ERZURUM SEVDASI DERGİSİ

Araştırma Dergisi

Kur’an Tercümeleri Neden Farklı?

KUR'AN TERCÜMELERİ

Kur’an Tercümeleri Neden Farklı?

Türkçedeki “var” kelimesini, on iki çocuklu bir anneye benzetebiliriz.

Anne bütün çocuklarını tanır. Hangisinin güçlü, hangisinin hassas olduğunu; hangisinin neye yeteneği bulunduğunu, hangisinin nerede desteğe ihtiyaç duyduğunu bilir. Fakat tek başına on iki çocuğun her biriyle ayrı ayrı ve gerektiği kadar ilgilenmeye çalıştığında gücü bölünür. Her çocuğa ulaşır ama her birinin ihtiyacını aynı derinlikte karşılayamayabilir.

Türkçedeki “var” kelimesi de bazen buna benzer bir yük taşır.

Arapçada هُنَاكَ، يُوجَدُ، عِنْدِي، لَدَيَّ، مَعِي، مَوْجُودٌ، مُتَوَفِّرٌ، مُتَاحٌ gibi farklı kelime ve yapılar; varlık, bulunma, sahiplik, beraberinde bulundurma, mevcudiyet ve erişilebilirlik gibi birbirine yakın fakat aynı olmayan anlamları ifade eder.

Bunların birçoğunu Türkçeye çevirdiğimizde ise karşımıza aynı anne çıkar:

“Var.”

“Var” hepsini karşılamaya çalışır. Ana anlamı taşır; fakat bazen Arapça kelimenin kendine özgü karakterini, diğer kelimelerden ayrıldığı noktayı ve taşıdığı ince anlamı tek başına gösteremez.

İşte Kur’an tercümelerinde karşılaşılan farklılıkların sebeplerinden birini de burada aramak gerekir.

Kur’an Arapçasındaki bir kelimenin anlam alanıyla Türkçedeki bir kelimenin anlam alanı her zaman birebir örtüşmez. Kaynak dilde tek bir kelime; bağlama, köküne, kalıbına, edatına ve cümledeki konumuna göre birden fazla anlam çağrışımı taşıyabilir. Hedef dilde ise bütün bu özellikleri aynı anda taşıyan eşdeğer bir kelime bulunmayabilir.

Bu durumda mütercim bir tercih yapmak zorunda kalır. Bir anlamı öne çıkarırken başka bir nüans geri planda kalabilir. Bu nedenle iki tercümenin farklı kelimeler kullanması, mutlaka birinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Bazen her ikisi de Arapça kelimenin farklı fakat mümkün anlam yönlerinden birini yansıtıyor olabilir.

Fakat ikinci bir problem daha vardır: Mütercimin hem kaynak dile hem de hedef dile hâkimiyeti.

Bir insan Arapça kelimenin inceliklerini yeterince bilmiyorsa gördüğü farklı kelimeleri kendi zihnindeki birkaç tanıdık karşılığa indirger. Bunun tersi de mümkündür: Arapçayı anlar fakat Türkçenin kelime hazinesine, deyimlerine ve ifade imkânlarına yeterince hâkim değilse, Arapçadaki nüansı Türkçeye taşıyacak doğru ifadeyi bulamaz. Böylece dönüp dolaşıp bildiği birkaç kelimeyi kullanır.

Sonuçta tercüme tamamen yanlış görünmeyebilir; fakat asıl metnin renkleri azalır.

Üçüncü mesele, tercümanın ön kabulleri ve yorumudur. Hiçbir tercüman kelimeleri boşlukta seçmez. Mezhebî, kelâmî, felsefî, modernist, geleneksel veya başka bir yorum çerçevesi, özellikle birden fazla anlam ihtimali bulunan yerlerde hangi Türkçe karşılığın tercih edildiğini etkileyebilir. Bunun kasıtlı bir tahrif olup olmadığı ise yalnızca tercümelerin farklı olmasına bakılarak söylenemez; Arapça metin, gramer, bağlam ve tercümanın sistematik tercihleri üzerinden gösterilmesi gerekir.

Elbette kasıtlı olarak yönlendirici tercüme yapmak da teorik olarak mümkündür. Bir kelimenin mümkün anlamlarından bağlama uymayanını özellikle seçmek, anlamı daraltmak veya genişletmek, okuyucuda aslında metnin zorunlu kılmadığı bir kanaat oluşturabilir. Fakat böyle ciddi bir iddia kişiye niyet okumakla değil, metinsel delille ortaya konmalıdır.

Bir başka tehlike de tercümenin tercümeden yapılmasıdır. Mütercim doğrudan Arapça metnin kelimesini, kökünü, nahvini, belâgatını ve bağlamını araştırmak yerine daha önce yapılmış bir meali esas alıp onun kelimelerini biraz değiştirirse, önceki tercümanın tercihlerini de farkında olmadan miras alabilir. Sırf farklı görünmek için yakın anlamlı bir Türkçe kelime seçildiğinde ise bazen cümlenin bağlamı ve ince anlam dengesi değişebilir.

Bu nedenle Kur’an tercümesi söz konusu olduğunda “Bu ayetin Türkçesi nedir?” sorusu her zaman yeterli değildir.

Daha derin sorular şunlardır:

Arapça aslında hangi kelimeyi kullanıyor?
Bu kelimenin kökü nedir?
Hangi kalıptadır?
Cümledeki gramer görevi nedir?
Hangi edatla kullanılmıştır?
Kur’an’ın başka yerlerinde aynı kelime nasıl kullanılmıştır?
Bu bağlamda hangi anlam ihtimalleri vardır?
Mütercim neden özellikle bu Türkçe kelimeyi seçmiştir?
Ve en önemlisi: Türkçeye geçerken Arapça aslın hangi nüansı kaybolmuştur?

İşte bu yüzden meal çok kıymetli bir anlama aracıdır, fakat Arapça aslın bütün anlam katmanlarının birebir yerine geçen kusursuz bir kopyası olarak görülmemelidir.

Bir dili yalnızca tercümesinden tanımak, on iki çocuklu bir aileyi yalnızca annesine bakarak tanımaya benzer.

Anneyi tanırsın; fakat çocukların her birinin karakterini henüz tanımış olmazsın.

Kur’an’ın Arapçasına yaklaşmak ise o çocukların her biriyle ayrı ayrı tanışmaya benzer: kelimeyi, kökünü, kalıbını, cümledeki yerini, bağlamını ve diğer kelimelerle arasındaki ince mesafeyi görmeye başlarsın.
Tercüme bize kapıyı gösterebilir; fakat odanın içindeki bütün ayrıntıları görebilmek için bazen aslî dilin içine girmek gerekir. Çünkü kelimeden manaya, manadan tercümeye geçerken asıl mesele yalnızca kelimelerin karşılığını bulmak değil; onların taşıdığı incelikleri, nüansları ve anlam katmanlarını kavrayarak tercümeye yansıtabilmektir.

#FatmaAfifeGürsoy#Tercümelerde-farklılıklar

About The Author