TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE ERZURUM ERKEK BARLARINDA TAVUK (HOROZ) MOTİFİ

/ 6 Şubat 2018 / 472 / yorumsuz
TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE ERZURUM ERKEK BARLARINDA  TAVUK (HOROZ) MOTİFİ

TÜRK KÜLTÜRÜNDE VE ERZURUM ERKEK BARLARINDA

TAVUK (HOROZ) MOTİFİ

Giriş

Türk halk oyunları inanç, kültür yapısı, günlük yaşam, yaşanılan coğrafya, bölgenin iklim yapısı, sosyal ve beşeri ilişkiler vs. gibi bütün olguları içinde barındıran dünyada eşine çok az rastlanır bir zenginliğe sahiptir. Günlük yaşam içerisinde oyun yolu ile bir- çok konu işlenmiştir. Doğal felaketler, olağan üstü olaylar, olağan yaşam içerinde toplum zihninde iz bırakan hadiseler veya kişiler, toplum yaşamı içinde önemli rol oynayan hay- vanların taklidi gibi konulara rastlamak mümkündür.

Orta Asya Türk kültüründen günümüze kadar varlığını sürdüren, günlük yaşantımız- da önemli bir yere sahip olan kanatlı hayvanlardan tavuk,eski Türkçede takagu,tür adı olmakla birlikte bu türün dişisinin adıdır. Bu türün erkeği Horoz, yavrusu Civciv, henüz olgunlaşmamış olanına ise Ferik’tir. Tavuk türünün erkeği olanHoroz, diklenen ve saldı- ran bir yapıya sahip olduğu için, kimi toplumlarda savaşın sembolü olarak kabul edilmiş, hatta madeni paraların üzerine resmi bastırılmıştır. Birbirine kavuşamayan aşıkların konu edinen Varka ve Gülşah ve Hümayunname minyatürlerinde de horoz motifine rastlan- maktadır (Fotoğraf 1-2).


Anadolu’da halı ve seccade motifleri arasında horoz motifi örneklerine de sıkça rast- lanmaktadır (Fotoğraf 3-4), (Çizim 1-2).




Türk Kültüründe ve İslâm İnancında Tavuk ve Horoz

Proto-Türk dönemine ait Pazırık kurganında, deriden kesilmiş, lahit üzerine oyulmuş veya elbiselerde yer almış horoz-tavuk figürleri ile karşılaşılmaktadır. Bu motife yer ve- rilmesinin öncelikli amacı özellikle horozun günışığını haber vermesinin yanı sıra, kötü ruhları kovması bakımından koruyucu bir simge özelliği taşımaktadır. Genel olarak altın tavuk hükümdar ailesinin, gümüş tavuk ise hükümdar ailesinden olmayan soylu kişileri

temsil ederdi. Horoz İran mitolojisinde ışığın habercisi ve bekçisi iken, Firdevsi’nin Şah- name’ sinde güneşin doğuşunun simgesidir. Tavuk ve Horoz Emel Esine göre, Türk koz- monolojisinde barış unsurunun hayvan biçimli timsalidir (Çoruhlu, 2011, s. 173-174 ).

Tavuk Oniki Hayvanlı Türk Takvimi’nde yıl simgeleyen hayvanlardan biridir (Fo- toğraf 5) . On iki yılı sürekli devir halinde barındıran bu takvimde her yıl için bir hayvan belirlenir ve ilgili olduğu hayvanın adını alır. İslâm ve Türk âlimleri bu takvime Tarih-i Türki, Tarih-i Türkistan, Tarii Khita ve Uygur veya Sâl-i Türkân (Türk yılı) adını verirler (Turan, 2009, s.32).


Türkçe Moğolca Çince
Sıçgan Khuluguna Chou Tse
Ud Uker Niou Tch’eou
Bars Bars Hou Yin
Tavışgan Too lai Tou Mao
Lu Loo Long Tch’en
Yılan Makkoi Chö Sseu
Yond Morin Ma Wou
Koy Khoin Yang Wei
Biçin Meçin Heou Chen
Taguk Takıya Ki Yeou
İt Mokkai K’iuan Sin
Tonguz Khokai Tchou Hai

Türkçe sütundaki adların günümüz Türkçesindeki sıralanışı şöyledir: Sıçan, sığır, bars, tavşan, ejder, yılan, at, koyun, maymun, tavuk, it, domuz.

Kâşgarlı Mahmud’un Dîvân-ü Lûgat it Türk, Celâlüddîn Mehmed Abdullah’ın Tuhfet ül Müneccimîn ve Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Ma’rifetnâme’ sinde Tavuk Yılı ile ilgili hükümler bulunmaktadır.

“Dîvân-ü Lûgat it Türk: Yiyecek çok olur, fakat bu hayvan yerken yiye- ceğini karıştırdığından karışıklık çıkar. Tuhfet ül Müneccimîn: Hastalık çok olur, bazı yerlerde zelzele tahribat yapar, alış veriş kesilir, eşya pa- halanır, bazı yerlerde büyük harpler olur. Halk hakikatsiz, mürüvvetsiz ve vefasız olur. Hububat az olur. Hayvanat çoğalır ve kadın hastalıkları, çocuk düşürmeler olur. İlkinde doğan çocuk iyi suratlı, metîn ve akıllı olur, ortasında doğan çocuk müfsid (karıştırıcı, nifak koyan) ve şerir (kötülük yapan, hayırsız) olur, sonunda doğan iyi sözlü, rey (akıl) ve tedbir sahibi olur. Ma’rifetnâme: Hastalık yok, hububat ve meyvalar bol, kışı yumuşak ve uzun olur. Hamile kadınlara âfet iner. Evvelinde doğan güzel, kıymeti az olur. Ortasında doğan müezzi (eziyet çektiren, eza veren) olduğundan halk ona düşman olur. Sonunda doğan cömerd, misafirperver olur” (Turan, 2009, s. 100-105).

Türk düğün geleneğinde gerdekten önce damat ve geline tavuk yedirme geleneği mevcuttur. Bunun sebebi tavuğun döl ve bereket timsali oluşundan kaynaklanmaktadır (Akalın, 1993, s. 123).

Geçmişten gelen adetlere göre tavuk yılı, isyan yıllarıdır. Bu yılda doğanlar karşı cins- tekilere ustaca tuzaklar hazırlarlar. Bunu kendileri için değil becerilerini ve ustalıklarını göstermek için yaparlar. Eli sıkı insanlardır, fakat gayretli ve güçlü kuvvetli olmalarıyla da dikkati çekerler. Onlardan fazla cömertlik beklememek gerek. Fakat, onlardan çok uzaklaşmak da gerekli değildir. Kötü iş yapmaya karşı kendilerini engelleyebilirler, her yerde güç ve kuvvet kullanmaktan imtina ederler. Erkekleri gururlu olmalarına rağmen saygı ve hürmette kusur etmezler.Edep, ahlak, kanun ve kurallar bu gruptakilerin hoşlan- dıkları terimlerdir (Biray, 2009, s.9).

İslâm inancında birçok Hadis’te horoza rastlamak mümkün. Sahih hadislere göre: Hz. Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor. “Resulullah (aleyhisselâtu vessaelâm) buyurdular ki:

“Horozların öttüğünü işittiğiniz vakit, Allah’tan lütuf ve ikramını talep edin. Zira onlar

bir melek görmüştür. Merkebin anırmasını işittiğiniz zaman şeytandan Allah’a sığının. Çünkü o da bir şeytan görmüştür.”

Horoz diğer havanlardan farklı özellikler taşır. Gecelerin uzayıp kısalmasına rağmen o, fecir öncesi ve fecir sonrası ötüşlerini aksatmaz. Şafîîler, sabah vaktinin tayininde ho- rozların ötmesini esas alarak hükme bağlamışlardır. Bir başka rivayette “Horoza söv- meyin. Çünkü o, namaza çağırır” buyrulmuştur. Resulullah, horozun ötüşlerinin tesadüfi olmadığını, ilahi irade ile melek tarafından uyarıldıklarına dikkat çekmektedir. O esnada

yapılacak duaya meleğin “amin”i kazanılabilir. Böylece duanın kabul görme şansı artar. Bu durumda horoza sövmek ya da hakaret etmek caiz değildir. Şarih Davudî’ye göre horozdan beş şey öğrenilir der: Güzel ses, seherde uyanma, kıskançlık, sehavet (cömert- lik), kesratü’l- cima (çoğalma).” (Canan, 1993, C.16/s.393-394).

Sahih olmayan bir hadiste, Allah’ın arşın altına kanatları inci ve altınla donatılmış horoz biçimli bir melek koyduğu ve bu horozun gece bittiği vakit, diğer horozların ötmesi için kanatlarını açtığı anlatılmaktadır. Ayrıca bu konuyla ilgili minyatürlere Miracname’de rastlanmaktadır (Fotoğraf 6-7).



Türk Halk Oyunlarında Tavuk ve Horoz

Horozu konu alan oyunlara Erzincan’da (Horoz) ve Sakarya’nın Geyve ilçesinde (Ta- raklı horosu) adıyla rastlanmaktadır (Ay, 1990, s.105-109).

Bunların dışında M. Ragıp Gazimihal’in tespitine göre Kars’ta kadınlar arasında tek

oynanan ve türkülü Horoz Oyunu mevcuttur (Gazimihal, 1997, C.3, s.40).

Yaptığımız araştırmada tavuğu konu alan oyunlara Erzurum dışında Kars, Ardahan Artvin (Şavşat ve Ardanuç)’de Tavuk Barı adıyla oynanan oyuna rastladık. Bu bölgede oynanan tavuk barı Erzurum’da oynanan tavuk barından oldukça farklıdır. Erzurum’da tavuğun hareketleri taklit edilirken, bu yörelerde başta tavuğu simgeleyen ve elinde kam- çı ya da kemer olan kişi bulunurken, arkasında serçe parmaklardan tutan diğer oyuncuları da tavuğun civcivlerini simgeler. Baştaki oyuncu zaman zaman oturur vaziyette yürür, zaman zaman ayakkabısını çıkarır ağzına alır, bazen oyuncuların yere yatmasını ister. Bu hareketleri yapmayan oyuncuları elindeki kamçı ya da kemerle cezalandırır. Bayburt yöresi halk oyunları üzerine bilimsel araştırmaları ve derlemeleri bulunan Kocaeli Üni- versitesi Öğretim Görevlisi Nejdat Şası’dan edindiğimiz bilgiye göre aynı oyuna hem Bayburt’ta Tavuk Barı adıyla oynanan Erzurum’da oynanan tavuk barının yürüme ve çökmelerinin aynı olan fakat tavuğun diğer hareketlerini içermeyen türü hem de Kars, Ardahan ve Artvin’de oynanan türü mevcuttur. Bayburt’un Pulur Köyü ve civarında Ta- vuk Barı’nın dikkate değer farklılığı, oyuna damadın da dahil edilmesinden dolayı Damat Süründürme Oyunu adıyla da oynanmasıdır.

Erzurum kadın bar oyunlarında Ağca Ferikler adıyla oynanan bir oyun mevcuttur. Ferik tavuk türünün yörede olgunlaşmamış ve henüz yumurtlamaya başlamamış genç dişilerine verilen addır. Bu barda ağca ferik diye hitap edilen genç kızlar, yaşlı kadınların tarlaya gidişini, hamur yapışını, ekmeği açışını, delikanlıların tarla biçmesini canlandırır- lar. Sözlü kadın bar oyunlarımızdan olan bu barın sözleri şöyledir:

Hayvan taklitli oyunlardan olan Ağca Ferikler barı kadın barları formunda ve toplu oynanan bar özelliğindedir. Oyuncular sıra halinde dizilirler ve çift beyaz güvercin ba- rında olduğu gibi sağ ayakla sağa doğru sağ-sol sağ adımlamadan sonra sola dönülerek sol-sağ-sol adımlama yapılır. Taklidi yapılacak konu söylendiğinde öne doğru sağ-sol- sağ, sol-sağ-sol adımlama ile çıkılır ve taklit yapıldıktan sonra yine aynı adımlama ile oyuncular geriye hareketle yerlerini alırlar.

Kaynaklarda Erzurum Tavuk Barı

Tavuk Barı hayvan taklitli oyunlara oldukça ilginç bir örnek olsa gerek birçok kay- nakta yer verilmiştir.

Numan Sırrı Erzurum erkek barlarının sonuncusu olarak verdiği Tavuk Barına ad ola- rakHikâri veya Tavuk Barı ifadesini kullanmıştır (Sırrı, 1929, s.14).

M. Ragıp Gazimihal’e göre Tavuk Barının bir diğer adı Hikari’ dir. “Hakkâri yö- remizle alakası görülen, Erzurum Barlarından” şeklinde bir de tespitte bulunmuştur ( Gazimihal, 1999, Cilt:III, s.114).

Naciye Akyıldız, Erzurum Barlarından bahsederken, sıralamada Hakkâri Barı adı ile bir bar nakletmiştir. Tavuk Barını Turna Barı ile birlikte taklitli oyunlardan saymıştır (Ak- yıldız, 2000, s.46-47).

Yukarıda verdiğimiz kaynaklarda Hikâri Tavuk Barına verilen diğer bir ad olarak kul- lanılmıştır. Yaptığımız araştırmada (Hikâri) kelimesinin anlamına herhangi bir sözlükte veya kaynakta rastlayamadık. Kanaatimizce günümüzde kullanılmayan fakat 1930’lu yıl- larda Erzurum’da tavuğun diğer adıdır.

İhsan Coşkun Atılcan’ a göre Tavuk Barının bir diğer adı Felek Barı’dır, Felek adı (Ferik) den türemiştir (Atılcan, 1991, s.79).

Cemil Demirsipahi’ye göre de Tavuk Barının diğer adı Felek’ dir (Demirsipahi, 1975, s. 211).

Dr. Lütfi Sezen Tavuk, diğer adıyla Felek oyununun birde türküsü olduğunu naklet- mektedir. Türkünün sözleri şöyledir (Sezen, 2013, s. 38).

Un eledim eleğinen Un elerler ince ince

İşim döner feleğinen Felek sonra halin nice

Eşin kızlar mezerim’i Yar peşinen gide gide

Altın saplı küreğinen Felek sormaz halin nice

Un elerler ince ince Felek sormaz halin nice Yar peşinde gide gide Felek sormaz halin nice

Erzurum barları hakkında görüşlerine başvurduğumuz eski Erzurum Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Müslüm Çağlar’ın eski Barbaşılarından Ömer Göçmenli’den naklet- tiğine göre

“Tavuk Barının diğer adı Hikâri Barıdır, fakat bazılarıda ferik barıda derler,bu bara bacaklarına güvenenler girerdi. Oyunun çökme bölümünde parmak uçlarında bacaklar tit- retilerek yavaş yavaş çökülür ve yine bacaklar titretilerek kalkılır, tam çökme bitti zanne- dilirken tekrar çökmeye geçilir, bu çökmeye dayanamayanlar sırt üstü düşerlerdi. Oyunun sonuna askerde yaptığımız kaz yürüyüşü gibi yürüyüşte eklenebilir”.

Felek Barı nasıl oynanırdı? Sorumuz üzerine Göçmenli: “Felek başka bir bardır” di- yerek Felek barını sözlerine uygun, un eleme, mezar kazma hareketlerinin yapıldığı bu oyunu uygulamalı olarak gösterdi. Felek barının sözleri şöyledir:

Un eledim eleğinen ———————–Eşin eşin derin olsun

Çarkım döner feleğinen —————–Sular serpin derin olsun

Eşin kızlar mezerimi ——————–Eşin kızlar mezerimi

Altın saplı kazmayınan —————–Sevdiceğim gelin olsun

       Ezmeyinen üzmeyinen-Yar bulunmaz gezmeyinen-En kızlar mezerimi- Altın saplı kazmayınan                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  

Söz kurgusuna göre mezar eşme veya un eleme hareketleri yapılan bu bar taklitli oyunlardan olmakla birlikte, ekip halinde oynanan düzenli barlardan olmadığı, bir veya birkaç kişinin serbest oynandığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Sözlerinin farklılığı husu- suna gelince, eşin kızlar mezarımı/ altın saplı küreğinen veya eşin kızlar mezarımı / al- tın saplı kazmayınan şeklindeki sözlerle Anadolu’nun birçok bölgesinde söylenen Felek türküsü karşımıza çıkmaktadır. Müslüm Çağlar’ın eski Barbaşılarından Lütfi Aladağ’dan naklettiğine göre yine Tavuk Barının başka bir adının olmadığı, bugün oynanan Tavuk Barında mevcut olan ikinci çökmeden sonra yerde yürüme ve sağa sola el vurarak dönüş- lerin 1960 yılından sonra ilave edildiğidir. Ondan önce sadece uzun süreli çöküp kalkışlar yapılarak oyun sonlandırılırdı.

Müslüm Çağlar’dan edindiğimiz bu bilgiler, Atılcan’ın Felek Barının Ferik’ten gel- diği ifadesini doğrulamaktadır. Zira güfteli Erzurum Erkek Barı mevcut değildir. Bazı kaynaklarda güfteli Erkek barları olarak nakledilen oyunlar Erzurum’un ilçelerinde Ha- lay türü oyunlarda mevcuttur. Bu oyunlar Delloy, Temirağa, Tamzara( Tanzara), Aşırtma, Daldalandır.

Erzurum Tavuk Barının Oyun Çözümlemesi

Oyun eller avuç içinden kenetlenir ve kollar aşağı doğru düz ve arkaya saklanarak kapalı tutuşla başlar. Oyunun yürüme bölümünde kollar omuz hizasında düz bir şekilde uzatılarak açık tutuşla devam eder.

Oyunun başında dizler hafifçe sağ ve sol ayak topuklardan kaldırılarak öne çıkartı- larak yaylanma yapılır. Komutla birlikte sağ diz geri çekilirken sağ ayakla öne doğru adımlamaya geçilir. sağ-sol-sağ ayakla yapılan üç adımlamadan sonra, sol ayak parmak ucu öne değdirildikten sonra sol ayak üzerine basılarak sağ-sol-sağ adımlama ile geriye üç adım atılır. Geri adımlamada ayaklar yere doksan derece katlanır ve taban yere teğet bir şekilde çekilir. Geriye doğru yapılan adımlamanın sonunda sağ ayak yarım adım öne konularak diz geriye doğru çekilir ve arkasından tekrar öne yürümeye geçilir.

Öne ve geriye birkaç tekrardan sonra komutla birlikte sağa doğru yürümeye geçilir. Yana yürümede ekip oyuncuları kollarını omuz hizasına kaldırırlar ve bar açık tutuşla devam eder. Yana yürümede adımlama öne yapıldığı gibidir, tek fark adımlar sağa doğru atılır ve Erzurum barlarının genel karakteristik özelliği olan yarım ay şekli alınır.

Oyunun ikinci bölümünde yana yürümenin birkaç tekrarından sonra zurna (mi) sesini birkaç ölçü uzatınca çökme figürünün başlayacağını oyunculara duyurur. Geriye yapılan üç adımın ardından sağ- ve sol ayak tabanı birkaç kez yere sürterek çekmenin ardından

dizler yana doğru açılarak ayak parmaklarının üzerinde yaylanarak ve dizler titretilerek yavaş yavaş çökülür. Tam oturma gerçekleşmeden tekrar kalkışa geçilir. Bar başının diğer oyuncuların dayanıklılığını test ettiği bu oturuş bazen birkaç tekrar devam eder. Komutla ayağa kalkılır ve oyunun üçlü adımla yapılan yana yürümeye geçilir.

Oyunun üçüncü bölümünde bu kez de zurna (re) sesini birkaç ölçü tekrarlaması ikinci çökmeye geçilir. Bu bölümde diz titretilerek yapılan birkaç çökmenin ardından, oyun- cular ellerini bırakarak el çırparak ayak parmaklarının ucunda sağa doğru kaz yürüyüşü tabir edilen vaziyette birkaç adım atıldıktan sonra sağ ayak önde sola tam dönüş yapılır. Sağ dönüş tamamlandıktan sonra bu kez de sol ayak yarım adım önde sağa doğru dönüş yapılır. Dönüş figürü bittiğinde oyuncular tekrar ellerini kenetleyip, ayaklarını titreterek yavaş yavaş kalkarlar. Bu kalkış sonunda çökme tamamlanmıştır. Ekip oyuna başladığı yere kadar adımlama figürünü tekrarlayarak gelir ve ekip yerini aldıktan sonra oyun son- landırılır.

Erzurum Tavuk Barının Ritm ve Ezgi Çözümlemesi

Oyunun ritmi (2+3+2+3) şeklinde 10/8’lik bileşik usuldedir. Oyunun sonuna kadar ritim değişikliği yoktur. Oyunun müziği Yanık Kerem (Hicaz Makamı) dizisidir.

Durağı: Dügâh perdesidir.

Seyri: İnici-çıkıcı, bazen de çıkıcı olarak kullanılmıştır.

Dizisi: Yerinde Hicaz dörtlüsüne Nevâ’da Râst beşlisinin eklenmesinden meydana gelmiştir. (Hicaz dörtlüsü + 4. derecede Râst beşlisi).

Güçlüsü: Hicaz dörtlüsü ile Râst beşlisinin ek yerindeki 5. Derece Nevâ perdesidir.

Üzerinde Râst çeşnisi ile yarım karar yapılır.

Genişlemesi: Hicaz makamı hem dizinin tiz tarafından, hem de pest tarafından, yani durağın alt tarafından genişleyebilir (Özkan, 1994, s.140-141).

Sonuç

Türk kültüründe oldukça önemli bir yere sahip olan hayvanların oyunlarda da yansı- masının en dikkat çekici örneklerinden biri olan Erzurum erkek barlarından Tavuk Barı hakkında birçok kaynakla karşılaşmak mümkündür. Bu kaynaklarda kullanılan Hikâri Barı Tavuk barıyla birlikte kullanılması zamanla Hakkari’ ye dönüşmüştür. Hatta Erzu- rum Barları nakledilirken Tavuk Barı yanısıra Hakkari Barı diye bir başka bardan söz edilmektedir. Aslında oyun türü halay olan Hakkari oyunları sola doğru oynanan, yani ekip başının solda olduğu bir oyun düzenine sahiptir. Gerek coğrafya bakımından ve ge- rekse kültürel bakımdan hiçbir yakınlığı olmayan bu iki il arasında nasıl bir bağlantı ku- rulduğu anlaşılamamıştır. Yine bazı kaynaklarda Tavuk Barına bir diğer ad olarak Felek Barı ifadesi yer almaktadır. Yörede henüz yumurtlamaya çıkmamış civcivin büyüğüne verilen ad olan Ferik zamanla Felek olmuştur. Zira Erzurum erkek barlarında sözlü bar yoktur. Kaynak kişilerden edindiğimiz bilgilere göre sözlü oynanan Felek Barı aslında sözlerine uygun figürlerin yapıldığı taklitli bir oyundur ve Tavuk barıyla bağlantısı yok- tur. Bacaklarına güvenenlerin oynadığı bu barda Dadaşlar, ayaklarını titreterek yere çö- küp kalkan ve rakibinin etrafında kanat açarak dönen, savaşçı ruhuyla ün yapmış horozu sembolize ederler.

KAYNAKÇA

And, M. (1990). Türk minyatürlerinde kuşlar. Türkiye İş Bankası Kültür ve Sanat Dergisi.

5,14-15.

Akalın, L.S. (1993). Türk folklorunda kuşlar. Ankara: Ersa Matbaası Akyıldız, N. (2000). Türk halk oyunları. (1. Basım). İstanbul: Turan Ofset.

Atıcan, İ. C. (1991). Erzurum barları ve yöresel giysileri. İstanbul: Dinç Matbaası. Ay, G. (1990). Folklora giriş. İstanbul: Pan Yayıncılık.

Bulut, S. (1991). Kuşaktan kuşağa Erzurum folkloru. Ankara: Emekli Ofset

Canan, İ. (1993). Hadis ansiklopedisi(Kütüb-i Sitte). C.16, İstanbul: Akçağ Yayınevi, s.393-394.

Demirsipahi, C. (1975). Türk halk oyunları, (1. Basım). Ankara: Türk Tarih Kurumu Ba- sımevi.

Gazimihal, (1997). Türk halk oyunları kataloğu. C.(III), Ankara: Kültür Bakanlığı Ya- yınları.

Kırzıoğlu, N. (2001). Altaylar’dan Tunaboyu’na Türk Dünyası’nda ortak yanışlar (motif- ler). Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.

Özkan, İ.H. (1998). Türk mûsıkîsi nazariyatı ve usûlleri. (5. Basım). İstanbul: Özener Matbaası.

Sezen, L. (2013). Erzurum folkloru. (3. Basım). Erzurum: Mega Ofset Matbaacılık. Sırrı, N. (1929). Erzurum oyunları ve oyun havaları. İstanbul: İktisat Matbaası Turan, O. (2009). Oniki hayvanlı Türk takvimi. İstanbul: Yaylacık Matbaası.                                                                                                                                                                                                                  Yrd. Doç. DrAraş.Yazar:Ahmet Selim DOĞAN (*)  Hocamıza Ve Kaynaklara Teşekkürü Borç Biliriz.