KURAN AHLAKI VE DADAŞLIK VASFI

/ 24 Mart 2021 / 781 views / yorumsuz
KURAN AHLAKI VE DADAŞLIK VASFI
Listen to this article

KURAN AHLAKI VE DADAŞLIK VASFI

YAZAR: MUSTAFA ALTUNOKErzurumlu olmanın en kıvanç verici ifadesi olan ‘dadaş’ deyimi, özü itibariyle ‘kardeş, mert, delikanlı, yiğit, cesur, kahraman, doğru, dürüst, namuslu ve inançlı’ gibi anlamlara gelmektedir. Dadaş olmak, gerçekten de bir Erzurumlu için onurdur. Nitekim ülkemizin her yerinde bu kavram sevilip itibar görmektedir. Erzurumlu olduğunu söyleyen bir kişiye hemen, ‘dadaş mısın?’ sorusunun sorulup özel bir ilgi gösterilmesi, bunun en sade ispatıdır. Öyle ki bu söylem vatanımızın dört bir köşesinde halkımız tarafından tescillenmiştir. Dadaş olmak, bizim için onurdur. Bunu dadaşlarla ilgili yazmış olduğum bir şiirde şöyle anlatmaya çalıştım;

Dadaş

Erzurum denilince, akla hep sen gelirsin,

Seni gören zalimler, korkusundan delirsin!

Palandöken gibisin, erimez kar başında,

Kartal gibi bakarsın, oynarken bar başında!

Cirit atar meydanda, atını koşturursun,

O yiğit duruşunla, neslini coşturursun!

Oltu taşı tesbihi bir başka çekersin sen,

Narman’da yüreklere, umutlar ekersin sen!

Sevmezsin kahpeliği, aşığısın mertliğin,

Yalnız soğuktan değil, kaşındandır sertliğin!

Kuvvetlidir bileğin, gözün pektir her zaman,

Saldırır düşmanlara, vermezsin asla aman!

Mavi ile beyazın buluştuğu renk sensin,

Tarihe damga vurmuş, unutulmaz cenk sensin!

Ölümüne korursun şu bulunmaz vatanı,

Unutmazsın can verip şehit olan atanı!

Efeler var egede, doğuda sensin nefer,

Omuz omuza verip, düzenlersiniz sefer!

Sana engel dayanmaz, ne kadar yol varsa aş,

Sen şu aziz milletin, kahramanısın dadaş!

KURAN AHLAKI VE DADAŞLIK VASFI
KURAN AHLAKI VE DADAŞLIK VASFI

Dadaş sözcüğünün gönüllerde bu denli yer tutmasının asıl sebebi, elbette ki taşımış olduğu mana ve buna yönelik sergilediği düsturdur. Ki bunu tarih boyunca ortaya koymuş olduğu duruşuyla kanıtlamıştır. Dadaş, şehit kanlarıyla sulanmış olan bu aziz toprakların en önde gelen muhafızıdır. Bunu ise sadece yüreği ve bileği ile değil, aynı zamanda ahlâkı ve kültürüyle de öne çıkarmaktadır. Dadaş yalnızca erkekler için kullanılan bir nam da değildir. Erzurum’un kadını bile dadaştır. Beşikteki bebeğini bırakıp cepheye koşacak kadar yiğit olan Nene Hatun, bu hususta verilecek en önemli örnektir.

Dadaş ki Türk’ün, Türk Kültürü’nün ve Türk Ahlâkı’nın katıksız temsilcisidir. Öyle ise bir dadaşın özünü ahlâk ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla dadaş, doğru sözlü olup yalandan nefret eder. Tutamayacağı sözü vermez, verdiği sözden caymaz. Peygamberimizi örnek almaya çalıştığı için, emin ve güvenilirdir. Emanete hıyanet etmez. Hiçbir mazluma zulmetmez ama hiçbir zalime de boyun eğmez. Rüzgâra göre şekil almaz. Çünkü o, bin yıllık çınar gibidir. Kimsenin namusuna göz dikmez. Edepli ve iffetlidir. Aynı zamanda yardımseverdir. Garibana el uzatır, ekmeğini yoksulla paylaşır. Kibirli değil, tam aksine mütevazidir. Neyse odur. Yani özü sözü birdir!

Evet! Dadaş bu ve benzeri daha nice kıymetli vasfıyla tam bir ahlâk timsalidir. Şu ki dadaş denildiğinde ilk akla gelmesi gereken özelliği, az önce de değindiğim gibi ahlâklı oluşudur. Kur’an denildiği zaman da akla öncelikli olarak ahlâk gelir. Bu yönüyle dadaş, Kur’an’da belirtilmiş olan mü’min özelliklerine sahiptir. Peygamberimizle ilgili bir âyetin meâlinde şöyle buyrulmaktadır:

‘Muhakkak ki sen muazzam bir ahlâk üzeresin!’

   (Kalem Sûresi وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ  4 Âyetin Meâli)

Peygamberimizin ahlâkından bahseden bu âyetin meâline dikkat ettiğimizde görürüz ki, ahlâk bir müslümanın olmazsa olmaz en temel yönüdür. Ahlâkın olmadığı bir yerde, imandan da bahsedemeyiz. İslam’ı bir binaya benzettiğimizde, ahlâkın bu yapının temeli olduğunu söyleyebiliriz. Biliyorsunuz bir binanın temeli ne kadar sağlam olursa, hem üzerine o kadar kat atılabilir hem de depremlere karşı o kadar dayanıklı olabilir. Bu durum bir mü’min için de geçerlidir. Bir mü’minin temeli yani ahlâkı düzgün olmalıdır ki, üzerine imanın katları inşâ edilebilsin. Aksi takdirde ahlâkı bozuk bir müslüman tipi ortaya çıkacaktır ki, işte bu sıkıntı sadece iman edenleri değil tüm dünyayı derinden etkileyecektir. Şöyle ki bugün ahlâkı oturmamış nice sözde müslüman, ne yazık ki her türlü rezilliği sergilemektedir. Örneğin hem namaz kılmakta, hem de dedikodu edip halkın kusurlarını araştırmaktadır. Hem oruç tutmakta, hem de suçsuz insanlara iftira atmaktadır. Hem hacca gitmekte, hem de sahtekârlıkla garibanların ekmeğine göz dikmektedir. Bu misalleri daha da arttırabiliriz. Kısacası hem ibadet etmekte, hem de ahlâksızlık yapmaktadır. Bu ise sadece kendine değil, müslüman kimliğine de zarar vermektedir. Üstelik bu gibi ahlâk dışı davranışlardan dolayı, İslam Ümmeti bir türlü huzura ve huşuya yani felaha erişememektedir. Dahası başı bir türlü beladan, musibetten, zulümden, işkenceden ve yoksulluktan kurtulamamaktadır. İşte bu anlamda dadaş, günümüzde bile ahlâki yapısını korumaya çalışanların yani Kur’an’a göre hareket etmeye uğraşanların başında gelmektedir. Bu açıdan baktığımızda, dadaşın çok önemli bir misyonu temsil ettiğini görürüz. Öyle ya! Dadaş sadece Erzurum’u ya da Türk’ü değil, en önemlisi imâni ve ahlâki yönden Kur’an’da bahsedilen mü’minleri temsil etmektedir. Örneğin mü’minlerin vasıflarıyla ilgili bir âyetin meâlinde şu şekilde buyrulmaktadır:

‘Onlar Rableri’nin rızasını dileyerek sabreder, salâtı ikame eder, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık hâyra harcar ve kötülüğü iyilikle savarlar!’                                                                                                                        (Rad Sûresi وَالَّذ۪ينَ صَبَرُوا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَؤُ۫نَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِۙ  22           Âyetin Meâli)

Yine mü’minlerin güvenilir oluşuna yönelik bir âyetin meâlinde şöyle bir açıklama yapılmaktadır:

‘Onlar öyle kimselerdir ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. Ve yine öyle kişilerdir ki, şahitliklerinde doğrudurlar!’

(Meâric Sûresi /   وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ      32,33            وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ    Âyetlerin Meâli)

Şu âyetin meâli de mü’minlerin nitelikleriyle ilgilidir:

‘Onlar ki kendilerine bir saldırı olduğu vakit birbirleriyle yardımlaşırlar!’

(Şûra Sûresi /  وَق۪يلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ      39  Âyetin Meâli)

YAZAR: MUSTAFA ALTUNOKTüm bu ve benzeri âyet meâllerini incelediğimizde görürüz ki, bir dadaşın ortaya koymaya çalıştığı ahlâki yaşantı, Allah’ın Kur’an’da belirtmiş olduğu ve öncülüğünü peygamberimizin yapmış olduğu ahlâk anlayışıdır. Dadaş, bu manada Kur’an Mü’mini’dir. Dadaş ahlâkını Kur’an’dan alan, Kur’an’a göre yaşamaya çalışan ve bu konuda peygamberimiz Hz.Muhammed(s.a.v.)’i örnek almaya çabalayan kişidir. O yüzden yine belirttiğim gibi, bizler dadaşlar olarak bu misyonumuzun farkında olmalı ve her zaman ona göre hareket etmeliyiz. Elbette ki söylediğimiz bu ifadeler örneğin İzmir’deki efe kardeşlerimiz, Elazığ’daki gakkoş kardeşlerimiz, Rize’deki laz kardeşlerimiz ve ülkemizin her ilindeki tüm halkımız için geçerlidir. Bizler hep birlikte bir milletiz. Bizler ‘Millet-i İbrâhim’ yani ‘İbrahim’in Milleti’ndeniz’.

Araş.Yazar: Mustafa Altınok

Yorum yaz

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.