ERZURUM SEVDASI DERGİSİ

Araştırma Dergisi

Çocuklar İmtihanımız

BAŞLARIN AYAK AYAKLARIN BAŞ OLDUĞU ZAMANDA YAŞIYORUZ

Başların Ayak, Ayakların Baş Olduğu Bir Zamanda Yaşıyoruz! ❗️

Ne acıdır ki bazı ebeveynler, evlatları küçükken söz geçiremedikleri, yanlışlarından vazgeçiremedikleri için yıllar sonra tarifsiz bir acziyetin içine düşüyorlar. Bir zamanlar engel olmaya çalıştıkları yanlışları, evlatlarını tamamen kaybetme korkusuyla kabullenmek zorunda kalıyorlar.

Aslında razı oldukları için değil; çaresizlikten… “Bükemedikleri eli öpmek” misali, gönülleri kan ağlarken yanlışa sessiz kalıyor, hatta zaman zaman destek verir gibi görünmek zorunda hissediyorlar kendilerini. Çünkü onlara göre evladını bütünüyle kaybetmenin acısı, yanlışına ortak olmanın vicdan azabıyla yarışıyor.

Fakat insanın zihnini kurcalayan başka bir soru daha var:

Yoksa mesele gerçekten sadece evladı kaybetme korkusu mudur?

Yoksa anne ve babalar, yıllarca “yanlış” dedikleri yoldan evlatlarının servet, makam ve itibar kazandığını görünce; bir süre sonra yanlışı değil, kendi doğrularını sorgulamaya mı başlıyorlar?

Çünkü toplum çoğu zaman haklı olana değil, güçlü olana değer veriyor. Parası olanın sözü dinleniyor, itibarı büyüyor. Anne ve baba ise bir ömür emek verip ulaşamadıkları makama, evlatlarının yanlış bildikleri yollarla ulaştığını görünce derin bir imtihanla karşı karşıya kalıyor.

Acaba evladını kaybetme korkusu mu onları susturuyor; yoksa yanlışın kazandırdığı servet ve itibar mı yıllarca savundukları doğruların sesini bastırıyor?

Belki de asıl imtihan, başların ayak, ayakların baş olduğu bir zamanda yaşamamızdan kaynaklanıyordur.

Öyle bir devirdeyiz ki; hakikatin değil, servetin alkışlandığı… Faziletin değil, menfaatin değer gördüğü bir çağın içindeyiz. İnsanlar, doğru olduğu için değil, güçlü olduğu için itibar görüyorlar. Yanlış, kazandırdığı sürece toplumumuzda yanlış olmaktan çıkarılıyor.

Bu sefer de çocuklarıyla baş etmek için ebeveynler bakış açılarını değiştirmek durumunda kalıyorlar.

Böyle zamanlarda nice anne ve baba da evladının yanlışını değil, yanlışın kazandırdığı itibarı görmeye başlıyor.

İşte asıl tehlike de burada başlıyor!

İnsan, hakikati kaybettiği için değil; menfaati hakikatin önüne koyduğu için yanılıyor. O andan sonra yanlış değişmiyor; yanlışa bakan göz değişiyor.

Belki de bazıları gerçekten çaresizlikten susuyor. Belki de bazıları, evladını kaybetmemek için gönlü razı olmadığı hâlde katlanıyor. Fakat bazıları da, yanlışın kazandırdığı güç ve itibarı görünce, dün karşı çıktığı şeye bugün sessiz kalmayı tercih ediyor. Dışarıdan bakıldığında ikisi de aynı sessizlik gibi görünse de, birinin temelinde acziyet, diğerinin temelinde ise menfaatin hakikate galip gelmesi vardır.

Aslında bu ağır imtihan yeni değildir. Rabbimiz, asırlar önce bizleri bu konuda uyarmıştır:

“Mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir imtihandır; büyük mükâfat ise Allah’ın katındadır.” (Teğâbün Sûresi, 15)

Demek ki bazen insanı imtihan eden şey, evladının yokluğu değil; varlığıdır. Bazen fakirlik değil; zenginliktir. Bazen düşman değil; en çok sevdiği, uğruna her şeyini feda edebileceği evladıdır.

İşte asıl imtihan da burada başlıyor: Evladını severken Allah’ın ölçülerini kaybetmemek… Şefkati, hakikatin önüne geçirmemek… Menfaati, doğruya tercih etmemek… Çünkü sevgi de, servet de, evlat da emanet; hakikat ise Allah’ın değişmeyen ölçüsüdür.

Rabbim bizleri, hakikati menfaate kurban edenlerden eylemesin. Hiçbir anne ve babayı evladıyla böyle ağır bir imtihanla karşı karşıya bırakmasın. Hiç kimseyi, evladını kaybetme korkusuyla ya da menfaatin cazibesine kapılarak yanlışı doğru göstermeye mecbur bırakmasın.

Rabbimiz! Bizlere hakkı hak bilip ona tabi olmayı, batılı batıl bilip ondan uzak durmayı nasip eyle. Evlatlarımızı göz aydınlığı, hidayet vesilesi ve salih kullarından eyle. Kalplerimizi hakikatten ayırma; sevgimizi, merhametimizi ve şefkatimizi Senin rızanın önüne geçirme. Bizleri, mallarımızla ve evlatlarımızla olan imtihanımızı Senin razı olacağın şekilde verebilen kullarından eyle.

Âmin.

#FatmaAfifeGürsoy#Çocuklar-İmtihanımız

About The Author