiz bir imanın olması çok zordur. Dolayısıyla Erzurum da ki ilim meclisleri sayesinde İmanın gelişmesi ve toplumlara yer etmesinde önemli etkileri olan hak dostu âlimlerin yetiştirilmesine katkı sağlayan bir kilit olmuştur. Bu ilim meclisleri sayesinde Erzurum birçok bilinen ve bilinmeyen Evliyaya ev sahipliği yapmış ve onları bağrında yetiştirmiş veya saklamıştır. “Binlerce bin medfun evliyası var/ Zâhir bâtın nice asfiyâsı var/ Feyz ü berekât-i Kibriyâ’sı var” beyitleriyle Alvar imamı bu ilim meclislerine dikkati çekmiştir. Bu ilim meclislerinin şehre yansıması, fetva veren âlimler, erdemli insanların yaşamları ve gönül ehli insanların sohbetleri ile olmakta camilerde vaizlerin verdiği vaazlarla olmaktadır. Erzurum destanı baştan sona incelenip analiz edildiğinde Erzurum şehrinin tam bir İslam şehri olduğu görülmektedir. Erzurum bir kuran şehridir, Erzurum hayrat ve hasenatın bol olduğu şehirdir, Erzurum edepli bir şehirdir. Hulasa Erzurum aslında tam bir Ramazan şehridir. Bütün bir şehir hayatı oruç ahlakı etrafında şekillenen bir şehirde elbette Ramazan ayrı bir anlam ifade eder. “Ramazan’da bir âli-şân ederler/ O şehr-i sıyâmı zi-şâh ederler/Fakirler gönlünü gülşen ederler.”

Erzurum’u belde-yi Tayyib’e yani yüce belde olarak niteleyen Erzurumlu İbrahim hakkı hazretlerine göre Erzurum bir Hilm şehridir. Yazdığı mektupların bir kısmında Erzurumlu dostları ve talebelerine Erzurum ilmiyesinin, sabır sahibi ağırbaşlı ve yumuşak huylu akıl sahiplerinden oluştuğundan bahsetmiştir. İslam Ahlakının dolayısıyla Müslüman karakterini belirleyen asıl erdem hilimdir. Kuran’da asıl ola hilimdir ve Müslüman karakterini belirleyen temel erdem yine hilimdir. Hilmi en fazla kazandıran ibadet ise oruçtur. Hilmi’n baskın olduğu topluluk orucu hakkı ile tutan insanlardan oluşan topluluktur.

Şehirler büyük insan topluluklarının bir araya geldiği devasa mekânlar olduğu için bu ibadetin şehirler üzerine etkileri göz ardı edilemez. Bundan dolayıdır ki orucun ifade ettiği anlamları ve getirdiği ahlaki özellikleri üzerlerinde ne kadar taşırlarsa bu insanların oluşturduğu toplumun yaşadığı şehirler ramazan şehri olur ve o şehirde oruç tutar. Hilm ehlinin çok olduğu bir ilim meclisinin bulunduğu şehir üzerine etkilerinin nasıl oluştuğu Erzurum Destanının analizinde kısaca değinilmiştir.

Bu açıdan baktığımız zaman Erzurum şehrinin nasıl bir ramazan şehri olduğu anlaşılacaktır. Tabi ki oruç ibadetinin insanlar üzerinde etkileri olacaktır. Bu etkilerin oruçlu insanların bulunduğu topluluklara ve yaşadıkları şehir hayatına yansımaları olacaktır. Bu yansımaların ne olduğunun tam olarak anlaşılabilmesi için Erzurum ve ramazan sorusunu sorduğumuz zaman aklımıza gelen cevapların bir kenara not edilerek cevaplarının kendi içimizde ve çevremizde aranması oruç ibadetinden beklenen etkinin şehir üzerine yansımalarını daha iyi gösterecektir. Acaba günümüzdeki Erzurum geçmişteki Erzurum gibi bir Ramazan şehri midir merakımızda bu şekilde bir nebze olsa giderilecektir.

Bu açıdan yaklaşarak içinde ilahiyatçılarında yer aldığı insanlara sorduğumuz Erzurum ve Ramazan ayı derken aklınıza ne gelir sorusuna ilişkin en çok tekrarlanan cevapları aşağıda derleyerek siz okurlarımıza aktarmak isteriz.

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza huzur gelir. Neden huzur geliyor?

  • Kendimizi daha rahat his ediyoruz. Bize daha fazla vakit kaldığını his ediyoruz. Bunda ulaşım sıkıntısının olmaması etkili oluyor

  • Dünya meşgalelerinden sıyrılıyoruz. Özellikle şehir hayatının getirmiş olduğu koşturmaca en asgari seviyeye iniyor. Diğer büyük şehirlere nazaran Erzurum kendini Ramazan ayına daha iyi adapte edebiliyor. İnsanların tek bir hedefi oluyor gibi o da oruç ve iftar. Bundan olsa gerek insan kendini daha huzurlu his ediyor.

  • Dışarıda açıkça oruç yiyen insanların olmaması Ramazan ayında bu ibadeti yerine getirenleri daha iyi motive ediyor ve insan başka bir şey düşünmüyor.

  • Havanın serin olması ve diğer büyük şehirlere göre sahurun ve iftarın daha erken olması hem uyku hem de beslenme açısından insanları fazla olumsuz etkilemiyor.

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza sabır geliyor. Neden Sabır geliyor?

  • İnsanlar aç kalıyor akşama bir an evvel ulaşıp açlığını gidermek istiyor. Diğer şehirlerde özellikle büyük şehirlerde meşgale daha fazla ama Erzurum’da bu daha az dolayısıyla siz açlığınızı daha fazla his edebiliyorsunuz.

  • Pide ve kadayıf sırası gibi uzun sıralarda beklemek sabrı öğretiyor.

  • Oruç sıkan insanlarla uğraşmak sabrı öğretiyor

  • İftar saatlerinde Gürcü kapı ve Gez mahallesinde araç kullanmak gerçekten insanı sabır sahibi yapıyor

  • İftara yetişmek için acele eden toplu taşıt sürücülerinin kural ve saat ihlalleri insana sabrı öğretiyor.

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza heyecan geliyor. Neden heyecan geliyor?

  • Bir ay boyunca ayran aşı, kıyma, kete ve kadayıf yiyeceğiz. Bir daha hanımlara bu muhteşem dörtlüyü bir arada yaptıramayız?

  • İftar sonrası arkadaşlarla buluşacağız. Bir ay boyunca akşam kaçamağında eşlerimizden izin almak zorunda değiliz.

  • Bilmiyorum içimi bir heyecan kaplıyor farklı bir haz alıyorum. Görev hayatım boyunca birçok şehirde yaşadım ama bu heyecanı sadece Erzurum’da alıyorum. Bir başkalık oluyor.

  • Sanki yapmak isteyip te yapamadığım birçok şeye vakit buluyormuş gibi oluyorum.

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza canlılık geliyor. Neden canlılık geliyor?

  • İftar saatinden sonra Teravih namazı var ve namaz çıkışı uzun süreli bir arkadaş sohbetimiz oluyor.

  • Akşamları bir sürü dükkân açık oluyor. İstediğim gibi alış veriş yapabiliyorum.

  • İş çıkışı pide ve kadayıf alıp eve yetiştirmek lazım

  • İftar sonrası rahat rahat dolaşabileceğiz. Çoktandır görmediğimiz eş dostla bir arada olacağız

  • Belediye etkinlikleri var. Buraları çok canlılık kazandırıyor

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza bereket geliyor. Neden bereket geliyor?

  • Diğer aylara göre daha fazla şeyler alıyoruz ama tüketimimiz daha az oluyor
  • Müşteri sayısında artış var.
  • Diğer aylara göre sofra daha dolu oluyor
  • Sanki paranın bereketi artıyor
  • Günlerin uzandığını his ediyorum. Sanki daha çok zaman kalıyormuş gibi

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza rahatlık geliyor. Neden rahatlık geliyor?

  • Sabah kahvaltısı ve öğle yemeği derdi yok
  • Havalar insanı bunaltmıyor
  • Gündüz hal edemediğim işi akşam hal edebiliyorum. Çünkü iftar sonrası iş yerleri açık oluyor
  • Diğer şehirlere nazaran işe gitmek ve işten gelmek daha kolay
  • Gözümün önünde oruç yiyen yok

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza saygı geliyor. Neden Saygı geliyor?

  • Lokantalar kapalı
  • İnsanlar birbirlerini iftara davet ediyorlar
  • Küfreden insan sayısı azalıyor gibi
  • Gözümün içine bakarak sigara içen yok.

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza yardımlaşma geliyor. Neden yardımlaşma geliyor?

  • Yardım paketleri dağıtılıyor
  • Dernek ve vakıfların ramazan kampanyaları var
  • Zekât ve sadaka bu ayda dağıtılıyor

Erzurum ve Ramazan derken aklımıza sakinlik geliyor. Neden Sakinlik geliyor?

  • İftar saatlerinde sokaklarda kimse kalmıyor
  • Öğleden sonraya kadar şehirde fazla bir canlılık olmuyor

Erzurum gibi köklü geleneğe sahip olan ve mikro bir medeniyet geliştiren bu şehrin Ramazan ayının algılanması ve yorumlanmasında ciddi bir kopuş yaşandığı yukarıda sorularımıza verilen cevaplardan da anlaşılmaktadır. Sürekli dile getirmiş olduğumuz bir Ramazan nostaljisi vardır. “âh bizim zamanımızdaki o eski ramazanlar nerede?” sorusu ile özlemle karışık bir şekilde dile getirdiğimiz bu nostalji aslında bir manevi iklim ve şehir ruhunun buluştuğu noktanın birbirinden kopuşunu ifade etmektedir.

Son söz olarak şunu ifade etmek isteriz ki her ne kadar eski manevi dolgunluğu verilen cevaplarda yakalayamasak da Erzurum Ramazan coşkusunun en fazla yaşandığı şehirlerden birisidir. Bu coşkunun eski manevi olgunluğa ulaşabilmesi ümidiyle yazımıza Erzurum Destanının şu beyitleriyle sona erdiriyoruz.

Göl yerinde elbet sular bulunur

Yine vardır deyü ümid olunur

Yine bugün bin bahaya alınır

Mevlâ’ya emanet olsun Erzurum