reklam

TOPDAĞI CADDESİNDEN MECİDİYE TABYASINA

/ 11 Ocak 2018 / 80 / yorumsuz
TOPDAĞI CADDESİNDEN MECİDİYE TABYASINA
reklam

10 Ocak 2018. Hava güneşli ve berrak.Tam dost ziyaretine gidilecek gün.

Bu mevsimde Erzurum’da yerler buzla kaplı, hava soğuk mu? soğuk olurdu. Ancak bu kış oldukça güzel geçiyor.

Havayı güzel görünce çocukluk arkadaşımı ziyaret etmek, hal hatır sormak için Kongre Caddesi’nden yürümeye başladım.

İlk karşıma çıkan tarihi yapı Komesli Hanı. Kapısında kilit görülmeye değer. Aslında uzun zamandır burası Türkiye’nin ünlü simalarını ağırlamış, şehir kültürünün güzelliklerini misafirlerine sunmuş, “Baltahane” olarak ün salmış bir mekândır.

Yolun sağında lülelerinden şırıl şırıl su akıtan Alipaşa Çeşmesi ve asırlara meydan okuyan Alipaşa Camisi. Ancak Medresesi zaman içinde yok olmuş, bize ancak tarihin derinliklerinden talebelerinin sesi gelmekte.

Yol güzergâhımız bir zamanların zenginlerin, tüccarların hanların yer aldığı Nazik Çarşı’ya çıkıyor. Kadıoğlu, Cenentzade, Kamburoğlu hanları burada. Tarihi Köse Ömer Camisi müminleri beklemekte.

Hemen çarşının doğusunda Büyük Garaj ve ortasında 1932 yılından beri dimdik ayakta duran Tuğla ve Kiremit fabrikasının bacası mahzun mu? Mahzun, ihtişamlı günlerini aramakta.

Yanında tarihi Gümrük Camisi, Gümrük Hamamı, Gümrük Hanı ancak eksik olan Gümrük medresesiyle tam bir külliye görünümünde idi.

Az ileride Osmanlının son döneminde yapılmış kubbesiz cami örneklerinden biri olan Kavakkapı Camisi sizleri karşılıyor. Caminin biraz kuzey-batı tarafında tarihi Kayserilioğlu Mezarlığının yerinde yeller esiyor. Borsa binası ve eski Hayvan hastanesi gözlerimize ilişiyor.

Topdağı Caddesine girdiğimizde 1877-78 Osmanlı-Rus savaşına yalın kılıç koşan; kadın, kız, kızan, dede, nine ve gelinlerin Allah Allah seslerinin siluetleri gözlerimin önünden geçiyor.

Caddenin girişinde sağda bir zamanlar “Lepra ve Firengi Hastanesi” olan iki katlı taş konak beni karşılıyor. Az ileride Erzurum’un ilk betonarme özelliği taşıyan ağır bakım işçilerinin yaptırdığı iki katlı kooperatif evleri beni karşılıyor.

İşte bunların tam karşısında bir dedesi Çanakkale’de bir dedesi Allahuekber’de şehit olmuş, eski sobacılardan, şimdilerde tüpçülük yapan 45 yıllık arkadaşım Bahri Hanılcı’nın dükkânına ulaşıyorum.

Kömür sobası içine atılan pelit odunları yanarken çıkardıkları sesleri dinleyip, koyu bir sohbete dalıyoruz. Öyle bir sohbetki Zeynal Camisi, Kavaflar Çarşısı, onlarca ortak arkadaşımızın geçmişi ve birde Erzurum’da kaybolan mahalle ve mahalle kültürünü doya doya konuşuyoruz.

Söz dönüp dolaşıp kentsel dönüşüme geliyor, Halit Paşa ve Dağ Mahallesi’nin sakinleri evleri istimlak edilince aldıkları parayla çok büyük oranda batı illerine göçtüklerini içi sızlayarak

anlatıyor. Derken kahveden gelen çayları yudumlarken kahveciyle bir iki kelam ediyoruz. O da dertlimi? Dertli….

Sadece on yıl önce bu cadde cıvıl cıvıldı. Esnafın işi gücü yerindeydi. Konu komşu birbirini tanır dertleriyle dertleşirdi. Derken şimdilerde gidenlerin yerine Ağrı ve Van’dan gelenlerin oturduğunu ancak onlarında kısa süre içinde gidebileceklerini söylemeye başlıyordu.

Topdağı Caddesi’nden Topdağı’na baktığımızda yağan karlar etrafa beyazlık telkin ediyor, Gazi Ahmet Muhtar Paşa’ya selam yolluyor gibi kulağıma sessizce fısıldıyordu.

Neticede bir zamanlar Belediye Başkanının İbrahim Topdağı’nın evi ve şehrin zenginlerinin evleri bu mahallede toplanmışken şimdilerde gecekonduluk özelliği bile olmayan, baykuşların tüneyeceği bir mekân olmuş,koskoca mahalle tüm içinde sakladığı sırlarla tarihe gömülmeyi bekliyordu.

Uzun bir sohbetten sonra geldiğimiz yoldan geçerken sanki Han Duvarları adlı şiirde ki yalnızlığı, handa hastalanan Maraşlı Şeyhoğlu dizelerinin sahibinin yalnızlığını içimde hissederek ayrılıyordum.

reklam