Haziran 14, 2024

ÂŞIK HÜSEYİN SÜMMANİOĞLU İLE YAPILAN SORULU-CEVAPLI GÖRÜŞME  METNİ 

0
RÖPORTAJ SELİM ADIM 

Soru 1 : Değerli üstadım, öncelikle görüşme talebimizi kabul ettiğiniz için sonsuz teşekkürler. Bizi evinizde ağırladığınız için ayrıca teşekkür ederim.Türk Halk Edebiyatının yaşayan en önemli şahsiyetlerinden birisiniz ve bizler sizi Âşık  Hüseyin Sümmanioğlu olarak tanıyoruz.Bilmeyenler için, asıl isminiz nedir, nerelisiniz, doğum tarihinizi söyleyebilir misiniz?

Cevap 1 : Selim Bey,asıl biz size teşekkür ederiz.Böyle bir çalışmaya bizleri dahil edip gençlerle buluşturduğunuz için.Gelelim sorunuza, nüfusta ki isim ve soy ismim Hüseyin   YAZICI. Erzurum İli, Narman İlçesi, Samikale köyündenim. 1937 yılında dünyaya gelmişim. Babam edebiyat tarihindeki yerini altın harflerle almış Âşık Sümmani’nin büyük oğlu Şevki çavuştur.Babam Kurtuluş Savaşı gazilerindendir. Kendisi farklı cephelerde altı yıl askerlik yapmış birisidir. Babam, o zamanın savaş, yoksulluk ve gurbet acıları yüzünden Âşıklık mesleğini gereğince icra edememiştir. Tüm bu şartlara rağmen yine de bizlere bu mesleği öğretmeye çalıştı.Şevki Amcamın oğlu yine Türkiye çapında ozan olan rahmetli Nusret Toruni’dir. Onu ve beni yetiştiren yine  babam ve amcamdır. Babam 1947 yılında vefat etti. On yaşlarındaydım. Babam bana nasihatler eder, Sümmani’den şiirler okurdu. Bir gün beni, Nusreti, Nusret’in abisini ve ablamı yanına  çağırdı.Bizlere, Sümmani’nin hatıralarından olan altmış kıta şiiri ezberlettireceğini söyledi. Bizlere kendine has yöntemiyle bu şiirler ezberlettirdi. Şiirler, genelde dört, beş,bazen altı kıta olurdu.Bize şiirleri şöyle ezberlettirirdi. Biz dört kişiyiz,  şiirler de dört mısra olduğu için her mısrayı birimiz ezberlerdik.Sonra diğerlerinin ezberlediği mısraları birbirimize okur ve öylece hepimiz bir kıtayı ezberlerdik.Diğer şiirleri de böyle yapa yapa hepsini ezberlemiş olduk.

Soru 2    :  Ozanlığa ne zaman başladınız, ustanız var mı, mahlasınızı kim verdi?

Cevap 2 :1947 yılında yukarıda anlattığım gibi  çocukken babamın teşvikiyle bu işe gönül vererek başladım. İlk hocam babamdır. Evimiz Sümmani’nin doğduğu ev olduğu için Türkiye’nin her yerinden ziyaretçiler gelirdi.Bu ziyaretçiler genelde şairler, edebiyatçılar ve aşıklar olurdu. Her gelen hele bize; “ Dedenden, babandan birkaç  şiir oku derlerdi.” Ben de ezberlediğim şiirlerden okurdum, lakin gelip gitmeler  her sene tekrar ediyordu. Diğer Âşıklar gibi çalıp söyleyemediğim için bu durum içimde sıkıntıydı. Acaba benim de bir sazım olur mu diye çok içlenip düşünüyordum. Günlerden bir gün halamın kızının evli olduğu köye Narman’ın Çimenli köyünden Tahsin Usta denilen zat ile evli idi. Tahsin usta durumumu bildiği için alet edavatını eline aldı ve bana çam ağacından saz yaptı. Sazın telleri, büyük kamyon tekerlerinin içinden söktüğü teller idi. Perdelerini de mumdan yapmıştı. İlk sazım odur. Köyde çalıp söylerken,  kazaya (Narman) çağrıldım.Kazadan şehre (Erzurum) götürdüler.Yıllar geçtikçe namımız yayıldı.O gün bugündür de devam ediyoruz.Mahlasımı ise kendim aldım.


Soru 3 :  Bade nedir? Badeli aşık mısınız?

Cevap 3: Bade, Cenab’ı Allahın bir lütfudur. Bade,bir şerbettir. Bade, içene vardır içmeyene yoktur.Bade bir ilimdir,  inanana vardır inanmayana yoktur.Birileri o badeyi rüyada doldurur ve size verir, siz de içer badeli aşık olursunuz. Bade kesinlikle vardır ve ben buna gönülden inanıyorum. Mesela dedem Sümmani badeli bir Âşıktır. Ben badeli Âşık değilim. Ancak bu yolda gayret edip çalışırsanız Rabbim size kolaylık sağlar. Ben de çok çalıştım. Hatta bir ifadem vardır o da şöyle;

Kabiliyet tadı haktır

Herkese nasip değil

Herkese nasip olması

Belki münasip değil.

Siz biliyorsunuz ama bilmeyen gençlerimize anlatayım. Allah iki çeşit ilim vermiştir. Biri Vehbi ilim, diğeri Kesbi ilimdir. Allah’ın sıfatları vardır; biri Zati diğeri ise Subuti sıfatlarıdır. Subuti sıfatlarından biri de  ilimdir. Bütün ilimler Allahın ilim sıfatından tecelli etmiştir.Peygamberlere verilen ilim ve kitaplar Allah’ın Vehbi ilminin tecellisidir.  O yüzden derler ki; Allah  ilimi isteyene, malı istediğine verir.İnsanlar cüzi irade ile çalışarak üst makamlara gelirler.Okumak güzel şeydir. Okuyan bilir, bilen konuşur. Okumak güzeldir, lakin, okuduğunu anlamak daha güzeldir. Anlatılanı dinlemek güzeldir, lakin dinlediğini anlamak daha güzeldir. En güzeli ise bunları sevmektir.Çünkü, Allahu Teala her şeyi sevgi üzerine yaratmıştır.

 Soru 3) Aşk ve Âşıklık nedir biraz bahseder  misiniz?

 Cevap 3: Âşıklık basamak basamaktır.Bu basamakları şöyle sıralarsak; 

1) Halk aşıkları  

2) Tekke aşıkları 

3) Divan aşıkları bunlara şair de denir. 

4) Hak aşıkları yani tasavvuf aşıkları diye sayabiliriz.

Bade konusunu ise, dedem Sümmani’nin ablak taşının dibinde uyuya kalıp rüyasında badeyi içtikten sonra söylediği zincirleme şiirindeki tarifine bakarak anlamaya çalışalım. 

Uyandım gafletten oldum perişan

Bir nur doğdu alem oldu ürüşan

Selam verdi geldi üç beş devrişan

Lisanları bir hoş sedasın tek tek

Lisanları bir hoş eyler avazı

Onlarda mevcuttur ilmi elfazı

Dediler; ceht edin kılak namazı

Aldılar abdestin edasın tek tek

Aldılar abdestin uyandım habdan

Aslımız yapılmış haki turabtan

Üç harf okuttular yeşil yapraktan

Okudum harfini noktasın tek tek

Okudum harfini zihnim bulandı

Yaralarım göz göz oldu sulandı

Baktım çar etrafa kadeh dolandı

Nush ettim kırkların badesin tek tek

Soru 4: Eğitim durumunuz nedir?

Köyde yaşadığımız için ancak ilkokulu okuyabildim. Sonra, babam beni medreseye gönderdi.İlerisini okuyamadım. Aslında çok okumak istedim. 

Soru 5: Kaç çocuğunuz var, çocuklarınızdan Âşıklık geleneğini sürdüren var mı? Bu işi yapmak isteyen gençlerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

Altısı erkek bir kız olmak üzere yedi çocuğum var. Bunlardan Âşıklığa heves eden olmadı. Gençlere tavsiyem çok okuyup çok dinlesinler. 

 Soru 6    : Kaç çırağınız var ve usta –çırak ilişkisi hakkında neler düşünüyorsunuz?

Cevap 6 : Çıraklıktan kurtulamadım ki çırak yetiştireyim.Şöyle söyleyeyim ki her insan birilerinin hem öğrencisi olur hem hocası olur. Çırağımız çok oldu ama isimlerini saymakla bitiremem.   

Soru 7 : Konya Âşıklar bayramına ve diğer festivallere hala katılıyor musunuz? Aldığınız ödüller var mı?

Cevap 7: Konya Âşıklar Bayramını tertip eden rahmetli Feyzi Halıcıdır. Bizi çokça davet etmiştir.Biz de o davetlere icabet etmişizdir.Bir kaç defa da  Selçuk Üniversitesinin yaptığı programlara katıldık. O zamanlar jüride Saim Sakaoğlu, Ahmet Kabaklı gibi önemli insanlar vardı. Özellikle atışma ve muamma dalında çok ödül ve sertifika aldım. Sadece Konya Âşıklar bayramına değil, Türkiye  çapında yapılan tüm  Âşıklar bayram ve festivallerine katılmışımdır. Şeref konuğu olarak çağırılan yerlere gidip bazen şiir okuyorum. Çünkü, sazımı dolabın üstüne koydum. Hatta bu saz koyma işi ile ilgili olarak  şu an aklıma gelen  irticalen bir şiir  okuyayım.  

Niye ağırladın gönül kervanım,

           Sis mi tuttu geçeceğin yolların

           Kimle pazar ettin demi devranın 

           Değişmişsin yeşillerin alların 

           Nereden topladın, nerye yetirdin

           Küçüklükte buldukların yitirdin

           Gençlik bir sofraydı yedin bitirdin

           Boş çanağa gel uzatma ellerin

      

          Hedefin yakındır gel uzağa atma

          Sel gibi kayadan kayaya çatma

          Cebine el atıp aynaya bakma

          Taramakla örtemezsin kellerin

   

          Bir söyle dünyada muradın neydi?

          Gençliğin çekilmez bir çelik yaydı

          Karamet mi büktü sitem mi eğdi ?

          Yük mü çektin kamburlaşmış bellerin?

          

Sümmanioğlu’nun fasılı kalır

          Parmaklar perdeye küsülü kalır

          Bir gün bir duvarda asılı kalır

          Koy pas tutsun sazındaki tellerin

 

 

Soru   8:  Âşıklar içinde en yakın arkadaşınız kim veya kimler?

Cevap 8: İlk zamanlar,  köyden Erzurum’a geldiğimizde burada Âşık Reyhani vardı.Reyhani usta bizden yedi sekiz yaş büyüktür. Bize Sümmani Baba’nın torunları diyerek ilgi gösterir beraber işler yapardık.Bir de  Âşık Ruhani vardı.Onunla da tanışıp bir araya geldik.O zamanlar, Erzurum Nazik çarşıda Çiçek Narman isimli bir otelin kahvehanesinde programlar yapıyorduk. Şavşatlı Deryami, Tortumlu  Ümmani vardı. Bu saydıklarım bizden yaşlı olanlardı.                                                     

RÖPORTAJ SELİM ADIM 

About The Author

Bir yanıt yazın