DADAŞ KELİMESİNİN ETİMOLOJİSİ VE DADAŞLIĞIN TARİHİ KÖKENİ

/ 8 Aralık 2017 / 1.093 / yorumsuz
DADAŞ KELİMESİNİN ETİMOLOJİSİ VE DADAŞLIĞIN TARİHİ KÖKENİ

DADAŞ KELİMESİNİN ETİMOLOJİSİ VE DADAŞLIĞIN TARİHİ KÖKENİ

İnsanlara verilen yerel adlandırmaların etimolojik kökenleri ve bu deyimlerin bu bölgelerde yerleşmesinin tarihi kökeninin araştırılması aslında halk bilim konusunun içerisine girmektedir. Yerel adlandırmalara örnek olarak Ege bölgesinde Efe, Ankara bölgesinde Seğmen, Elazığ bölgesinde Gakkoş ve Erzurum bölgesinde ise Dadaş adlandırmalarını gösterebiliriz. Söz konusu adlandırmaların anlamlarını Tük Dil kurumunun Büyük Sözlüğünde incelediğimizde şunları görürüz.

Efe: 1. Yiğit, özellikle Batı Anadolu köy yiğidi, zeybek. 2. Ağabey. 3. Kabadayı: 4. Kaptan 5. Baba 6. Dede 7. Büyük kayın birader.

Seğmen/Seymen: Genellikle atlı olarak savaşa katılan, kendi içlerinde hiyerarşik bir düzen bulunan yarı askerî güvenlik gücü.

Gakko(ş): Erkek kardeş

Dadaş: 1. Erkek kardeş, büyük kardeş, ağabey 2. Delikanlı, yiğit, mert, cesur, külhan beyi, kabadayı, Erzurum bölgesinin efesi 3. Yakın dostlar için kullanılan bir seslenme sözü, arkadaş, ahbap, hemşehri 4. Bebek, bir aylıktan iki yaşına kadar olan çocuk, ikiz, aynı yaşlarda olan çocuk, 5. Hala 6. Baba 7. Bar oynayan erkek 8 Adaş, aynı addan olan

Dadaş kelimesi kök olarak dada kelimesine dayanmaktadır. Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe sözlüğüne göre Dada: 1. Büyük kardeş, ağabey. 2. Bebek, bir aylıktan iki yaşına kadar olan çocuk 3. Hala. 4. Teyze. 5. Yaşlı kadınlara saygı hitabı 6. Delikanlılara yönelik hitap olarak kullanılır.

Erzurum’un bazı yörelerinde özellikle Tortum ve Uzundere çevrelerinde dadaş yerine daaş kullanıldığı da görülmektedir.

“Efe, seğmen, gakko ve dadaş”adlandırmalarının ortak kök anlamları ise şunlardır. 1 Erkeklik 2. Büyüklük.(Ağabeylik, dede, baba vb.) 3. Güçlülük, kuvvetlilik 4. Mertlik, yiğitlik, kabadayılık, erlik, kahramanlık 5. Kardeş olma, birlik ve beraberlik

Her dört deyiminde Oğuz Türkçesi içerisinde yer ettiği görülmektedir. Dolayısıyla bu kelimelerin Türkçe olduğundan şüphe yoktur. Biz bu makalemizde konumuz gereği dadaş kelimesi üzerine yoğunlaşarak kısaca aktarmaya çalışacağız.

En eski Türkçe belge niteliği taşıyan Gök Türk yazıtları incelendiği zaman“Kadhaş” kelimesine rastlanılmaktadır. Bu kelime zaman içerisinde kadaş daha sonra gardaş en sonunda ise kardeş‟  haline dönmüştür. Adem Aydemirin Fransa da yayınlanan TheJournal of AcademicSocialScienceStudiesPublication of AssociationEsprit isimli akademik dergide neşrettiği Türkçede Bazı Sıhrî Akrabalık Terimleri Üzerine isimli makalesinde   memleketimizin yiğitleri hakkında kullanılan “dadaş”“gakkoş‟ kelimelerinin Kadhaş – kadaş – kardeş kelimesine dayandığını söylemektedir.

Dadaş kelimesine ilişkin bir başka bakış açısı ise Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitisü Dergisi’nin 2010 yılında yayınlanan 43. Sayısında neşredilen Dr. Süleyman EFENDİOĞLU ve Dr. Adem İŞCAN tarafınca ortaklaşa hazırlanan Türkçe Ses Bilgisi Öğretiminde Ses Olaylarının Sınıflandırılması isimli makalede incelenen aşınma yaklaşımıdır. Makaleye göre Dadaş kelimesi iki ayrı anlam birimin yan yana gelmesi ve iki ünlünün karşılaşması durumunda iç seste gelen bir ünlünün düşmesi ile ortaya çıkmıştır. Makalede, konu “dalda eş” ile örneklenmiştir. “L” harfinin“düşmesi ve “e“ harfinin aşınması ile dalda eş, dadaş kelimesi haline dönmüştür. Buna benzeyen bir yaklaşımı ise Prof. Dr.Vecihe Hatipoğlu Ankara’da 1979 yılında yayınlanan Türkoloji dergisinde neşrettiği Türk Tarihinin başlangıcı isimli makalesinde sergilemiştir. Hatipoğlu’na göre Dadaş kelimesinin aslı “Dağdaş”’tır, (ğ) harfi düşmüş böylece “Dadaş” kelimesi ortaya çıkmıştır.

Dadaş kelimesinin kökenine ilişkin araştırmalar içerisinde fonetik yaklaşımlarda söz konusudur. Bu yaklaşımlara ilişkin en ilginç örnek Mahiye Morgül tarafınca hazırlanan Antik Karadeniz’de Fonetik Yolculuk isimli araştırma dosyasıdır. Araştırmasında ilk önce “Oğuz” sözcüğü incelenmiş ve daha sonra dadaş kelimesine ilişkin üç anlam çıkarmıştır

İlk anlam olarak soy ve büyüklüğü vurgulamak açısından şunları söylemektedir. “O-U sesleri fonetik olarak en kuvvetli çıkan sestir, ikisinin de “Oğuz” sözcüğü içerisinde bulunması tesadüf olamaz. “OS” takısındaki soy ve büyüklük kavramına Erzurum’un “dadaş” kelimesi örnektir; “di, did, didi, dido, dodo(dada)” fonetik sıralamasında dada’os, “en büyük olan” çıkmaktadır.”(SAYFA 13)

Antik isimlerin fonetik açılımı açısından konuya ilişkin olarak verdiği ikinci anlamda ise şu fikri ileri sürmüştür. “Theodosiopolis: Te-odo-si Opolis. Erzurum’un antik adıdır. Dadasi/Dağ-atasi-şehri; Atası dağlılar şehri; Dede’os/dadaş şehri.”(SAYFA 93)

Son olarak ise Erzurum ağzında en çok kullanılan Diyaloglardan yola çıkarak Dadaş kelimesine şu anlamı yüklemiştir.”Erzurum’da çok kullanılan “Di, ha’di, digonuş, ne id’digin anlat, di bağam (de, konuş, anlat), en çok duyulan di’yaloglardır. İD’li deyimleri vardır; “Ne idügi belli değil”; ne ittüğü, ne iş yaptığı belirsiz. Bu örneklerde, “yapmak, etmek” fiilinin kökü İD ve Dİ çıkar. Buradan, “Kişiyi tarif ederken, ona ad/tanı veren özelliği yaptığı iştir” kavramına da ulaşırız. “İd” fiili, İngilizce’de “edu”/idu-cation /eğitim olarak karşımıza çıkar. Erzurum’da Erzurumlu ile eşanlamda kullanılan DADAŞ sözcüğünü burada açabiliriz; DODO (en becerikli ve yiğit olan) anlamında durmak üzere, geçişli seslerle devam edelim: did, didi, dido, dodo/ dada, dada’os, dadaş Dadaş; “Oğuz kültürünü en iyi bilen, onu yaşatan” anlamına da gelir.”(SAYFA 109)”

Çetin Baydar yazmış olduğu Dadaş Risalesinde dadaş kelimesini Azerice üzerindeki Fârisi tesirleri hatırlatarak ve “Dâd” kelimesinin Azeri Türkçesinde yaygın bir kullanım alanı bulduğu gerçeğinden hareket ederek, Dadaş sözünün ilk hecesine ait bazı analizler yapmıştır. Baydar’a göre; Dâd, adalet, doğruluk, atıfet, ihsan demektir. Bu kelimenin yaygın anlamlarından ikincisi sızlanma, feryat, figandır. Farsçada Dadaş kelimesini hem fonetik hem de anlam olarak okşayan Dâd-bahş (hakkı yerine getiren), dâd-res (yardıma yetişen) kelimelerini örnek vererek Dadaş kelimesinin Farsçadan bozma bir Türk sözü olabileceğini düşünmüştür.

Dadaş kelimesinin Erzurum yöresi ile ilişkili olması açısından Dadaş kelimesinin köklerinin Erzurum ağızı içerisinde aranması daha ilmi ve doyurucu bilgilere ulaşmamızı sağlayacaktır. Bu konuda en doyurucu çalışmayı Prof. Dr. Efresiyap GEMALMAZ Türk Dil Kurumu yayınlarından çıkarmış olduğu Erzurum ili ağızları çalışmasıdır. Bu çalışmasında Gemalmaz, Erzurum ağzının Azeri Türkçesi ile olan ilişkisine vurgu yapmıştır. Azerice, Türk dil ailesinin Oğuz grubuna ait bir dildir ve aynı aileden olan Türkmence, Kaşkayca ve Türkiye Türkçesi (Irak Türkmenleri tarafından konuşulan şive dahil olmak üzere) ile karşılıklı anlaşıla bilinir. ( Suny, Ronald G.;Nichol, James; Slider, Darrell L. (1996). Armenia, Azerbaijan& Georgia. DIANE Publishing. s. 105)

Aydın paşayev – AlimeBeşirova tarafınca hazırlanan ve 2011 yılında Bakü’de yayınlanan Azerbaycan Şahıs Adları İzahlı Lügatçesin de içinde Dadaş kelimesinin kullanıldığı altı adet erkek ismi saymışlardır. Bu isimler ve izahları şunlardır.

Dadaş: Ata ve büyük kardeşe verilen ad

Dadaş Ağa : En büyük kardeş

Dadaşah/dadaşəli: Çok cömert, eli açık,

Dadaşbala: yiğit, kuvvetli, kahraman erkek çocuk

Dadaşcan: kardeş ruhlu, hörmetli adam

Dadaşxan: büyük gardaş, kuvvetli, güçlü han

HəsənBəy Hadi Türk sözcüklerini yakın anlamlı sözcüklerle açıklama gayretiyle hazırlamış olduğu çalışmasında Türk ağız ve lehçelerini taramış ve aynı anlama gelen kelimeleri bir sözlükte toplamıştır. Türk dili açısından kıymeti paha biçilmez eserini 2010 yılında yayınlamış ve ismini Arın Türkçe Etimoloji Sözlüğü olarak belirlemiştir. Sözlükte Dadaş kelimesine yakın anlamlı olarak gösterilen kelimelerin kısa bir özeti aşağıdaki tabloda verilmiştir.

DADAŞ KELİMESİNİN YAKIN ANLAMLI KELİMELERLE EŞLEŞTİRİLMESİ
DADAŞ KELİMESİNİN TEMEL ANLAMI DADAŞ KELİMESİNİN TEMEL ANLAMINA UYGUN YAKIN ANLAMLI TÜRK KELİMELER
Abi, Büyük kardeş Abu, Aqa, Ağa, Ağa Bəy,Çıxmaq,Açığlı Adam, Əkə. Əxi. Əxəvi. Əçi, Ağadadaş, Gakko
Kahraman, cesur, yiğit, delikanlı, mert Batır Batur. Bağtur. Bağadur, Bərk, Sərt,  Qəhrəman, Qaqraman. Qaqarman. Atılqan, Yiğit. İgid. Alp,  Dəliqanlı,  Qaltaq,Çaltaq,Əfə, Efe, Ürəkli. Quvvətli.
Güç, kuvvet, büyüklük Bəq, Bek, Biq, Pəhləvan, Dayı, Alp, Qotaq. Heybətli Basqın. Üstün. Ağır, Baylıq. Varlıq. Varlılıq. Alqurluq. Zorluluq. Güclülük
Sağlam, yapılı Qattır, Qaddır, Güclü. Bıçqın. Qadavuz. Ürəkli. Çapqın. Dayı, Qabadayı, Qoçu, Koçu,
Kardeş Qərtəş,Qərdəş,Gardaş

 

Görüldüğü gibi Dadaş kelimesi özbeöz Türkçe bir kelimedir. Dolayısıyla Erzurum ve çevresinde kullanılan Dadaş kelimesinin ve onun toplumsal yansıması olan dadaşlığın Türk tarihi ve kültürü içerisinde aranması gerekmektedir.

Erzurum’da Türk izleri her ne kadar Hunlara dayansa da dadaş kelimesi açısından çalışmamıza başlangıç olarak Selçuklu Devletinin Anadolu’ya yönelik akın ve fetih faaliyetleri alınacaktır. Oğuz boylarının devleti olarak bilinen Selçukluların bölgede ilk olarak belirmeleri XI. Yüzyılın başlarına rastlar.Selçukluların Erzurum ve çevresine yönelik ilk askeri hareketi 1048 yılında gerçekleştirilmiştir. Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey tarafından Erzurum ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Azerbaycan valisi İbrahim Yanal ve Gence valisi Kutalmış Beyler, Eleşkirt üzerinden Pasinler ovasına inmiş ve oradan Erzurum üzerine yürüyerek, Erzurum kalesini kuşatmışlardır.Erzurum kalesinin sağlamlığından dolayı Erzurum fethedilememiştir. Selçukluların Erzurum üzerine düzenledikleri ikinci büyük sefer, 1054 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey tarafından gerçekleştirilmiştir ancak Erzurum kalesinin surlarının sağlamlığından dolayı kuşatmadan vazgeçmiştir. 1071 yılında Alparslan tarafınca kazanılan Malazgirt meydan savaşı ile birlikte Erzurum ve çevresinin fethedilmesi görevi Alparslan’ın komutanlarından Ebul Kasım’ a verilmiştir. Saltuklu beyliği olarak bilinen devletin kurucusu olan Ebul Kasım Erzurum’un ilk Türk Emiri olmuştur. Saltuklu devletinin Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Süleyman Şah tarafınca yıkılması ile birlikte, 1201 yılında Anadolu Selçuklu Devleti sona ermiştir. Moğol akınları sonucunda 1242 yılında Erzurum’da Moğol dönemi başlamıştır. Moğol baskısı altında batıya doğru göçen Türk boyları için Erzurum bir geçiş güzergahı olmuştur. Kayılar dahil olmak üzere hemen hemen bütün Türk boyları Erzurum ve çevresinde konaklamıştır. Moğol İlhanlı hakimiyetinden sonra Erzurum’da oğuz hakimiyeti Karakoyunlu devleti ile yeniden sağlanmıştır.

Karakoyunlular Alevi Oğuzlar tarafınca kurulan ve başkenti Tebriz olan bir Türk devletidir. Karakoyunlu boyunun 24 oğuz boyundan hangisine mensup olduğuna dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Karakoyunlu devleti, birçok oymağın bir araya gelmesiyle meydana gelmiştir. Tebriz taraflarında süren Moğol hakimiyetine fiilen son vererek buralarda Türkmen nüfuzunu tesis etmek suretiyle bilhassa Azerbaycan’ın Türkleşme’sinde önemli rol oynayan Karakoyunlular’ı bir siyasi topluluk haline getiren boyların başında, asıl yurdu Erivan ile Arpaçay’ın Aras’a karıştığı yer arasındaki bölge olan Sa’dlı oymağı gelir. İkinci büyük boy ise adını .Hemedan’a yakın Bahar Kalesi’nden alan ve Hemedan yöresinde oturan Baharlı oymağıdır. Karakoyunlu kabilesi etrafında toplanan diğer Türkmen boylarını Erzurum ve Bayburt civarında bulunan Duharlı (Tokarlı). Gence ve Berdea taraflarında yaşayan Karamanlı. Maraş ve Malatya havalisindeki Ağaçeri. Doğubayazıt yöresindeki Ayınlı, Erdebil bölgesindeki Çekirli (Cakırlı. Cakiri) kabileleri oluşturmaktaydı. Caber- Urfa yöresinde yaşayan Döğer boyu ile Alpavut (Aipagut)ve Karaulusoymakları da Karakoyunluların siyasi faaliyetlerine katılmışlardır.(İslam Ansiklopedisi)

Karakoyunlu devleti ile tıpkı kendileri gibi Türkmen olan Akkoyunluların mücadelesi Erzurum’u tahrip etmiştir. Duruma ilişkin olarak ibni Batuta seyahatnamesinde iki Türkmen boyunun mücadelesinin Erzurum’u yaşanmaz bir hale getirdiğini söylemiştir. Bu mücadeleyi en sonunda Akkoyunlular kazanmış ilk önce Erzurum’u daha sonrada Tebriz’i ele geçirerek Karakoyunlu devletini ortadan kaldırmışlardır. Oğuzların Bayındır boyundan olan Akkoyunlu Türkmenleri, 13. yüzyıl sonlarında Horasan’ dan Azerbaycan’ a gelmiş bir aşiret olup, 14. yüzyılda Azerbaycan, Harput, Diyarbakır yöresini yurt edindiler ve devlet kurmadan önce de bölgede etkili oldular.

Akkoyunluların Karakoyunluları yendikten sonra Erzurum ve çevresi bu seferde bir başka Türkmen devleti olan Safevi ve Akkoyunlu mücadelesine sahne olmuştur. Safeviler Azerbaycan merkezlidir. Bu mücadeleden safevilerin galip çıkması ile birlikte bu sefer Erzurum ve çevresinde Osmanlı Safevi mücadelesi başlamıştır. Bu mücadele sonucunda Osmanlılar galip gelmiştir. Bu mücadele sürecinde tamamen tahrip olan ve halkının büyük kısmını kaybeden Erzurum’a Kanuni Sultan Süleyman Azerbaycan tarafında Safevilerin tehdidi altında kalan Sünni Akkoyunlu Türkmenleri getirterek yerleştirmiş ve Erzurum’un ikinci banisi olmuştur.

Erzurum özellikle Kafkasya üzerinden gelen İpek yolu, Baharat yolu ve Kürk yolundan dolayı sürekli olarak Kafkaslar ve özelliklede Azerbaycan bölgesinden gelen kültürel etkileşim içinde kalmıştır. Rusların güçlenmesi, zaman içerisinde Kırımı almaları ve Kafkaslar üzerinden batıya doğru ilerlemesi sonucunda tıpkı Moğol ilerleyişinden Anadolu’ya yönelik Oğuz göçü gibi yeni bir göç dalgasının Anadolu’ya başlamasına sebep olmuştur. Bu seferki göç dalgasına Kırım, Azeri, Kara papak, Terekeme Türkleri dahil olmuşlardır. Bu göç dalgasının iki ana geçiş güzergâhı Karadeniz ve Erzurum olmuştur.

Dikkat ederseniz Erzurum üzerinde yaşanan siyasi, ekonomik ve kültürel etkileşimin tamamı Azerbaycan merkezli oğuz boylarına dayanmaktadır. Bu mücadelenin Anadolu coğrafyasında batı sınırını Erzurum teşkil etmiştir. Bu mücadelenin tarafları Erzurum’dan daha öteye geçip Anadolu coğrafyasına yayılamamışlardır. Belki de Dadaş adlandırması bundan dolayı Erzurum’da yoğunlaşmış ve Anadolu’nun içlerine doğru yayılamamıştır. Bundan dolayı olsa gerek ki Dadaş kelimesi Erzurum’da yer etmiş ve insan adlandırması olarak kullanılmıştır.