0 13 min 9 ay
Spread the love

KURTARICI ŞEHİR

1918 yılında 1.Dünya savaşının bitimi ile birlikte başlayan Milli mücadele, Türk Milletinin hürriyet, bağımsızlık ve egemenlik haklarını savunarak geçmişten gelen vakur millet, güçlü devlet duruşunu geleceğe taşımak için yapmış olduğu istiklal savaşı ve devrim mücadelesidir.

Bu mücadelede insanların olduğu gibi şehirlerinde üzerlerine düşen görevler olmuş her biri farklı özellikler ile anılmıştır. Bu şehirlerin kimi kurtarılmayı beklerken kimileri ise kurtarıcı olmuştur. Kimi işgal altında iken kimi cephe şehri olmuştur. Bazı şehirlerimiz ise milli mücadelenin simgesel şehirlerindendir. Erzurum ise milli mücadelenin hem simgesel hem de kurtarıcı şehridir. Kurtarıcı şehir kavramının çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Bu kavram ile işgal altında bulunan bağımsızlığı ve bütünlüğü tehlikeye düşen ülkelerin sürdürmüş oldukları bağımsızlık mücadelesinde fikri, hukuki, askeri ve kaynak tahsisi açısından önderlik yapılan şehirlere atıfta bulunmak için kullanmaktayız. Milli Mücadelemizin kurtarıcı şehirlerini belirlerken, Türk İstiklal Savaşı’nda önemli bir rol oynayan ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde büyük bir direniş gösteren şehirler Ankara, Sivas ve Erzurum’dur. Ankara, aynı zamanda Türk Kurtuluş Savaşı’nın merkezi haline gelmiş ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin yönetildiği yer olmuştur. Ankara, Türk milletinin milli iradesini temsil eden meclise ve onun bünyesinde kurulmuş olan Ankara Hükümeti’ne ev sahipliği yapmıştır. Mustafa Kemal, Ankara’ya gelerek burada Türk milletinin kurtuluş mücadelesini yönetmiş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmıştır. Türk milleti, düşman işgaline karşı göstermiş olduğu direnişte, milli iradesini hâkim kılmak ve bağımsızlığını korumak mücadelesini başarıyla sürdürmüştür. Ankara aynı zamanda Milli Mücadele döneminde sonra kurulan Cumhuriyetimizin kurucu şehridir. Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’dan önce Sivas ve Erzurum şehirlerinde toplamış olduğu kongrelerde bu mücadelenin yol haritasının belirlenmesini sağlamıştır. Bu özellikleri ile bu iki şehir kurtarıcı şehir tanımını hak etmektedir. Samsun, Mustafa Kemal’in Milli Mücadeleyi başlatabilmek için Anadolu’ya çıkış kapısı olma ve Havza ise Milli Mücadele fikrini açıklama konusunda simgesel değeri olan şehirlerimizdir. İstanbul, İzmir, Bursa, Aydın, Maraş, Antep, Adana ve diğer birçok şehirlerimiz ise ya kurtarılmayı bekleyen yâda cephe şehri olan şehirlerimizdir. İstanbul ve İzmir Milli mücadelemizin, İstiklal Savaşımızın kızıl elması olan şehirlerimizdir.

Milli Mücadele döneminin şehirlerini kısaca özetledikten sonra Erzurum’un kurtarıcı şehir olarak tanımlamamızın gerekçelerine kısaca bir bakalım.

Tarihin derinliklerinden gelen bir şehir olan Erzurum birçok önemli medeniyetin ve imparatorlukların önemli merkezlerinden biri olmuş ve bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olarak canlı bir ticari, askeri ve ilmi açıdan güç merkezi olmuştur. Stratejik konumu nedeniyle sürekli olarak istila tehdidi altında kalan Erzurum, özellikle Rus savaşları esnasında Türk tarihinin önemli bir döneminin simgesi haline gelmiştir. Bu şehir, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde yaşanan Ermeni hadiseleri ile iç ve Rus saldırıları ile dış tehditlere karşı Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde mücadele ettiği yer olma özelliğine sahiptir. Özellikle 93 harbi olarak bilinen 1877- 1877 Osmanlı – Rus savaşında Erzurum halkının tabyalarda sergilemiş olduğu başarılı direniş sonucu Ruslar Anadolu içlerine ilerleyememiş ve Anadolu’nun olası bir Rus istilasına uğramasına engel olmuş ve vermiş olduğumuz Kurtuluş Savaşı tarihini 141 yıl geriye atmıştır. 1. Dünya savaşı esnasında 1916 yılında Rus işgaline düşen Erzurum 1917 Bolşevik Devriminden sonra Ermeni işgali ve mezalimi sürecini yaşamıştır.

Erzurum tarih boyunca yaşadığı savaş, istila vb. felaketlerden dolayı kale şehir haline gelmiş ve milli bilincin Anadolu’nun diğer şehirlerine göre daha fazla gelişmesine neden olmuştur. Milli bilincin gelişmesi vatandaşlık şuurunun ve vatanseverlik duygusunun şehirde gelişmesine neden olmuştur. Buda özellikle şehirde kendiliğinden gelişen yerel yönetim ve idarenin güçlenmesine, şehrin kendi kendini yönetme ve koruma mekanizmasını geliştirmesine katkı sağlamış ,zorlu koşullara karşı toplumsal dayanışmayı artırıcı etkide bulunmuştur. İşgal ve mezalim döneminde istilacılara ve katliamcılara karşı Erzurum halkının sergilediği direniş ve kahramanlık ilk önce şehrin daha sonra ise cazibe merkezi olduğu bölgenin ve en sonunda ise bütün bir yurdun kurtarılması için önemli bir referans olmuştur. Tarih boyunca zorlu dönemlerde bu şehirde sergilenen cesaret ve fedakârlık, Türk milletinin karakterinin temel taşlarından biridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kandır” sözü bunu çok güzel ifade etmektedir.

Erzurum halkı, 16 Şubat 1916 tarihinde şehri korumakla görevli olan Osmanlı Ordusunun Rus saldırılarına karşı daha az zayiat vererek çekilmesi için siperlere gönüllü olarak gitmiş, Rus askerleriyle çarpışmıştır. Bu kahramanlıktan sonra işgal edilen Erzurum 12 Mart 1918 tarihinde Rus ordusuna karşı korumuş olduğu Osmanlı ordusunca kurtarılmıştır. Bu karanlık dönemde Erzurum halkı asla pasif kalmamış ve işgalcilere karşı dik bir durma sergilemiş ve vatanseverlik ruhu en üst düzeyde yaşatmışlardır. Erzurumlular birbirlerine dayanarak direnmiş ve tarihte çok az izine rastlanan kahramanlıklar sergileyerek birçok mahalleye Ermeni çetelerinin girmelerine engel olmuşlardır.

1919 yılında imzalanan Mondros mütarekesi ile aziz vatanın her karış toprağı işgal edilmeye başlanmıştır. Erzurum’un kalesi olan Kars başta olmak üzere doğuda Ermeni istilası sürmektedir. Musul ve Kerkük civarları İngilizler tarafınca işgal edilmiştir. Erzurum ile akrabalık bağı bulunan Maraş, Antep, Adana, Fransız ve Ermeni, Karadeniz illerimiz Pontus, Akdeniz bölgemiz İtalyanlar ve başta İzmir ile Bursa olmak üzere Ege ve Marmara civarları Yunan işgaline ve mezalimine maruz kalmıştır. Vilayeti Şarkiye olarak bilinen Erzurum, Sivas, Van, Elazığ, Bitlis ve Diyarbakır’ın ise kurulması planlanan Ermenistan devletine bırakılma planı binlerce yıllık Türk yurdunun tamamen bölünmesi demektir. Türk istiklalinin ve beraberliğinin tehlikeye girdiği bu dönemde Erzurum halkı işgalcilere karşı dik duruş sergilemiş ve vatanseverlik ruhunu en üst düzeyde yaşamışlardır. İzmir’e Yunanlıların girmesi Maraş ve çevresinin Fransız işgaline maruz kalması üzerine şehirde düzenlenen Mitingler, toplantılar ile milli birlik ve beraberlik ruhu körüklenmiş ve bu ruhu ve coşkuyu dalga dalga bütün bir yurda yayılmasında öncülük edecek adımları atmıştır.

Kazım Karabekir komutası altında olan ve o dönemde Anadolu’da tek düzenli askeri birliğimiz olan kolordunun varlığı Erzurum’da milli oluşumlar için hem büyük bir güç hem de milli ordunun çekirdeğinin Erzurum’da atılması yönünde önemli olmuştur.

Erzurum, toplumsal yapısından kaynaklanan ahlaki yapısı sömürgecilik ve emperyalizme karşı bir bilincin oluşmasını sağlamış olup bu bilinç yukarıda değindiğimiz gibi kendini yönetme becerisi ve milli şuur ile birleşerek Milli Mücadelenin kongreler sürecini başlatmıştır. İşgal hareketlerine karşılık direnişin fikri yapısı, bu direnişin meşruluğu ve bu meşruluğun hukuki gerekçesini ve Milli Mücadele yönteminin belirlenmesine vesile olan Erzurum Kongresi ile Erzurum Türk İstiklal savaşının temellerini atmıştır.

Erzurum Kongresi, Türk ulusal hareketinin ilk adımlarından biridir. Bu kongre ile Milli mücadele lider kadrosu halk ile ilk kez buluşmuştur. Erzurum Kongresinde alınan kararlar ile Türkiye’nin bağımsızlığı ve milli sınırlar içerisinde bir devlet kurma, ulusal birlik ve beraberlik, Milli mücadeleye tam destek ve işgallere karşı direnme iradesi ortaya konulmuş oldu. Osmanlı sınırlarında yaşayan Türklerin haklarının korunması, milli ordunun kurulması, İstanbul hükümetinin işgal güçleriyle işbirliği yapmaması, manda ve himayenin kabul edilmemesi ve vatanın başta altı vilayet olmak üzere bölünmez bir bütünlük teşkil ettiği ilk kez bu kongre ile bütün yurda ve dünyaya duyurulmuştur.

Erzurum Kongresi ile milli mücadelenin hukuki temelleri ve meşruluğu atılmış, milli iradenin üstünlüğü ifade edilmiş, Milli Mücadeleyi sürdürecek lider kadrosu şekillenerek Büyük Millet Meclisi hükümetinin temelleri atılmış, anayasa hazırlanmasına bir nevi ön hazırlık yapılmıştır. Böylece Türkiye Cumhuriyetinin beşiği Erzurum olmuştur.

Erzurum sadece hukuki ve meşruluk yönünden değil Milli mücadelenin sürdürülmesi için önemli olan askeri oluşumun temininde deönemli rol üstlenmiş milli ordunun temellerinin atılmasında da öncülük yapmıştır. Milli ordunun kurulması ve geliştirilmesi yönünde her türlü maddi, manevi ve insan desteğini vermiştir. Gerek Kuvayı Milliye gerekse düzenli ordu döneminde birçok Erzurumlu gönüllü katılmış ve kahramanlık göstermiştir.

Erzurum aynı zamanda önemli bir cephe merkezidir. Doğu cephesinde kazanılan zaferler ile yurdun işgal altında olan Kars, Ardahan, Iğdır Ermeni işgalinden ve mezaliminden kurtarılmış ve doğu sınırlarımız tespit edilmiştir. Bu zafer ile Milli Ordu hem büyük bir moral kazanmış hem de işgal altında kalan topraklarımızda yaşayan insanlarımız için umut olmuştur.

Özetlersek Erzurum işgal altında kalan ve kurtarılmayı bekleyen şehirlerin kurtarılma gerekçesi ve yönteminin belirlendiği ve bu kurtarılma sürecinde fikri, maddi ve manevi olarak her türlü mücadele içerisinde yer alan bir şehirdir. İstanbul, İzmir, Bursa, Kars, Maraş, Antep, Adana kurtarılmayı beklerken Erzurum bu şehirleri kurtaran şehirdir. Yani Erzurum İşgal altındaki toprakların özgürleştirme mücadelesinin kurtarıcı şehridir. Mustafa Kemalin önderliğinde sürdürülen bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinde Türk milletinin milli iradesine dayanan, birlik ve beraberliğini gösteren ve kurtarıcı olarak tanımladığımız sembol şehirdir.

Erzurum, Türk milletinin birlik ve beraberliğinin simgesel şehridir. Sayısız mücadele ve zaferin yaşandığı bu şehir, Türk milletinin özgürlük arayışında kale gibi durarak, bağımsızlık aşkımızın sembolü olmuştur.

Erzurum’un kurtarılmasına katkı sağladığı ve öncülük ettiği şehirler kadar ve hatta onlardan daha fazla Milli Mücadele şehridir.                                                                                                                                                                                    Araş.Yazar: Eyüp COŞKUN

Bir yanıt yazın